Anasayfa / Makaleler / Zihniyet Değişimi Olmadan Çağın Sorunlarını Çözmek Zor

Zihniyet Değişimi Olmadan Çağın Sorunlarını Çözmek Zor




Zihniyet Değişimi Olmadan Çağın Sorunlarını Çözmek Zor

BEYNİMİZ çevremizdeki tüm olayları bir süzgeçten geçirir ve ancak bizim için önemli olabilecek olayları dikkate alır. Zihniyet, bu bilişsel süzgeçlerin bütününü, geçerli düşünce yol ve yöntemlerini tanımlar. Bireyler, kendi hayatlarına zihniyetlerine göre yön verir. Zihniyet, kurumların ve toplumların yönetiminde de etkili olur. Zihniyet yerine Fransızcadan gelme mantalite kelimesinin kullanıldığı da olur. İngilizcedeki “mindset” (zihin seti) terimi de aynı anlamdadır.

Biz, yeni sorunları, önce geçmiş dönemlerin deneyimleri ve düşüncelerinden süzülüp gelen zihniyet yapımızla çözmeye çalışırız. Zihniyet, bu niteliği ile çözüm için kullanılan bir “alet kutusu” gibidir.

Dünyada ve ekonomide temel değişimler yaşandığında mevcut zihniyetin ürettiği çözümler, yeni sorunların üstesinden gelemez. Bu durumda dünyayı değiştiremeyeceğimiz için zihniyetimizi, beynimizdeki alet kutusunu değiştirmemiz gerekir. Ancak bu değişim süreci epey sancılı geçer. Beynimize kazınmış eski düşünceler umutsuzca direnir. Mevcut zihniyeti terk etmek, bize geçmişimize ihanet gibi gelir.

Zihniyet değişimi veya Tiirkçesiyle “kafaları değiştirme” süreci, toplumun bilinçli kesimlerinin sabırlı çabaları ile başlar. Bilim insanlarının ve medya mensuplarının, değişim zorunluluğunu kitlelere bıkıp usanmadan anlatmaları ile mevcut zihniyet cephesi gedikler vermeye başlar. Zamanla yeni çözüm önerileri daha fazla taraftar bulur.

İşin özü ve değişim sürecinin ruhu yakalandığında ise zihniyet değişimi kendiliğinden gerçekleşir. Akla gelen ilk basmakalıp düşünceye ve sıradan çözümlere razı olmayıp arayışını sürdürenler için zihniyet değişimi yeni bir dünyanın keşfedilmesini sağlar.

ÇIKMAZ SOKAKLAR

Zihniyet değişimi sürecinde aşağıdaki yollara sapmak sonuç vermez ve verilen emeklerin boşa gitmesine yol açar:



■    Düşünce yapısında bir derinlik ve çeşitlilik oluşturulmadan, salt “yeni” diye bazı düşüncelerin peşinden gitmek, sorunları daha da artırır ve ağırlaştırır.
■    Yasa ve kararnamelerin değişmesi, zihniyet değişimini başlatabilir ama sürecin devam etmesi insanların değişimi
gerekli görmesine ve değişimi kabullenmesine bağlıdır.
■    Kabukta kalan ve çekirdeğe kadar inmeyen bir kavrayış, zihniyeti değil sadece söylemleri değiştirir.
■    Yabancı ülkelerde başarılı olmuş sistemleri geliştirmeden ve yerel koşullara uyarlamadan aynen kopya etmek olumlu sonuç vermez.
■ Zihniyet değişimini kültür değişimi ile karıştırmamak gerekir. Çünkü bir toplumdaki geçerli kültürün kısmen değişmesi bile ancak 30-40 yıl içinde mümkün olabilir.

BEYİNDEKİ ALET KUTUSU NASIL DEĞİŞİR

Yeni bir dönemin getirdiği ve eskisinden farklı olan sorunlar, ancak yeni ve farklı yaklaşımlarla çözülebilir. Beyindeki mevcut “alet kutusu” çözüme yetmediğinde uzun ve bazen sancılı bir değişim dönemini göze almak gerekebilir. Zihniyet değişimi ancak aşağıdaki zihinsel eylemlerin sonucunda gerçekleşebilir:

Farkındalık: Neyin, nasıl değiştiğini izlediğimizde ve tablonun bütününü beynimizde canlandırdığımızda, zihniyet değişimi daha sağlıklı olur. Bunun için dünyaya bir yeni yetmenin meraklı gözleri ile sanki ilk kez görüyormuşuz gibi bakmamız gerekir.

Gerçekçilik: Dünyayı ve ekonomiyi kendi istediğimiz gibi görmek yerine, çevremize nesnel ve gerçekçi bir gözle baktığımızda, zihnimizdeki devrim süreci başlamış olur

Açık fikirlilik: Zihnimizi her türlü düşünce yöntemine ve çözüm önerisine açık tuttuğumuzda, doğru yolu bulmak kolaylaşır. Dar görüşlülük ise alternatifsizliğe ve çözümsüzlüğe yol açar.

Farklı düşünmek: Sorunun esas kaynağı geçmişteki düşünce tarzımız olduğunda ,sorunları ancak farklı yaklaşım ve bakış açıları çözebilir.

Sorgulamak: Mevcut düşüncelerimizin içimizi ısıtan rahatlığına kapıldığımızda zihniyet değişimi bir hayal olarak kalır. Beynimizdeki fikir ve görüşleri silkelemeye ve insafsızca sorgulamaya hazır olduğumuzda yolun yarısını almış oluruz.

Kozaya girmek: Zihin, değişim unsurlarını içine sindirmek için belirli bir zamana ihtiyaç duyar. Kozaya tırtıl gibi giren ham düşünceler, sabredildiğinde kozadan bir kelebek güzelliğinde çıkar.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir