Anasayfa / Ekonomi-Finans / Yeşil Lojistik Uygulamaları İşletme Maliyetlerini Azaltıyor

Yeşil Lojistik Uygulamaları İşletme Maliyetlerini Azaltıyor




Yeşil rekabet, yeşil tasarruf

Tüm dünyada trend haline gelen Yeşil Lojistik, önümüzdeki dönemde Türk lojistik firmaları arasındaki rekabetin de en büyük kozu olacak. Yeşil Lojistik uygulamaları, firmaların işletme maliyetlerini de yüzde 50 azaltıyor…

SON yıllarda gelişmiş ülkeler çevrecilik bilincinin artmasına çok önem veriyor. Gelecek nesillere daha temiz ve yaşanılabilir bir dünya bırakma amacını güden çevrecilikle ilgili çalışmalar, sadece gelişmiş ülkelerde değil gelişmekte olan diğer ülkelerde de giderek yaygınlaşıyor. Ülkelerin bu yönde yaptığı çalışmalar, o ülkede faaliyet gösteren firmaları da yakından ilgilendiriyor.

Birçok sektörde olduğu gibi lojistik sektörü de faaliyetlerini çevrecilikle ilgili gelişmeleri dikkate alarak yapılandırıyor. Yani çevreyi koruyan politikaları dikkate alıyor. Bu yaklaşıma da günümüzde ‘Yeşil Lojistik’ adı veriliyor. ‘Yeşil Lojistik’ çevre yönetiminin bir alt kümesi olarak kabul ediliyor. Aynı zamanda sosyal ve çevresel değer ve kazanımlar oluşturan bir güç. tşte bu güç olgusu rekabette kendisini çok net olarak ortaya koyuyor.

İMAJ VE AVANTAJ

‘Yeşil Lojistik’ uygulamalarını tam olarak yerine getiren firmalar, uluslararası rekabette de rakiplerine oranla daha fazla tercih ediliyor. Özellikle Avrupa’ya taşıma yapan Türk firmaları, filolarında Euro 5 motorlu araçların sayısını artırıyor.

Böylece Avrupa Birliği’nin (AB) Euro 5 motorlu araçla taşımacılık yapan firmalara sağladığı otoban ve diğer vergi indirimlerinden yararlanmak mümkün oluyor. Bu da firmaya hem maliyet avantajı hem de çevreci bir imaja sahip olma olanağı sağlıyor.

KARBON EMİSYONU

‘Yeşil Lojistik’ konusunda sadece son teknoloji araç kullanmak yeterli değil. Peki ama firmaların başka neler yapması gerekiyor? Lojistik firmalarının taşıdığı paketin çevreci özelliğe sahip olmasından tutun da yüklerin depolandığı ortamın ışığının ayarına varıncaya kadar hemen hemen tüm tedarik zinciri sürecinde ‘Yeşil Lojistik’in gerekliliklerinin yerine getirilmesi gerekiyor. Hatta ofislerde kullanılan sarf malzemelerinin ve enerjinin tasarruflu kullanılması da ‘Yeşil Lojistik’ uygulamaları olarak kabul ediliyor. Aslında ‘Yeşil Lojistik’in ana iki maddesini, sera gazı emisyonun azaltılması ve enerji tasarrufu oluşturuyor.



TAŞIMACILARIN REKABETİ

‘Yeşil Lojistik’ konusunda en önemli tartışmalardan birisi, kombine taşımacılığı savunanlarla karayolu taşımacılığının çevreyi sanıldığı kadar kirletmediğini iddia edenler arasında yaşanıyor. Avrupa Komisyonu’nun 1992, 2001 ve 2011 yıllarında yayınladığı Beyaz Kitap’m söylemlerini destekleyen kombine taşımacılık savunucuları, taşımacılıkta karayolunun hakimiyetinin azaltılması gerektiğini belirtiyor. Başta demiryolu ve Ro-Ro olmak üzere karayolu dışındaki taşımacılık modlarının kullanımının yaygınlaştırılmasının desteklenmesini istiyorlar .

Kombine taşımacılığı savunanlar; 300 kilometreye kadar olan taşımalarda karayolunun kullanılmasının ekonomik olduğunu, ancak 300 kilometreyi aşan taşımalarda diğer taşıma modları-nın kullanılmasının daha avantajlı olduğunu vurguluyor. Yani daha çevreci bir taşıma için kombine taşımacılığın yaygınlaştırılması gerektiğini söylüyorlar. Öte yandan karayolu taşımacıları ise karayolunun hız ve esneklik avantajının diğer taşıma modlarına göre daha avantajlı olduğunu iddia ediyor. Karayolunun sanıldığı kadar çevreyi kirletmediğini ve çevre konusunda deyim yerindeyse dayağı hep karayolunun yemesinin haksızlık olduğunu vurgulayan karayolu taşımacıları, çevreci taşıma konusunda en hazır sektörün kendileri olduğunu savunuyor. Uluslararası Taşımacılar Birliği (IRU) 3i stratejisinin (innovation/yenilik, incentive/teşvik ve infrastructure/altyapı) hayata geçirilmesi ile karayolu taşımacılığının çevreye minimum zarar vererek maksimum performans göstereceğini söylüyor.

IRU Genel Kurulu 2009 yılında, 2030 yılına kadar sektörün karbondioksit salınımının asgari yüzde 30 düşürülmesi konusunda kendi kendine ve hükümetlere karşı bir söz veriyor. IRU, 2030 yılına kadar artan ticaret hacmine rağmen 2007 baz yılına oranla yüzde 30 daha az karbondioksit salınacağını iddia ediyor.

SERA GAZINA DİKKAT!

Yeşil Lojistik ile ilgili tüm bu gelişmeler çerçevesinde görülüyor ki sürdürülebilir bir taşımacılık için şirketler önceliği sera gazının düşürülmesine verecek. Bu yönde teknolojik gelişmeler daha fazla artacak ve doğalgazlı, hibrit ve elektrikli araçlar taşımalarda yaygınlaşacak. Karbon emisyonları fiyat etiketlerine girecek ve tüketiciler alacakları ürünlerin karbon emisyonuna bakarak alım yapacak. Bu durum piyasadaki rekabette önemli bir belirleyici unsur olacak. Karbon emisyonları sürekli ölçülecek ve şart olacak.

Hatırlatmakta fayda var. Türkiye’de halen Yeşil Lojistik uygulama oranı yüzde 3 seviyelerinde; gelişmiş ülkelerde ise bu oran yüzde 15 civarında.

ŞENEL ÛZDEMIR





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir