Anasayfa / Ekonomi-Finans / 2019 Yılında Küresel Ekonomik Yavaşlama Korkusu

2019 Yılında Küresel Ekonomik Yavaşlama Korkusu



Veriler 2019’un dünya ekonomisinde zayıflama dönemi olacağına işaret ediyor. Almanya, Çin ve Japonya’dan gelen sinyaller parlak değil. ABD ise duraklama işaretleri veriyor. Riskler piyasalara şimdiden yansıdı…

Küresel Ekonomik Yavaşlama

ALMANYA, ABD, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Türkiye ve Avrupa Birliği Komisyonu’ndan oluşan grup G20’nin zirve toplantılarının yapıldığı bir dönemde “küresel ekonomik yavaşlama” kaygısı, tüm dünyayı sardı. Önde gelen sanayileşmiş ülkelerden Almanya ve Japonya’nın bu yıl üç çeyrekteki rakamları, bu ülkelerin ekonomilerinin daralmakta olduğunun işareti olarak görülürken, ABD, belirgin bir kontrastla güçlü bir büyüme trendi içinde olduğunu gösterdi. Çin’de ise giderek derinleşmekte olan bir hastalığın belirtileri ortaya çıktı.

ALMANYA VE JAPONYA ETKİSİ

Zayıf performansların sebebi değişken. Ekonomistler hem Almanya’nın hem Japonya’nın kısa sürede bir büyüme hızı yakalayabileceğini böylece resesyondan sıyrılabileceğini belirtiyorlar. Ama şimdilik dünyanın bu iki büyük ekonomisinin karşı karşıya olduğu tehditlerin üstesinden gelmesi için kaydettiği skorlar yetersiz. Amerikan CNN televizyonuna göre Almanya, 2015 yılından beri ilk kez yılın üç çeyreğinde ekonomik daralma yaşıyor. Sebeplerden biri, yeni model Alman otomobillerindeki emisyon prosedürlerinin yetersiz ve hatalı görünmesi. Üstelik ABD-Çin ticaret savaşı, Almanların ihracatını sekteye uğratacak kadar şiddetli. Otomobildeki darboğazın giderilmesi kolay. Ama bu, yeterli değil. Türkiye, Rusya ve Çin’in, Alman ihraç ürünlerine talebinin giderek azalması, ihracat rakamlarının daha tatmin edici bir seviyeye gelmesini zorlaştırıyor.

Küresel Ekonomik Yavaşlama

Dünyanın diğer ucunda Japonya ise, ekonomik durgunluğa, hatta resesyona daha alışkın. Fakat bu adalar ülkesinin gelecekteki ekonomik konumunun çok daha parlak olacağı, uluslararası gözlemcilerin hemfikir olduğu bir konu. Japonya, bu yılın ilk çeyreğinde doğal felaketlerle uğraştı. Ekonomisi büyük zarar gördü. Üstelik geçtiğimiz yıllardaki felaketleri de ekonomik açıdan tam olarak atlatabilmiş değil. Japon hükümetinin beklentisi, yıl sonuna doğru artacak alışveriş harcamalarının, ekonomik rakamlara destek vereceği yönünde.

ÇİNLİ TÜKETİCİ TEMKİNLİ

Dünyanın ikinci büyük ekonomisi Çin’de halk, daha az tüketme eğiliminde. Zaten zayıf olan piyasalara olan güvensizlik, hayal kırıklığı yaratan kredili satışlar, Çinlilerin ellerini ceplerine atma isteğini engelliyor. ABD ile olan ticaret savaşlarının sonuçlarmdan emin olamayan tüketici, temkinli davranmayı tercih ediyor. Çinliler giderek daha az otomobil satın alıyor. Özellikle Amerikan otomobillerinin satışı, geçen yılın eylül ayma oranla yüzde 20 azaldı. Çinli müşteri, 2019’da yürürlüğe girecek sıkı egzoz gazı kısıtlamalarından da ürkmüş. Bu durum en çok, Alman Volkswagen (Audi, Bcntley, Bugatti, Lamborghini, MAN, Porsche, Seat, Skoda, VW) ile Amerikan General Motors’u (Chevrolet, Buick, GMC, Cadillac, Holden, Baojun, Jiefang, Wuling) zor durumda bırakıyor. îngilizler de satışları eylül ayında yüzde 46 düştüğü için Jaguar ve Land Rover markalarının üretildiği fabrikayı geçici olarak kapattı.

Ticaret savaşı bir yana, Çin ekonomisinin daha başka sorunları var. Sydney merkezli National Australia Bank’ın ekonomi uzmanlarından Gerard Burg’e göre Çin’deki büyüme, kredi yoğun bir politikanın ürünü. Çin’in toplam borç miktarının, ülkenin tüm ekonomik büyüklüğünden birkaç kat fazla olduğu ileri sürülüyor. Paranın bir bölümü yollara, köprülere ve altyapıya harcandı. Önemli bir bölümü de yetersiz devlet firmalarına gitti. Çok daha dinamik olan özel sektör, kredilerin pek faydasını göremedi. Çin hükümeti, para birimi yuan’a yönelik baskıları savuşturmaya çalışırken hayli zorlandı. Son on yılda fiyatların ikiye katlandığı gayrimenkul piyasası çatladı.

2019 KOLAY GEÇMEYECEK

Alman ve Japon ekonomileri yılsonuna doğru bellerini doğrultsalar bile, dünyanın 2019 yılına güçlü ekonomilerle giremeyeceği gerçeğini değiştirmiyor. Üstelik yeni yılda ABD’nin de ekonomik daralma anaforuna çekileceği ihtimali oldukça fazla. Bu nedenle ABD’nin yeni yılda sağ şeride geçerek yavaşlamasının kuvvetle muhtemel olduğu ifade ediliyor.

Avrupa’da zorda olan tek ülke Almanya değil. Hükümet harcamaları yüzünden Avrupa Birliği ile çıkmaz sokağa girmiş olan îtalya, Avrupa’da yeni bir krizin fitilini ateşleyebilir. İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkması sonrasındaki belirsizlikler de bu ateşi körükleyebilir.

Bir başka ekonomik güç olan Hindistan’a bir göz atacak olursak, bu ülkede yüzde 8.2 gibi harika bir ekonomik büyümenin gerçekleştiği görülüyor. Ama dünyanın bir numaralı enerji ithalatçısı olan Hindistan, petrol fiyatlarının yükselmesiyle büyük zarar görmüş, para birimi rupi, dünyanın en kötü dövizi konumuna düşmüş, enflasyon da ateşe kömür atmaktan başka bir işe yaramamıştı. Son haftalarda düşmekte olan petrol fiyatları bile Hindistan’ın, 2018’i iyi rakamlarla bitirmesine yardımcı olmayabilir.




Avrupa’da kara bulutlar gökyüzünü sarmışken Uluslararası Para Fonunun (IMF) global ekonomiyle ilgili görüşlerinin ve rakamlarının çok fazla iyimser olduğu düşünülüyor. Fon’un tahmini, bu yıl genelde yüzde 2.9 olan ekonomik daralma oranının, 2019’da yüzde 2.5 olarak devam etmesi. IMF, Çin-ABD ticaret savaşının gelecek yıl her iki tarafa büyük zarar vereceği konusunda da uyarıda bulundu.

Korkutucu risklerin bir bölümü, piyasalara yansımış durumda. Küresel taleplerin daha da zayıflaması endişesi, petrol fiyatlarını giderek düşürüyor. Fiyatlar 2015 yılının eylül ayından bu yana en düşük seviyesinde. En büyük üretici konumundaki Suudi Arabistan’ın, petrol ihracatını günde 500 bin varil azaltması planının, fiyatları nasıl etkileyeceği merak konusu. Petrolün varil fiyatı, geçtiğimiz ekim ayının başında, tavan yaparak 76 doları görmüştü. Büyük borsaların endeksleri de alışılmış rakamlardan yüzde 5-7 oranlarında daha az. Burada en büyük soru, hangi ülke ya da ülkelerin 2019’da büyümenin lokomotifi olacağı.

İlginç ekonomi rakamları

■ Gerontoloji Research Group [Yaşlılık Hastalıkları Araştırma Grubu), 2013 yılında bütün dünyada, 1800’lü yıllarda doğan sadece 16 kişi bulunduğunu belirlemişti. Bu kişiler borsalardan hisse alıp yeniden yatırımlarda kullansaydı, ellerindeki hisselerin değeri 28 bin katma ulaşacaktı.

  Ekonomik Güven Endeksi haziranda arttı

■ Amerikan Forbes dergisine göre, bir Google çalışanı öldüğünde, hayatta kalan eşi ya da yasal partneri, on yıl boyunca her yıl, ölen kişinin maaşının yüzde 50’sini alabiliyor.

■ The New York Times gazetesi, büyük teknoloji şirketlerinin, araştırma geliştirme faaliyetlerine ayırdığı paranın çok daha fazlasını patent davalarına harcadığını ileri sürüyor.

■ Para mı biriktirmek istiyorsunuz? 1 dolarla başlayın.

■ Her gün elinizdeki paranın iki katını birikiminize katın. 48 gün sonra ne kadar paranız olur, biliyor musunuz? 200 trilyon dolar. İnanmıyorsanız hesaplayın. Zor bir işlem değil. Sadece sabırlı olmalısınız.

■ Amerikalı gazeteci ve yazar Jonathan Last’a göre dünya nüfusunun yüzde 97’si, doğurganlık oranının düşmekte olduğu ülkelerde yaşıyor. Örneğin ABD’de 1956 yılında, 2017 yılına oranla yüzde 20-25 daha çok bebek doğuyordu.

■ Dünyanın en büyük 500 şirketi, toplamda 1 trilyon dolardan fazla nakit parayı elinde tutuyor.

■ Uluslararası Çalışma Örgütü ILO, dünyada yaklaşık 250 milyon kişinin işsiz olduğunu duyurdu. Bu insanlardan bir ülke kurulsaydı, dünyanın beşinci büyük ülkesi olurdu.

■ Harvard profesörlerinden David Wise’a göre, hayatını kaybeden Amerikalıların yüzde 46.1’i, geride 10 bin dolardan daha az değerde menkul kıymet bırakıyor.

■ İngiliz The Telegraph gazetesi, bugün doğan 10 kız çocuğundan 4’ünün, 100 yaşından daha çok yaşayacağını iddia ediyor. Bu da, ileride emeklilik fonlarının zorlanacağı anlamına geliyor.

■ ABD’de hayır kurumlarına yapılan bağışların tutarı, dünyada 33 ülkenin gayrisafı iç hasılasından fazla.

■ İngiliz iş adamı Matt Ridley’ye göre, bugün tarımdaki teknolojik gelişmeler sayesinde, herhangi bir ürünün hasadı için 1961 yılına oranla yüzde 65 daha az toprağa ihtiyaç duyuyoruz.

■ Amerikan halkı 2008 yılından bu yana, ulusal borçları hafifletmek amacıyla Hazine’ye 19.1 milyon dolar gönüllü katkıda bulundu. Ne var ki borç 19.9 trilyon dolar. Açığı kapatmak için mevcut katkının bir milyon katından fazlası lazım. Her Amerikan vatandaşına, 61 bin 365 dolar katkı payı düşüyor.

■ 2012’de günlük iPhone satışları, bütün dünyada bir günde doğan çocukların sayısını aşmıştı.

■ 1990’ların başında Harvard Üniversitesi’nden mezun olanların üçte biri, 2005 yılında milyoner oldu.

■ ABD, bütün dünya nüfusunun yüzde 5’ini, bütün dünya mahkumlarının ise yüzde 25’ini barındırır. Evet, fırsatlar ülkesinde suç büyük bir sorundur.

■ Asya’daki milyoner sayısı, 2011 yılında Kuzey Amerika’daki milyoner sayısını geçmişti.

■ Kanada’da hane başına düşen borç, harcanabilir gelirin yüzde 163’üne ulaştı.

■ Uluslararası Enerji Ajansı, ABD’nin ve Kanada’nın, 2020 yılında Rusya ve Suudi Arabistan’ı geçerek dünyanın en büyük petrol üreticisi konumuna geleceklerini ileri sürdü. Sebebi şist kayaçlarından petrol çıkarılması.

■ Kuzey Amerika’nın neredeyse dörtte üçü de şist tortul kayaçlarıyla kaplı.

■ ABD’de obezlerin yıllık sağlık harcamaları, normal kilolulardan ortalama 2 bin 750 dolar daha fazla.

■ Bütün dünyada yatırım hacmi, 1998’e oranla yüzde 90 oranında azaldı.

■ ABD Merkez Bankası, 2007 yılında yayınladığı ekonomi raporunda üç kez “resesyon”, 61 kez de “güçlü ekonomi’1 kelimelerini kullanmıştı. Ülke, altı ay sonra resesyona girdi.

■ ABD’de üniversite mezunlarının yüzde 82’si yıllık 150 bin dolar gelir elde ediyor. Bu rakama, üniversiteli olmayanların sadece yüzde 6.5’i ulaşabiliyor. Yine üniversiteliler arasında işsizlik oranı, ülke ortalamasının yarısından daha az.

■ Çin’in iş gücü, 1990’dan 2008’e kadar 145 milyon kişi arttı. ABD’nin bütün iş gücü ise 156 milyon. Çin, “tek çocuk politikası” nedeniyle 2020’de iş gücü açığıyla karşı karşıya kalacaktı. Bunun üzerine Çin hükümeti, nüfus kontrolüyle ilgili kuralları gevşetti.

■ Amerikalı bir işçinin saat ücreti ortalama 22.3 dolardır. Çin’de ise bu rakam, 2 doları bile bulmaz. Amerikalı işçi daha üretkendir. Ama Çin’in efektif iş maliyeti ABD’den yüzde 55 daha düşüktür.

■ Borsa yatırımcılarının yüzde 59’u, fiyatları önceden tahmin etmenin çok güç ya da imkansız olduğu görüşündedir.

■ Küresel olarak kredi kartı borçlarının, gayrisafi iç hasılaya oranı, son 20 yılın en düşük düzeyinde.

■ ABD’nin kamuoyu yoklamalarıyla tanınan, araştırmacı, performans yönetim danışmanı şirketi Gallup’un piyasa araştırmasına göre, Amerikalıların yüzde 51.3’ü ekonomik zorlukları aşma konusunda “Gayret ediyorum”, yüzde 45.1’i “Zorlu bir mücadele içindeyim”, yüzde 3.6’sı “Perişanım” ifadelerini kullanıyor.

■ Amerikan televizyonu CNN’e göre, 50 milyondan fazla Amerikalı, 2011 yılında evine yeterli gıda maddesi götüremedi. 46.7 milyon Amerikalı ise geçimini belediyelerin verdiği yiyecek kuponlarıyla sürdürdü.

■ 1998’de ABD’de piyasa uzmanları ve petrol şirketlerinin yetkilileri, Kongre’ye verdikleri raporda, ham petrolün varil fiyatının kısa vadede 10 dolar civarında olacağını bildirdiler. Gerçekleşen rakam, 44.9 dolar oldu.

■ Hem benzin hem de elektrikli motoru olan ilk hibrid [melez] otomobillerin, sahibi açısından kârlı hale gelebilmesi için aracın 47 yıl kullanılması gerekiyordu.

■ Rusya’da halkın yüzde 0.00007’si [sadece 100 kişi), ülke zenginliğinin yüzde 20’sini kontrol ediyor.

■ ABD’nin Kaliforniya eyaleti, 2012-2013 mali yılında hapishanelere 8.7 milyar dolar harcadı. Eğitime ayrılan para ise 4.8 milyar dolarda kaldı.

■ Bugün ABD ile Çin arasında şiddetli bir ticaret savaşı yaşanıyor. İki ülke arasında ithalat ve ihracatı içeren ticaret hacmi 580 milyar dolardan fazla. Oysa 1975 yılına kadar ABD, Çin’i tanımıyordu bile. Dünya hızlı değişiyor.

■ Facebook, sosyal ağda 100 milyardan fazla arkadaşlık bağı kurduğunu ileri sürüyor. Bu rakam, M.Ö. 50.000 yılından bu yana dünyada yaşamış olan toplam insan sayısına eşit.

Alev Rigel




Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bunu da İnceledinizmi ?

Değer yatırımı stratejilerine dönüş

Bu hafta “Değer Yatırımı”yaklaşımının ünlü ismi joseph D.Piotroski’nin F-Skor kriterlerini kullanarak yaptığımız puanlamayı, BİST-TÜM’de işlem …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir