Anasayfa / Girişimcilik / Girişimcilik Sadece İnternet Odaklı İşlerden İbaret Değildir

Girişimcilik Sadece İnternet Odaklı İşlerden İbaret Değildir




Girişimciliğin sadece internet odaklı işler etrafında konuşuluyor olmasından çok rahatsız olduğumu beni tanıyan herkes bilir. Türk medyasında özellikle son beş yılda girişimci olarak tanıtılan kişilerin çoğunun internet odaklı işler kurduğunu görüyoruz. Fakat bu durum, başka alanlarda iş yapan kişilerin girişimciden sayılmadığı anlamına gelmiyor. Etrafımızda, insanların temel ihtiyaçlarını gidermeye yönelik geleneksel iş kollarında faaliyet gösteren, her yıl milyonlarca TL kâr eden ve yüksek kârlılık rakamlarına ulaşan çok sayıda işletme mevcut. Bu işletmelerin sahiplerinin de gerçek birer girişimci olduklarını hatırlatmak ve onlardan ilham almanızı sağlamak amacıyla bu ayki yazımı kaleme aldım. Örneklerimde odaklanacağım sektör ise İstanbul’un yeme-içme sektörü olacak. Bu yazının reklam olarak algılanmaması için şirketlerin ve sahiplerinin isimlerini açık olarak yazmıyorum, fakat tahmin ediyorum ki sizler okudukça hangi işletmelerden bahsettiğimi çok net anlayacaksınız.

Beykoz ilçesi, Kavacık’taki bir döner restoranı: Günün her saati masalarının neredeyse tamamı dolu olan, kapısının önünde kuyrukların oluştuğu bu restoranı, yolu Kavacık’tan geçen herkes bilir. Servis hızıyla ön plana çıkan bu restoranda aynı anda dört top döner pişiriliyor. Dönerle birlikte servis ettiği lavaşını kendisi üretiyor. Restoranın basılı bir menüsü yok. Garsonlara sadece kaç porsiyon döner istediğinizi söylüyorsunuz. Tek çeşit ürüne, yani sadece kırmızı et dönere odaklanması sebebiyle işletmenin sağladığı avantajlar var: Her gün aynı lezzeti tutturabiliyor, ustalar işinin ehli olmuş, garsonlar ne yapacaklarını çok iyi öğrenmiş.

Bu dönercinin başka hiçbir yerde şubesi bulunmuyor. Vardiya başına çalışan sayısına bakacak olursak, yüze yakın belki daha fazla çalışana iş sağlıyor. Vergi levhasını incelediğimizde son üç yıl istikrarlı bir şekilde yıllık 2 milyon TL ve üstü vergi öncesi kâr ettiğini görüyoruz. Lezzetli döner yiyen müşteriler mutlu, çalışıp maaş kazanan çalışanlar mutlu, üretilen katma değerden vergi geliri elde eden devlet mutlu.

Beyoğlu ilçesi, Karaköy’deki bir tatlı restoranı: Uzun yıllara dayanan tarihiyle İstanbul’un en meşhur tatlı restoranlarından biri olan bu işletmenin girişinde “Başka hiçbir yerde kesinlikle şubemiz yoktur” levhası bulunuyor. Tek noktadan hizmet vermesine rağmen birçok müşteri ve özellikle yabancı turistler yollarını Karaköy’den geçirip buraya uğruyorlar. Bir önceki örnekten farklı olarak, tek ürüne odaklanmayıp geniş bir ürün yelpazesi ile misafirlerine hizmet vermeyi seçmiş. Yani sadece Gaziantep baklavası üretip satmıyor. Tatlılara ek olarak börek ve sezonuna göre dondurma gibi farklı ürünler de satılıyor. Bu kadar çok çeşidi yıllardır aynı her gün aynı kalitede ve aynı lezzette üretmeyi başarmak kolay değil. Zira, işletmede kullanılan girdilerin sayısı çok fazla. Un, şeker, yağ, fıstık, ceviz gibi yüzlerce kalem girdiyi organize etmek ve işleyip servise hazır ürün haline getirmek, üstelik bunu her gün yüksek hacimde yapmayı başarmak işletmenin temei yetkinliği haline gelmiş. Hizmetteki başarısının ekonomik sonuçlarını incelemek için vergi levhasına bakıyoruz ve 2016 yılında 7 milyon TL vergi öncesi kâr ettiğini görüyoruz.



Beşiktaş ilçesi, Etiler’de tek şube ile başlayan ve son birkaç yılda şube sayısını artırmaya başlayan bir et (steak) restoranı: Bu işletme ortaya çıkana kadar Türkiye’de “steak” çok konuşulan bir ürün değildi. Batılı ülkelerde tüketiciler et yemek için “steakhouse” adı verilen restoranları tercih ederken Türk tüketiciler Güneydoğu’nun kebap kültürüne alışkın oldukları için kebapçı restoranlarını tercih ediyordu. Bu nedenle 10 yıl öncesine kadar Türkiye’de steakhouse açmaya cesaret eden girişimcilere nadiren rastlıyorduk. Ne zaman bu restoran açıldı ve restorana büyük bir holdingin patronu ortak oldu, tüm Türkiye steakhouse konsepti ile tanıştı ve tahmin edilenin çok üstünde bir ilgi gördü. Restorana ismini veren girişimci ise sosyal medyada milyonlarca kişinin takip ettiği bir “public figüre”, yani çok tanınan kişi haline geldi, işletmenin web sitesine baktığımızda şu anda Türkiye’de 8 şubesi olduğunu görüyoruz. Vergi levhasına baktığımızda 2014 yılında 16,6 milyon TL, 2015 yılında 17,6 milyon TL, 2016 yılında 20,3 milyon TL vergi öncesi kâr ettiğini görüyoruz. Son günlerde gözlemlediğim kadarıyla, bu işletme Ortadoğulu turistlerden yoğun ilgi görüyor ve bu sayede işletme gizli bir hizmet ihracatçısı konumuna da erişmiş. Bundan 10 yıl önce Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun bir gence “Steakhouse açmayı düşünür müsün?” diye sorduğunuzda “Bırak Allah aşkına, o kadar okudum, kasap mı olacağım?” diye cevap alırdınız, şimdi ise herkes bu restoranın başarısını kıskanır hale geldi. Başarının sırrı bence işin arkasındaki girişimcide… Şimdi gelelim bu örneklerin ortak noktalarını incelemeye… Zira üç işletmenin de başarısı tesadüf değil, bu örneklerden bazı dersler çıkarmamız lazım:

1- Bu işletmelerin sahipleri olan girişimciler günün her saati işlerinin başındadır, restoranlarında müşterileri ile iletişim halindedir. Tatlı restoranına gittiğinizde giriş kapısının yanında kendisini müşterilerle çay içerken görürsünüz, döner restoranına gittiğinizde kendisini garsonları yönetirken görürsünüz, et restoranına gittiğinizde kendisini masalarda et dilimlerken görürsünüz. Yani bu girişimciler, müşterileri ile birebir yakınlık kuran, erişilebilir olan kişilerdir.

2- Fiyatla ilgili tasaları olmayan, daha ucuza üretip kaliteden ödün vermek yerine, ürün kalitesinde mükemmellik yakalamaya gayret eden işletmelerdir.

3- İşletmedeki refahı çalışanlarıyla paylaşan, yıllar boyu aynı çalışanları elinde tutabilen işletmelerdir.

4- işletme Master’ı veya doktorası gibi eğitim dereceleri bulunmayan fakat yönetim ve organizasyon becerilerini devamlı olarak geliştirmeyi becerebilmiş kişilerdir.

Özetle, sadece internet odaklı iş yapan kişileri girişimci olarak görmemeliyiz. Bu yazıda yer verdiğim yeme-içme sektörü girişimcilerinden de gördüğünüz gibi iktisadi faaliyetleri sonucunda paydaş çevresine maddi ve manevi katkı sağlayan herkes birer girişimcidir.

Cem Ener
Direktör-BÜMED Business Angels / BUBA





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir