Anasayfa / Ekonomi-Finans / Doların Yükselmesi

Doların Yükselmesi




Doların geçen hafta üst üste rekorlar kırması iş dünyasını tedirgin etti. Ekonominin aktörleri kur probleminin, TCMB’nin para piyasalarına yönelik tedbirleriyle çözülemeyeceğine inanıyor. Çözümü yapısal tedbirlerde görüyor…

“Yapısal çözüm şart”

DOLAR geçen hafta yine rekorlar kırdı. Özellikle Çarşamba günü 3.98’i gören doların üst seviyesini kimse tahmin edemiyor. Dövizdeki volatilite, iş dünyasının tüm hesaplarım alt üst etti. Şimdiden 4 TL seviyesinde doların kalıcı olduğu düşünülürken, Merkez Bankası’nın yaptığı müdahalelerin doların hızını kesememesi de iş aleminin moralini bozuyor.

Aslında Merkez Bankası önceki hafta cumartesi günü yeni bir enstrümanı devreye koymuştu. Reel sektörün kur riskinin yönetilmesi amacıyla Merkez Bankası, “TL uzlaşmalı vadeli döviz” işlemleri çerçevesinde döviz satış ihaleleri düzenlenmeye karar vermişti. Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, “TL uzlaşmalı vadeli döviz” satım ihalelerine başlanacağı belirtilmiş, 2017 yılsonuna kadar vadeli döviz satım pozisyon tutarının en fazla 3 milyar dolar olması planlanmaktadır” denilmişti. Önümüzdeki yıl gerçekleştirilecek ihalelerle ilgili kararın verilmesini takip eden hafta içinde döviz adeta fren tutmadı. îş dünyasının bazı temsilcileri, Merkez’in bu kararının ‘problem var’ algısını güçlendirdiğini söylerken, bazıları ise 200 milyar doları aşan özel sektör dış borcunun 3 milyar dolar ile çevrilemeyeceğini belirtiyor.

DOLAR BORÇLULARI DİKKAT

Elbette dövizdeki yükseliş Merkez’in bu kararıyla ilgili değil. Amerika’da faizlerin yükselmesi beklentisi, siyasi risk ve özellikle de Reza Zarrap davasına Türkiye’nin dahil edilmeye çalışılması, doların tarihi rekorlar kırmasına neden oldu. Dolardaki bu yükseliş, yüksek dış borcu olan özel sektörü huzursuz etti. Gelirleri TL ile olan dolar borçlusu şirketleri önümüzdeki günlerde daha da sıkıntılı günler bekliyor. Gelirleri dövizle olan ihracatçılar ve turizmciler nispeten daha rahat gibi görünse de, hammadde maliyetlerindeki artışların, dövizin yükselişinin gelen karları alıp götüreceği belirtiliyor.

“PLANLAR ALTÜST OLDU”

Oıjin Group CEO’su Lemi Tolunay, doların son yükselişiyle tüm planlarının altüst olduğunu belirtiyor. “Çok huzursuz bir dönemdeyiz” diyen Tolunay, “Döviz nereye oturacak bilmiyoruz. Günlük tüketim mallarında, akaryakıttaki yükselişleri göğüslemeye çalışırken, şimdi orta vadeli planlarımız altüst oldu” diyor. Doların yaklaştığı 4 TL seviyelerinin aslında 2018’in ortalarına doğru beklendiğini vurgulayan Tolunay, “Günlük operasyonlar içinde en önemli bilgi kaynağımız bankalar. Biz üç ayda bir bankaların döviz öngörülerini soruyoruz. En son iki banka ile görüşmüş bilgi almıştık. 4 TL telaffuz edilmişti ama 2018’in ilk çeyreğinden sonra, yılın ortalarına doğru olabilir denmişti. Bu kadar şiddetle kapıya dayanmasım beklemiyorduk” diye konuşuyor. Merkez Bankası’nm sıkılaştırma tedbirleriyle dövizi durdurmaya çalıştığını vurgulayan Tolunay, şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Dövizin şu anki durumu Merkez’in kontrolünü aştı gibi görünüyor. Merkez Bankası bu tedbirleri altı ay önce alabilseydi belki işe yarardı. Her şey olup bittikten sonra tedbir almanın faydası yok. Ben aynı zamanda iktisatçıyım. Faizi bastırdığınızda döviz daha şiddetle fırlayacak. Faizi kullanarak şu dakikadan sonra kontrol olmaz. Silindir gibi geldi ve durmuyor.”

UZUN VADELİ TEDBİR ŞART

Desa Deri CEO’su Burak Celet, dövizinin güvenli bir kurda seyretmesinin önemli olduğunu belirterek konuşmasına başlıyor. Dönem dönem volatilite yaşandığını ama sonrasında kurun olması gereken yere oturduğunu belirten Celet, “Şirketimizin girdi ve çıktıları arasında denge olduğu için doğal bir hedge var. Yine de aşırı dalgalanmaları arzu etmiyoruz” diyor. Burak Celet, kurlardan kaynaklanan sorunların yapısal tedbirlerle çözüleceğine inanıyor. Celet, “Merkez Bankası’nm para piyasalarına yönelik aldığı tedbirlerle bu işin çözüleceğini sanmıyorum. Bunlar kısa vadeli tedbirler. Yapısal tedbirlerin alınması gerekiyor” diye görüşlerini özetliyor.

“TÜKETİCİDEN İSTEMEK ZOR”

Çiçek İç Giyim Yönetim Kurulu Üyesi Sami Stamati “Kurun nerede duracağının garantisi yok. Kimse 5 TL olmayacağını söyleyemez” diyerek endişesini dile getiriyor. Zarrap davasına bağlı siyasi risklerin olduğunu söyleyen Stamati, cari açığı finansa edecek sıcak para, doğrudan yatırım ve turizm gelirlerinin de azalmasının gelinen noktada önemli olduğunu düşünüyor. Merkez Bankası’nın müdahale gücünün sınırlı olduğunu belirten Stamati şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Merkez Bankası’mn rezervleri çok güçlü olsa, gerekirse 50 milyar dolar çekerim diyebilir. Merkez’in gerekirse faiz silahını da ortaya koyması gerekiyor. Ancak bu da mümkün görünmüyor. Bu nedenle kurun gidişatına kötümser bakıyoruz.” Kur artışı nedeniyle oluşan maliyet artışlarını etiketlere yansıtmalarının kolay olmadığını da vurgulayan Stamati, “Biz 2018 yaz kurlarımızı 4.2’den başlatmış durumdayız. Kurlardaki artışı tüketiciden talep etmek zor. Tüketici döviz bazında kazanmıyor. Bu nedenle kur farkını maaşında ve gelirlerinde görürseniz ancak talep edebilirsiniz. Bu da altı ay, bir yılı alır” diye konuşuyor.



îklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği Başkanı Zeki Poyraz ise, kendi sektörlerinde olduğu gibi girdileri ve çıktıları dövizle olan sektörlerin dövizin yükselişinden olumsuz etkilenmediğini söylüyor. Hammadde girdileri döviz, gelirleri TL ile olan sektörlerin dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Poyraz, “Asıl etkilenen kesim; dövizle borçlanan, TL ile kazanan kesim. Merkez’in müdahaleleriyle kurun biraz gevşemesini bekliyoruz” şeklinde konuşuyor.

“HÜKÜMET MÜDAHALE ETMELİ”

Batman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Abdülkadir Demir, kurdaki yükselişin bölgedeki iş alemini olumsuz etkilediğini belirterek sözlerine başlıyor. “Bizler de hammadde ithal ediyoruz. Kur yükselince, rakiplerimiz karşısında rekabet gücümüz zayıflıyor” diyen Demir, değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor:

“Bölgemizdeki tüccar da dövizin yükselmesinden çok etkilendi. Dövizle borçlananlar iflasın eşiğinde. Zaten bizim ihracat rakamlarımız küçük, ithalat rakamlarımız büyük. Her şey dışarıdan geliyor. Dövizin yükselmesi, halkın arasında endişe yaratıyor. Borcu olan alamıyor. Merkez Bankası ciddi müdahale yaptı ama bu konuda hükümetin mutlaka bir şey yapması gerekiyor. Bütün piyasa kilitlendi. Faiz yükseltmek en son düşünülmeli. Biz zaten faizlerin yüksekliğinden şikayetçiyiz. Bölgemizin krediye ulaşımda sıkıntısı var. Teminatlar kabul edilmiyor. Türkiye’nin en çok işsize sahip iliyiz. Bunların üstüne bir de kurlar eklendi.”

Ali KAHYAOĞLU / Türk Mermer Maden Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı, Berat Mermer Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı
”Tekrar dolar bozdurup, seferberlik başlatılmalı”

Türkiye’de artık hava tahmini yapılır gibi dolar tahmini yapılıyor. Bugünlerde piyasalara kâr yağıyor. Piyasalarda işler durma noktasına geldi. Dövizin nerede duracağını bilmiyoruz.

Daha önce de bu tür yükselişler yaşadık. Şimdi doların 4 TL seviyesine oturup oturmayacağını görmek lazım. İhracatçıların bu tür yükselişlerden memnun olduğu düşünülür. Belki 1-2 ay kâr ederiz ama ondan sonra eksiye dönecek. Döviz alacağınız varsa müşteriler bir-iki ay sonra iskonto istemeye başlar. Reel sektörün 200 milyar dolar dış borcu var. Merkez Bankası bunun ne kadarını sabitleyebilir. Diyelim 50 milyar doları sabitledi…

Bu zararı ya devlet ya Merkez Bankası ödeyecek. İki tarafı da bizim için sıkıntılı, zarar. Ülkemizin dost gibi gözüken çok düşmanı var. Bizi ekonomik olarak yıkmak istiyorlar. Bu bir seferberlik olarak düşünülmeli. Daha önce Cumhurbaşkanımız da çağrıda bulunmuştu. Yeniden bir seferberlik başlatılmalı. Tek başına devletin gücü bir yere kadar. Cebinde bir doları olan herkes bozdurarak ülkeye yardımcı olmalı.

Osman AYIK / TÜROFED (Türkiye Otelciler Federasyonu) Başkanı
”Öngörülebilir kur ortamı oluşmalı”

Dövizin artması, geliri dövizle olanlar için olumlu etki oluşturabilir. Ancak bu artışın maliyetlere de yansıyacağını unutmamak gerekir. Türk Lirası’nın değersizleşmesi bizim işimize gelmez.

İstikrar her zaman iyidir. Anlık hareketler kimseye fayda sağlamaz. Öngörülebilir bir kur ve ortamın oluşmasını bekliyoruz. Dövizdeki yüksek çıkışlar öngörülebilirliği yok ediyor. Çok konuşuyoruz ama kimse kurun nereye gideceğini bilmiyor, net bir şey söyleyemiyor. Son birkaç yıl içinde özel sektörün borç yükü arttı.

Dövizle geliri olanlar bu konuda biraz rahat ama geliri TL ile olup dövizle borçlananlar için işler kolay değil. Çok hızlı bir şekilde yapısal tedbirlerin hayata geçirilmesi gerekiyor. Bilinen bir gerçek var; ticaret fazlası veren bir ülke değiliz. Türkiye’nin dış ticaret fazlası veren bir ülke konumuna gelmesi lazım. Yapısal tedbirlerle bu işin üzerine gidip bu dönüşümü sağlamak lazım.

Merkez Bankası, kısa vadede yangını söndürmek için tedbirler alıyor ama orta ve uzun vadede yapısal dönüşümü sağlayacak adımların atılması gerekiyor.

Şeref FAYAT / Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı
Bu seviyelerin yüzde 10 altını kullanıyoruz

Dövizin bu seviyelere gelebileceğini, önünün açık olduğunu son bir aydır ekonomi danışmanlarımız bize söylüyordu. Özellikle Amerika’da doların güçlenmesi ile ilgili verilerin gelmesi, Zarrap davasına Türkiye’nin dahil edilmeye çalışılması gibi nedenlerde doların önü açıldı. Umarım döviz daha da yükselmez. İhracatçıların kurların yükselmesinden memnun olduğu sanılıyor. Oysa memnun değiliz. Volatilite bizi rahatsız ediyoruz. Ani düşüşler ve yükselişler hesaplama yapmamızı zorlaştırıyor. Zaten ihracatçılar olarak bu kur seviyesini kullanmıyoruz. Bu seviyenin yüzde 10 altında kur varmış gibi davranıyoruz. Üyelerimize, bu seviyelerden kontrat yapanlara forvvard yapmalarını öneriyoruz. Özel sektör borçlu… Bunların bir şekilde hedge edilmesi önemli. Merkez Bankası, özel sektörün borçlarının hedge edilmesi için bir mekanizmayı ortaya koydu ama bence bütçesi yeterli değil. 212 milyar dolarlık borcu çevirmek için 3-5 milyar dolar yetmez.

Bence Merkez Bankası’nın son hareketi, ekonomide daha çok problem algısı yarattı. Bu son hamle de başarılı olmadı. Hazır giyim sektörü olarak bu dönemde müşterilerimize ilkbahar-yaz koleksiyonlarını üretiyoruz. Siparişleri almıştık. Hammaddelerin de çoğu alınmıştı. Aralık-Ocak aylarında da üretim devam eder.

Rahime Baş Uçar





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir