Anasayfa / Emlak Haberleri / Şifalı Kaplıca Sularımız Termal Turizmle Yeniden Can Buluyor

Şifalı Kaplıca Sularımız Termal Turizmle Yeniden Can Buluyor




Şifalı kaplıca sularımız termal turizmle yeniden can buluyor. Ankara’dan Yalova’ya, Balıkesir’den Yozgat’a kaplıca zengini şehirlerimizde yeni tesisler kuruluyor. Devremülk ve devre tatil sistemiyle pazarlanan yeni tesisler devreye girdiğinde Türkiye’nin termal yatak kapasitesi 500 bini geçecek… Yeni yatırımlarla birlikte binlerce kişiye iş fırsatı doğacak,

YERALTINDAKİ birçok zenginliğimizden yeterince yararlanamıyoruz. Buna termal kaynaklar da dahil. Ne enerji ne de ısınmada jeotermal kaynaklardan yeterince yararlandığımızı söylemek mümkün. En acı tarafı ise turizm ülkesi olmakla övünen Türkiye’nin bugüne kadar termal turizmi adeta ‘es’ geçmesi. Geçen yıl 23 milyar 20 milyon dolar turizm geliri elde ettik. Bunda termal turizmin payı ne kadar dersiniz? Hepi topu 20 milyon dolar…

DÖRT TERMAL BÖLGE

Evet, tablo vahim. Oysa Türk insanı şifalı sular konusuna duyarsız değil. Büyük küçük hemen hepimizin bir kaplıca hikayesi vardır. Ama kaplıcalarımızın, termal tesislerimizin kalite ve standart konusunda sınıfı geçebildiği söylenemez. Ama zararın neresinden dönersek kardır değil mi?..

Nihayet termal turizmden hak ettiğimiz payı alamadığımızı gören Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2007 yılında düğmeye bastı ve “Sağlık ve Termal Turizm Proje-si”ni hayata geçirmeye karar verdi. Bu proje kapsamında bir “Termal Turizm Master Planı” hazırlandı. Bu plana göre dört termal turizm bölgesi ilan edildi: Güney Ege (Afrodisya) Termal Turizm Bölgesi (İzmir, Manisa, Aydın, Denizli), Güney Marmara (Troya) Termal Turizm Bölgesi (Çanakkale, Balıkesir, Yalova), Frigya Termal Turizm Bölgesi (Afyonka-rahisar, Kütahya, Uşak, Eskişehir, Ankara) ve Orta Anadolu Termal Turizm Bölgesi (Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Aksaray).

17 ili içine alan bu dört bölgede 70 termal turizm merkezi oluşturulması için planlama çalışmaları sürdürülüyor. Bu merkezlerin 50’sinde 1/25 binlik çevre düzeni planları tamamlandı ve turizm yatırımcılarının ilgisine sunuldu.

100 TERMAL TESİSİMİZ VAR

Yapılan planlara göre Güney Ege Bölgesi’nde 184 bin, Güney Marmara Bölgesi’nde 119 bin, Frigya Bölgesi’nde 120 bin, Orta Anadolu Bölgesi’nde 107 bin olmak üzere toplam 525 bin yatak kapasitesine ulaşılması amaçlanıyor. Bu uzun dönemli hedef. Termal Turizm Master Pla-nı’nın kısa dönemli hedefi ise 50 bin termal yatak kapasitesine ulaşmak.

Bu hedef doğrultusunda 2009-1 kamu arazisi tahsis paketiyle Afyonkarahisar, Ankara, Denizli, Eskişehir, İzmir, Kütahya, Samsun, Uşak ve Yozgat illerinde toplamda 11 bin 530 yatak kapasiteli 32 adet imar parseli turizm yatırımcılarının ilgisine sunuldu. Ancak termal turizme yönelik yeterince cazip yatırım ortamı oluştu-rulamadığı için şu ana kadar herhangi bir tahsis yapılmış değil. Peki mevcut termal tesislerin durumu ne? Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, turizm belgeli ve belediye belgeli termal tesis sayısı sadece 100. Bu tesislerin toplam yatak kapasitesi ise yaklaşık 30 bin.



750 KAYNAK TURİZME UYGUN

Söz konusu tesislerin 65’i turizm işletme ve yatırım belgeli, 35’i de belediye belgeli olarak faaliyet gösteriyor. Belediye belgeli tesislerin yatak kapasitesi 6 bin 174. Bu tesislerden her yıl yararlanan yerli turist sayısının 600 bin, yabancı turist sayısının da 50 bin civarında olduğu belirtiliyor.

İşletme açısından fakir olan Türkiye, termal kaynaklar açısından dünya çapında zenginliğe sahip. Sıcaklıkları 20 ila 100 derece, debileri ise 2-500 litre/saniye arasında olan 1.500’den fazla kaynağımız var. Kaynak zenginliği ve potansiyeli açısından ilk yedi ülke arasında yer alıyoruz. Avrupa’da ise kaynak potansiyeli açısından lideriz.

Elbette tüm jeotermal kaynaklar termal turizm için uygun değil. Sıcaklığı 40 derece civarında olan kaynaklar termal turizmde kullanılabiliyor. Türkiye’deki 1.500 kaynaktan yarısının bu niteliğe sahip olduğu biliniyor.

Termal turizm için öncelikli şart, uygun bir jeotermal kaynaktan yararlanmak. Yatırımcıların çoğu mevcut jeotermal kuyularından su almayı tercih ediyor. Ancak isteyenler kuyu ruhsatı alarak kendi suyunu sağlayabilir. Jeotermal kaynakların işletilmesi 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’yla düzenlenmiş durumda. 2007 yılında çıkarılan bu kanuna göre MTA’nın (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü) yaptığı ihaleler takip edilerek kuyu sahibi olunabilir. Arama ruhsatlarının süresi üç yıl. Ruhsat sahibinin talebi üzerine arama ruhsatı bir yıl daha uzatılabiliyor. İşletme ruhsatlarının süresi ise 30 yıl. Bir kuyu alıp sondaj yapmak isteyenlerin bir metre derinliğe ulaşmak için 700-750 doları gözden çıkarmaları gerekiyor. Buna göre, 300 metrelik bir kuyu açmak için 225 bin dolar harcamak şart. Yatırımcılar bu maliyetlere katlanmamak için mevcut sahalardan suyu temin ediyor. Kullandıkları suyun parasım da il özel idarelerine ödüyorlar. Suyu tesise kadar götürecek yatırımı ise yatırımcının kendisi yapıyor. 500 metre mesafeden suyu getirmenin maliyeti 500 bin doları buluyor.

TEŞVİKLERDEN YARARLANIN

Sağlık ve termal turizmine yatırım yapmak isteyen tüm yatırımcılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sunduğu teşviklerden yararlanabiliyor. Bakanlık, yatırımcılara özel turizm alanları tahsis edebiliyor. Tahsise çıkan alanlar ve bu alanlardaki gelişmeler Kültür ve Turizm Bakanlığının internet adresinden (kulturturizm.gov.tr) takip edilebilir, işletmecilik yapacakların bakanlıktan bu taşınmazları talep etmesi gerekiyor. Eğer birden fazla yatırımcı aynı taşınmazı talep ederse, müzakere sonucunda sosyal ve teknik altyapıya en yüksek katılım bedelini veren yatırımcıya tahsis ediliyor. Yatırımcının üst hakkını aldığı alanda bakanlığın öngördüğü sürelerde yatırımını yapması gerekiyor.

Ancak termal turizme yatırım yapan birçok işletme sahibinin şimdilik bu teşviklerden yararlanmak istememesi dikkatimizi çekti. Yatırımcılar, teşviklerin prosedürlerinin uzun olduğunu, bunun da iş ve yatırım planlarını olumsuz etkileyeceğini düşünüyor.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir