Anasayfa / Teknoloji / Blockchain Teknolojisi İle Gıda Takibi Yapmak

Blockchain Teknolojisi İle Gıda Takibi Yapmak



Gıda devleri, geri atımlarda hızı ve hesap verebilirliklerini artırmak için dijital hesap defterlerine güveniyor.

Süpermarketten satın aldığınız tavuk iyi bir hayat yaşadı mı? Rahat rahat gezinebildi mi? Sağlıklı tahıllar yedi mi? Eğer bu soruların cevapları sizin için önemliyse, aradığınız cevabı Fransa’nın büyük market zinciri Carrefour SA’da bulabilirsiniz. Blockchain yazılımının mucizeleri sayesinde artık sattıkları her tavuk kendi hayat hikayesini anlatabiliyor. Detayları öğrenmek için ise tek yapmanız gereken paketin üzerindeki barkodu akıllı telefonunuzla okutmak.

Bu, Bitcoin ve diğer kripto paraların bel kemiği olan teknolojinin aynısı. Market zinciri, yalnızca aşırı seçici gıda meraklılarını memnun etmeye çalışmıyor ve ürünlerinin bozuk olmadığını garantilemek için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Bunu da tüm endüstride süregelen ve faydaları henüz kanıtlanmamış olan “Blockchain gıda güvenliğini artırabilir” trendinin bir parçası olarak yürütüyor.

Nestle, Dole Food, Unilever ve Tyson Foods ise en büyük müşterileri olan Walmart ile International Business Machines Corp. tarafından yapılan bir Blockchain platformunu kullanıma sokmak üzere çalışıyor. Çin’in ikinci en büyük e-ticaret operatörü Korger ve JD.com da IBM’in platformlarını kullanıyor. Carrefour ise kendi sistemini şirket içerisinde geliştirmiş. “İnternetin iletişime kattığını Blockchain de gıda takibine katacak” diyor Walmart Inc.’te gıda güvenliği ve sağlık başkan yardımcısı olarak çalışan Frank Yiannas.

Yiannas’m tahminlerine göre, ABD’deki gıda kaynaklı hastalıklardaki her yüzde l’lik düşüş, hastalık nedeniyle kaybedilen iş günlerini azaltacağı için üretkenliği artırarak ekonomiye yaklaşık 700 milyon dolarlık bir katkıda bulunacak.

Ancak herkes bu kadar hevesli değil. Eleştirmenler, Blockchain’in gıda güvenliği oyununda değerli bir parça olduğunu söylese de kolayca üzerinde oynanabileceğinin de uyarısını yapıyorlar. Gıda kaynaklarında yapılan sahtekarlıkları araştıran Inscatech Corp.’un CEO’su Mitchell Weinber, bu Online hesap defterinin elle girilen verilere ihtiyaç duyduğunu ve insan hatası, uluslararası müdahale gibi bütün veri zincirini tehlikeye atabilecek tehlikelere de açık olduğunu söylüyor. “Suçlular Blockchain’de hile yapmayı bilmiyor mu?” diye soruyor Weinber ve ekliyor: “Sıvı olan veya doğası gereği kimyasal olan herhangi bir şey karşısında ne yapılabilir? Bunlar çok kolay bir şekilde yabancı maddeler ile karıştırıla-bilir ve Blockchain de bunun ne zaman, nasıl ve kim tarafından yapıldığını asla bilemez.”




Blockchain teknolojisinin hitap edebildiğinin ötesindeki sorunlar Çin’de problemler yaratmıştı. 2008 yılında gerçekleşen olayda, su ile seyreltilmiş süte plastik üretiminde kullanılan bir beyaz kırılcal olan melamin eklenerek protein değerleri artırılmıştı. En az altı çocuk yaşamını yitirmiş, 300 bine yakın kişi üzerinde oynama yapılmış olan bu sütü içtiği için hastalanmış ve büyük bir ürün toplama operasyonu başlatılmıştı.

Bu teknolojinin kullanılmaya başlaması, tedarikçileri daha hesap verebilir hale getirilebilir ve parmesan peynirine karıştırılan ağaç hamuru, kıyma olarak satılan at eti ve donmuş tavuk parçalarına karıştırılan plastik gibi örneklerde görülen ve son yıllarda sık sık manşetlere çıkan gıda sahteciliği vakalarını sayıca azaltabilir. Sağlığa yönelik tehditler bir yana, Gıda Üreticileri Derneği verilerine göre bu tarz sahtecilikler sonrası yapılan ürün toplatmalar, her yıl gıda endüstrisine yaklaşık 49 milyar dolarlık bir fatura çıkartıyor. Washington merkezli bu ticari örgüt, ABD’de satın alman gıdaların yüzde 10’uyla oynandığını ve sağlığa potansiyel bir tehdit oluşturduğunu da söylüyor.

Bir diğer hedef ise atıkları azaltmak. ABD Tarım Bakanlığının tahminlerine göre 60 milyar kilo gıda kaybına ürün toplatmalar da katkı sağlıyor. Bakanlığın verilerine göre toplam gıda atığı miktarı (restoran atıkları da dahil) ABD’nin gıda arzının en az yüzde 30’una tekabül ediyor.

Diyelim ki yerel marketinizden aldığınız ıspanakta bir norovirüs veya listeria bakterisi var. Mevcut sistem, ülke genelinde büyük miktarda ıspanağın toplatılmasını gerektiriyor; zira bozuk gıdanın kaynağını tanımlamak oldukça zor. Blockchain sayesinde marketler hızlıca bu sorunun kaynağını tek bir bölgeye, hatta tek bir çiftliğe bile indirebilir.

“Gıda markete girdikten sonra ise sensör ve bilgisayar modelleriyle birleşen Blockchain verileri, marketlerin ürünlerin raf ömrünü daha rahat ölçmesini sağlayabilir” diyor IBM araştırmacılarından Donna Dillenberger. Raflardaki ısı sensör-lerinden toplanan tarihli bilgiler, tahmin yürüten modellerden geçirilebilir ve örneğin çilekler için en uygun sıcaklığı belirleyebilir.

Blockchain aynı zamanda denize de açılıyor. Batı ve Orta Pasifik ton balığı programı müdürü Bubba Cook, Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nm (WWF) bir ton balığının balıkçı teknesinden işleme tesisine kadar giden yolculuğunu takip eden ve bir radyo frekansı tanımlama sensörü ile Blockchain yazılımının birleşiminden oluşan sistemi test ettiğini söylüyor. Bunun arkasındaki fikir ise yasa dışı yollar ile yakalanan balığın gıda arzına girişini engellemek. Bunun dört dörtlük bir sistem olmadığını Cook da kabul ediyor. Ancak yine de bu, en azından gıda endüstrisinin çoğu zaman karanlıkta kalan gıda zincirine küçük de olsa bir ışık tutmak için bir fırsat olarak değerlendirilebilir.

SÖZÜN ÖZÜ: Carrefour, Blockchain’in gıda güvenliği teknolojisini erken kullananlardan. Walmart ve pek çok ortağı ise benzer ekipmanları çiftlik hayvanları ve ürünleri için kullanıyor.

Luzi-Ann Javier




Bu Konularda İlginizi Çekebilir

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir