Dünyadan ve Türkiyeden Güncel Haberler

Alışveriş Tuzaklarına Dikkat

GEÇTÎGİMIZ hafta, süpermarketler gündemdeydi. Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, aşırı derecede fiyat artışı yapan 375 şirket tespit etti ve toplam 11 milyon 885 bin TL para cezası kesti. Kurul, 562 işletmeden 9 bin 870 ürünü inceledi. Haksız fiyat artışı yapan firmalara 10 bin ile 100 bin TL, stokçuluk yaptığı tespit edilen işletmelere ise 50 bin ile 500 bin TL arası para cezası uygulanıyor.



Bu vesile ile biz de süpermarketleri inceledik. Markete adım attığımız anda ne tür tuzaklarla karşı karşıya geldiğimizi bir bir belirledik. Kaç defa iki-üç kalem ihtiyacınız için markete gittiniz de dolu bir alışveriş arabasıyla çıkmadınız? Buna çoğumuz, “hiç bir zaman” cevabını verebiliriz. Marketler, tedarik zincirinin her halkasını, pazarlamayı, satışı çok iyi bilir. Çok iyi bildikleri bir alan daha vardır: Tüketici psikolojisi. Bundan kaçış çok zordur.

En bilinçli tüketicinin bile bu tuzaklara düşmesi, son derece normaldir. Tuzakları bilip, kendi stratejinizi geliştirmek zorundasınız. Konuyla ilgili internet sitelerinin de yardımıyla geniş kapsamlı bir uyarı listesi hazırladık.

BU TUZAKLARA DİKKAT EDİN

• Her şeyden önce alışverişe tek başınıza ve tok olarak çıkmalısınız. Her ne kadar marketler, alışveriş arabalarını çocuklara uygun hale getirseler de, yanınızda çocuklarınız olmasın. Çünkü istekleri bitmez. Çikolata, gofret, pasta, kurabiye gibi çocukları hedefleyen ürünler de çocukların göz hizasında olur.

• Marketlerdeki alışveriş arabaları olabildiğince büyüktür. Bu da sizi, arabayı doldurmaya teşvik eder. Dolu bir alışveriş arabasının en az yüzde 40-50’si ihtiyacımız olmayan ürünlerdir. Bir alışveriş listesi hazırlayın ve o listeye sadık kalın. Kola takılan küçük sepetleri tercih edin. Sadece ailenizi sağlıklı besleyecek, sebze-meyve, süt ve et ürünlerine yönelin. Taze ve çıtır kalsın, raf ömrü uzasın diye içine azot gazı doldurulmuş abur-cubur paketlerinden uzak durun.

• Cazip kokular, sizi yoldan çıkarmasın. Pek çok ürün için yapılan eski bir numaradır. Güzel kokunun müşteriyi cezbet-mesi doğaldır. Günümüzde kokular yapay olarak da ortama salınmaktadır. Eve geldiğinizde o kokudan eser kalmadığını fark edersiniz.

• Marketin döndüğünüz her köşesinde görüntü, sunum, daha doğrusu görsel çekicilik çıkar karşınıza. Nefsinize hakim olamazsınız. “Haydi bir defalık alayım” dediğiniz bu ürünler, alışveriş listenizde kesinlikle yer almaz.

• Marketler sadece görme, koku alma ve bazen de küçük numunelerle tat alma duyularınıza hitap etmez. İşitsel uyarılar da çevrenizdedir. Hafif bir müzik ya da sevilen şarkılardan oluşan bir demet, sizin mümkün olduğu kadar daha uzun süre markette kalmanızı sağlar. Bu da daha çok para harcamanız anlamına gelir.

• Hiç bir ürüne dokunmayın. Hele bu pandemi günlerinde bu kuralı kesinlikle uygulayın. Çünkü dokunduğunuz ürün, sizde bir sahip olma duygusu uyandırır ve mutlaka alışveriş sepetine atarsınız. Yapılan gözlemlerde bunun aksi bir davranış, çok çok nadir görülmüştür.

• Tattığınız bir ürün de aynı şekilde sizde sahiplenme duygusu uyandırır. Size ürünü tattıran market görevlisi, o ürünü satın alacağınızdan emin olur. O ürün bir kere dilinizde kaldı mı, satın almamanız imkansızdır. Onun için size yapılan ikramları geri çevirin.

• Aç karnına alışveriş yapmayın dedik ama bir meyve yedikten sonra markete giderseniz, daha çok meyve satın alma eğiliminde olursunuz. New York Cornell Üniversitesi’nin saptaması böyle. Los Angeles Güney Kaliforniya Üniversitesi’nin vardığı sonuç ise daha da ilginç. Aç karnına alışverişte, yiyecek dışı ürünler de satın alıyorsunuz. Tok derken, tam bir öğün tokluğundan söz ediyoruz.

• Marketlerde de güvenlik kameraları bulunur. Bu kameralar, müşterilerin hareketlerini inceler. Buna göre markete giren müşteri, genellikle sağa dönme eğiliminde olur. Sebebi bey-nimizdir. Beynimiz, soldan sağa olan reyon yazılarını, rakamları okumaya daha yatkındır. Siz bunun tersini yapın, sola dönün. Epey para tasarruf edeceksiniz demektir. Ama marketin girişi zaten sol taraftaysa sağa dönmekten başka çareniz olmaz.

• Alüminyum, teneke ve diğer metal kaplardaki konserveleri almayın, içeriğinde kanser riskini artıran Bisfenol A sentetik bileşik bulunur. Konserve, cam şişede olmalıdır. İçinde trans yağ, früktoz, mısır şurubu, MSG (monosod-yum glutamat-Çin tuzu), “hidrojenden geçirilmiştir”, sodyum nitrat, “yapay tatlandırıcı”, tertiary butylhydroquinone (TBHQ), “genetik yapısı modifiye edilmiştir” yazıları bulunan ürünlerden sakının (Bisfenol A, termal kağıt olan satış fişlerinin yapımında da kullanıldığından, bu fişleri tuttuktan sonra eller iyice yıkanmalıdır).

Sebze-meyve ve süt ürünleri reyonuna gitmek için pek çok albenisi olan reyondan geçersiniz. Sebzelerin, sis halinde bir yağmurlama sistemiyle ıslatıldığını gördüğünüzde bu işlemin taze tutulması için yapıldığını düşünürsünüz. Oysa ıslak sebzeler daha çabuk çürür. Görsel olarak ıslak yeşillikler, size taze hissi verir ve kolay satın alırsınız. Eve gittiğinizde bu ıslak ürünleri kurutmayı unutmayın.

• Hazır ürünlerin fiyatı yüksektir. Hem de dökme olanlarından dört-beş misli daha pahalıdır. Örneğin doğranmış soğan paketleri. Dökme soğan alın, evde kendiniz doğrayın. En beceriksiz erkekler bile soğan doğrayabilir.

• Size alışveriş arabanızı küçük tutmanızı tavsiye ettik ama aldığınız ürünler büyük boyutta olabilir. Çünkü bir ürün ne kadar büyük miktarlarda satılırsa fiyatı o kadar düşer. Örneğin 0.5 litrelik pet su şişelerinden bir kasa almak yerine, 10 litrelik damacana su almak daha ucuzdur.

• Gurme yiyecek reyonunda adımınıza dikkat edin. Zemindeki döşeme, alışveriş arabanızı titreştirir ve yavaşlamak zorunda kalırsınız. Bu da size, ürünleri inceleyecek yeterli zaman bırakır. Reyonda daha fazla zaman harcarsınız ve bu da daha çok para sarf etmeniz anlamına gelir.

• Kalabalık saatlerde alışveriş yapmayın. Kalabalık dikkatinizi dağıtır, istemediğiniz bir ürünü alabilir veya ürünün son kullanma tarihine bakmayı unutabilirsiniz. En iyi zaman, sabahın erken saatleriyle akşamın geç saatleridir. En sık alışveriş yapılan günlerin, ayın 15’i ve 30’u olduğu saptanmıştır. Alışverişinizi pazartesi günleri de yapmayın. En iyi gün, Çarşamba’dır.

• Bazı ürünlerde reklam veya promosyon görüntüleri olabilir.

Örneğin güzel bir kadın aşçı, sizi ürünü almaya yönlendirebilir. Kişiler veya çizgi karakterler, reklam panolarında size doğrudan bakıyorsa, size güven duygusu aşılar ve ürünü almak için cesaretlendirir. Reklam panosundaki kişiyle bile olsa, göz teması kurmayın.



• Marketler tüketiciyle rakam oyunu oynamayı çok sever. “10 tanesi 10 dolar” yazılı bir etiket görüyorsanız, kendinizi on tane satın almak zorundaymışsınız gibi hissedersiniz. Oysa o üründen on tane almaya ihtiyacınız yoktur. Fiyat etiketinde 5.00 dolar yerine 4.99 dolar yazılmışsa, psikolojik olarak o ürünün ucuz olduğunu düşünürsünüz. Ayrıca müşteri, ürünün adı küçük harfle yazılmışsa fiyatının düşük olduğunu zanneder.

• Taze ürün mü, donmuş ürün mü? Müşterinin, en çok ikilemde kaldığı konudur. Bazen donmuş ürünler, taze ürünlerden daha tazedir. Örneğin balık. Kaynağında dondurulur. Rafa gelene kadar bir hata yapılmamışsa tazedir. Örneğin ıspanak. Tazesinin kökünü ve çürük yapraklarını atıp bol suda yıkamak yerine donmuş olanı daha taze, pişirilmesi daha pratiktir. Donmuş paketi inceleyin. İçindeki üründe buz kristalleri oluşmuşsa, ürün bir süre oda sıcaklığında kalmış demektir. En iyisi, yazın donmuş ürünleri tüketmemektir.

• İthal ürünlere rağbet etmeyin. Bozulması kolay ithal ürünlerin tüketime sunulana kadar ne aşamalardan geçtiğini bilemezsiniz. Yerli üretim, şarküteri ürünlerinden şaşmayın.

• Yeniden düzünlenmiş bir süpermarkette çok dikkatli olmalısınız. Market sahipleri, satılmayan ya da satışı az olan ürünlerin yerini değiştirir ve sizin çok dolaştığınız yerlere koyar. Alışık olduğunuz yerde istediğiniz ürünü bulamamanızın sebebi budur.

• Üreticiler bazen paketleri değiştirir. Üzerine de “yenilendiğini” yazarlar. Oysa yenilenen, pakettir, ürün değil. Bunun da müşteriye hiç bir faydası yoktur. Siz, değişik paketle, ürünün yenilendiğini düşünürsünüz.

• Bir reyonda en pahalı ürünler, yetişkinlerin göz hizasında olur. Ucuz ürünler ya daha üstte ya daha alttadır. Tüketici, göz hizasındaki ürünlerin kendisi için en uygun ürün olduğunu kabullenmiştir.

• En son tuzak, kasadadır. Sıranızı beklerken, küçük raflarda hiç ihtiyacınız olmayan ucuz ürünlere göz atacak zamanınız olur. Belki birkaç tanesini alışveriş sepetine atarsınız.

• Kasiyer size bazı indirimli ürünler teklif eder. Oysa o ürünler raf fiyatına satılır. Siz raf fiyatını bilemezsiniz. Üstelik bunlar ya son kullanma tarihi yaklaşmış ya da marketin kurtulmak istediği ürünlerdir.

Pazarlar masum mu?

Süpermarketlerde dikkatli olalım da semt pazarlarında oyun yok mu?

Her tür tuzağa rağmen süpermarketlerde, aradığımız her şeyi bir arada toplu olarak bulabiliyoruz, hem de hava şartlarından etkilenmeden.

Üstelik istediğimiz malı, istediğimiz miktarda alıyoruz. Siz semt pazarı esnafından dört biber, üç domates alabilir misiniz? Tam tersi, bir kilo istediğiniz ürün için “1.5 yapayım mı?” sorusuyla karşılaşırsınız.

Tezgahta size güzel gösterilen ürünün arkasından size ne kalitede ürün veriliyor, bilemezsiniz. Çoğu zaman ürünü seçme hakkınız yoktur.

Zaman zaman etiketler aldatıcı olabilir. Pahalı ürünlerin fiyat etiketinde çok küçük harflerle “1/2 kilosu” yazar. Siz ucuz zannedip alır, sonra da vazgeçemezsiniz. Başta peynir, yoğurt, tereyağı, temizlik malzemeleri olmak üzere pek çok ürün merdiven altıdır. Hijyeninden emin olamazsınız.

Elektronik tartılardaki rakamları göremezsiniz. Tezgahtara güvenmek zorundasınız. Pazar girişindeki ürünler, biraz uzakta olan tezgahlardan daha pahalı olur. Size alışverişinizi hemen yapıp pazardan çıkma kolaylığının bedelini ödetirler. Özetle, semt pazarlarına da dikkat!..

Alev Rigel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu