Anasayfa / Haberler / Tarımda Endüstri 4.0

Tarımda Endüstri 4.0



Yarının girişimcileri şimdi GPS sinyalleri ve robotlar yoluyla belli sahaları tek elden yönetiyor. Bu sayede muazzam verim elde ediliyor. Yakın geleceğin organize çiftçiliği en kazançlı işlerden biri olabilir…

Tarım ve hayvancılıkta devrim

“TARIMDA Endüstri 4.0” süreci geç kalınmadan bizde de hayata geçirilmesi gereken bir proje. Daha şimdiden Hollanda başta olmak üzere AB, Japonya ve ABD bu konuda önemli araştırmalar yapmış, epey mesafe almış dürümdalar. Bu gelişmeye “Küresel Tarımın Dijital Rönesans”ı’ adı veriliyor. Dijital becerilerin desteklediği buluşlar şimdi yalnız gelişmiş teknoloji projelerine değil, geleneksel tarıma da aktarılıyor.

Yakın gelecekte modernleşen tarım alanları kablosuz iletişim ağlarına benzer biçimde entegre olacak, üretim tek bir merkezden kontrol edilebilecek. Tarımda otomasyon tanımıyla başlayan üretimin 2050’ye odaklanan vizyonu üzerinde yoğun çalışmalar var. Elde edilen ilk veriler daha üretken ve sürdürülebilir akıllı teknolojiler sayesinde sıra dışı verimlilik artışları sağlanabileceğini gösteriyor.

DİJİTAL TARIM NEDİR?

Özellikle 2010 yılından sonra alman ilk sonuçlar klasik tarım araçlarının yapay zekâ sayesinde devrimsel yenilikler yaratacağını öngörüyor. Deneysel uygulamalar önce bilgi tabanlı çiftlik üretim sistemlerine uyarlanmış; akıllı ağlar sayesinde tüm süreçlerin otomasyonu sağlanmış durumda.

Bu aşama şimdilik deneysel laboratuvar denemeleri gibi dar alanlarda gerçekleşiyor. Çok yakında entegre ağlar yoluyla sistem büyütülecek, bölgesel nitelikler kazanılacak. Daha sonraki aşama ülke düzeyinde entegrasyon ve akıllı ağların senkronize edilmesi.

Uygulamacılar şimdilik GPS sinyalleri yoluyla belli sahaları tek elden yönetiyor, hassas biçimde sonuç alınmasını sağlıyor.

Yüksek katma değer elde edilmesi ve üstün kalite yönetimi temel unsurların başında.

Başlangıç çalışmalarının belirlenmiş çiftliklerde yapılması hem bitki üretimi hem de hayvan yetiştiriciliğinin şimdiden “ileri agronomik” şekle dönüşeceğini gösteriyor. Agronomi ifadesi tahmin edileceği üzere tarım bilimi demek.

ÖNEMLİ OLAN GEÇ KALMAMAK

Uygulanan yöntem dijital devrim sonrası büyük endüstriyel işletmelerde kullanılan yöntemlerden pek de farklı değil. Özel amaçlar için geliştirilmiş sensörler, mikro işlemciler, yüksek bant genişliğinde çalışan hücresel iletişim sistemleri, çok sayıda robotik araç gereç ve akıllı makineler…

Bu tür üretimde doğal ve biyolojik faktörler daha baskın karakter taşıyor. Dijital tarım, “Endüstri 4.0” kavramının arazideki uygulanışından başka bir şey değil. Gelişmiş sanayi işletmelerine göre tek fark, parametrik veri değerlerinin daha kapsayıcı olması.

Dijital tarımın üç ayağı var: ilki uygulamalar ile alman sonuçları veri portalma aktaracak sistemlerin kurulması, bilgi akışının denetlenmesi ve ürünlerin fiziksel işlenmesini sağlayacak entegre sistemlerin çalıştırılması. Burada ileri yöntemin kurulması ile verilerin işlenmesi patent sahibine ait; elde edilen fiziksel unsurların mülkiyet hakkı ise çiftliğin ya da arazinin yönetimine ait.

Her şey yasal yükümlülüklere uygun tarımsal faaliyeti optimize ederek, şeffaf üretim tekniklerini uygulamak; süreyi olabildiğince standart hale getirip, yeniliklere uyan yüksek kaliteli ürünleri elde etmekten ibaret. Fakat daha da önemlisi küresel rekabet içinde, düşük fiyat ve yüksek teknolojiye ulaşmak.




Hemen bir örnek verelim: Eskiden tarım yapılan topraklardan örnekler alınır ve fiziksel analizleri yapılırdı. Bu yöntemde ise arazinin tümü geliştirilmiş GPS sinyalleriyle taranıyor; değişken hız teknolojisi VRT yoluyla tüm alan anında analiz ediliyor. Böylece nereye hangi bitkilerin ekileceği değişken koşullara göre belirleniyor.

SİSTEM TAM DA BİZE GÖRE

Kurulan ağ denetimi sayesinde hangi ürünün hangi toprakta yetişeceği, ihracat normlarına uygun olup olmadığı, ürünlerin anlık piyasa fiyatları gibi bilgilere ulaşılabiliyor. Bu gelişme klasik beceri veya ziraat eğitimi almış kişileri de yüksek uzmanlığa yönlendiriyor.

Dünyada yeni gelişmeler ve inanılmaz dönüşümler yaşanıyor. Toprağın hangi ürüne ne kadarlık süre içinde hangi türe daha yararlı olacağı, her metrekarenin pH değeri, hasat süresinin sapma olmadan tayini, meteorolojik tahminlerin detaylı analizi gibi yüzlerce ölçüt, merkezi veri tabanına işleniyor. Amaç, toprağın kendini yenileme kabiliyetini arttırırken, tüm yıl boyunca hasat yapabilmek.

Yalnız bitkilerin değil, yetiştirilen hayvanların da idrar, dışkı ve solunum analizlerini periyodik olarak yapan ve böylece yaşamsal faaliyetlerini kayda geçirip anında müdahale edilmesini sağlayan robotlar da devrede. Bundan böyle süt sağımından, bitki budanmasına; tarlanın sürülmesinden ekilmesine kadar robotik entegrasyon söz konusu.

Hassas konumlandırma ve navigasyon yeteneğine sahip monitörler arazinin coğrafi koordinatlarını tarayıp sadece 3 cm’lik bir sapmayla bilgi merkezine gönderiyor, yapılması gereken işlemler yine robotik araçlarla yerine getiriliyor. Buna çapalama ekipmanlarından, ilaçlama düzeneğine; sürücüsüz traktörlerden, hasat makinelerine değin hemen her şey dahil.

Toprağın barındırdığı besin maddeleri ile cinsi belirlenmiş gübre ve su miktarını bu sistem otomatik olarak ayarlayabiliyor. Süreç optimizasyonu tümüyle kalite ve performans odaklı. Böylece operasyon maliyetleri düşüyor, verimlilik olağanüstü artıyor.

Yakın gelecekte bizde de ziraat mühendisi ile veteriner yetiştiren eğitim kurumlarmda dijital analiz metotları ve robotik tarım aletlerinin işletim sistemleri de öğretilmeye başlanacak. Tabii geç kalınmaz ise…

ANLATMAK VE İKNA ETMEK ÖNEMLİ

Şimdi tüm bu işlemlerin uygulanmasını sağlayan küresel şirket ve kurumlar hızla çoğalıyor. Kısaca M2M (makineden makineye) şeklinde geliştirilen yazılımlar son yılların en önemli girişim sahalarından biri. Uygulamayı sağlayan akıllı makine ve ekipmanı üreten şirketler ise inanılmaz ölçülerde büyüyor.

Türkiye’nin acilen bu konuya eğilip, kendi ulusal teknolojisini geliştireceğine inanıyorum. Önce tam bilgiyle donanmış uluslararası sertifikalara sahip danışman şirketlerin kurulması lazım. Sonraki aşama ise teknik donanımlara sahip veri portalları ile makine ve optik araçları üretmek.

Ancak şunu da unutmamak gerekiyor: Bu teknolojide farklı veri sistemleri birbiriyle bağlantılı. Sisteme bir anda değil, kademeli olarak geçmek gerekiyor. Öncelikle toprak ile verim arasındaki ilişkileri otomatik hale getiren uygulamayı kurmak, daha sonra gelişmiş sensörleri ve makineleri devreye almak önemli.

Peki, tüm bu süreci arazi sahibi köylü nasıl yapacak? işte tam da burada tıpkı Hollanda ve Japonya gibi ülkelerde olduğu gibi hükümetlerin çiftçiye uzun vadede uygulamalı proje destek kredisi ve özel eğitim vermesi gerekiyor.

Planlama ve uygulama aslında bireyin değil devletin sorumluluğunda gelişiyor. Bu konuda daha ayrıntılı bilgileri AB’nin ilgili portallarmdan ve merkezi Brüksel’de bulunan Avrupa Tarım Makineleri Birliği (CEMA) adresinden tüm ayrıntılarıyla elde etmek mümkün. Bu kuruma dünyanın en büyük dijital tarım makine ekipman üreticileri de üye.

NUR DEMİROK





Bu Konularda İlginizi Çekebilir

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir