Anasayfa / Makaleler / Efendilik Asla Cezasız Kalmaz

Efendilik Asla Cezasız Kalmaz




Efendilik Asla Cezasız Kalmaz

Amerikalı işadamı Andrew Carnegie’nin sözüdür: ‘Pioneering don’t pay’ yani ‘öncülük etmek (yenilik yapmak, herkesten önce yapmak) adama para kazandırmaz’.

Hemen yanımda okuyacağınız habere bakarsanız, ‘nice guy’ yani kibar olmak da çalışma hayatında insana para kazandırmıyormuş.
Kibar, saygılı, güleryüzlü erkekler yüzde 18, kadınlar ise yüzde 5 daha az ücret alıyorlarmış.
Haberde, ‘Neden?’ sualinin cevabı net değildi.
Aslında nedeni belli.

Çalışmaya (yani para kazanmak için çalışmaya) ticaretle başladım.
İnsanın hayattaki önceliği para olmayınca ticarette tutunmak kolay değil.
Zaten yapıma da tersti. Beceremedim.
Ama ileride çok işime yarayacak tecrübeler edindim.
Mesela insan oğlunun fıtraten alçak olduğunu.
Alçaklığın çok çeşidi var elbet de, hele iş dünyasında, ama kendimden bir örnek vereyim burada.
Dürüstlük, doğruluk, özü sözü birlik gibi nutuklar atan ve atmaya da devam eden ben, kötü malı sesi çıkmayan, efendi müşteriye; iyi malı hangisi en cazgır ve arızaysa ona verirdim.
Efendiden paramı peşin, cazgırından iki üç haftada ancak tahsil ederdim.
Zam geldi mi birincisine gününde yansıtır, ikincisine zam yapmaya tırsardım.
Kendi hakkımı yemeyeyim şimdi…



Bu durumdan son derece rahatsızdım ve tersi olması için elimden geleni yapar (yani adam gibi esnafı kollamaya çalışır) ama genelde başaramazdım.
Sonunda terbiyesiz, cazgır müşteri bu alışverişten kârlı çıkardı.
(İki müşteri kategorisi daha vardı. Biri ‘arsız ve yüzsüzler’ idi ki hiç sevmezdik. Diğeri de ‘ciddi’ hatta biraz ‘ters’ müşterilerdi. En sağlam esnaf bunlar olurdu. İyi mal isterler, usturuplu pazarlık ederler, paralarını tıkır tıkır öderlerdi. Aslında bunlar ticaret yapmaması gereken, bu işe tam da uygun olmayan insanlardı. Zaten çoğu sonradan dükkan açmış emeklilerdi.)

Ticaretle ilgili bu söylediklerim, çalışma hayatı için de geçerli.
Ticaret ve iş hayatım 10 yıl sürdüyse, 20 seneyi aşkın maaşlı çalışıyorum.
Büyük ve sözde kurumsal şirketlerde gördüğüm manzara da bakkal çakkaldan farklı değil.
Maaşım düşük diye ağlamayan, yapılan zamma itiraz etmeyen, verilen en fiyakasız görevleri bile asker gibi yapan (Bakınız Bizim Oğlan Sendromu, Hürriyet İK, 10.08.2008) çalışanlar genellikle maaşına en son zam yapılan, altına en son araba verilen, yıl sonu primi unutulanlardır.
Benzer niteliklere sahip olan iki çalışandan ‘efendi’ olanı, mutlaka bunun cezasını ağır bir biçimde ödeyecektir.

Eğer mümkünü varsa, maaş zammından bir iki puanı ‘şarlamasın’ diye ötekine kaptıracaktır.
Prestijli ve getirisi olan bir iş varsa havasını alacak, hamallık varsa sırtında bulacaktır.
Kimseyi kırıp dökmemek için çalıştıracağına çalışacaktır.

Yukarıda sözünü ettiğim araştırmanın sonuç bölümünde, prof.ların elinden çıkmış şöyle bir cümle gözüme çarptı:
“Zaten efendi olmak, genelde, erkeklerden beklenen davranış kalıplarına da uymamaktadır.”
Yani erkek dediğin öyle fazla nazik, saygılı, sessiz, güleryüzlü olmamalı…
Dedim ya, çalışma hayatında da efendilik cezasız kalmaz!

sdevrim@hurriyet.com.tr






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir