GirişimcilikSağlık Haberleri

TÜBİTAK MAM’la birlikte Türkiye’nin ilk yerli bakterisini üretti

Üreticilerin peşine düştüğü bakteri

EGER bu girişimci, “Neden Türkiye’de canlı bakteri yok” diye düşünüp bu işin peşine düşmeseydi yerli bir bakterimiz olmayacaktı. BM Co Gıda Tarım Yönetim Kurulu Başkam Mete Gökçadır, uzun yıllar anahtar teslim tesisler kurduktan sonra Türkiye’ye dönüp canlı ve iyi bir bakteri bulmak için TÜBİTAK’ın kapısını çaldı. Uzun uğraşlar sonucunda kurumla birlikte buldukları bakteriyi yaşatmayı başararak endüstriyel ürün haline getirdi. Bactolac markasıyla ürettiği probiyotik içecek, geçen ekim ayında satışa çıkar çıkmaz ilgi odağı haline .geldi. Migros ve Macrocenter’lara girmesinin hemen ardından e-ticaret sitelerinin ürün listelerine de dahil oldu. Lactobacillus Plantarium adı verilen bakteriyi kullanmak için gıda sanayimden de yoğun talep var. “Canlı bakteri ve steril dolum tekniğini bulan şirketimiz çağın en önemli girişimlerinden biri oldu” diyen Gökçadır, ortaklık teklifleri almaya başladıklarını da sözlerine ekliyor. Gökçadır ile girişimin kuruluş aşamasını, hedeflerini ve planlanan işbirliklerini konuştuk…

Probiyotik üretme fikri nasıl doğdu?

Makedonya göçmeni bir aileyiz. Göçmen geleneklerinde gıdalar çeşitli tekniklerle saklanarak uzun ömürlü hale getirilir. 10 bin yıllık bir gelenekten gelen bir yaşam alışkanlığı bu; gıdaları fermente ederek saklarız. Bu sayede iyi bakteriler, kötü olanları temizler. Bilim literatüründe biyolojik temizlik yoluyla gıdaların korunması olarak tanımlanıyor. Çabuk bozulacak gıdaları fermente etmek, hepimizin gündelik hayatında var. Süt ürünlerinden peynir, yoğurt ayrıca pastırma, sucuk, isli et, balık, şıra ve boza gibi tüm bu gıdalar fermente edilerek yapılır. Fermentasyon konusundaki bilgi ve birikimi ile ailem 1943 yılında Tikveşli’yi kurdu. Anne tarafım Tikveşli’nin kurucusu olan Vardarh Ailesi. Ben de çocukluk yaşlarımdan itibaren aile şirketimizde fermantasyon bakterilerini çok iyi öğrendim.



Danone’a satılana kadar 1990-2000 arasında Tikveşli’de üretim ve Ar-Ge’nin başmdaydım. Aslında makine mühendisiyim. Mühendislik eğitimi bana aile işiyle modern teknolojinin nasıl mükemmel kombine edilebileceğini öğretti. Bakterilere ilgim Tikveşli sonrası da devam etti. Önce 15 yıl süresince kendi işimi yaptım. Dünyanın birçok ülkesinde süt, meyve suyu gibi sıvı gıdaya yönelik anahtar teslim tesisler kurdum. 2015’te Türkiye’ye döndüm. Niyetim, kendi probiyotik bakterimi üretmek ve fermente ürünlerde dışa bağımlılığı kırmaktı.

Probiyotik ürünler Türkiye’ye ithal yolla mı geliyor?

Evet, fermente ürünlerde kullanılan probiyotikler ithal ediliyor. Bugüne kadar Türkiye’de üreten olmamış. Bir çalışma yaptım ve 2016’da TÜBİTAK’ın kapısını çalıp projeyi anlattım. TÜBİTAK MAM (Marmara Araştırma Merkezi) bana bilimsel deneyim ve teknolojik Ar-Ge gücü ile kapılarım açtı. Uzun uğraşlar sonucunda TÜBİTAK MAM ile birlikte Türkiye’de ilk defa probiyotik bakteri ürettik. Bu bakteri tamamen doğal, insan vücuduna adapte bir probiyotik, iyi huylu faydası uzun bir bakteri. Dünyada bugüne kadar bulunan tüm bakteriler hayvansal kaynaklardan izole edilirken biz zeytin purinasm-dan izole ettik. Yerli bir bakteri geliştirmiş olduk. Ama iş bununla bitmedi. Ürettiğiniz bakterinin insan vücuduna uyumlu olması gerekiyordu. Yani, ağzınızdan alıp sindirim sisteminizin dışına çıkana kadar yaşaması gerekiyor. Bu bakterileri yaşatmak için Hollanda’dan TİM adlı simiilatörleri getirdik. Bu sayede bakterilerin doğal mutasyonunu sağlayıp, yaşayacak hale getirdik.

İyi bakteri neden önemli?

Pandemi nedeniyle enfeksiyon hastalıklarından korunmada bağışıklık sisteminin güçlü olması gerektiğini öğrendik. îyi huylu bakteriler vücut bağışıklık sisteminin en iyi dostu. Vücudumuzun hastalıklarla savaşmaya hazır canlı ordusu gibi. İnsan vücudunda 1.5 kg bakteri yaşıyor. Bunun yarısının iyi bakteri olması gerekiyor. Eğet kötüler fazlalaşmaya başlarsa vücut hastalıklara karşı daha açık oluyor. îyi ve canlı bakteri virüslere karşı antibiyotiklerin yapamadığını yaptığı ve kötü bakteri ve virüslere galip geldiği ispatlanmıştır.

Laboratuvardan endüstriyel aşamaya nasıl geçtiniz?

Çalışmalarımız yaklaşık iki yıl sürdü. En zorlu aşama endüstriyel boyuta ulaştırmaktı. Bakteriyi yaşatmak için bir besi ortamına ihtiyaç var. Bu tür besinler hazır olarak kimya devleri tarafından çok pahalıya satılıyor. Biz bakterinin de sevdiği herkesin tüketebileceği sağlıklı bir besi yeri aradık ve bulduk. Şekerkamışı melası ve ürettiğimiz bitkisel kökenli bir proteini bir araya getirdik. Bu iki besini pastörizasyon işleminden geçirdikten sonra bakteriyi ekledik. Canlı bir bakteriyi alıp bir pakete koymak da işin en zor aşamalarından biriydi. Bu etap zaten benim işimdi. Çok farklı ve yeni bir teknoloji kullanarak canlı bakteriyi ambalajda da yaşamasını sürdürecek hale getirdim. Tüm bu aşamaların tamamını biz hazırladık. Hepsi patentli. Sekiz tane uluslararası kabul edilmiş patente sahibiz.

Satış aşamasında zorlandınız mı?

Şu bir gerçek, inovatif bir ürünü pazarlamak Türkiye’de imkansıza yakın. Güven kazanmak, ürünü anlatmak kolay değil. 1960’lardan bu yana Tikveşli ürünleriyle ülkemizde tanımdık ve güvenirlik sağlamıştık. Zincir mağazalarla ticari yakınlığımız vardı. Migros ve Macrocenter’a görüşmeye gidip ürünümüzü anlattık. TÜBİTAK MAM’ın bilimsel verileri ve sağlığa faydalı ürün olduğuna onları ikna ettik. Uluslararası kalite kontrol sistemlerinden başarıyla geçerek bu iki şirkete kabul edildik. Tüm Avrupa marketlerinde geçerli DQS ve IFS sertifikalı besin desteği olarak satış ve pazarlama onayı aldık.

2019 Ekim’de satışa başladık. Macrocenter’ın 45, Migros’un 25 mağazasında ürünümüz rafa çıktı, ilk planda sadece İstanbul ve Ankara’da yer aldık. Normal koşullarda Migros’un altı aylık bir zaman diliminde yeni ürüne mağaza eklemesi çok görülmez. Ama ürünümüz o kadar beğenildi ki Migros, altı ay içinde bize 500 mağaza açtı. Hemen arkasından N11, Hepsiburada.com’da da başladık. Tüketici beğendi ve alışkanlık oluşturmaya başladı. Öte yandan, dünyanın en büyük güzellik ürünleri zincirlerinden Wat-sons ve Alman kişisel bakım, kozmetik ve sağlık marketi Rossmann’la imza attık. Mal teslimi için karantinanın bitmesini bekliyoruz.

Günlük üretim adediniz nedir?

Üretim tesisimiz Kırklareli Organize Sanayi Bölgesi’ndc. Ar-Ge merkezimiz ise Kadıköy Hasanpaşa’da. Günlük bin şişe dolum yapıyoruz. Henüz sekiz kişilik çekirdek bir ekibiz. Ürünümüz çıktıktan hemen sonra yoğun bir talep almaya başladık. Hem Avrupa hem de Ortadoğu ülkeleri için çalışmalara başladık. Giden numunelerimiz kabul aldı. 11 ülke için anlaşma aşamasına geldik. Hiç ummuyorduk ama ABD’den bile talep geldi. Bu hafta ilk olarak Kıbrıs’a ihracat yapacağız. Ürünün nakliyesini özel bir teknikle yapmak gerekiyor. Soğuk zincir gerekmiyor. Ancak taşıma sırasında çok dikkatle korunması gerekiyor.

Bactolac için nasıl bir büyüme planınız var?

2021 sonuna kadar günlük 100 bin adet şişelemeye geçme planımız var. Hedefimiz dünyanın her noktasına ulaşmak. ABD’de canlı probiyotik çok tutulan bir ürün grubu. Burada şansı fazla. Dış pazarların inovatif ve bilimsel standartlara uygun ürünlere ilgisi yüksek. Dış pazarlar için oldukça inovatif ve cazip bir ürün. Ben ihracatta kısa sürede ciddi bir yol alacağını düşünüyorum. Bactolac’m önü açık.

Yeni ürünler olacak mı?

Şu anda Bactolac’m sıvı formda probiyotik mikroorganizma içeren 250 mİ ve bir litre şeklinde şişeleri satışta. Yeni ürünler için çalışıyoruz. Örneğin, detoks içeceklerini fermente etmek bunlardan biri. Detoks meyve ve sebze sularından oluşan bir seri çıkarıyoruz. Şişeleme prosesini yeni bir teknolojiyle oluşturduk. Patenti bize ait. Bir diğer projemiz ise içilebilir ağız yıkama suyu. Bütün ağız yıkama sularının içinde toksik maddeler var. Bir diş hekimi grubuyla birlikte çalışarak tamamen canlı iyi bakterinin olduğu bir ağız gargarası ürettik. Yüzlerce kişide denendi ve büyük bir başarı elde edildi. Ortodontik tedavi için kullanılan ağız içi tellerin arasında biriken kötü bakterileri tamamen yok ettiği ispatlandı. Klinik çalışmaları tamamlandı. Dünyada bir benzeri yok, ilk biz üreteceğiz. Diğer bir ürünümüz ise kendinden gazlı gazoz. Sağlıklı bir gazoz olacak. Okul kantinlerinde satılabilecek. Çalışmaları bitti, üretim aşamasını planlıyoruz.

Farklı ürünlerde kullanımıyla ilgili işbirlikleri yapacak mısınız?

Bu türden çalışmalar yürütüyoruz. Bir tanesi ekmek, diğeri de et ürünlerinde olacak. Büyük bir et firmasından davet aldık. Et ürünlerinde kimyasal katkı kullanmadan üretim yapmak istediğini söyledi; özellikle de sucuk ve pastırmada. TÜBİTAK’la birlikte çalışmaları yaptık ve büyük bir başarı elde ettik. İçinde kullanacağımız canlı bakterimiz sayesinde sucukta hiçbir kimyasal ve koruyucu olmadan üretim yapılabilecek. Süt ürünlerinde de benzer bir işbirliği yaptık. Türkiye’de ilk olacak bir çalışmaya başladık.




Migros’la probiyotik ayran, yoğurt ve kaşar peyniri üzerinde çalışıyoruz. TÜBİTAK’ta yürütülen projenin tamamı bitti. Gerek tat gerekse dayanıklılık testlerinde başarı sağlandı. İlginç olan şimdiye kadar ilk defa Türkiye’de üretilmiş yoğurt, ayran ve kaşar peynir kültürü kullanılacak. Bu kültürlerin hepsi bugüne kadar yurtdışından geliyordu. Laboratuvarda inceleme yaparken bugüne kadar kullanılan bakterilerin kaynağının bizim gelenek ve göreneğimize uygun olmadığını gördük.

Ağlayarak şişeleri saydım

Sıfırdan başlayıp bitirdiğim çok proje oldu. Ama Bactolac benim hem ilk girişimim hem de kendi projemdi. Ürünler şişelenip paketlenmeye başladığı zaman sandalye çekip oturup, izledim. Ağlaya ağlaya şişeleri saydım. Macrocenter’da satılacağı ilk gün henüz mağaza açılmadan kapısındaydım. Heyecandan duramadım, kapısında bekledim. Ürünü kaç kişi alıyor, kaç kişi inceliyor diye saatlerce takip ettim.

ÇİĞDEM YÜCESOY SUBAŞI



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu