Girişimcilik

Para için yapılan girişim tutmaz

‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışmasında finale kalan 21 kadın girişimciden biri olan Pınar Polat Güven, yarattığı ‘Pinoa’ markası ile memleketi Şanlıurfa’da kinoa üretimine başladı. Bölgedeki kadın emeğini açığa çıkarmayı ve kız çocuklarına örnek olmayı hedeflediğini anlatan Güven, “Bir girişim yapalım, maddi getirisi olsun diyerek, farklılık yaratılacağına inanmıyorum. İnanmadığınız, heyecanlanmadığınız ve mutlu olmadığınız bir işte süreklilik, verimlilik olamaz” diyor.



Ekonomist Dergisi’nin Garanti Bankası ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) iş birliğiyle 2018 yılında 12. kez gerçekleştirdiği Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışmasfnda finale kalan 21 kadın girişimciden biri olan Pınar Polat Güven, yarattığı “Pinoa” markasıyla Şanlıurfa’da kinoa üretimi yapıyor. Mercimek ve nohut üretimine de başlayan Güven, ihracat için de iki Avrupa ülkesi ile görüşme halinde. Pınar Polat Güven’e sorularımız ve aldığımız yanıtlar şöyle:

Kendinizi tanıtır mısınız? Tahsiliniz ve iş deneyimleriniz?

Ankara’da doğup büyüdüm, İstanbul’da yaşıyorum. Hukuk fakültesi mezunuyum. Avukatlık yaptığım sırada özel hukuk alanında yüksek lisansımı yaptım. Hem fakülte döneminde, hem de sonrasında Almanya/Düssel-dorf’ta özel hukuk bürolarında çalışmalarım oldu. Çalışma hayatımda 2015’teki annelik yolculuğum ile bir yol ayrımına girdim. Bir süre çocuğumla bizzat ilgilenmek istediğim için mesleğime ara verdim. Ve o arada da, uzun süredir hayalini kurduğum bir değişimin tohumlarını atarak yeni bir sektöre giriş yaptım.

Pinoa markası nasıl ortaya çıktı?

Avukatlık stajına başladığımda çalıştığım ilk dava dosyası pul biberde bulunan aflatoksin maddesi ile ilgiliydi. Dosyaya çalıştıkça gıda sektöründeki sağlığa zararlı bir takım içerik ve katkılar ile ilgili sarsıcı bilgilere ulaştım. Daha önce hiç farkında olmadığım bazı konuların, günlük hayatımızın ne kadar parçası olduğunu öğrenince sağlıklı beslenme ile ilgili ilk aydınlanmamı bu dosyaya çalıştıktan sonra yaşadım. Fakat bunların hepsi yalnızca kendime ve aileme faydası olan uygulamalarla sınırlı kaldığında, değiştirebileceğim şeyler için bir adım atma ihtiyacı hissettim. Babam Şanlıurfa’lı ve orada aile arazilerimiz var. Çiftçimize alternatif ve en az pamuk kadar kazancı olan bir bitki kazandırma niyetim vardı. Ayrıca yetiştirilirken az su isteyen bir bitkinin, Şanlıurfa’ya bu tabloda çok uygun bir alternatif bitki adayı olduğuna da inanıyordum. Fakat bu bitkinin hem ülke ekonomisi hem de sağlıklı beslenmedeki yeri açısından da avantajları olmasını istiyordum. Aynı dönemde, oğlum 5.5 aylıkken başlayan yoğun bir alerjisi vardı ve o dönemde glüteni de hayatımızdan elerken besleyici değeri yüksek gıda arayışımızda güçlü bir içeriğe sahip olan kinoa ile tanıştık. Böylelikle topraklarımızda kinoa ekimi yapmaya karar verdim, ilk denememiz sonunda çok güzel bir sonuç aldık. Bölge halkı kinoa kelimesini telaffuz edemiyordu ilk zamanlarda, Pınar’ın ektiği şey diyorlardı. Daha sonra kinoa kelimesini öğrenince Pınar’ın kinoası demeye başladılar ve oradan Pinoa kelimesi ortaya çıktı.

Ürün portföyünüzde hangi ürünler var? Yeni dönemde farklı gıda ürünleri üretimi de yapmayı düşünüyor musunuz?

Pinoa yolculuğuna kinoa ile çıktık, fakat o sırada anavatanı olduğumuz mercimek ve nohutun da üretim seviyelerinin bölgede hızla düştüğü gerçeğiyle karşılaştık, ithal bir gıdayı yerlileştirirken, tohumlan bizden çıkan ürünlerin geleceği için de bir şeyler yapmak istedik ve endemik türde bir mercimek ile nohutu da ürün yelpazemize kattık. Yine aynı süreçte daha çok Rusya, Moğolistan ve Çin’den ithal edilen karabuğdayın da ülkemizde üretimini yaygınlaştırma çalışmalarına başladık. Tohumların uyumlu olduğu coğrafyada yetiştirilmesine özen gösteriyoruz, örneğin karabuğday Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne çok uygun bir bitki değil. Onun için uygun olan ülkemizin kuzey hattına yakın topraklarda, bizim üretim koşullarımız ile şekillenmiş yetiştirme yöntemleri sonucunda elde ettiğimiz mahsülü tüketiciye ulaştırmaya gayret ediyoruz. Ülkemiz coğrafi konumu itibariyle potansiyeli yüksek ve çeşitliliğe açık bir ülke. Bu nedenle dört bir yanda bu imkanlarımızı değerlendirmenin hem bize hem de ihraç edebileceğimiz ülkelere birçok avantajı olacağına inanıyoruz. Ürün çeşitliliğimiz ana ürünlerin dışında yan ürünler ile de zenginleşmeye devam ediyor.

Tarımsal üretimin çokça tartışıldığı bir dönemdeyiz. Sizce ürünleri ucuza tüketebilmek için nasıl bir üretim stratejisi kurulmadı?




Eğer tüketici besleyici değeri yüksek ve kimyasal müdahale uygulanmamış bir gıda tüketmek istiyorsa bununla ilgili ülkemizde değişmesi gereken iki şey var. İlki porsiyon ayarlanması ve gıda tüketimindeki israfın azaltılması. Masayı donatmak üzerine kurulu bir beslenme düzeninde, ihtiyaçtan fazlası alı-nıyor’ve bir kısmı da ne yazık ki israf oluyor. ‘ Dengeli ve sağlıklı bir öğünün porsiyon miktarı bugün ülkemizdeki ortalama tüketimden çok daha düşük, ideal bir beslenme düzeninde, bize ev sahipliği yapan dünyamıza bıraktığımız karbon ayak izini de azaltmanın bir yolunu gerçekleştirmiş oluyoruz. İkincisi çiftçimize doğal üretim yaptığı taktirde kazancındaki endişelerini giderecek bir anlaşma sunabilmek. Bunlar gıda fiyatlarında bir dengeye girebilmek için geçiş sürecinde değiştirmemiz gereken en önemli hususlar.

Girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir?

Çalışma hayatından sıkılan, kendine yeni bir sektörde hazır bir gelir kaynağı arayan kişilerden yüzlerce mesaj alıyoruz. “Biz de ki-noa veya karabuğday ekmek istiyoruz, markamızı çıkarmak istiyoruz, neler yapmalıyız” diye başlayan mesajlar. Bir girişim yapalım, maddi getirisi olsun diyerek, var olan şeyler üzerinden gitmenin bir farklılık yaratacağına inanmıyorum. Girişimde odak noktasının ihtiyacın giderilmesi veya negatif etkileri olan bir durumun iyileştirilmesi gibi temalarının olması gerektiğini düşünüyorum. Biz Pinoa diye bir markamız olsun diye yola çıkmadık. Bölgedeki ve tüketicinin hayatındaki ihtiyaçları gidermek, aynı zamanda da orada kadının profilini iyileştirmek, kız çocuklarına örnek olabilmek gibi motivasyon nedenlerimiz vardı. Süreci hazır bilgi ile değil, en zor kısımlarını da bizzat deneyimleyerek yaşadığınızda konuya hakimiyetiniz daha iyi oluyor. İnanmadığınız, heyecanlanmadığınız ve mutlu olmadığınız bir işte süreklilik, verimlilik olamaz.

İki avrııpa ülkesi ile görüşüyoruz

İhracat düşünüyor musunuz? Hangi pazarlar hedefte?

Üretimlerimizdeki hedef kitlede önceliğimiz ülkemizdeki tüketiciler. Fakat üretim kapasitemiz hem ülkemize hem de ihracata yetecek büyüklükte. Özellikle Avrupa ve Orta Doğu için çok uygun, yakın bir pazarız ve bu pazarda böyle yüksek kalite ürünler ile bir Türk markası olarak yer almak en büyük hayallerimizden biri. Doğal gıda ürünlerine ihtiyaç duyulan her pazarda ülkemizi en iyi şekilde temsü edeceğimize inanıyoruz. Şuan iki Avrupa ülkesi ile temas halindeyiz. Ürünlerimizin ulaşacağı kullanıcı kitlesinin memnuniyeti ile daha da fazlasında yer alacağımıza inanıyoruz.

Aram Ekin Duran



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu