Anasayfa / Makaleler / Dijital Kopya Korumaları ve Tarihçesi

Dijital Kopya Korumaları ve Tarihçesi




Dijital kopya korumaları 1998’den bu yana nasıl değişti? İşte yaşananlar ve bizi bekleyenler…

Eskiden bir filmi seyretmek için sinemaya girerdik veya VHS kasedini ya da DVD’sini kiralamak için birkaç ay beklerdik. Bir kitap okumak istediğimizde kitapçıya gidip satın alırdık veya bir kütüphaneden sıkı şartlar altında kiralardık.

Bir grup veya şarkıcıyı dinlemek için Long Play’ini arar veya son zamanlarda CD’sini alırdık. Bir sanatçı veya yazarın ürettiği şey için para verip satın alır veya daha önce satın almış birinden ödünç alırdık. Yaptığı iş için kim para almak istemez ki?

Sorun, disk veya kaset satın alanların sanatçı yerine bir grup insana para vermesiyle ortaya çıkıyor. Satın almanın veya kiranın bir kısmı yayıncıya gidiyor. Bunun bir bölümü ise reklam şirketine, sevk eden şirkete, albüm veya kitap kapağını tasarlayan kişiye vb. gidiyor. Son olarak ise eski medya iş modelinin tüketiciyi kullandığı ortaya çıkıyor.

Çağ değişti, kopya korumaları farklı bir hal aldı

Ancak dijital dönemin gelmesiyle beraber, eskiden kalma yöntemler kalıcı bir biçimde değişti. Bu, artık istediği şeyi seçerek alabilen son kullanıcı için çok sevindirici bir haber olsa da yanında bazı sorunları getirmiyor değil. Kopya koruması gibi.

‘Kopya’ ‘koruması’nın anlamı, kullanıcıların izinsiz olarak bu içeriklere erişememesi. Ancak kopya korumaları sözkonusu içeriğe erişmeyi genellikle daha zor bir hale getiriyor. Kopya korumalı içerikler, şu anki ve gelecekteki cihazlarla uyumsuz olabiliyorlar. Buna ek olarak kopya koruması, tüketiciye ek maliyetler getirebiliyor.

Digital Rights Management (Dijital izin yönetimi – DRM) olarak ünlenen ve bir cihazı veya dosyayı uygunsuz kullanıma engel olan teknolojinin ucu nihayetinde özgürlük ve sahipliğe dayanıyor. Üreticinin işe yaramaz hale getirebileceği bir şeye gerçekten sahip misiniz? Devam eden diğer bir tartışma ise korsanların tüm kopya korumalarını aşacak bir yolu her zaman bulmaları.

Digital Millennium Copyright Act (DMCA)

Ekim 1998’de ABD senatosu, ABD telif hakkı yasasında kopya koruma yöntemlerini bozmaya yönelik tekonlojilerin üretimini ve dağıtımını suç haline getirdi. Temelde DMCA (Dijital Telif Hakkı Kanunu) için korsanı engellemeye yönelik tedbirleri engellemek, bir suç sayılıyor.

Kopya korumasının belki de en uç örneği, Sony’nin 2005’deki rootkit skandalıydı. Sony BMG Music Enteratinment’in, bilgisayarlara yönetici izinleriyle erişilebilmesine izin veren rootkit’leri yüklemekteki amacı neydi? Bu rootkit’in içerisinde bulunan bir kod, hakkınızdaki bilgileri gizlice Sony’ye gönderiyordu. CD’nizi bilgisayarda çalarkan ‘kötü’ şeyler denerseniz, teorik olarak Sony’nin bundan haberi olabilirdi.

Önemli bir sorun ise, birçok rootkit gibi bu rootkit’in de bir hacker tarafından kullanılarak sisteme giriş noktası haline gelebilmesiydi. Daha kötüsü ise rootkit kendini sisteme o kadar derin bir şekilde entergre ediyordu ki, onu kaldırma denemeleri başarısızlıkla sonuçlanıyordu.

Sony BMG Global Digital Business başkanı Thomas Hesse, bu hakkında sorulan bir soruya ise şu cevabı vererek durumu küçümsemişti: ‘Birçok kişi rootkit’in ne olduğunu bile bilmiyor. O halde niye umurlarında olsun ki?’

Sony yine de süratle rootkit’i kaldırmaya yönelik bir araç geliştirdi ve yayınladı. Ancak bu araç düzgün bir şekilde çalışmıyor, rootkit’i silmek yerine kodu maskeliyordu. Ancak ikinci olarak yayınlanan araç işe yaramıştı.

Limewire ve PSP karşısında RIAA



DRM, medya ve müzik yayımcıları ve korsan severler arasındaki tek tartışma konusu değildi. Sayılı eşten eşe dosya paylaşım sitelerinden biri olan Limewire, 2000’lerin başlarında oldukça popülerdi. Ancak herkesin ücretsiz içerik için kullandığı yazılım, haklı sebeplerle yasalara yenik düştü.

RIAA, Arista Records, Atlantic, BMG, Capitol, Motown, Virgin, Warner Brothers ve daha fazlası Lime Group LLC’yi mahkemeye taşıdı. Limewire’da paylaşılan içeriğin yüzde 93’ünün yasadışı olduğu ortaya çıkmıştı.

RIAA ve korsana karşı kampanya

Pek de merhametli olduğu söylenemeyen RIAA’ya göre müzik işletmeleri, 2004’den 2010’a dijital gelirlerini yüzde 1.000 artırdı ve aynı süre içinde piyasanın yüzde 31 daralmasındaki sebep, dijital müzik hırsızlığıydı.

RIAA, P2P hizmetleriyle mücadele etmeye devam ediyor, bunun yanında binlerce son kullanıcıyı da telif hakkını çiğnediği gerekçisiyle mahkemeye veriyor (bazı raporlara göre davalı sayısı, 35.000 kişiye ulaşıyor) ve çoğunlukla kazanıyor. Bununla berbaer genellikle ABD telif hakkı kanununa göre teorik olarak şarkı başına talep ettiği 150.000 doları elde edemiyor.

Hurt Locker tartışması

Müziğin tek hedef olmadığı kesin. Ünlü ödüllü film Hurt Locker’ın üreticisi Voltage Pictures, yakın zamanda bu filmi yasadışı olarak indiren 25.000 BitTorrent kullanıcısını dava etmişti. Comcast, Verizon, Charter, Time Warner gibi şirketler, ilgili IP adreslerini açıklamayı kabul etmişlerdi.

Benzer durum, The Expendables adlı filmi indirenlerin de başına gelmiş ve hukuk firması Dunlap, Grubb & Weaver’in bir kolu olan ‘ABD telif hakkı grubu’, 23.000 kullanıcıyı dava etmişti.

Yasadışı TV yayını yapan siteler, hatta bu sitelere bağlantı veren siteler de hedef haline geldi. channelsurfing.net adlı site, sadece üçüncü parti spor akışı sitelerine bağlantı veriyordu. Bu sene Mart ayında Immigration Customs Enforcement (ICE) ve Homeland Security Investigations (HSI), sitenin suç işlediğini ilan etti ve 32 yaşındaki Brian McCarthy’yi tutukladı. Sonuç olarak McCarthy, beş senelik hapis cezasına çarptırıldı!

Intel’in işlemcisinde kullandığı DRM

Mart 2011’de HarperCollins, DRM’li eBook’ları kütüphanelere dağıtacağını açıkladı. Kitabın 26 kere ödünç alınması ve silinmesi, kütüphaneyi tekrar tekrar satın almak zorunda bıraktı. Oyun dünyasında ise Call of Duty: Black Ops, milyonlarca kez yasadışı olarak indirildi.

Intel ise Core i serisi işlemcilerini sadece hızlı ve verimli bir hale getirmekten öte, yeni ‘Intel Insider’ özelliği ile bir DRM koruması ekledi. Teknoloji şu şekilde çalışıyıor: Büyük stüdyolar, korsanlık endişesiyle 1080p film akışı işine girmek istemiyorlar. Bu nedenle Intel, 1080p filmlerinin sadece akış yapılabilmesine izin veren ve kopyalanmasını engelleyen bir tedbiri donanımının içerisine yerleştiriyor. Intel bunun bir DRM olmadığını söylese de bu doğru değil.

Steam modeli

Gelecek vaadeden modellerden bir tanesi, çevrim içi oyun sitesi Steam tarafından kullanılıyor. Sürekli bağlı bir bağlantıya ve buluta geçtikçe böyle bir senaryo ile karşı karşıya kalacağımız zaten açık. Bazıları Steam türü kopya korumasının sürekli internet bağlantısı gerektirdiğini ve kafamıza vurmanın bir farklı şekli olduğunu söyleyebilir. Ancak Steam’in gelecekte kullanılacak ve içeriğin biz farkında olmadan ‘doğrulanacağı’ bir hizmet olduğuna inanıyoruz. Suçlular bundan çok hoşlanmayacak olsa da, adı üzerinde, onlar suçlular.

Bazılarının DRM’den tamamen kurtulmasını da bekleyebiliriz. Çok yönlü müzisyen Trent Reznor, bunu yaptı ve müziğini ücretsiz dağıtarak sadece konserlerden, müziğinin isteğe bağlı ücretli sürümlerinden sağladığı gelirlere güvendi.

Bulut teknolojileri engellenemez bir şekilde üzerimize gelene ve herkes ona adapte olana kadar DRM/kopya koruma savaşları sadece beş yıl içinde bile oldukça farklı bir boyut kazanabilir.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir