yandex
yatırım uzmanı LR iş ortaklığı
Anasayfa / Haberler / Donald Trump ve ABD Seçimleri

Donald Trump ve ABD Seçimleri



Emlakçi, girişimci, işadamı, televizyon karakteri, cameo oyuncusu (filmlerde çok kısa rollerde görünen kişi) Donald Trump, ABD başkanlık tarihinde ilk kez olarak siyasetten gelmeyen, daha önce resmi olarak yöneticilik yapmamış bir isim olarak Beyaz Saray’a seçildi. Rakibi Hillary Clinton’ı, “The Apprentice” (Çırak) adlı TV’dizisindeki ünlü sözleriyle siyaset sahnesinden kovdu 1992’de kocası Bili Clinton, başkan seçildiğinde “Sekiz yıl Bill, Sekiz yıl Hill” diyerek ne kadar hırslı olduğunu ortaya koyan Hillary Clinton’ın bu rüyası da sona ermiş oldu.

trump

Donald Trump Hakkında

■ 1946’da New York’ta, ağzında gümüş kaşıkla doğdu. Çocukluğu da öğrenciliği de haylazlıkla geçti. Ailesi kendisini disipline sokmak için askeri okula göndermişti. Daha sonra Wharton Finans Okulu’nda okudu. 1968’de mezun oldu.

■ 1970’lerde babasıyla New York’ta emlak geliştirme işleriyle uğraştı.

■ Bazı finans uzmanları Trump’ın, hiç çalışmayıp babasından kalan mirası işleterek bugün çok daha zengin olabileceğini ileri sürer.

■ Kumarhane işine girmesi kendisini az daha batırıyordu. Fakat Trump, bankaların gözünde, “iflas edemeyecek kadar büyük” oynamıştı. Bir ara borcu bir milyar dolara kadar çıktı. Kendisinden sadaka isteyen bir dilenciye “Benim bir milyar dolar borcum var. Haline şükret” demişti.

■ 2004’te “Çırak” adlı TV dizisine başladı. Her bölüm sonunda, yetersiz bir adayı kovuyordu. Ama bu işi, televizyon şirketi NBC’ye danışmadan yapamıyordu. Yine de bölüm başına aldığı 375 bin dolar para, hiç de küçümsenecek bir miktar değildi. 2015’te başkanlığa adaylığını koyunca programdan çekildi (Yeni dönemde Çırak, aktör ve eski vali Arnold Schvvarzenegger tarafından yürütülecek).

■ 2007’de Hollywood’un Şöhretler Kaldırımı’na yıldızı kondu.

■ 2011’de de başkanlık yarışında aday olacağı söylentileri vardı. Ama o bunu istemedi.

■ 2016’da Dünya Milyarderler Listesi’ne 14’üncü olarak girdi. Serveti 4.5 milyar dolardı. Ama bazı çevrelere göre bu tutar, 10 milyar dolardan fazlaydı.

■ Halen 515 şirketin ya sahibi ya da kontrol edebileceği kadar hissedarı.

■ Hakkında 20 yıldır vergi vermediği iddiaları dolaşmaya başladı. Trump bunu ne doğruladı ne yalanladı (ABD’de yüz dolarlık bir vergi bile kaçırsanız hapse girersiniz).

■ Seçim öncesinde 270 milyon dolar toplamıştı. Kendisine 57 milyon seçmen oy verdi. Oy başına 4.7 dolar harcamış oldu (Hillary Clinton, 521 milyon dolar harcadı).

■ Sigara ve alkol kullanmamakla tanınıyor. Çünkü kardeşi Fred, alkolden hayatını kaybetmişti.

■ Mikroplardan çok korkuyor. Mecbur kalmadıkça el sıkışmıyor. Ama iş hayatı nedeniyle her gün onlarca kişinin elini sıkmakta.

Nasıl kazandı?

■ Halkın dile getiremediklerini söyledi.

Onların hislerine tercüman oldu. Diğer adaylar ekonomi, eğitim, sağlık, güvenlik gibi konularda tutamayacakları klişeleşmiş sözler, vaatler sıralarken o mevcut bozuklukları dile getirdi. Daha sonra sözlerini sertleştirdi. Tepki topladı. Ama tarzını değiştirmedi.

■ Konuşmalarını doğaçlama yaptı. Kürsülerde önünde okuyacağı yazılı bir kağıt parçası yoktu. Bir metne bağlı kalmadı.

■ Önceki işadamı Ross Perot’un hatasından ders aldı. Perot, bağımsız ve üçüncü bir partiden iki kez aday olduğu halde kazanamamıştı. Kendisi Cumhuriyetçi Parti’ye girerek aday adayı oldu ve adım adım yükseldi.

■ “Çırak” (The Apprentice) adlı televizyon programlarından dolayı kameralar karşısında çok rahattı. Her bölümde dört yönetici adayından birine “Kovuldun” (You’re fired) demesi, seyircinin hoşuna gidiyordu. Diğer aday adayları, kamera karşısında ellerini kollarını nereye koyacaklarını bilemezken o son derece rahat tavırlarıyla puan topladı.

■ Yine televizyon sayesinde her evde tanınan biriydi. Seçmen, diğer adayların kim olduğunu öğrenmeye çalışırken onun zaten bilinen bir yüze sahip olması büyük bir avantajdı.

■ Soyadının değişik anlamlarını kullanmayı iyi bildi. Trump, “baba adam” demekti. İskambil oyununda “koz” (trump card) demekti.

■ Obama da büyük umutlarla seçilmişti. Ama hiç bir şey yapmadı. Bu da Demokratları hayli yıprattı. Adeta “Sıra artık Cumhuriyetçilerde” mesajını verdi. Hele sekiz yıl önce kendisi lehine yarıştan çekilen Hillary Clinton’ı bu seçimde desteklemesi hiç de “etik” bir davranış değildi. Seçmen bundan rahatsız oldu.

■ Trump’ın, “Amerika’yı tekrar büyük yapalım” sloganı, seçmenin duymak istediği sözlerdi. Slogan her ne kadar eski başkanlardan Ronald Reagan’a ait olsa da hiç kimsenin 30 yıl öncesini hatırlayacak ne hafızası vardı ne de yaş durumu.

■ Rakipleri onu, “uydurma aday” (trump up) olarak karalamaya çalıştıysa da başarılı olamadı.

■ “Sallanan eyaletler” (svving states) seçim sonucunda büyük rol oynadı. Bu eyaletler Trump’a oy verdi (Cumhuriyetçilerle Demokratlar arasında gidip gelen eyaletlere, sallanan eyaletler deniyor).

Üçüncü parti neden kazanamaz?

ABD’de başkanlık seçimi, kasım ayının ilk salı günü yapılır. İş günü yapılan seçim nedeniyle Amerikalı seçmen, oy kullanacak zamanı bulmak zorundadır. Seçilecek başkan, 35 yaşından az olmamalı, ABD doğumlu olmalı ve en az 14 yıl ABD’de yaşamalıdır.

18 yaşından büyük her Amerikan vatandaşı, oy kullanabilir. 2014’teki ara seçimlere katılım oranı, yüzde 34.4 ile 70 yılın en düşük oranı olmuştur. Bunun iki büyük sebebi vardır. Birincisi, vatandaşın Sam Amca’ya güveninin azalması, İkincisi seçimlerin pazar tatilinde yapılmamasıdır.



ABD diğer demokratik ülkelerin aksine, sadece iki büyük partiye sahiptir. Cumhuriyetçi Parti ve Demokratik Parti. Üçüncü partiler Yeşil Parti, Anayasa Partisi, Özgürlük Partisi vs ve bağımsızlardır. Fakat birinci başkan George VVashington’un “partisiz” olması dışında hiçbir başkan, üçüncü partilerden seçilememiştir (Birkaç başkan, değişik parti adları altında seçilmiş olsa da bunlar Cumhuriyetçilerin ve Demokratların uzantısı niteliğindedir). Bunun sebebi seçmenin oy potansiyeli yüksek iki adaya yönlendirilmesidir. Buna “bandwagon effect” (bando arabası etkisi) denmektedir. Türkçe’de (hoş olmasa da) “sürü psikolojisi” karşılığıdır. Üçüncü sıradaki adayların seçmen üzerindeki etkisi de “underdog effect” (mazlum etkisi) olarak bilinir. Bu isimler popüler olabilirler ama kaybetmeye mahkumdurlar. En iyi örneklerden biri, avukat Ralph Nader’dır. 1996’da Yeşil Parti’den, 2000’de de bağımsız olarak, ABD başkanlığına adaylığını koymuş ama yüzde 5’ten fazla oy alamamıştır. Oysa Amerikalı, bugün sınırsız tüketici hakkına sahipse ve güvenli otomobiller kullanıyorsa bunu Nader’a borçludur. Nader 1960’lı yıllardan beri tüketici haklarını savunmuş, bu uğurda hayatını bile tehlikeye atmıştır. Diğer örnek, işadamı Ross Perot’dur. Popüler bir işadamı olan Perot, 1992’de bağımsız olarak, 1996’da da kendi kurduğu Reform Partisi’nden başkan adayı olmuş, umduğunu bulamamıştır.

İki büyük partinin aday adaylarının da işi kolay değildir.

Partilerin, aday adayları arasından birini belirlemesi için değişik yöntemleri bulunur. Her eyalette (Biz eyalet deriz ama ABD, 50 devletten oluşur) yapılan “primary election” (birincil seçimler ya da ön seçimler) ve “caucus”lar (parti toplantıları veya kongreler), çok olan aday adayı sayısını daraltmayı ve en çok delegenin oyunu alan, en iyi adayı seçime göndermeyi hedefler.

Sonunda seçmen, 8 Kasım’da son sözü söylediğini düşünür. Oysa bu, herhangi bir aday için yapılan doğrudan oylama değildir. Seçmen, “seçici” (elector) olarak bilinen delegelere oy verir. Her eyaletin seçicileri, “Seçici Kurul” (Electoral College) çatısı altında toplanarak Beyaz Saray’ın dört yıl misafiri olacak kişiyi belirler. 538 delege seçilmelidir. Bu sayı, Temsilciler Meclisi (435 üye) ve Senato’nun (100 üye) toplamına, VVashington D.C.’den çıkan üç delegenin eklenmesiyle bulunur. Delegelerden 270 ve daha fazlasının oyunu alan aday, başkan seçilir. Bu yöntem, halk oyuyla birlikte siyasi kadroları da seçim sistemine katmak isteyen 4’üncü Başkan James Madison’ın (1809-1812) hazırladığı bir formüldür. Hiç bir aday 270’i bulamazsa başkanı Temsilciler Meclisi, başkan yardımcısını da Senato seçer.

Seçimlerden seçmeler

■ ABD tarihinin en kolay başkanlık seçimi, ilk olanıydı. George Washington 1789’da ülkenin ilk başkanı olarak seçildiğinde ne parti vardı, ne muhalefet, ne de rakip aday. Yine de söylentiler dolaşmıyor değildi: En uzun boylu yönetici olduğu için seçilmişti. Boyu 1.93’tü (ABD tarihinin en uzun boylu başkanı],

■ 1800’de yapılan seçim ise o kadar kavgalıydı ki, Aaron Burr, rakibi Alexander Hamilton’u düelloda öldürmüştü.

■ Amerikalılar eskiden oy kullanmak için küçük ya da büyük, bir arazi sahibi olmalıydılar. Bu şart, Kongre tarafından 1856’da kaldırıldı.

■ 1845’e kadar kesin bir oylama tarihi belirlenmedi. Seçmenler Nisan ayından Aralık ayına kadar oy kullanabiliyordu. Çünkü hasat zamanları herkes meşguldü, kış şartları da ulaşımı imkansız hale getiriyor, sandıklar toplanamıyordu.

■ 1872‘de yapılan başkanlık seçiminde de Ulysses Grant, çok kolay bir seçim kazanmıştı. Çünkü rakibi Horace Greely aniden hayatını kaybetmişti.

■ Sosyalist Parti’den Norman Thomas, altı kez başkanlığa aday oldu. Ama kazanamadı.

■ Andrevv Jackson’ın başkanlık kutlaması o kadar kalabalıktı ki kendisi ilk gün Beyaz Saray’a girememiş, otelde kalmıştı.

■ 1870’e kadar Afrikalı Amerikalıların oy hakkı yoktu. Bu tarihte Kongre, siyahlara da oy hakkı tanıdı ama eyaletlerin çoğu 1960‘lara kadar siyahlara oy kullandırmadı.

■ Ayrıcalık sahibi olanlar dışında kadınlar da oy kullanamıyordu. Halktan bir kadının sandık başına gitmeye cüret etmesi bile tutuklanma sebebiydi. Kadınlar oy hakkını 1920’de elde etti. Ülkenin kuruluşundan 145 yıl sonra.

■ Demokratlar, halen kullandıkları maskot hayvan eşeği, Andrevv Jackson’a borçlular. Jackson, sivri dili, alışılmışın dışındaki fikirleri nedeniyle rakipleri tarafından “eşek herif’1 (jackass] olarak adlandırılıyordu. Siyasi karikatürist Thomas Nast, bu konuda karikatürler çizince eşek, partinin sembolü oldu.

■ Demokratların maskot hayvanı olur da Cumhuriyetçiler aşağı kalır mı? Onlar da en büyük, en güçlü hayvanı seçtiler: Fil.

■ Seçimlerde pratik oy makineleri, 1892’de kullanılmaya başlandı. Aslında daha önce de kullanma imkanı vardı. Ama bu makineler telefonla oy kullanma kolaylığını ortadan kaldırıyordu. Oysa telefon icat edileli henüz 15 yıl bile olmamıştı.

■ 1920’de Eugene Debs, üçüncü partiden adaylığını hapishanede koydu. Birinci Dünya Savaşı’na karşı olduğu için hapsedilmişti. Debs, yüzde 3 oy aldı.

■ John Çuincy ve Andrevv Jackson arasındaki başkanlık çekişmesi o kadar rezil bir hal almıştı ki Jackson Çuincy’ye “muhabbet tellalı” diye sataşırken CJuincy de Jackson’ın eşinin “sürtük”, annesinin de “sokak kadını” olduğunu söylemişti (Elbette ki bu kelimeleri sansürledik],

■ Göreve başlarken en kısa konuşmayı George Washington yaptı. 135 kelimeyle. En uzun konuşma ise William Henry Harrison’a aitti. Tam 8 bin 445 kelime. Konuşması, kar yağışı altında iki saatten fazla sürdü. Soğuktan hasta oldu ve bir ay sonra da hayatını kaybetti.

■ En kötü seçim sloganı, 1920-1933 arasındaki içki Yasağı’na (Prohibition) karşı olan başkan adayı Al Smith’in sloganıydı: “Al Smith’e oy ver. O, sizin ıslak hayallerinizi gerçekleştirecek tek kişi.”

■ 1946’da Chicago Daily Tribüne gazetesi, başkanlık yarışındaki Devvey’nin Truman’ı yendiğini duyurdu. Oysa seçimi Truman kazanmıştı. 0 tarihten beri başkanlık seçimleriyle ilgili erken haber vermek, gazetelerin korkulu rüyası oldu.

■ En yaşlı başkan adayı -Trump’a kadar- 69 yaşındaki Ronald Reagan’dı (İkinci dönem seçildiğinde de 73 yaşındaydı]. En genci de 43 yaşındaki John Kennedy.

■ En şanslı başkan Gerald Ford’du. Spiro Agnevv istifa ettiğinde başkan yardımcısı, Richard Nixon istifa ettiğinde de başkan oldu. İki göreve de seçilmeden geldi.

■ 1984 seçimlerinde Ronald Reagan, yüzde 59 ile ABD tarihinin en yüksek oy oranını aldı. Bu rekor halen kırılmayı bekliyor.

■ Abraham Lincoln, James Garfield, VVilliam McKinley, John Kennedy görev sırasında suikasta kurban giden başkanlar oldular.

■ Şimdiye kadar 200’den fazla kadın, ABD başkanlığı için aday oldu ama hiç biri kazanamadı.

■ Başkan Kasım ayının ilk haftası seçilir de neden Ocak ayının üçüncü haftası koltuğa oturur? Çünkü eskiden oyları saymak uzun zaman alıyordu. Seçilen başkanın Mart’ın ilk haftası göreve başladığı dönemler bile oldu.


Yatırım Maliyeti Az İş Fikirleri İçin TIKLAYINIZ.

Bayanlara Ek İş Önerileri İçin TIKLAYINIZ.




Bunu da İnceledinizmi ?

film-platosu

Avrupa’nın en büy film platosu kuruluyor

Organizatör Ahmet San’uı projesi olan ve temeli İstanbul Büyükçekmece’de atılan Midwood İstanbul Film Studio Complex, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir