Anasayfa / Makaleler / Babaların bebekleriyle beden ve göz teması kurmaları

Babaların bebekleriyle beden ve göz teması kurmaları




Onu ilk gördüğümde

Anneliğin kutsallığı hep dile getirilir.

baba bebek

Bir kadının bebeğini taşıdığı dönem yani hamilelikle birlikte başlayan annelik süreci bebeğiyle tanıştığı doğum ve sonrası ile devam eder. Annelik tüm bu aşamalarıyla birlikte yazılan anılardan romanlara, şiirlerden hikayelere kadar birçok yerde konu edilir. Ancak bir çocuğun diğer yanı olan baba, bu konuşmaların biraz gerisinde biraz da gölgesinde kalır. Baba, çoğu zaman sürecin en başından itibaren yani annenin bebek beklediğini öğrendiği andan itibaren bir adım geridedir; ancak gerçekte çocukla ilgili çoğu sonucun da nedenidir. Anne bebeğini karnında hissettiği zaman annelik duygusunu belli oranda yaşamaya başlasa da, ki bu his de doğumdan sonra belirginleşecek ve artarak devam edecektir, anneliğe bir anlamda giriş yapsa da baba için tüm duygular henüz yabancıdır ve baba kendini çok sonraları bir “baba” gibi hissetmeye başlayabilir. Karnında kıpırdayan bebeğini hisseden, midesi bulanan, hamileliğin getirdiği tüm fiziksel değişimleri yaşayan anne kendisini bir çocuğu olacağı gerçeğine daha kolay alıştırabilir, ancak bu süreçte baba biraz yabancılaşırken kendisini olan bitenin dışında hissedebilir. Bu durum aslında doğadakinden farklı değil; doğada da yavrudan öncelikli olarak sorumlu olan annedir; ancak tabii bu durum insan faktörü devreye girince değişiyor ve baba da önemli bir aktör haline geliyor.

Kadının hayatındaki en hassas süreçlerden bir tanesi olan hamilelik ve doğumdan sonraki dönemlerde annenin en büyük destekçisi baba oluyor. Ancak baba çoğu zaman bu ilk dönemlerde “babalık” duygusunu hissetmekten çok değişen hayata, artan sorumluluklara ve eşine ve bebeğine karşı yapması gerekenlere yoğunlaşıyor. Doğum sonrası dönem hem anne hem de baba için anlatıldığı gibi toz pembe olmuyor. Önceleri istedikleri zaman istedikleri programı yapabilen, hayatı kendi isteklerine göre yaşayabilen çiftler doğumla birlikte bebeğe ve onun ihtiyaçlarına odaklı bir program çerçevesinde yeni bir hayata geçiş yapıyor. Bu ilk dönemlerin zorluğu atlatıldıktan ve eşler anne-baba kimlikleriyle barışık ve alışık bir hayata geçtikten sonra ise ismine annelik ve babalık denilen hayat boyu devam edecek o duygu, baş gösteriyor. Kelimelerle anlatması zor olan bu paha biçilemez sevgi, sağlıklı evliliklerde anne ve babayı birbirine daha çok bağlıyor. Eşler en büyük ortak payda olan çocukla birlikte daha da yakınlaştırarak hayat boyu devam edecek bir bağ kuruyor.

Anneliğin kutsallığı ve anne olmanın kadında yaratığı anlatılması zor duygu ve değişimler babalarda bu kadar belirgin yaşanmasa da erkek, babalık duygusuyla birlikte sorumlulukların en büyüğüyle tanışıyor. Aslında babalık, bir anlamda hamileliğin her aşamasını takip etmek, eşine bu süreçte destek olmak, eşiyle dünyaya gelecek bebeklerinin yaşattığı mutluluğu, sevinci ve kimi zaman kaygıları paylaşmak, onun gelişimini takip etmek, doktor kontrollerinde bulunmak ve doğum öncesi bebek için hazırlıklar yapmakla başlıyor. Eşinin hamilelik sırasında yaşadığı sıkıntılara, doğum sancılarına ve doğumuna tanık olan erkekler çocuğun dünyaya gelişinin ne denli zahmetli ve zorlu bir süreç olduğunu daha iyi algılıyor. Sağlıklı bir erkeğin bu durumda bebeğine verdiği değerle birlikte eşine olan saygı ve sevgisi de bir kez daha pekişiyor.

Babalara bebeklerini ilk kucaklarına aldıklarındaki hislerini sorduğunuzda çoğu biraz şaşkınlıkla karışık büyük bir mutluluk yaşadıklarını söylüyor. Elbette bu şaşkınlık duygusunun altında yatan sebep babanın bebeğiyle doğumla birlikte tanışması. Annenin bebeğine hazırlandığı hamilelik gibi bir süreç yaşama şansı varken, baba doğumdan sonra “işte bu senin kızın veya oğlun.” denilerek kucağına verilen küçücük bir bebekle biraz şaşkın biraz heyecanlı birçok duyguyu bir arada yaşıyor. Doğumdan itibaren bebeğin ihtiyaçlarının karşılanmasında anneye yardımcı olmak, babanın bebekle fiziksel ve psikolojik etkileşiminin temelini oluşturuyor. Özellikle babaların bebekleriyle beden ve göz teması kurmaları büyük önem taşıyor. Türkiye gibi ataerkil toplumlarda bebeğin bakımı ve bebekle olan hemen hemen tüm fiziksel ve duygusal temas anneye kalıyor. Oysa, eşi ve çocuğuna sevgi gösteren, www.myfikirler.com çocuğuyla her zaman iletişim halinde olan babaların hayatları boyunca çocuklarıyla ilişkileri daha sağlıklı oluyor. Baba olan bir erkeğin eşinin hem kendisi hem de bebeği için en büyük destekçisi olduğunu aklından çıkarmaması gerekiyor.

Babalık duygusu ebette diğer tüm derin duygular gibi kelimelerle anlatmanın zor olduğu bir duygu. Bu duyguyu zaman geçtikçe, özellikle de çocuğuyla iletişim içine girdikçe, daha fazla hissetmeye başlayan erkek babalıkla birlikte duygusal anlamda da güç kazanıyor. Hayatına yeni anlamlar, yeni görev ve sorumluluklar yüklenen erkek tıpkı doğada da olduğu gibi koruyucu, kollayıcı davranarak ailesini daha fazla sahipleniyor. Uzmanlar çocukların fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimlerinde babanın güçlü, sakin, kararlı ve şefkatli rolünün büyük önem taşıdığını vurguluyor. Çoğu zaman duygularını ifade etmekte kadınlar kadar başarılı olmayan erkeklerin konu çocukları olduğunda bu konuda daha cömert davrandığını görüyoruz.



baba ve ogul

EMİR DALKIRAN, HAKİM&OĞLU İSKENDER

Oğlum halen inanamıyor olsam da bir kaç ay sonra okula başlayacak. 6,5 sene nasıl geçti, kucağıma değil sadece iki avucuma sığdığı o günler nasıl geride kaldı hiç bilmiyorum. Ama şunu anlıyorum ki geçen yıllar sadece onu büyütmedi, onunla birlikte ve onun sayesinde ben de büyüdüm ve büyüyorum. Oğlum hayatıma girdikten sonra öğrendim ki baba olmak annelikten farklıymış. Her kadın bu dünyaya anne olarak doğuyor ama erkekler babalığı sonradan öğreniyor. Onunla geçirdiğim her gün, her saat, her an, biraz daha baba olmayı öğretiyor bana, iyi bir öğrenci olup olmadığımı ise elbette zaman ve o büyüdüğünde bana karşı hissettikleri gösterecek. Umarım o zaman geldiğinde ben de hayatta ve sağlıklı olurum ve şu an oğlumun gözbebeklerinde gördüğüm o emsalsiz, sınırsız ve karşılıksız sevgi kıvılcımları bana baktığında halen parıldıyor olur. İskender, bir erkeğin sahip olmayı dileyebileceği en mükemmel oğul. Belki her an onun yanında değilim, olamıyorum ama o hep benimle. Bunu bilmesi ve her zaman hatırlaması en büyük dileğim.

CEM ERDOĞMUŞ ELEKTRONİK MÜHENDİSİ & KIZI ELİF

Hepimizin hayatında bazı özel anlar vardır, benim hayatımın en önemli dönüm noktası canım kızım Elif’i ilk defa kucağıma alıp kokladığım o an oldu. Benim tecrübem belki de pek çok kişiden farklı olarak, hayatımda ilk defa bir bebeği kucağıma alıyor olmamdı ve bu benim kızımdı. Hislerimi anlatmak, o an neler düşündüğümü yazıya dökmek gerçekten çok zor. Hani denir ya “yaşamak lazım” diye, aynen öyle. Size doğru kenetlenmiş küçücük iki göz düşünün. İşte benim kızıma karşı hissettiğim büyük aşk, gözlerimizin birbirine temas ettiği o an başladı. O ilk anda, kısacık zaman diliminde uzun uzun birbirimize bakakaldık. Canım kızım şu an dört aylık olmak üzere. Sanırım insan baba olduğunu, zaman geçtikçe daha yoğun hissediyor. Artık yarınlar onun ve her şey onun için olacak. Sevgi dolu bir aile ortamında mutlu yarınlara koşmanın heyecanı içindeyim ve bu güzel hisleri tüm insanların kendi hayatlarında yaşamalarını dilerim.

KAAN ÖZDEMIR, GAYRİMENKUL DANIŞMANI & KIZI DURU NAZ

Kızımı hastanede ilk doğduğu anda gördüğümde derinlerden bir ses duydum: “Baba ben geldim”.

Kral ve prensesin masalı işte böyle başladı. Kızım dayanamadı ve beklediğimizden 47 gün önce geldi. Daha masalın çok başındayız. Babalık çok başka bir şey; hemen işlerimi bitirip eve gelmek istiyorum; onu koklamak, ona sarılmak, onu tutmak… Onu tutmak dünyadaki paha biçilemez bir mücevheri tutmak gibi, insanın bu dünyadaki sahip olabileceği en değerli varlık, en değerli hazine. Ben ona çoktan alıştım bile kızım da bana alışmıştır umarım. Canım kızım çabuk büyü, bana dolu dolu “Babam” diyeceğin günleri, boynuma sarılacağın zamanı, ilk adım atacağın günü sabırsızlıkla bekliyorum. Bebeklerini sen doğmadan aylar önce aldım bile.

NECATİ KALAYCI MAKİNE MÜHENDİSİ & KIZI DERİN

Motorcu ve rallici bir ailenin çocuğu olarak hayatımın 40 yılını heyecanlarla dopdolu geçirdim. Tüm kıtalarda seyahatlere çıktım, motosiklet kullandım, yarıştım, şampiyon oldum, hayalini kurduğum bütün hedeflerimi gerçekleştirdim. Bu sürede yaşadığım heyecanlar hiçbir şeye değişilmezdi; ancak 25 Mayıs 2012 saat 18:27’de parmağımı sıkıp kapalı gözlerini açarak bana bakan kucağımdaki bebek, yaşadığım 40 yılın aslında ne kadar monoton ve yalnızlık içinde olduğunu gösterdi. Hayat o küçücük gözlerin içinde saklıydı; o gözler çok sevdiğim ve hayatımı paylaştığım eşimin ve benim sahip olduğumuz aşktı. Kızım Derin dünyaya gelmişti. Doğumdan dokuz ay önce ailemizin üç kişi olacağını öğrendiğimizde eşimle birbirimize endişe ile bakıyorduk. Sanki yabancı bir misafiri karşılayacak gibiydik. Bu şoklar ultrasonda ilk kalp atışlarını dinlediğimizde biraz azaldı. Eşimin karnına dokunurken ilk tekmelerini hissettiğimde artık hayatın bambaşka olacağını düşündüm. Artık sıra aramıza katılmasına gelmişti ve o kadar çok çağırdık ki bize sürpriz yapıp bir ay önce geldi. Derin ‘den sonra eve büyük bir heyecanla geliyorum. Güzel kızım bana her gün yeni bir sürpriz yapıyor ve büyüdüğünü gösteriyor. Kucağıma aldığımda bana sarılan ve gülücükler atan kızım bence dünyanın en derin aşkı…





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir