Anasayfa / Girişimcilik / Girişimci Olacağım Deyince Olunur Mu?

Girişimci Olacağım Deyince Olunur Mu?




Girişimci Olacağım Deyince Olunur Mu?

Yazın rehavetine girmeden ardı ardına yapılıyor etkinlikler. Neredeyse aynı saat dilimi içerisinde onlarca etkinlik var. Hangisine katılacağımı ise sadece öğrenme içgüdüm belirliyor.

Turkcell’in davetlisi olarak ülkemize gelen Harvard Business School’un ünlü profesörü Josh Lerner’i dinliyorum. Lerner, pek çok işadamının katıldığı konferansta girişimcilik ve girişimcilik sermayesi üzerine konuşuyor.

Kendisinden, son dönemde hâlâ ABD ve İngiltere’nin bütçe açıklarının hiç de iç açıcı olmadığını,

Ekonomik büyüme için istihdam ve yeni şirket sayısının artırılması gerektiğini, bu anlamda da girişimciliğin kilit rol oynadığını,

Ancak istihdamın 2008’den beri azaldığını,

İstihdamın 4 yaşından küçük şirketler tarafından sağlandığını,

İşe sıfırdan başlayan firmaların inovasyon açısından en hevesli ve verimkar firmalar olduğunu,

Risk sermayesinin geri dönüşünün eskisi kadar sağlıklı olmadığını ancak yine de finans kuruluşlarının risk sermayesi vermek için nedense istekli olduğunu,

Girişimciliğin desteklenmesinde özel fonların yanı sıra kamunun da “dış etken” ve “katalizör olarak” büyük rol oynaması ve hükümetlerin girişimciliğin artması için kıvılcım etkisi sağlaması gerektiğini,

Singapur, İsrail, Yeni Zelanda, Şili gibi ülkelerde hükümetlerin girişimciliğe yönelik adımların övgüye değer bulunduğunu,

Aynı bölgedeki ülkelerin bölgesel güç olmak adına belli sektörlere odaklanarak kümeselleşmeye önem vermeleri gerektiği ve bunun emek zaman ve maliyet olarak avantajlı sonuçlar doğuracağını,

Ayrıca girişim sermayesi verirken acele edildiğini, önemli olanın sermayenin verilmesi değil, girişimcilik ortamının sağlanması olduğunu,

Bunun için de Japonya’nın 1990’dan 2000’e kadar süren en büyük girişim programlarından birini uyguladığını ancak destek kesilince faaliyetlerin çöktüğünü çünkü girişimci ekosisteminin gelişmesine yardımcı olacak bir ortam düşünülmediğini,

Ve bütün bunlar yapılırken hükümetlerin de finans kuruluşlarının da piyasanın ne istediğini bilmesi gerektiğini öğrendim.

Yani kısacası Türk insanının girişimci yanı elde bir ancak bunun desteklenmesi için hükümetler tarafından piyasa şartlarına göre şekillendirilmesi ve devletin de bir katalizör görevi görmesi gerektiği ortaya çıkıyor. AK Parti hükümetlerinin işadamının önünü açtığı ve ekonomik istikrarı sağladığı gerçeği ortada ama bu çabalar esnaf ve küçük girişimciler için yetmiyor.

Caz, horon, bozlak ya da deyiş, fark etmez yüreği titretir

Bu yıl İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından 18’incisi gerçekleştirilen İstanbul Caz Festivali, ilginç bir reklam kampanyasıyla kendini duyuruyor. Belli ki festivali çok kanıksamış ve 18’incisi olduğunu atmışım. “Cazkalpli” ilginç bir çalışma olmuş. Her defasında kalbin bir yanının farklı bir enstrümana dönüşmesini merakla izliyorum. Türü ne olursa olsun müzik yürekte hissedilir yaklaşımı çok şık. Doğru ya bu ülkede yaşayanların hemen hepsi bir ezgi, bir nağmeyle akıp gider ve hiç fark etmez kimininkini horon, kimininkini bozlak, kimininkini de bir deyiş titretir.



Kristal Elma sonrasında yorumlar

Son günlerdeki bir başka etkinlik de bu yıl 23’üncüsü gerçekleştirilen Kristal Elma Türkiye Reklam Ödülleri dağıtılmasıydı. Listeye bakınca görüyorum ki DDB&Co The CUP, Golden Drum ve Cannes Lions’tan sonra Kristal Elma’da da ödülleri toplamış. Geçtiğimiz yıl dünyadaki prestijli jürilerde görev yapan Karpat Polat, bu yıl da Kristal Elma Ana Seçici Kurul, Oğuz Yavuz ‘Medya’ kategorisinin ve Burçin Ergünt ‘Dijital’ kategorinin jürisine başkanlık etmiş. Bin 144 işin başvurduğu 23. Kristal Elma’ya bu yıl yeni kategoriler de eklenmiş. Büyük ödülleri alan işlerin listesi şöyle:

BASIN DALINDA BÜYÜK ÖDÜL

DDB&Co. CNN TÜRK CNN Türk Haber Kanalı

TELEVİZYON DALINDA BÜYÜK ÖDÜL Concept Şekerbank Şekerbank Konut Kredisi

DİJİTAL DALINDA BÜYÜK ÖDÜL Kompüter/Matris İzocam AŞ İzocam Yalıtım Ürünleri

MEDYA DALINDA BÜYÜK ÖDÜL

OMD Frito Lay Doritos

ÇOK MECRALI KAMPANYA DALINDA BÜYÜK ÖDÜL

Medina Turgul DDB Ülker Ülker Rondo Kazanamayanlar

Kristal Elma ödüllerine bu yıldan itibaren prestijli yeni bir ödül daha eklenmiş. 12 Ocak’ta vefat eden Reklamcılar Derneği kurucusu ve onursal başkanı Eli Acıman’ın adına açılan kategorinin adı “Eli Acıman Reklam Metni Özel Ödülü”. Her yıl Kristal Elma sonrası pek çok şey söylenir. Duyduğuma göre yine öyle olmuş. Sektörde, jüri başkanlığının alınan ödül sayısına katkısı olduğu konuşuluyormuş. Kazanan işlere baktığımda her birinin ödülü hak ettiğini iç rahatlığıyla söyleyebilirim. Ayrıca sadece ben değil, DDB&Co’nun işlerinin dünyaca kabul görmüş jürilerde ödül aldığının da altını çizmeliyim.

Sokaktaki adam operaya gider mi?

Bana göre hayır! Varsın gitmesin ama proje bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi olsa bile duyurulmalı. Geçtiğimiz yıl ilki yapılmıştı, bu yıl ikincisi. Çünkü Kültür Başşehri olmak öyle bir kere oldubitti demekle olmuyor. Bir tetikleyici kıvılcım olarak kabul edilen bu tür başlangıçlar, şehirlere bazı sanatsal organizasyonları miras bırakıyor. İstanbul’un tarihi mekânlarında şimdilerde ilki geçen yıl yapılan ve bu yıl 1-21 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 2. Uluslararası İstanbul Opera Festivali’ni duyuran reklam filmleri ekranda dönüyor. Festivali farklı kılan ise operayı elitist bir yaklaşımdan çıkaran konsepti. ‘Opera şehre iniyor’ sloganıyla çıkan kampanyanın amacı, sokaktaki adamın opera dinlemeye, konser salonlarına gelmesini sağlamak değil elbette. Ama öylesine dikkat çekiyor ki, sponsoru Denizbank’ı kutlamak gerek.

Sizi Anadolu yollarında da görmek isteriz

Sürekli ürün iletişimi yapılmaz, fırsatını bulunca kurumsal markayı öne çıkaracaksın. Pınar’ınki de öyle olmuş. 30 yıldan bu yana sosyal sorumluluk projeleriyle topluma farklı alanlarda katkı sağlayan Pınar, bu çabasını bir reklam kampanyasıyla duyuruyor. Reklamda öne çıkarılan sosyal sorumluluk projelerinin hemen hepsi çocuklara yönelik olunca reklamın oyuncuları da çocuklar olmuş. Pınar Resim Yarışması, Pınar Çocuk Tiyatrosu ve Pınar Karşıyaka Basketbol Takımı’nı izlediğimiz kampanyada Pınar’ın gelip geçici projelerden ziyade köklü ilişkileri tercih ettiğini görüyoruz. Çocuklarımız için teşekkürler Pınar ama sizi Anadolu’nun diğer şehirlerindeki çocuklarımızın etkinliklerinde de sponsor olarak görmek isteriz.

Günseli Ö. Ocakoğlu





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir