Anasayfa / Ekonomi-Finans / Düşük Kar Marjı İle Yüksek Verimlilik

Düşük Kar Marjı İle Yüksek Verimlilik




Düşük enflasyon dönemiyle birlikte paradan ya da stoktaki maldan para kazanma dönemi bitti.

Enflasyonun iki haneli olduğu dönemdeki yüksek oranlı karlar dönemi bitti. Birçok sektörde yüzde 20-40 olan net karlar artık yüzde 5’e kadar düştü. Düşük enflasyon döneminde oyunun kuralları değişti. Artık küçük karlarla verimli çalışmak moda…

TÜRKİYE 1990’ların ortalarında üç haneli enflasyon oranlarını gördü. Aradan geçen 15 yılda iki haneli enflasyonları bile unuttu. Şimdilerde ise düşük enflasyon dönemi yaşanıyor. Merkez Bankası enflasyonun yüzde 5’lere oturması için mücadelesini sürdürüyor. Türkiye düşük enflasyona alışmaya çalışırken, aylık bazda eksi enflasyonları da görmeye başladık. Yılın altıncı ayında Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) yüzde 1.43 oranında düşerken, Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) ise 0.01’de kaldı. Bu yıllık bazda TÜFE’nin yüzde 6.24, ÜFE’nin ise yüzde 10.19 olduğu anlamına geliyor.
Evet enflasyon henüz hedeflenen seviyelere gelmiş değil. Kısacası, düşük enflasyona bir geçiş dönemi yaşanıyor. Bu arada enflasyon düşerken, Türkiye’de hem reel hem de finans piyasalarında oyun adeta yeniden kuruluyor.

Düşük enflasyon dönemiyle birlikte paradan ya da stoktaki maldan para kazanma dönemi de bitti. Artık gerçek faaliyetlerden yapılan ‘reel kârlar’ önem kazandı. Yüksek enflasyon döneminde ciro üzerinden yüzde 40-50 kar eden birçok sektör artık tek haneli karlara alışmaya çalışıyor. Artık hormonlu ve fiktif kârlar yok. Bu gerçek karlarla çalışabilen ve sermayesi güçlü olan firmalar ayakta kalıyor. Zaten büyük firmalar da bayilerini seçerken düşük kara dayanabilecek, güçlü öz sermayesi olanları tercih ediyor.

DÜNYADA KÂRLAR DÜŞÜYOR

Collezione markasının sahibi Akyiğit Tekstil’in Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Akyiğit, son yıllarda üretimde de perakende de karların düştüğünü belirtiyor. Yine de tekstil ve hazır giyim sektöründe perakende tarafında karların yüzde 5 ila 20 arasında değiştiğini vurguluyor. Akyiğit’e göre, eskiden arz azdı; şimdi ise arz fazla talep az. Tüketici de iletişim araçlarının gelişmesi nedeniyle hangi ürünün, nerede, kaç para olduğunu biliyor, görüyor. Bu yüzden de değerinden fazla fiyat konulduğunda hemen tepkisini koyuyor. “Artık gerçek kral tüketici” diyen Akyiğit, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bizim sektörde her segmentte ayrı kâr marjları olabilir. Bazı firmalar toplam kâra, adet satışından ulaşıyor. Daha çok satarak kâr hedeflerine ulaşmaya çalışıyor. Yüksek kârlı segmentlerde ise tek tek ürün satışından kâr hedefine ulaşılıyor. Dünyada da artık karlar düşüyor. Türkiye’nin bunun dışında kalması mümkün değil.”

“SAT-AL” DÖNEMİ BAŞLADI

Türkiye’de ortalama 100 metrekarelik bir konutun maliyeti ortalama 50 bin TL. Tabii buna arsa bedeli dahil değil. Bu sektörde kar oranları son derece değişik. Yapılan konut miktarına, lokasyonuna, markalı konut olmasına göre kar oranları değişiyor. Sektörde yüzde 20 kardan yüzde 200’e kadar kar oranları görmek mümkün.

İnşaat malzemeleri de düşük enflasyon dönemine uyması gereken sektörlerin başında geliyor. Seramik ve karo üreticileri ile bayilerinin hep yüksek stokla çalışması gerekiyor. Genellikle sektörde firmalar stokları kendileri değil, bayilerine tutturuyor. Türkiye’de 27 seramik üreticisi bulunuyor. Bunların Türkiye genelinde 4 bine yakın bayisi ve yetkili satıcısı var. Manisa Turgutlu’da fabrikası bulunan Seramiksan’ın bayi sayısı 190. Türkiye’de pazarın yüzde 10’nu sahip olan Seramiksan’ın Satış Pazarlama Grup Başkanı Bülent Şamlı, düşük enflasyon dönemindeki uygulamalarını şöyle anlatıyor:

“Yüksek enflasyon döneminde sektör yüzde 25-35 oranında kar marjlarıyla çalışırdı. Şimdi bu oranlar çok düştü. Eskiden mal deponuzda dururken bile para kazanırdınız. Biz bayilerimizi korumak için stoğu kendimiz tutuyoruz. Eskiden ‘al-sat’ prensibi uygulanırken, şimdilerde ‘sat-al’ dönemini başlattık. Bayi malını satıyor, fabrikadan malı alıyor. Ayrıca bayimize 12 ay vadeli mal veriyoruz. Sektörde bayilerin en az yüzde 15-20 kar etmesi lazım ki ayakta kalabilsinler. İyi bir yerde 250 metrekarelik showroom’u olan bir bayinin personel ve işletme giderleri, cirosunun yüzde 7 ila 10’una denk geliyor. Bayilerin ayakta kalabilmeleri için yüzde 15-20 kar marjıyla çalışmaları lazım. Oysa sektörde günü kurtaran bayilerin çok olduğunu biliyoruz. Gayrimenkullerini satarak, bankadan kredi alarak dönmeye çalışıyorlar.”

ÇİFT HANELİ KARLAR HAYAL

Mobilya sektöründe ise kâ marjlarındaki düşüşleri saptamak için 1990’lı yılların ortalarına gitmeye gerek yok. 2004-2006 yıllarında sektörde karlar yüzde 30-40 civarındayken artık büyük şirketler bile için bile çift haneli kâr rakamları hayal olmaya başladı. Mobilya sektöründe yüzde 10-12 kara ulaşan firmalar artık başarılı görülüyor. Sektörde zarar edenler olduğu gibi, ortalama karlar yüzde 5-10 arasında değişiyor.
MOSDER (Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği) ve Alfemo Mobilyaları Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Davulcuoğlu, Türkiye’de bu yıl 8.8 milyar dolarlık iç pazara ulaşması beklenen sektörün büyümesine karşın karlılıkların günden güne azaldığını belirtiyor. “Sanayici düşük enflasyon ortamında işleri daha verimli ve dikkatli yönetmeyi yaşayarak öğrenecek” diyen Davulcuoğlu, değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor:

“Ana faaliyetler dışında kar eden bir müessesenin dünyada söz sahibi olması mümkün değil. Şu anda bir geçiş dönemi yaşıyoruz. Bu geçiş dönemi belki bir 5 sene daha sürecek. Bu dönemde verimliği artırmak, masrafları asgariye indirmek çok önemli. Katma değeri yüksek, marka ve tasarım değeriyle kar marjı da yüksek olan ürünler yapmamız gerekiyor. Bunu başarabilen sanayicilerimiz ayakta kalacak.”
Tuna Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Tuna da Razaman Davulcuoğlu ile aynı görüşte. Yüksek enflasyon döneminde 3 ila 6 ayda bir fiyat belirlendiğini, kimi zaman yüzde 70-100 fiyat artışları olduğunu hatırlatıyor. Tuna, “Artık firmalar yüzde 5-10 kar edebilirlerse kendilerini başarılı sayıyorlar” diyor.
Gıda sektöründe de geçen yıllar içinde kar marjları daralıyor. Muratbey Peynirleri Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol, enflasyonun yüksek olduğu dönemlerdeki hormonlu ve sanal karlardan kurtulmaktan memnun. Böylesi dönemlerde herkesin kayıt dışı ekonomiye yöneldiğini söyleyen Erol, geleceği planlayamamak gibi temel bir sıkıntılarının olduğunu da anımsıyor. Necmi Erol, “Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde yüzde 20 karlarla çalışıyorduk. Şimdi gerçek karlarımız yüzde 5 civarında. Karlar düşse bile geleceği planlayabildiğimiz ve sağlıklı bir ekonomiye kavuştuğumuz için memnunuz” diyor.

“NET KAR YÜZDE 4”



Türkiye’de birçok sektörde olduğu gibi kitap-kırtasiye de artık oyunun kuralları yeniden kuruldu. Sektörde daha çok brüt kar telaffuz ediliyor. Kitapta brüt kar yüzde 30’u bulurken, kırtasiyede yüzde 35-40, teknoloji ürünlerinde de yüzde 10 kardan söz ediliyor. Türkiye’de 113, yurtdışında 8 ülkede 17 mağazası bulunan NT Kitap Kırtasiye’nin Genel Müdür Yardımcısı Fatih Pancar, kendi şirketlerinde satışlarının yüzde 70’inin kitaptan oluştuğunu söylüyor. Kitapta net karın yüzde 4’leri bulduğunu belirten Pancar, “Bizim sektörde enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde kitaplar yüzde 100 brüt karla satılırdı. Şimdi bu yüzde 30’lara kadar düştü” diyor. NT Kırtasiye yılda 15 milyon adet kitap satıyor. Pancar’a göre düşük enflasyonla verimlilik ön plana çıktı. Bununla birlikte doğru ürünleri satmak ve daha hızlı satış, bu yeni koşulların olmazsa olmazı… Eskiden her ürünü bulunduran firma makbulken artık tüketici tarafından talep gören ürünleri bulunduran ve bunları tespit edenler rekabette bir adım öne geçiyor. Pancar, “Bundan 10 yıl önce her şeyi satmaya çalışırdık. Mağaza girişlerimize ve raflarımızın değerli alanlarında çok satan ürünleri bulundurmaya çalışıyoruz. Metrekare başı maliyet, personel başı maliyetleri ince ince hesaplayarak belirli değerleri tutturmaya çalışıyoruz” diyor.

“DÜNYA İLE KÂRIMIZ AYNI”

Artık dünyaya açık hiçbir sektörde dünyanın ötesinde kar etmek mümkün görünmüyor. Özellikle teknoloji yoğunluklu ürünlerde ve sistemlerde bu durumu gözlemlemek mümkün. İklimlendirme olarak da bilinen klima, ısıtma ve soğutma sistemlerinde Türkiye’de net karlar yüzde 5 ila 8 arasında değişiyor. Soğuk hava depolarını da dahil ettiğinizde 2 milyar dolarlık bir hacmi olduğu tahmin edilen sektörde, özellikle klima satışları son yıllarda ortalama yüzde 20 artıyor.

İSKİD (İklimlendirme-Soğutma-Klima İmalatçıları Derneği) Başkanı ve Akcor Havalandırma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı Nedim Zalma, dünya ile entegre bir şekilde çalışan iklimlendirme sektörünün dünyadaki kar oranlarıyla çalışmasının kaçınılmaz olduğunu söylüyor. “Bizim enflasyonumuz yüksek, daha karlı satabiliriz diye bir şey yok” diyen Zalma, Türkiye’deki net karların yüzde 5 ila 8 arasında değiştiğini vurguluyor. Artık açık bir pazar olan Türkiye’de kârları korumak için en önemli unsurun verimlilik ve ölçek ekonomisini yakalamak olduğunu söyleyen Zalma, şunları belirtiyor: “Ben sektöre 1996 yılında girdim. O zaman karlarımız yüzde 20 civarındaydı. Ancak dünyanın içinde olup dünyanın dışında davranamazsınız. Dünyadaki üreticilerin brüt karlarının yüzde 25 civarında olduğunu biliyoruz. Bu ne kadar verimli olursanız olun yüzde 5 ila 8 arasında net kar demek.”

“KARLAR YÜKSEK DEĞİL”

Son dönemde yüksek karları en çok tartışılan sektörlerin başında akaryakıt dağıtımı geliyor. Bu sektörde bayi karlarının yüksek olduğunu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bile dillendirdi. Hatta bu yılın başında Babacan, “Sektör kâr marjlarını aşağı çekecek bir çözüm bulmazsa, dağıtım ve bayi kârı düşmezse biz de tavan fiyat uygulamasını tekrar getirebiliriz” demişti. Sektör, kârlarını genel olarak açıklamaktan kaçınsa da bazı sektör temsilcileri hem dağıtım şirketinin hem de akaryakıt istasyonlarının yüzde 7 civarında kar elde ettiğini söylüyorlar.

Türkiye genelinde 120 Gulf tabelalı akaryakıt istasyonları bulunan Delta Grup’un Mali İşler Grup Müdürü Arda Tunca, akaryakıt sektöründe karların genelde yüzde 4 civarında olduğunu söylüyor. Enerji ve akaryakıtta bazı segmentlerde yüzde 15-20 kar marjlarının olduğunu söyleyen Tunca, sektörde fiyatların dünya ile entegre olduğunu vurguluyor. Düşük enflasyon döneminde maliyet kontrolünün önemli olduğunu kaydeden Tunca şu değerlendirmeleri yapıyor: “Enflasyon çok ciddi direnç gösteriyor. Yüzde 5’lerden 2-3’lere indirmek, yüzde 70’lerden 30’lara indirmekten daha zor. Çalışma hayatında marjlar daralıyor, psikolojik faktörler devreye giriyor. Maliyet baskı altına alınınca bir taraf, bir tarafın gelirlerini azaltmaya çalışıyor. Taraflardan biri ona razı olmamaya çalışılıyor. Bu seviyelere geldikten sonra ciddi sıkı pazarlıklarla karşılaşıyorsunuz. Bu süreçte de küçük işletmeler yok oluyor. Biz bu yeni dönemde direnemeyeceğini düşündüklerimizle sözleşme yapmıyoruz.”

Hangi sektör ne kadar kâr elde ediyor?
Sektör adı Cirodan kâr oranı (Yüzde)
Tekstil hazır giyim 5-30
İnşaat-konut 20-200
Seramik 7-20
Otomotiv bayi 1-3
Mobilya 5-10
Ağaç-orman işleri 15-17
Kitap-kırtasiye 4
Teknoloji ürünleri 1-10
Klima 5-8
Akaryakıt 4-7
Petrol türevi ürünler 15-20

Düşük enflasyon döneminin özellikleri

• Eskiden arz azdı. Şimdi arz fazlalaştı, rekabet arttı.
• Eskiden stok yapılırdı, mal depodayken bile para kazanılırdı. Artık fazla stok zarar yazdırıyor. Stoklu çalışma dönemi bitti.
• Eskiden fiktif karlar vardı; şimdi gerçek faaliyetler üzerinden reel karlar konuşuluyor.
• Eskiden bayiler stok tutardı, artık ana üreticilerin stok tutması gerekiyor.
• Eskiden tüketici neye ulaşsa satın alıyordu; şimdi gelişen iletişim olanaklarıyla karşılaştırma yapıyor, işine geleni alıyor.
• Eskiden üretici kraldı, şimdi tüketici kral… Tüketici tercihlerini okuyamayanlar yeni dönemde ayakta kalamayacak.
• Eskiden yüksek stok gerektiren sektörlerde “al-sat” prensibi uygulanıyordu; şimdi “sat-al” ya da “sat-üret” dönemi başladı.
• Eskiden verimlilik önemli değildi artık verimlilik, maliyet azaltıcı tedbirler gözde.

Tahir GÜRSOY / Mithat Giyim Yönetim Kurulu Başkanı

Fiktif kâr mutlu ediyor ama…

Aslında enflasyonun olduğu dönemlerde kâr fiktif… Mithat Giyim Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Gürsoy’a göre bu fiktif karın psikolojik bir yönü var. Gürsoy, “Yüksek enflasyonda kârlar fiktif olsa da patronları yatırım yapma konusunda iştahlandırır. Bilançoda kâr rakamları düşünce yatırım hevesi azalır. Ancak sağlıklı ekonomiler için düşük enflasyon şart. Düşük enflasyonda gerçek bir üretim ve gelişme yaşanır” diyor.
Enflasyonun düşmesinin reel karları direkt etkilemediğini düşünen Gürsoy, gerçek manada karların tekstil ve hazır giyimde düşmesini ise dünyada ve Türkiye’de değişen rekabet koşullarına bağlıyor. Gürsoy’un verdiği bilgiye göre, dünyada tekstil ve konfeksiyon sektöründe 450 bin imalatçıya karşın, 275 bin alıcı bulunuyor. Bu yüzden imalatçı tarafında rekabet çok. Düşük sermayeli ve emek yoğun yatırımların yapıldığı sektöre de girmek kolay. Bugün dünyada sektördeki büyük firmalar bile yüzde 1-2 civarında kâr ediyor. Türkiye’de ise karlılık daha çok ciro üzerinden konuşuluyor. Gürsoy’a göre ciro üzerinden karlılıklar sektörde yüzde 5 ila 30 arasında değişiyor. Bu sektörde yüzde 10 karlılığın normal olduğunu söyleyen Gürsoy, hazır giyimde ürüne göre de kâr oranının değiştiğini anlatıyor: “Dünyada yapılan araştırmalara göre, bir insan yılda ortalama 2 blue jean pantolon, 4 gömlek, 5 tişört alırken, 1.5 yılda bir takım elbise alıyor. Bir adet satılan erkek ürününe karşı üç adet kadın ürünü satılıyor. Böyle bakıldığında sermayenin dönme hızı erkek takım elbiselerinde daha az. Bu nedenle de kar oranları farklı. Tişört satan yüzde 5 kârla çalışırken, bizlerin yüzde 10-15’la çalışması doğal.”

Rahime Baş Uçar/Para Dergisi





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir yorum

  1. NURETTİN HİMMETOĞLU

    himmet tekstil ismi altında bayrak konfeksiyon mefruşat aksesuar imalatı yapıyorum fakat günümüzü kurtaramıyorum kar marjımızın çok düşük olduğu için bu işmin yanı sıra banada para kazanacak bir iş önerirmisiniz saygılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir