Anasayfa / Makaleler / Zor Günlerde Endişe Yerine Pozitif Bir İhtiyat Gerekiyor

Zor Günlerde Endişe Yerine Pozitif Bir İhtiyat Gerekiyor




ZOR GÜNLERDE ENDİŞE DEĞİL POZİTİF BİR İHTİYAT GEREKİYOR

KARŞI sayfada da sık sık ele aldığımız gibi, dış kaynaklı olumsuz bir rapor ve tahmin sonrasında ortalık birden buz kesebiliyor. İnsanlar 2001 öncesini ve 2009 yılını hatırlayıp endişeye kapılıyor. Yatırım projeleri ve reklam bütçeleri tam rafa kaldırılmak üzereyken, iç pazar ile ilgili bir olumlu gelişme moralleri yerine getiriyor. İş dünyasının bu “endişe ekonomisini” bir şekilde aşması gerekiyor. Çünkü moral grafiğinin bu denli hızlı iniş çıkışlar yaşaması bir noktada girişimcilerin ruhunu yorabilir ve kriz riskini artırabilir.

Dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmeleri ihtiyatlı bir şekilde değerlendirmek kronik endişe duygusunun zararlarını azaltabilir. Olayları algılarken sonuna kadar gerçekçi hatta karamsar olmanın bir zararı olmaz. Ancak çare ve çözüm ararken mümkün olduğu kadar pozitif düşünmek gerekir. Bilgili ve bilinçli bir ihtiyat duygusu ile pozitiflik en iyi şekilde birleştirildiğinde zor koşullara karşı direnç ve dayanıklılık düzeyi yükselebilir.

Dünya ekonomisindeki belirsizlik en az iki-üç yıl daha süreceği için girişimcilerin pozitiflik tarafı ağır basan bir ihtiyat duygusunu ikinci bir tabiat haline getirmeleri zorunlu görünüyor.

AÇILAN VE KAPANAN KAPILAR

Türkiye ekonomisinde ciddi bir sorun yaşanmasa da dünya ülkelerindeki belirsizlikler ve dış şok endişesi kısa sürede bir korku ve panik ortamı yaratabiliyor. Şirket yöneticileri bu arada azalan satışlar, Çin rekabeti ve inip çıkan kurlar gibi sayısız sorundan bunalıyor. Girişimci bu ortamda gözlerini hep kapanan kapılara dikiyor ve çaresizlik duygusuna kapılabiliyor.

Oysa hayatın bireyi veya girişimciyi başarısızlığa veya zarara mahkûm etmek gibi bir amacı olamaz. Tarihin akışı ile ekonominin değişimide bir ülkeyi kendiliğinden sıkıntıya sokamaz.



Kriz ve değişim, bir yerde eskiyi tasfiye ederken, yeni fırsatlar da ortaya çıkarır. Bazı nişler kaybolurken yeni pazar boşlukları ortaya çıkar. Zevk ve tercihleri değişen tüketici, bir ürün yerine başkasını satın almaya başlar.

Krize giren bir ülkedeki kitlelerin tüketimi bıçak gibi kesilmez. Bu ülkelerde bazı lüks malların satışı azalırken, hesaplı ama kaliteli malların satışı artabilir.

Dışarıda bir yaprak kımıldadığında endişeye kapılmak, bizi gerçekleri görmekten alıkoyabilir. Telefonun mucidi Alexander Graham Bell’in bir zamanlar vurguladığı gibi “Hayatta bir kapı kapandığında diğer bir kapı açılır. Ancak biz kapanan kapıya o kadar uzun süre ve pişmanlıkla baktığımız için açılan kapıyı göremeyiz…”

“ÜSTESİNDEN GELME 11 BECERİNİZİ GÜÇLENDİRİN

Zor dönemler yöneticiler için bir “başa çıkma” ve “üstesinden gelme” sınavı gibidir. Bu sınavdan başarı ile çıkmak için olumsuz ve olumlu koşulları bir arada ve soğukkanlılıkla değerlendirmek gerekir. Kapanan kapılarla birlikte açılanları da görebilmek istiyorsanız aşağıdaki öneriler sizin için yararlı olabilir:

■    Değişimi kabullenin: Değişime karşı direnmek yerine değişimin tabiatını kavramaya çalışın. Trendleri araştırın. Yelkenlerinizi esen rüzgârdan yararlanacak şekilde açın.

■    Büyülü soru: Nasıl? Bu soruyu kendinize durmadan sorduğunuzda, bir süre sonra tutarlı cevaplara ulaşabilirsiniz. Bu arada her şeyi eleştiren ama “nasıl” sorusunu sormayıp çözüm yolu üretmeyen insanlardan uzak durun.

■    Mazeret yok: En kötü koşullarda bile yapılacak bir şey bulunduğunu unutmayın. Beyin tembelliği, ruh yorgunluğu ve atalet için mazeret üretmeyin.

■    Bilgiyi içselleştirin: İkinci elde yıpranmış düşünceleri benimsemek yerine olayları ve olguları kendi başınıza analiz etmeye ve bilgilerinizi içselleştirmeye gayret edin.

■    Gözlemlere güvenin: Bilginizin kaynağı yalnız haberler, raporlar ve kitaplar değil, aynı zamanda gözlemleriniz ve insanlardan dinlediğiniz öyküler olsun.

■    Ufka da bakın: Günün sorunları kadar, ekonomiyi orta ve uzun vadede etkileyecek trendlere ve beklentilere de kafa yorun.

■    Sabretmeyi de öğrenin: insanların kişiliğinin ve toplumların kültürünün kolay kolay değişmeyeceğini dikkate alarak, bazı iyileşmeler için sabırlı olun.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir