Anasayfa / İş Fikirleri / Yeni bir iş sahası: İçerik Analiz Ajansları

Yeni bir iş sahası: İçerik Analiz Ajansları




Yeşil ekonomiye geçiyoruz. Ürün analizi yaptırmak kolaylaşacak, bürokrasi sona erecek. Herkes ufak bir çaba karşılığında neyi nasıl tükettiğini öğrenecek.

Yeni bir iş sahası: ‘İçerik Analiz Ajansları’

icerik ajansABD’DE kısa adı ‘EPA’ olan yaklaşık 25 bin kişilik kadrosuyla hem kamuya hem de hükümete hizmet veren bir kurum var: ‘Environmental Protection Agency’ Türkçe tanımı ‘Çevre Koruma Ajansı’. 1970’te zamanın ABD başkanı Richard Nixon tarafından önerilip kurulmuş yarı resmi bir örgüt. Yaptığı iş yasalar çerçevesinde insan sağlığını çevre bilinci yoluyla korumak. Ofis malzemelerinden binalara, elektronik aletlerden gıda hizmetlerine kadar her alanda hassas kontroller yapıyor. Tamamen tüketici odaklı bir denetim örgütü. Çok sayıda alt dalları var. Muhatap birey de olabiliyor doğrudan devletin kendisi de…

Kurumun bir başka benzeri Avrupa Birliği’nde (AB) yer alıyor: Adı ‘Avrupa Çevre Ajansı’. Statüsü daha farklı. Türkiye bu sisteme üye. Çevreye makro açıdan bakıyor. Hava kirliliği, su kaynaklan, arazi kullanımı, biyolojik çeşitlilik, çevresel atıklar, gürültüyle mücadele ve onlarca çalışma sahası. Aynı zamanda eğitim amaçlı bir kurum. 1994 yılından bu yana devrede. ‘Çevre Bilgi Gözlem Ağı’yla (Eionet) kitleleri bilinçlendirmeye çalışıyor. Profesyonel görevli sayısı 35 ülkede 250 kişi civarında. Bağlı yan kuruluşları da bulunuyor.

TÜRKİYE GEÇİŞ AŞAMASINDA

Gelelim ülkemize… Bizde ilgili bakanlıklar dışında bağımsız denetim yetkisine sahip kurum hemen hemen yok. ‘TEMA’ ya da ‘Deniz Temiz Derneği’ gibi, bu tür işlerle ilgilenen bir avuç gönüllü kuruluş daha çok çevreye odaklanmış durumda.

Konuyu en hassas meselemiz olan gıdayla ilişkilendireyim önce. Daha önce de yazdım. Diyelim ki sıradan vatandaş olarak pazara gidip meyve sebze aldınız. Büyük ihtimalle çevre artığı çamur rengi hurda plastiklerden üretilen torbalara koyup eve döndünüz. Ve aldığınız ürünleri torbayla birlikte buzdolabına yerleştirdiniz. Satın aldığınız şeyler hala canlı oysa. Soluk alıp veriyor, sebzelerin fotosentez işlevi devam ediyor.

Hurda plastik torbalardan yayılan maddeler meyve sebzeye zararlı mı, değil mi? Sizi kim aydınlatacak? Bir başka örnek: Çilekler örtü altında yetiştiriliyor. Benzer plastiklerin kalitesiz olanları yine devrede. Acaba soluma yoluyla bir takım kimyasal bileşiklerin ürüne bulaşma riski var mı?

ABD’de yakın geçmişte kızarmış patates koyulan kapların toksik etkisi nedeniyle kopan gürültü hala unutulmadı. Onlarca kez kullanılan yanmaz margarin yağların akıbeti de yine gündemde. Örnekleri çoğaltmamız mümkün. Iş, içerik ve ambalajla başlıyor. Çoğu gıdanın ‘merdiven altı’ imalathanelerde nasıl üretildiği ise bilinmiyor.

Evet, markalı ürünlere güvenimiz tam. Ama bazı ambalajlarda içeriğin nelerden oluştuğu hala küçük karakterlerle yazılıyor. Bu da ‘merdiven altı’nın işine yarıyor. Yazılanları okumak için kimi zaman büyüteç kullanmak lazım. Üstelik bu konuda yasal düzenleme yapıldığını hatırlıyorum.

gida analiz

YEMİNLİ UZMANLARA İHTİYAÇ VAR

Neyse ki tanınmış markaların son sistem cihazlarla güçlendirilmiş kendi analiz laboratuvarları var. Şimdilik içimiz rahat. Yakın gelecekte ‘Yeşil Ekonomi’ bizde de yeni bir bilincin uyanmasını sağlayacak.

Unutulmaması gereken şu: Artık ‘merdiven altı’ imalat sona ermek zorunda. Halkın sağlığıyla oynanamayacak, ayrıca vergi dışı kalmakta ısrar edenler tasfiye olacak.

G-20 ülkeleri içinde ‘merdiven altı’ gıda üretiminde kaçıncı sıradayız bilmiyorum ama herkes çok dikkatli olmak zorunda.



Aflatoksin belası, pestisit bulaşıklığı, bitmez tükenmez GDO hikâyeleri ve hormonlu ürünler…

Gıdayı bir an geçtik diyelim, inşaat malzemeleri, yapı elemanları, kaplama malzemeleri, boya gibi yüzlerce ürün var daha sırada.

Konuyu tekstilden temizlik malzemeleri ve hatta bebek ürünleri gibi hassas gruplara uzatabilirsiniz. İçerik kontrolü nasıl olacak? Konu gıdayla sınırlı da değil. Örneğin en basitinden giydiğiniz tişört acaba gerçekten yüzde 100 pamuktan mı?

Şimdi asıl dikkat çekmek istediğim yere geliyoruz. Bu ülkede yıllardır ‘yeminli mali müşavirlik’ müessesesi var. Devletten alman yetkiyle belli uzmanlar bağımsız denetim yapabiliyor. Duyarlı alanlarda başka çalışmaları da görüyoruz. Örneğin yapı denetimi ve kadastro çalışmaları… Henüz belli bir yetkinliğe ulaşmasa da ‘STK’ (Sivil Toplum Kuruluşları) himayesinde bir şeyler yapmaya çalışanlar da var.

YEŞİL EKONOMİNİN GEREĞİ

gidalarİşte tam bu noktada kritik soru şu: Bunca çevre mühendisi, gıda mühendisi ve nice teknik branş elemanı boşta gezerken yeminli denetim ajansları kurulamaz mı? İstihdam olanakları bir tarafa, sektörlerin kendi içinde oluşturacağı bir otokontrol sistemi neden hayata geçirilmez?

Basit ifadeyle söyleyelim: Sıradan bir vatandaş olarak market rafından aldığınız ürünün neler içerdiğini serbestçe öğrenme hakkınız var. Bir sürü bürokrasi ve başa çıkılamaz zorluklarla uğraşmadan ve de kolayca…

Kontrol sistemini meslek odaları, sektör kuramları kendi bünyelerinde oluşturabilirler. Sonuçta kamuya açık bir kontrol sistemi çıkar ortaya. Çoğu resmi kurumun yeniden yapılanmasına da gerek yok.

Ümit edelim ki, uluslararası gözetim kuruluşlarının ithalat ve ihracatta yaptığı uygulamaları yakında bağımsız denetim ajansları yapacak. Tıpkı insan sağlığını ilgilendiren tıbbi analiz laboratuvarları gibi…

Çünkü dünyada yükselen çevre bilinci bu ihtiyacı başlı başına bir sektör haline getirmek üzere. Kısacası bu iş yeni bir girişim alanı. Şimdiden koşulları var ederek resmi otoriteyi ikna etmekte yarar var. Artık ne yediğimizi, ne içtiğimizi, ne giydiğimizi ve neyi kullandığımızı serbestçe öğrenebilmeliyiz.

Yeminli içerik analizi için önce geniş kapsamlı yasal düzenleme gerekiyor. Konuyla ilgili uzmanlık sınıflaması da yapılabilir. En iyi örnek, Batı ülkelerindeki serbest çalışan çevre ve içerik ajansları. Önemli sorun, yeterli teçhizat yatırımı ile yetkin uzmanları bünyede bulundurabilmek. Girişimin gözetim kurumlarından farkı her sınıftan bireye kolayca başvuru hakkı sağlaması. Yalnız tüketicilerin değil üreticilerin de yararlanabileceği bir sistem bu. Hammaddelerin kontrolünden, tarım toprağı analizine kadar geniş bir yelpaze söz konusu.

İşin öncülüğünü başlangıçta sektörel kurumlar ile belediyelerin yapmasında yarar var. Ajansları kendilerinin kurması gerekmeyebilir. Girişim sayısı arttıkça tercih şansı doğacağından anlaşmalı çalışmak mümkün. Girişimcilerin uluslararası akredite kurumlardan yetki alması işi kolaylaştıracaktır. En basitinden ‘gaz kromatografisi’ ve ‘spek-trofotometrik analiz’ cihazları işi teknik olarak daha da çabuklaştırabilir. Gerekli cihazlar için uygun krediler bankalardan alınabilir. Sektörün etik kurallara uyması öncelikli ayrıntı. Gizlilik oldukça önemli. Bilgiler siparişi veren kişi ya da kurumlara özel olmak zorunda. Analiz sonuçları ancak izin verilmesi halinde ilan edilmeli. Yanlış analizlerin hem hukuki hem de ekonomik cezalara yol açabileceği unutulmamalı. Ölçüm ve ölçülerin uluslararası kabul görmüş standartlara uygun olması bir başka ayrıntı.

Bu kurumların çevre, içerik ve formül anlaşmazlıkları için yasal bilirkişi olabilecekleri de düşünülebilir.

Nur Demirok / Para





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir