Anasayfa / Makaleler / Fırsatın ayağınıza gelmesini beklemeyin

Fırsatın ayağınıza gelmesini beklemeyin




2009’da Ondüline Group icra kuruluna giren Ondüline Avrasya Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Karahan, “Batılı şirketlerin tepe yönetimde yabancı kökenlileri pek göremeseniz de bu bariyer bir kez aşıldı mı iş kolaylaşıyor” diyor

Son yıllarda Türk yöneticilerin uluslararası arenadaki başarılarına sıklıkla tanık oluyoruz. Bunlardan biri de çatı kaplama malzemeleri üreten Ondüline Avrasya’nın Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Karahan.

32 yıllık profesyonel yaşamına Fransa’da başlayan ve bugün yine Fransız kökenli Ondüline’de çalışan Karahan, 2009’da grubun altı kişilik icra kuruluna seçildi. Bugün grupta iki numaralı isim olan Karahan, 26 ülkeyi yönetiyor. Bölge olarak 90 milyon euro ciro ürettiklerini söyleyen Karahan, “Birincilik konusunda Rusya ile yarışıyoruz, bazen onlar öne geçiyor bazen biz” diyerek grup içindeki yerlerine dikkat çekiyor.
 
Karahan başarılı kariyerini “Sadece önüme baktım. Takıntım azdır, ileriye baktığım için de bir fırsat buldum önümde. Fırsatın ayağınıza gelmesini beklememek, geçen fırsatları yakalamak lazım; iş hayatında başarının temelinde bu var” sözleriyle açıklıyor. Gençlere aktif olmalarını tavsiye eden Karahan’la uluslararası şirkette yaptığı kariyer yolculuğu üzerine konuştuk…

Avrupalı bir şirketin icra kuruluna girmek ve grupta iki numaralı koltukta oturmak zor oldu mu sizin için?
Belki Anglosakson geleneğinde bunlar alışılan şeyler ama Avrupa bu konuda biraz daha tutucu. Alman ve Fransız şirketlerin üst yönetimde yabancı kökenlileri göremezsiniz. Ama bu bariyeri aştıktan sonra işler daha kolay oluyor. Zaten şu anda sadece ben değil, grubun çeşitli komitelerinde hizmet veren sekiz Türk yönetici var.

Peki Fransızlarla en önemli farkımız ne sizce?
Yurt dışındaki eşdeğerlerimizle aynı eğitimi almış olmamıza rağmen, yeri geldiğinde çok daha esnek düşünebiliyoruz. Bazı tabuları daha kolay yıkıyoruz. “Devrimci fikirler Türkiye’den çıkar” diye grubumuzda bir laf yayıldı. Bizim yeniliklerimiz orada devrim olarak algılanıyor. Entelektüel birikim olarak farkımız yok hatta bir nebze üstündeyiz diyebilirim. Avrupalılar kuralcı biz esneğiniz. Kuralcı oldukları için orada fazla hata olmuyor ama anlamlı bir ilerleme de olmuyor. Türk yöneticilerin daha esnek ve yaratıcı olması birçok ilerlemeyi getiriyor ancak hata da yapılabiliyor. Yabancı şirketlere Türk yöneticiler cazip geliyor. Fransızlar çok iyi strateji, Türklerse iş yapar.

Siz bu farklılıklar çerçevesinde, kolay adapte olabildiniz mi yönetime?
En çok dikkatimi çeken fark statükoculukları oldu. Ben gruba girdiğimde burası profesyonel bir aile şirketiydi. Ama çalışanlarını her yönüyle eğiten harika insanlardı. Orada çalışanlara ne kadar sahip çıkıldığını, profesyonel bir anlayış içinde aile havası yaratıldığını gördüm. Bu gruptan çalışanlar kolay kolay ayrılmıyor, karşılıklı sadakat birinci değer. Beraber eğleniyorlar ve beraber yaşıyorlar. Bilmediğim birçok şarap markasını onlardan öğrendim mesela. İnsanların ne kadar içinde olursanız o kadar iyi diye bakılıyor. Türkiye’de “yüz-göz olmayalım mesafeli olalım” düşüncesi hakimdir. İstismar edilir denir, bu bir ölçüde doğru olabilir. Herkes onu hazmedemez, yerini bilemez. Ama ben saygınlık yaratmanın bir insanın elinde olduğunu düşünüyorum. Üç yıl önce aile hissesini bir fona sattı. Yeni yönetim ise fon olduğu için daha kar odaklı çalışıyor.

26 ülkeden sorumlu biri olarak sık seyahat etmeniz gerekiyor mu?
Evet, çok seyahat etmem gerekiyor ama seyahat dozajım bu teknoloji sayesinde biraz düştü. Evim de uzay üssüne döndü zaten. Akşam evde Amerika’yla telekonferans yapabiliyorum. Sabahları işte diğer ülkelerle konferans yöntemiyle toplantı yapabiliyorum. Bölge ülkeleriyle sıkı bir iletişim var. Ayda 10 – 15 gün yurtdışındayım, teknolojinin sayesinde birazından kurtuldum. 

“CV değil, tecrübe önemli”

Uluslararası bir şirketin tepe yönetiminde bulunan biri olarak kariyerinizde aldığınız mesafeyi neye bağlıyorsunuz?
Sadece önüme baktım ve çalıştım. Takıntım azdır, ileriye baktığım için de bir fırsat buldum. Herkesin önüne fırsat geldiğine inanırım, önemli olan bunu görmek. Ayağınıza gelmesini beklememek, geçen fırsatı tutabilmek lazım. Aktif olmak şart yani. İş hayatında başarının temelinde bu var.



Parlak bir CV’nin kariyere etkisi nedir sizce?
Belli bir aşamadan sonra deneyim, eğitimin önüne geçiyor. İnsanlar CV’ye odaklanıp buralarda enerji harcıyor. İşe yeni alacağınız zaman mecburen elemeleri buradan yapıyoruz ama asıl olan tecrübe. Sıfırdan işe başlayacak biri için CV önemli. Yaratıcı insanları tercih ederim. Yaratıcı insanlar çözüm getirir. İyi eğitim yaratıcılığı körükleyen artı bir unsundur. Bunu kullanmak ve şans faktörü de önemli. Çok akıllı insanların işte başarısız olduğunu çok tanık oldum.

Kimlerle çalışmayı tercih edersiniz?
Alıştığım insanlarla devam ediyorum. Ama şirketlerde nesil değişikliğinin şart olduğunu düşünüyorum. Bunu da yapmaya çalışıyoruz. Geleceği kurmak için 20’li yaşlardaki insanlara ihtiyacımız var. Buranın Japon şirketlerinden farkı yok ama kimse şirketten ayrılmak istemiyor.

İŞ’İN ÖZÜ

İşinizi birkaç cümleyle tarif eder misiniz?
Birçok insanı koordine ediyorum ve onlara antrenörlük yapıyorum. Somut tanımlanmış bir işim yok yani.

Bir yönetici olarak en iyi özellikleriniz nelerdir?
Objektif, tarafsız ve adil olmaya çalışırım. Çünkü insanları en çok zedeleyen kötü değil, adaletsiz muameledir. Bir insan birini kırdığında özür dilerse karşıdaki affedebilir. Oysa hak yediyseniz telafisi zordur.

Peki en kötü özelliğiniz nedir?
Yapamayacağım şeyi söylemem. Bazen söz verdiğim için şirketi zarara soktuğum oldu.

Bu yoğun tempo arasında nasıl dinleniyorsunuz. Akşamları evde dizi izler misiniz?
Spesifik bir dizim yok. Yerli diziler çok uzun olduğu için daha çok Dizi Max’i izliyorum. Ayrıca Dr. House adlı diziyi yakaladıkça seyrediyorum. Kitap okumayı çok seviyorum.

Müzikle aranız nasıl?
Eskiden mandolin ve gitar çalardım. Buzuki çalmaya özendim bir ara sonra bıraktım. Şu anda hiçbir şey çalacak halde değilim. İyi bir dinleyicim yalnızca. Klasik müzik severim ama kapımı diğer müziklere kapatanlardan değilim. Hatta sosyal sorumluluk anlamında da müziğe el attık. Türkiye’nin üstün yetenekli gençlerini keşfetmek için Süher-Güher Pekinel’in projesine sponsor olduk. Şimdi o proje devam ediyor. 13 çocuk seçildi şimdi birçoğu yurtdışında eğitim görüyor. Bunlara yedi – sekiz yıl destek verip yenilerine yöneleceğiz.

Kullanmayı sevmediğiniz kelime var mı?
Hiç küfür etmem.

Çalışırken kolay sinirlenir misiniz?
Her insan gibi sinirlenirim ama oto kontrolüm iyi olduğu için çok belli etmem.

Ofisinizde değer verdiğiniz bir eşya var mı?
10 yıldır ofisimde Kazak bir ressamın tablosu var.

Para sizin için ne kadar önemli?
Galiba çok önemli değil. Şu anda sahip olduğum paranın beş mislini verseniz ne yapacağımı bilemem. Hiçbir planım yok. Tek düşüncem, emekli olduğumda standartlarımın fazla düşmemesi.

İşinizden ayrıldıktan sonra nasıl hatırlanmak istersiniz?
Yöneticilik hayatımda söylediğimi yaptım, böyle hatırlanmak isterim. Kalan kariyerimde bunu bozmak istemediğim için dikkatli konuşurum.

“Yeni fabrikalar kuracağız”

2010’u nasıl kapattınız?
İyi kapattık diyebilirim. Bütçe hedeflerimizi tutturduk zaten temkinli bir bütçe hazırlamıştık. 2010 geçiş senesiydi. Esas 2011’de reel büyüme öngörüyoruz. Önümüzdeki yıl yeni yatırımlar planlıyoruz. Ancak üretim anlamında Türkiye’de yatırım düşünmüyoruz. Çünkü burada yeterince kapasitemiz var. Yeni fabrikayı Orta Asya ve Orta Doğu gibi gelişen pazarlarda yapmayı düşünüyoruz. Yurtdışındaki yatırımlara Türkiye’den yönetici gidecek. Türkiye’den birçok uzman ve yönetici değişik yurtdışı projelerine gidecek.

Kariyerine Fransa’da başladı

• 1956 doğumlu Burhan Karahan, 1974’te Robert Kolej, 1978’de Boğaziçi Üniversitesi makine mühendisliği bölümünü bitirdi.
• Öğrenciyken stajyer olarak ve mezuniyet sonrası 1977-79 yılları arasında Fransız makine imalatçısı AFMO’da çalıştı. 1980-81’de Braun-Bovery şirketinde üretim mühendisi olarak görev yaptı.
• 1982’de Alman Rowenta ve Cankurtaran Holding’in joint-venture şirketi Elektropak’a üretim müdür yardımcısı olarak girdi. Takip eden yıllarda üretim müdürü, genel müdür yardımcısı ve genel müdür oldu. Ardından Cankurtaran Holding Şirketler Grubu’nda teknik koordinatörlük görevine getirildi. 1994’te başkan yardımcılığına yükseldi.
• 1995’te bu gruptan ayrılarak tekrar Fransa’ya gitti. Strasbourg’da Alsacables şirketinin kurucu ortağı ve genel müdürü oldu.
• 1998’den beri Onduline Avrasya’nın Genel Müdürü ve 2003’ten beri de Yönetim Kurulu üyesi olan Karahan, 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle Onduline Avrasya Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyor.   
• Mart 2010 itibariyle Onduline Group’un İcra Komitesi üyeliğine atanan Karahan, grup bünyesinde 24 ülkeden oluşan ve altı stratejik bölgeden biri olan Avrasya bölgesinin yöneticiliğini yapıyor.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir