Anasayfa / Makaleler / Değişim Edebiyatından Değişim Stratejisine Giden Yol

Değişim Edebiyatından Değişim Stratejisine Giden Yol




DEĞİŞİM kavramı, son dönemde herkesin gündeminde. Kişiler değişerek yeni oyun kurallarına uyum sağlamak istiyor. Şirketler yeniden yapılanarak baştan ayağa değişmeyi amaçlıyor. Partiler, değişerek oy oranlarını artırmayı hedefliyor. Ekonomilerin sürdürülebilir bir büyümeye ulaşması da yine yapısal değişme bağlı görünüyor. Ancak değişim çabaları çoğu kez lâfta kalıyor. Değişim edebiyatı, kitleleri bıktırınca yeniliklere karşı direnç güçleniyor.

Oysa değişim için önce neyin değişeceğini ve hedefleri belirlemek gerekir.

Hedeflerde ölçülü ve mütevazı olmak başarı ihtimalini yükseltir. Bir ülkede veya kurumda mevcut kültürü otoriter yöntemlerle kısa sürede değiştirmeyi amaçlayan bir programın duvara çarpması kaçınılmazdır. Yaşayan kültürden yararlanarak tutum ve davranışları değiştirmeye çalışmak daha akılcı bir yoldur.

Daha sonra sıra, “Nasıl?” sorusuna gelir. Bu sorunun cevabı iyi hazırlanmış bir değişim stratejisi ve programıdır. Değişime tepki ve direnç gösterecek olanların oluşturduğu ret cephesinin her kesimi için ayrı ayrı önlem alınması şarttır.

Değişim programlarında başlangıç noktası mevcut gerçeklik olmalı ve değişimi hedefleyenler bu gerçekliği enine boyuna analiz etmelidir. Aksi takdirde değişim bir hayal olarak kalır.

DEĞİŞİMCİLER NE YAPMALI

Değişime karşı direnç, değişimi savunanlar için bir sınav süreci gibidir. Değişim taraftarları, bu direnci yenecek kadar akıllı ve örgütlü değilse mücadeleyi kaybederler ve eski sistem daha da güçlenir. Değişime gönül koyanlar aşağıdaki konularda önlem almak zorundadır:

■    Değişimi savunanlar, ilk planda güçlerini, değişim sürecine start verecek bir “kritik kütle”ye kadar yükseltmelidir. Bu kritik kütle oluşturulmadan, erken ve perakende önlemler almak çoğunlukla bir işe yaramaz.

■    Değişim programları kolayca anlaşılır olmalıdır. Çoğunluğun algılama ve kavrama düzeyinin çok ilerisinde olan bir program, uygulayan ekip ne kadar iyi niyetli olursa olsun yeterli desteği göremez.



■    Değişimin ilk aşamalarında kitlelere erken kazanımlar sunulursa, çekilen fedakârlıkların boşa gitmeyeceği düşüncesi yaygınlaşır.

■    Dış dinamiklerin zoruyla ve tepeden inme yürütülen değişim çabaları direnç cephesini bir süre için geriletse de program nihai hedefine ulaşamaz. Kalıcı değişim, ancak insanların rızası alınarak sağlanabilir.

■    Değişime direnenleri dışlamak ve dinozorlukla suçlamak programı çıkmaz yollara sürükler.

■    Değişimi yalnız “başkalarını değiştirmek” olarak görenler için yenilgi kaçınılmazdır. Değişim çabaları, liderlerin tutum ve davranışları ile kitlelere örnek olması durumunda başarıya ulaşır.

KİMLER DEĞİŞİME TEPKİ GÖSTERİR

Değişim çabalarına karşı bir “ret cephesi” içinde birleşenlerin gerekçeleri birbirinden çok farklıdır:

■    Karamsarlar: Geçmişteki değişim çabalarının başarısızlığından aşın şekilde etkilenen bu kesim “Böyle gelmiş, böyle gider” sözünün hep doğru çıkacağına inanır.

■    Çıkarcılar: Değişim sonrasında işlerini ve makamlarını kaybetmekten korkanlar, değişime uyum sağlamak yerine direnmeyi tercih eder.

■    Kurnazlar: Kendisi değişmeden herkesin değişmesini isteyenler, parmağını taşın altına sokmadan yeninin meyvelerini yemek peşindedir.

■    inatçılar: Değişimi inkar edenler, “Esasında doğru yolda olan biziz. Bizi değiştirmek isteyenler yanlış yapıyor” düşüncesine umutsuzca sarılır.

■    Zamansız bulanlar: Bu kesimden “Bizim için erken…”, “Zamanı değil…” ve “Değişime henüz hazır değiliz…” sözlerini sık sık duyarız.

■    Değişim yorgunları: Değişime olumlu bakanların bir bölümü, değişim dalgaları arka arkaya geldiğinde bezginliğe kapılır ve mücadeleden vazgeçer.

■    Mazeretçiler: Bu kişiler, “Ben seve seve değişime razı olurum ama tek başına ne yapabilirim ki?” diye düşünür.

■    Değişimden korkanlar: Bazı kişiler değişince adeta başka biri olacağından endişe eder. Değişim onlar için geçmişine, kimliğine ve benliğine ihanet ile eş anlamlıdır.

■    Kuşkucular: Bunlar, değişimi savunanların iç ve dış odakların hizmetinde olduğunu ve istikrarı bozmayı amaçladıklarını varsayar.

Para Dergisi





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir