Anasayfa / İş Fikirleri / Tekstilde yeni kuşak girişimciliği

Tekstilde yeni kuşak girişimciliği




Kendi modasını dünyaya giydirmeye başladı

Kendi giyim tarzı çevresinde çok beğenilince bunu beş yıl önce BNG markasıyla magazalaştıran Nilgün Gülen ve eşi Bülent Gülen, tekstilde yeni kuşak girişimciliği temsil edivor.

Moda gibi girişimciliğin de trendleri var. Her dönemin koşullarına göre şekillenen karakteristiği, onu yakalayabilene şans getirir. Hangi sektörde olursa olsun, bu süreci iyi analiz edebilmenin en önemli faktörü güçlü bir altyapıya sahip olmaktan geçiyor. Eğitimin yanında sahayı iyi bilmek ve gelişmelerden her an haberdar olamak, yani piyasanın tabiri ile iyi koku almak gerekiyor.

Bir kişinin tüm bu özelliklere sahip olması zor. Fakat iki kişilik bir ekipseniz, hele bir de sadece iş değil, aynı zamanda hayat arkadaşıysanız, yolu yanlamış sayılırsınız. Bir dönem gelir ve bir anda vites artırarak hızlandığınızı hissedersiniz. Nilgün ve Bülent Gülen’in, (ben kariyer diyeyim, siz girişimcilik deyin) hikayelerinde böyle bir çizgi var. Bülent Gülen Sultanhamamlı… Çekirdekten tekstilci. İşin tüm girdi çıktısına hakim. Çünkü daha 10 yaşındayken babasıyla birlikte Sultanhamam’ın kaldırım taşlarını eskitmeye başlamış.

Nilgün Gülen ile yolları Boğaziçi Üniversitesi’nin açtığı İngilizce kursunda kesişiyor.

Birinin amacı babasının ürettiği trikolaıı yuıt dışına pazarlamak. Nilgün Gülen ise İzmir’den muhasebeci olarak geldiği İstanbul’da İngilizce’sini geliştirerek kariyer merdivenlerini tırmanmak için orada.

Fakat neredeyse kurs bitmeden kendilerini nikah dairesinde buluyor. Nilgün Gülen de böylece bir anda kendini tekstil işinde buluyor.



Dahası bu işi seviyor. Fakat biraz ayrık otu gibi bakıyor tekstile ve modaya. Piyasanın klasik hırka-süveter çizgisi kesmiyor Gülen’i. Kendi tasarımlarım yapmaya başlıyor. Başlangıçta daha çok kendisi giyiyor. Sonra çevresi bu tasarımlara bayılıyor. Bir süre sonra ailenin klasik üretiminin bir bölümü Gülen’in tasarımlarına yönelik üretime başlıyor. Çevreden talep arttıkça kendine güveni geliyor ve tümüyle kendi stilini yansıtan koleksiyonlar hazırlamaya başlıyor. Bu güvenle İtalya’ya gidiyor ve Polimoda’da tasarım dersleri alıyor. Artık çizgileri daha bir kendine has ve fark ediliyor. Üretim ve pazarlama altyapısı sağlam olan Bülent Gülen ise bu süreçte eşini sonuna kadar destekliyor.

Modanın yeni karakteristik dönemini beş yıl önce görerek, kendi markalarını yaratıyorlar: BNG. Yani Bülent’in B’si.

Nilgün’ün N’si ve soy isimleri olan Gülen’in de G’sini alarak beş yıl önce markalarını oluşturuyorlar. İlk mağazalannı Bağdat Caddesi’nde ve İzmir’de açıyorlar. Yıllarca yaptıklan fason üretimden kurtulurlar. Milano Moda Haftası’nda geçen yıl ürünleri sergilenen ilk Türk giyim markası onlardı. Kendi markalarını yarattıktan sonra çok küçük bütçeleri ile katıldıkları Paris Moda Fuan’ndaki minik standtlanna ilgi o kadar yoğun olur ki Nilgün Gülen o anlan “Tam bir patlamaydı. Aldığımız siparişlere inanamadık” sözleriyle anlatıyor.

Şu an dünya çapında 200 değişik butikte satışa sunulan ve hızla imajını güçlendiren BNG, kadın giyim markasının başrısının arkasında 20 yıllık bir tecrübe ve bilgi birikimi bulunuyor.

Bugün ürünleri en çok Japonya’da ilgi gören Gülen çiftinin ilginç olan bir başka hikayesi ise İstanbul Halıcıoğlu’nda metruk, metruk olmaktan öte bir viraneye dönmüş çok eski bir yapıyı hayata döndürerek tüm üretim birimlerini oraya taşımaları. 17. yüzyıldan kalma bir Fransız eğitim kurumu olan taş bina orijinalliğini tümüyle yitirmiş, sıvalarla kapatılmış ve kötü bir şekilde boyanmış olarak kiralanmış Gülen Çifti tarafından. Bugünkü hali ise görenleri şaşırtıyor.

Ekonomist





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir