Sağlık Haberleri

Bitki ve Baharatlara Yoğun Bir İlgi Var

Kekik suyu mu, geyik otu suyu mu?

KORONAVİRÜS salgını tüm dünyayı kasıp kavururken tıp ve bilim dünyası hastalığın bağışıklık sistemi zayıf olanlar üzerinde daha yıkıcı etkiler gösterdiği görüşünde birleşiyor. Bağışıklık sisteminin öneminin bir kez daha anlaşılmasıyla bitki ve baharatlara yoğun bir ilgi ortaya çıktı. Bitkisel besin destek ürünleri ve aktarlar bu dönemde tüketicilerin vazgeçilmezleri arasına girdi.



Verdiği tavsiyeler ve özel reçeteleriyle tüketicilerin gönlünü fetheden Hande Polat, bu sektörün hem üretici hem de satıcı tarafında bulunan başarılı girişimcilerinden biri. 17 yıl önce hayatının dönüm noktasını oluşturacak kararı aldığında sağlıklı yaşam yaklaşımı henüz bu kadar gündemde değildi. Bitki Dünyası adıyla işe başlayan Polat, bugün adeta bir şifacı gibi çalışıyor. Sağlıklı beslenmeden şifalı bitkilere, güzellik kürlerinden kimyasal madde kullanılmayan temizlik ürünlerine kadar verdiği reçeteler ve formüllerle bitki dünyasının adeta gönüllü elçisi. Kendi adını taşıyan markası, üretim tesisi ve mağazalarıyla Türkiye’nin en büyükleri arasında yer alan Polat, aynı zamanda Türkiye Aktarlar ve Baharatçılar Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı. “Koronavirüs sektörümüz için milat oldu” diyen Polat’la yaşadığımız bu olağanüstü dönemi, bundan sonra sektörde neler yaşanacağını ve hedeflerini konuştuk…

Sektörde yer almaya nasıl karar verdiniz, ne zaman başladınız?

Ziraat Fakültesi’ni bitirdikten sonra staj için Almanya’ya gitmeye karar vermiştim. Tam o sırada okullar arasındaki anlaşma bozulunca Almanya hayalim suya düştü. Hayatımın dönüm noktası bu oldu. Bitkisel ürünler satan bir firmada staj yapmaya başladım. Staj bitince de üç yıl çalışmaya devam ettim. Üretim ve kontrol müdürlüğü yaptım; çok keyifli bir işim ve ortamım vardı. Ama bir eksiklik hissediyordum. İnsan hayatını doğrudan etkileyen bu ürünler hakkında tüketicilerin yeterince bilgili ve bilinçli olmadıklarım görüyor, bu duruma üzülüyordum. Kardeşim bir aktar açmamı önerdi. Böylelikle tüketicilerle yüz yüze olacak, onlara bu dünyayı anlatabilecektim. 2004’te Acıbadem’de küçük bir aktar dükkanım devraldım. Bitki Dünyası adıyla mahalle esnafı olarak işe başladım. Gelen müşteri talepleri nedeniyle ertesi yıl Suadiye’de de bir şube açtım.

Satışlarınız nasıl gidiyor, en çok hangi ürünler tercih ediliyor?

Şöyle söyleyebilirim; üretimden daha yüksek oranda talep var. Sağlıklı yaşamın tüm dünyada trend olmasıyla zaten bitki ve baharat sektörüne büyük bir eğilim vardı. Salgınla birlikte talep, sektörün üretim hacminin üstüne çıktı. Biliyorsunuz virüs artık yaş ayrımı yapmıyor. Ayırım daha çok bağışıklık sisteminde ortaya çıkıyor. Bağışıklık sistemi güçlü kişiler virüse yakalansa da ya hafif atlatıyor ya da kısa zamanda iyileşiyor. Diğer taraftan güçlü bağışıklık, hastalığa karşı adeta bir kalkan görevi görüyor. Bize de en çok başvuru bağışıklık sistemini geliştirmeye yönelik ürün tavsiyesi için oluyor. Salgın öncesinde de sağlıklı yaşam amacıyla bitki ve baharatlara bir ilgi vardı. Bu süreçte tüketici daha çok kendi mahallesindeki esnafa döndü. Birebir görüşme yaparak, tavsiyeleri dinleyerek ürün almak isteyenler çoğunlukta. Alerji hikayeleri, kronik hastalıkları ya da kullanılan ilaçlar, gıda takviyesi için önemli. Bu doğrultuda kişiye özel ürünler tavsiye ediyoruz. Bu yönde gelen talepler sonucunda sektörde satışlar yüzde 50’nin üzerinde arttı.

Bağışıklık sistemini güçlendirecek formüllerinizi öğrenebilir miyiz?

Propolis, keçiboynuzu özü, zencefil, zerdeçal, havlucan, karanfil en çok önerdiklerim arasında. Yunanca kökenli bir kelime olan propolis, savunma ve şehir anlamına gelen pro ve polis kelimelerinin birleşimiyle oluşmuş, içeriğindeki vitamin ve minerallar bağışıklık sistemimizi güçlendirirken, hastalığa karşı koruyor ve hastalığın iyileşme sürecini hızlandırıyor. Geniş spektrumlu antibiyotik özelliğine sahip; ayrıca anti-bakteriyel, anti-mikrobiyel ve anti-vi-ral özellikler taşıyor. Bir diğer arı ürünü olan arı ekmeğini ise ilk kez duyuyor olabilirsiniz. Arılar topladıkları poleni kendi salgı ve enzimleriyle sindirip besin içeriğini açığa çıkartıyor. Bu, fermente bir besin maddesidir. Faydalarından sıklıkla bahsettiğimiz arı poleninden daha zengin besin içeriğine sahiptir. Eğer arı ürünü kul-lanamıyorsanız, farklı takviyeler alabilirsiniz. Örneğin keçiboynuzu özü, zerdeçal ve zencefili karıştırıp kullanın. Ayrıca her gün mutlaka ekinezya, kuşburnu, hibisküs üçlüsünden bir fincan içebilirsiniz. Bu üç bitki de çok zengin bir C vitamini kaynağına sahip. Herkesin bu bitkileri hayatına sokması lazım, er*’ Özel karışımımız kış macunu formülümüz var ve çok satıyor. Özel bir teknikle ürettiğimiz propolisin siparişlerine yetişemiyoruz.

Bu dönemde nasıl bir çalışma düzenine girdiniz?

Çok geç saate kadar mağazamızda bir sağlık danışmanı gibi çalışıyorum. Ardından fabrikaya giderek üretimi yönlendiriyorum. Vardiyalarımız arttı. Birçok sektörde fabrikalar üretimi durdurdu, çalışanlarını izne çıkardı. Ancak bizim sektörde tüm ekiple tam kapasite çalışıyoruz. Kendi satış kanallarımız dışında sınırlı sayıda da olsa bazı noktalara ürün veriyorduk. Bu dönemde dışarıya satışımızı kapattık, sadece kendi ihtiyacımızı karşılayabiliyoruz.

Salgın bittiğinde sektörde bir değişim yaşanacak mı?

Salgın bu sektör için milat oldu, olacak. İnsanlar sağlıklarına bundan sonra daha fazla dikkat edecek. Eskiye dönüşün olduğu yeni bir dönem başlayacak. Dünyaya kapılar kapandığı anda üretiminiz yoksa yaşanacak sıkıntıyı gördük. Bundan sonra yerli üretime döneceğiz. Ziraat ve tarımda da büyük bir yapılanma olacak.

Büyüme hedefiniz var mı?

Biz biri Acıbadem diğeri Suadiye olmak üzere iki şubeyle faaliyet gösteriyoruz. Önceki yıllarda şube sayımız daha fazlaydı, ancak geçen yıl azalttık. Handepolat.com.tr adıyla e-ticarete yoğunlaştık. Oldukça iyi gidiyoruz. Böyle devam edeceğiz, yayılmayı düşünmüyoruz. Kontrol edemediğimiz, birebir temas edemeyeceğimiz şekilde bir büyüme planımız yok. Çünkü tıpkı bir sağlık danışmanı gibi müşteriyle birebir iletişim kurmamız gerekiyor.




Dünyadaki trendleri takip ediyoruz. Yerli ilaç sektörüne hammadde ve şifalı bitki üretmek her ziraat mühendisinin olduğu gibi benim de hayalim. Sektörümüze bu yönde bir destek gelirse bu hayalimi gerçekleştirmek istiyorum. Üniversitelerle daha geniş kapsamda çalışmalar yürütmek istiyoruz. Örneğin doğal ekstraktlar yapabilir, üretimde yeni formülasyonlar geliştirebiliriz. Solgar, GNC gibi besin desteği üreticisi dünya devleri var. Türkiye’den de böyle global markalar çıkabilir. Bunu yapmak zor değil. Türkiye bitki çeşitliliği açısından çok zengin. Sahip olduğumuz bu imkanı üretim ve bilgimizle birleştirerek yapabiliriz. Besin takviyesinde bir dünya markasını Türkiye’den çıkartabiliriz.

“Salgına hazırlıksız yakalandık”

Ciddi bir tedarik sıkıntısı yaşıyoruz. Özellikle de alkolde çözünen ürünlerde sıkıntı büyük. İç piyasadaki ürünler bize yetmemeye başladı. Çin’deki sıkıntıdan sonra kapılar kapanınca zencefil tedarik edemedik. Zaten sektör birçok üründe ihtiyacını Çin’den karşılıyordu. Ürünleri hazırlasak bile dolduracak ambalaj bulamıyoruz. Plastik şişe ve camlarda bile sıkıntı çekiyoruz.

Evinizin havasını doğal spreyle temizleyin

“Evdekal” sloganıyla evde geçirdiğimiz günlerde salgını ,uzak tutmak için önlemler almak gerekiyor. Bunlardan biri de yaşam alanımızı virüslerden arındırmak. Uzmanlar yaşam alanlarını sık sık havalandırmayı önerirken, ev ve işyerlerinde antibakteriyal ve antiviral hava temizleyiciler kullanmayı öneren Polat, “Çay ağacı, nane, biberiye, citronella ve lavanta uçucu yağlarını bu tarz ürünler hazırlarken kullanıyorum. Bunları evinizden eksik etmemenizi öneriyorum. ABD seyahatinden dönen fıtoterapi uzmanı değerli bir hocam havalimanları, terminaller gibi insan yoğunluğunun fazla olduğu yerlerin havalandırmasında palmarosa yağı kullanıldığını görmüş. Bu bitkilerin gücü inanılmaz” diyor. Polat, Para Dergisi okuyucuları için evde hazırlanabilecek doğal hava temizleyici formülünü ise şöyle açıklıyor:

  • 250 ml distile su veya lavanta suyu
  • 30 damla lavanta uçucu yağı
  • 30 damla palmarosa uçucu yağı
  • 30 damla citronella uçucu yağı

Spreyli bir şişenin içerisinde tüm malzemeleri karıştırıp 3-4 saatte bir ev ya da işyerlerinize püskürtebilirsiniz.

Aktarların şifacı kraliçesi ne öneriyor?

Bilindiği gibi koronavirüs damlacık yoluyla göz, burun ve ağızdan vücuda giriyor. Ağızdan ve burundan gargara yaparak, virüslerin uzaklaştırılabileceğine ilişkin bazı iddialar var. Sık sık su içmeyi ve ağız içinde hijyen sağlayacak doğal ürünlerle gargara yapmayı korunmak için önerenler bulunuyor. Bu türden etkisi olduğuna inanılan aktar ürünlerinden kekik suyu, antiseptik özelliğe sahip olduğu düşünülerek ön plana çıkmış durumda. Hande Polat ise daha yüksek etkiye sahip olan geyik otu suyunu öneriyor.

Bakteri ve enfeksiyonları temizleme özelliğine sahip olan geyik otunun viral hastalıklara karşı da iyileştirici gücü var. Polat, bu dönemde geyik otu suyunun içilmesini öneriyor.

ÇİĞDEM YÜCESOY SUBAŞI



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu