Girişimcilik

Öne Çıkan İnovatif Girişimler

Yakın Geleceğe Hazırlanan İnovatif Girişimler

Küresel çapta etkisinin her geçen gün daha öok hissettiren koronavirüs salgını, tüm dünya ekonomilerini adeta felç etti. Ticarette geleneksel yöntemleri kullanan sektörler büyük bir tedarik ve arz krizi yaşıyor. Tekstilden makineye, inşaattan turizme tüm ekonomiyi besleyen ana sektörler ya üretime ara veriyor ya da ciddi miktarlarda üretim kısıntısına gidiyor. Bu süreçte önüne altyapısını sağlamlaştırmış, AR:GE’ye yatırım yapmış olan bazı kritik sektörler ise giderek öne çıkıyor. Özellikle sağlık ve yazılım alanında inovatif çözümler geliştiren girişimler, giderek daha fazla dikkat çekiyor.

Köklü değişim geliyor

Uzmanlara göre koronavirüs salgım ile iş dünyasında yaşanacak köklü değişimlerin habercisi olan bu girişimlerin sayısı, Türkiye’de de her geçen gün artıyor. Öne çıkan inovatif girişimleri mercek altına aldık. Bu girişimler içerisinde, Covid-19 tanı kiti üreten sağlık girişimcisinden görüntü analizi ile kalite kontrol yapabilen yazılım üreten şirkete, atık gıda ürünlerinden aldığı hammaddelerle Türkiye’de ilk kez yaprak jelatin üreten şirketten, depolama yapılan her sektöre özel robot üreten girişime kadar pek çok alanda yeni dönemin habercisi olan firmalar bulunuyor.

1- COVİD-19 tanı kiti üretti

Son haftalarda kamuoyunda beki de en çok merak edilen konu, Covid-19 hastalığının bulaştığı kişileri tespit etmeye yarayan tanı kitlerinin sayısı oldu. Sağlık Bakanlığı bu konuda hem ithalat hem de yerli üretim yoluyla ihtiyacı gidermeye çalışıyor. 2011 yılı Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda “Türkiye’nin Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimcisi” ödülünü kazanan Pınar Akalın, da Türkiye’de bu alana yoğunlaşan birkaç isimden biri. 2009 yılında kurduğu Sen-tromer DNA Teknolojileri şirketi ile sentetik DNA üretimi yapan Akalın, son dönemde Covid-19 tanı kiti üretmeye başladı. Öncelikle testin kritik bileşenlerinden olan primer ve prob adı verilen 2019-nCoV koronavirus türünün genomuna özgü DNA bölgelerini sentezlediklerini anlatan Akalın, “Bunu özellikle kit haline getirmek isteyenler için erken bir hizmet olarak Linkedn üzerinden ve çalıştığımız firmalara duyurduk. Daha sonra test sıkıntısı olduğunu duyunca zaten kit üretimimiz olduğundan COVID-19 için de gerekli çalışmaları yapıp test kitini satışa sunduk” diyor. Hem ülkenin ihtiyacı hem de dünyadaki talebi değerlendirdiklerini anlatan Akalın, “Son 2 haftada Ispanya, Fransa, Portekiz, Amerika, Kanada ve Afrika’dan talepler geldi” diye konuşuyor. Şirket, hassas ve hızlı tanıya yönelik çalışmaları kapsamında geliştirdiği bir biyosensörü de ticari ürün olarak lanse etmeyi planlıyor.



2- Depolama için robot üretti

Salgın döneminde depolama ve lojistik faaliyetlerinin önemi de giderek artıyor. 2012 yılında kurulan Robotaş Robotik Depolama Sistemleri, her sektörde lojistik ve depolama faaliyetlerinde kullanılan robot sistemleri üreten yerli bir firma olarak hizmet veriyor. Şirketin ortağı ve Genel Müdürü Serhat Saka, genel anlamda otomatik çalışan forkliftler ve otomatik çalışan transpaletler ürettiklerini söylüyor. Saka, “Gerek 1,5 tonluk ürünler veya paletler olsun, gerekse 10 gramlık ilaç kutuları, bunları otomatik olarak insan olmadan yazılımda belirlennıiş kriterlere göre almamız gereken yerlerden alıp taşımamız gereken yerlere taşıyor ve istifliyoruz” diyor. Lojistik depoları, üretim fabrikaları, e-ticaret yapan firmalar ve nakliye firmalarının Robo-taş’ın hedef pazarları olduğunu kaydeden Serhat Kaya, bunu yanı sıra ilaç firmaları, gıda sektörü, tekstil sektörü ve demir çelik sektörlerine de hizmet verdiklerini anlatıyor. Bugüne kadar yurtiçi odaklı bir üretim stratejileri gerçekleştirdiklerini ifade eden Saka, yeni dönemde yurtdışına da açılmayı planladıklarını dile getiriyor. Saka, “içinde Türkiye’nin de bulunduğu günümüz ekonomik durum ve sağlık konuları dikkate alındığında 2021 yılı başlarından itibaren Robotaş RWMS markasını dünyanın çoğu ülkesinde çalışır durumda göreceğimize inanıyoruz” diye konuşuyor.

3- Dünyanın ilk helal yaprak jelatini

Türkiye’de helal sığır jelatini üretebilmek amacıyla yola çıkan şirket, başta kolajen ve jelatin olmak üzere proteinin farklı alanlarında üretim ve AR-GE faaliyetleri yürütüyor. Başta gıda sektörünün yan ürünleri gibi görünen hatta atık olarak nitelendirilen hammaddelerin aslında çok kıymetli hammaddeler olduğunu dile getiren BB Tarım Kurucu Ortak Serhat Uğur Baştürk, “Bunlardan yüksek katma değerli ürünler üretebileceğimizi fark ettik. Bu amaçla Türkiye’nin çok kıymetli şirketleri ile ortak çalışmalarda bulunduk ve danışmanlık desteği verdik” diyor. Başta gıda, ilaç ve kozmetik olmak üzere, bitki beslemeden metalürji sektörüne kadar çok geniş alanda faaliyet gösterdiklerini anlatan Baştürk, “Jelyap markamız ile Dünya’da sadece birkaç üreticisi olan yaprak jelatinin ilk ve tek yerli üreticisi olmayı başardık” diye konuşuyor. Dünyada ilk ve tek Koşer ve Helal Yaprak Jelatin üreticisi haline geldiklerini kaydeden Baştürk, “2019’da ciromuz 5 milyon TL üzerinde gerçekleşti. Önümüzdeki 5 yılda yapacağımız yatırımlarla 70 milyon dolarlık bir yıllık ciro hedefimiz var” şeklinde konuşuyor. Yeni tip korona-virüse yönelik çok ciddi bir çalışma başlattıklarını da vurgulayan Baştürk, önümüzdeki 3 ay içerisinde hücre testlerini tamamlamayı hedeflediklerini belirtiyor.




4- Test sonucunu aplikasyonda

Salgın tehlikesi ile birlikte gıda ürünleri ve ambalajlarının kalitesine yönelik tüketici hassasiyeti de artmış durumda. Görüntü analizi ile kalite kontrol sanayiye yönelik hizmet veren Eravis Görüntü İşleme Sistemleri, çoğunlukla kalite kontrolün çok önemli olduğu otomotiv ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Teknolojinin gün geçtikçe ilerlemesi ve ucuzlaması ile, termal kameralarla kalite kontrol gibi insan gözünün göremeyeceği boyutta da görüntü analizi yazılımlarının artık gerçekleştirilebildiğini ifade eden şirketin kurucu ortağı Çağkan Ekici, “Termal görüntü analizi ile gıda paketlerinin kapanma kontrolü halihazırda en çok sunduğumuz çözümlerden biri” diyor. Şu an koronavirüs ile ilgili olarak, x-ray ve bilgisayarlı tomografi resimlerinin derin öğrenme ile görüntü analizi konusunda bir proje geliştirdikleri bilgisini veren Ekici, “Proje kapsamında geliştirmekte olduğumuz yazılım, x-ray ve bilgisayarlı tomografi resimlerinin buluta aktarılması ve bulutta derin öğrenme yazılımı ile analiz edilmesi sonrasında yetkili kişilere koronavirus test sonucunun web aplikasyon aracılığıyla bildirilmesini gerçekleştirecek” diye konuşuyor. Bu sayede testlerin yapım aşamasında da risk altında olan sağlık çalışanlarından bağımsız, anlık ve yüksek doğruluk payına sahip bir test sistemi geliştirilmiş olacağını kaydeden Ekici, “Yazılımın şu an son aşamasına geldik, kısa bir süre içerisinde yazılımın hastanelerde kullanılması ile ilgili gerekli mercilerle görüşmelere başlayacağız” eliyor.

5- Fiziksel teması azaltıyor

Web ve mobil platformlarda kullanılabilen 2 farklı proje ile teknoloji ekosistemi ürünleri sunan Eight Bilgi Teknolojileri Danışmanlık A.Ş., Reteam ürünü ile kurumların dijital dönüşüm süreçlerini hızlandıran bir bulut uygulamayı kullanıma sundu. Diğer ikinci ürünü SthSense ile nesnelerin iinterneti yada loT olarak bilinen dijital dönüşüm sürecine de katkı sağladıklarını ifade eden şirketin yönetici ortağı Nüzhet Emir çubukçu, “Geliştirmiş olduğumuz uygulamalar ile web ve mobil uygulamalar, veri depolama, işleme, analiz etme, raporlamanın yanında, özellikle loT projelerimizde ihtiyaç duyduğumuz yapay zeka teknolojilerine alt yapı sağlayacak durumdayız” diyor. Önümüzdeki 5 yılda ürünlerinin pazardaki bilinilirli-ğini artırmayı hedeflediklerini dile getiren Çubukçu, “Gelişen ve değişen dünyaya ayak uydurmak için mobil uygulamalara daha çok yöneleceğiz ve yapay zeka ile ürünlerimizi kuvvetlendirmeyi hedefliyoruz” diye konuşuyor, şirket geliştirdiği 2 ürünü ile koronavirüs ile mücadeleye de destek sunmayı hedefliyor. 8thSense ile insanların yapmış olduğu işleri robotik çevresel sensörlere delege ettiklerini, böylelikle o süreçlerden hem insanları uzaklaştırdıklarını hem de otomatik kontrol yapabilen bir sistem sunduklarını kaydeden Çubukçu, şunları söylüyor: “Diğer bir projemiz ise hem çalışanların uzaktan işlerini yapabilmelerini, takip edebilmelerini sağlarken, hem de birbirleri ile fiziksel teması azaltan bir proje olarak hizmet veriyor.”

6- E-ticaret uygulaması

Koronavirüs ile birlikte tüm dünyada insanların evlere çekilmesi, e-ticarete olan ilgiyi de doruğa çıkardı. 2012 yılında, o dönemde henüz trend olmaya başlayan e-ticaret mobil uygulamalar alanındaki boşluğu görerek, mobil uygulama geliştirme firması App-cent’i kuran ve halen şirketin CEO’luğunu yürüten Ozan Uysal, “Özellikle perakende ve m-ticaret dediğimiz, mobil üzerinden e-ticaret uygulamalarında çok tecrübeliyiz, bu konuda Beymen, Boyner, Mavi, Metro gibi sektör liderlerinin çözüm ortağı olduk” diyor. İlk global projelerini Kuveyt Costa Coffee için 2019 yılında gerçekleştirdiklerini ifade eden Uysal, “Halen Kuveyt’te yeni projeler için çalışıyoruz, ağırlıklı olarak MENA bölgesine odaklanıyoruz. Dubai’de Mashreq Bank, Bahreyn’de Bank ABC ile yaptığımız projelerimiz de mevcut” diye konuşuyor. Şirketin 2019’da bir önceki yıla göre yüzde 220’lik bir büyüme yakaladığını kaydeden Uysal, “Hedefimizde global projelerimizi artırmak ve Appcent’i Türkiye’den çıkan en büyük teknoloji girişimlerinden biri haline getirmek var” diyor. Uysal, koronavirüse karşı ise dünyaca ünlü bir market zinciri ile sosyal sorumluluk üzer,ne bir proje geliştirme aşamasına olduklarını bilgisini veriyor.

7- Evden çalışan için yazılım

Binlerce şirketin ‘evden çalışma’ uygulamasına geçtiği bu dönemde, şirketlerin yönetim sistemini sürdürebilmesi ve iş kayıtlarının korunması için sağlam bir dijital altyapıya sahip olması gerekiyor. “Dokümanlar” ve “Kayıtlar” adındaki uygulamaları ile şirketlerin tüm kağıt üstündeki fiziki kayıtlarını dijitale taşıyan MFLOW şirketinin kurucu ortağı İlkin Kılıç, “Geliştirdiğimiz yazılım, fiziksel olarak yürütülen, kağıt üzerinde yapılan ve saklanan tüm çalışmaları dijital ortalama taşıdığı için, şirketlerin evden çalışma koşullarına destek sağlıyor” diye konuşuyor. Kılıç, “Dokümanlar” ile herhangi bir yönetim sistemi uygulayan ya da uygulamak isteyen işletmelerin, sistemi tüm ekibe anlatabileceği dokümanları dijital olarak oluşturmasına ve sürdürülebilirliği sağlamasına olanak sağladıklarını söylüyor. “Kayıtlar” ile ise, yönetim sistemini kuran ve uygulamaya başlayan işletmelerin, sistemlerinin aksamaması için tutması gereken kayıtları dijital hale getirdiklerini ifade eden Kılıç, Böylelikle, izlenebilirliğin yasal zorunluluk olduğu işletmeler için, izlenebilirliği dijitalde oluşturabilmelerini sağlıyoruz” diyor. Mflovv’un yönetim sistemlerini uygulayan ya da uygulamaya çalışan tüm firmalar tarafından kullanılabileceğini kaydeden Kılıç, şöyle konuşuyor: “2019 yılının son çeyreğinde kurulmuş yeni bir şirketiz. Önümüzdeki beş yılın sonunda, kullanıcı sayısı en az 200 bin olan, aylık cirosu iki milyonun üzerinde bir şirket olmayı ve beşinci yıl içinde hizmet ihracatına başlamış olmayı hedefliyoruz.”



Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu