Anasayfa / Makaleler / Doğru Kararları Almak

Doğru Kararları Almak




Doğru Kararlar Almak, Yöneticilerin Doğru Karar Alması, Yöneticilerin Doğru Karar Vermesi

Yöneticilerin en önemli sınavı olan doğru kararları almak, geçmişten gelen sağlam bir birikim ve gelecekle ilgili güçlü bir vizyona sahip olmayı gerektiriyor. Operasyon tarafında ise eldeki bilgiyi doğru ve hızlı işlemek, her yer ve koşulda gereken kaynaklara sahip olmak ile doğru kararı vermeyi sağlayacak zekayı kullanabilmek kritik önemde. Bu ayrıntılara dayanan tarz, kurumsal yazılım firması SAP ile satranç ustası Garry Kasparov’u aynı noktada buluşturuyor.

Doğru kararları almak. Karar arımda olduğu kadar sonrasında ortaya çıkan gelişmeler karşısında da avantajlı bir pozisyonda bulunmayı başarmak. Gerekli bilgiyi ve birikimi akılda tutarak doğru kararlara hızlı ulaşmanın avantajını kullanmak. Dışarıdan bakarak Garry Kasparov’un satranç tahtasının başında elde ettiği başarının teorik temellerini bu cümlelerde özetlemek mümkün.

Bu özet aynı zamanda Kasparov ile SAP’nin birlikte üzerinde durduğu alanı da tanımlıyor. SAP’nin son yıllarda önemle üzerinde durduğu ve uygulamaya dönüştürdüğü üç yeni teknoloji, Kasparov tarzını işe taşımak için teknoloji tarafında gerekli ve yeterli üç önemli ayağı oluşturuyor.Bunlar, In Memory ya da bilgiyi bellekte tutarak karar verme ve operasyon sürecini hızlandırıcı teknoloji, iş sürecinin kesintisiz sürmesini sağlayan mo-bilite ve doğru kararlara ulaşmak için gereken doğru değerlendirmeyi sağlayan iş zekası olarak sıralanıyor.

Fortune Türkiye dergisinin SAP ve Accenture ile birlikte ev sahipliğini yaptığı ve SAP Forum dahilinde bu sene İkincisi düzenlenen VIP Dinner, hem SAP hem de Kasparov tarafında mücadelenin en üst noktasına işaret eden karar anını masaya yatırdı.



Kasparov karşısında oturan kişi olmak, konuyu sadece anlamak ya da anlatmakla kalmayıp hissedip zihne bütün boyutlarıyla bir deneyim olarak kaydetmeyi de sağlıyor. Kasparov, kendi konuşma akışı içinde planladığı hamlelerini birbiri ardından yaparak ilerlerken dışarıdan bir soru aldığında kısa bir işlem süresinin ardından yanıt vermeye başlıyor. Arada geçen sürede gözleri bir zamanların popüler dizisindeki Saylonlularda olduğu gibi iki yana gidip gelirken, sürekli rakiplerin karşısında oturduğu dönemden kalma bir alışkanlık olarak hareketlerinizi, ses tonunuzu, sorunuzun samimi mi yoksa farklı bir yöne yönlendirip dikkat dağıtmaya yönelik mi olduğunu ölçtüğünü hissediyorsunuz. Bunun iş hayatına çevirisi, odaklanmış, farklı değişkenleri kontrol ederek yönünü belirleyen ve yol haritasını açıkça ortaya koyan bir liderin tavrı. Tam olarak ne iş ne teknoloji olarak adlandırılabilecek bir gündemde ilerleyen akşam yemeğinin vizyonerlik tarafında katkı sağlamasını umuyoruz. Konuklarımızın tartışmak yerine Kasparov’a soru sormayı tercih etmesine bağlı olarak, akşamı aktarırken Kasparov’un yorumları üzerinden ilerlemeyi uygun bulduk. Satranç yazan yerlere teknoloji ya da bilişim yazarak kurumsal stratejinizi belirlemenize yardımcı olacak bir rehber elde edebilirsiniz.

SATRANCIN YERİ Satrançla ilgili konuşurken her zaman insanları satrancın sihirli çözümler sunmadığı konusunda uyarmak isterim. Aynı zamanda satranç zekanın çok ileri bir göstergesi de değildir. Satranç oynama yeteneği sadece satranç oynama yeteneğidir. Pek çok diğer şeyde olduğu gibi bu belirli bir yetenektir. Bu yetenekten nasıl yararlandığınız ve kararlarınızı analiz etmekte nasıl kullandığınız ise ayrı bir hikayedir.

HAMLE VE ANALİZ Ben yıllarımı ne tür hamlelerin yapıldığı yerine neden bu hamlelerin yapıldığını anlamaya harcadım. Eğitimlerimde hep şunu anlatıyorum: Bir şeyin nasıl yapılacağını bilenin işi olur ama neden yapıldığını bilen onun patronu olacaktır. Asıl önemli olan neden sorusudur. Satranç hayatım sadece kazandıran hamlelerden değil, eve gittiğimde bu hamlelerin kendimin ve rakibimin hamlelerinin- arkasında ne tür bir akıl yürütme olduğunun analiz edilmesinden oluşmuştur.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK Sadece satrançta değil işte, politikada ya da rekabetin yaşandığı herhangi bir sahada kaybettiğimizde bir şeyin yanlış gittiğini biliriz. Geriye dönüp bazı analizler yapmak çok doğaldır. Nelerin yanlış gittiğini ve hatalarımızın neler olduğunu anlamak isteriz. Ancak kazandığımızda ise genel eğilim, muhteşem olduğumuz için bu başarıları elde ettiğimizdir. Benim satranç deneyimim, kazandığım maçlarda bile -ya da iş anlaşmalarında, siyasi mücadelelerde veya savaş alanında- her iki tarafta da yapılan hataların var olduğunu söylüyor. Kazanan da, yapılan son hatayı yeterince iyi kullanmayı başarandır. Kazanan tarafta olmamız aynı strateji ve fikirlerle kazanmayı sürdürebileceğiniz anlamına gelmez. 20 sene boyunca satrancın zirvesinde yer alabilmemi sağlayan, yeni fikirlerle ilerlemem gerektiğini bilmemdi.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir