Anasayfa / Makaleler / İnternet elektrik gibi ihtiyaç oldu

İnternet elektrik gibi ihtiyaç oldu




ÖNEMİNİ, YOKLUĞUNDA DAHA İYİ ANLIYORUZ
Faruk Eczacıbaşı “İnternet yaklaşık 15 yıl önce hayatımıza girdi. Ancak o kadar hızlı gelişti ki, elektrik gibi, artık internetin de gerekliliğini konuşmuyoruz bile. Ve bu değişim beni heyecanlandırıyor” diyor

15. YILINI KUTLUYOR
Bilişim Vakfı’nın 15. yılını kutladığını söyleyen Faruk Eczacıbaşı, “15 yılda çok şey değişti. Bu değişim beni çok heyecanlandırıyor. Artık devir telekomünikasyon devri, sosyal network devri” dedi.

İNTERNET BİLE ESKİDİ
Bilişim alanında teknolojinin çok çabuk değiştiğini söyleyen Eczacıbaşı, “Çünkü bugün internete internet dediğiniz zaman geride kalıyorsunuz. Artık internet eskidi” diyor.

Teknolojik gelişmeler baş döndürücü bir hızla hayatımızı ummadığımız, bir sonraki adımı tahmin bile edemediğimiz bir boyutun içine çekiyor. Artık iletişim sınır tanımıyor. Evde, iş yerinde, okulda, yolda, kırda, piknikte, deniz kenarında hiç fark etmiyor. Gece-gündüz hiç önemli değil. Amerika’da, Tanzanya’da ya da Ankara’da ne fark eder ki? Nerede, nasıl yaptığınız değil; ne yaptığınız önemli… Anahtar kelime, bağlanmak… Neye? İnternete, GPRS’e, 3G’ye, 4’Gye…
İnternet ve cep telefonu teknolojisi hayatımıza yaklaşık 15 yıl önce girdi ve sanki insanlık bu iki nesneye sanki hep onlarla varmış gibi bağlandı. Bu dönemden sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı… İşler değişti, iletişim değişti, eğitim sistemleri değişti, pazarlama stratejileri değişti; hasılı ne varsa bildiğimiz değişti. Bundan sonrası ne olur bilinmez; ama biz hâlâ gazetemizi elimize alıp sayfaları keyifle çevirirken pazar kahvemize teknoloji dünyasının çok özel bir ferdini davet ettik. Biz kendisini daha çok iş adamı kimliğiyle Eczacıbaşı ailesinin başarılı bir üyesi olarak tanısak da, Faruk Eczacıbaşı 15 yıldır ülkemizin teknolojik olarak gelişmesi için verilen çabaların baş mimarlarından ve Türkiye Bilişim Vakfı’nın da Yönetim Kurulu Başkanı. Bizi kırmadı ve Bilişim Vakfı’nın 15. yılını kutladığı şu günlerde sayfamıza misafir oldu.

15 yıl kadar önce İnternet hayatımıza girdi ve her şey devrim niteliğinde değişti sanki?
Her şey olmasa bile çok şey değişti. Artık interneti konuşmak bana çok anlamlı gelmiyor. Çünkü bugün internete internet dediğiniz dakikada bile geride kalıyorsunuz. İnternet eskidi artık. Sadece başka bazı kavramların temelini oluşturuyor. Devir telekomünikasyon devri, sosyal network devri… İnternet elektrik gibi oldu. Gerekliliğini konuşmayı bıraktık bile. Düşünmeden kullanıyoruz.

DEĞİŞİMDEN KORKANLAR
BİLE VAR

Öncesi nostalji oldu bile diyorsunuz.
Evet, ben artık geçmişte kalmak istemiyorum. 15 yılda çok şey değişti. Bu değişim o kadar hızlı ki bundan rahatsız olanlar, hatta ürkenler bile var. Ama bu değişim beni sadece heyecanlandırıyor. Ben bir şeylerin bozulduğu konusun-

da tepki vermeden önce bu durumu bir değişim olarak algılıyorum. Kontrol imkânı güç elbette ve her gün yeni bir değişiklik buluyorsunuz. Kabuğunuza çekilip hiçbir şeyi görmeyebilirsiniz de ama siz istemesiniz de bununla yaşamak zorundasınız. Buna sadece kendimiz için de değil, gelecek kuşaklar için uymak zorundasınız. Bizim geçmişteki öğrenme şeklimiz bugün artık geçerli değil ve bugünkünün de yarın geçerli olmayacağını kabul etmek zorundayız. Babaannelerimizin bahsettiği mangalda kestane pişirmek artık kalmadı. Bugün kitap okunmayacak mı diye bazı insanların tüyleri diken diken oluyor. İçerik mi, kitabın kokusu mu önemli? Bizim için asıl üzerinde durulması gereken konu, kurum olarak, birey olarak gelişmelerden ne avantaj elde edebildiğimiz, gelişmelerin neresinde olduğumuzdur.

Bu hızlı değişimi örneklemek gerekirse?
1995 yılını ölçüt alırsak; 2000 yılı bilgisayarı 19 kat, 2005 yılı 1650 kat, 2010 yılı bilgisayarı 15.100 kat hızlandı. 50 milyon kullanıcıya ulaşmak için radyoda 38 yıl, TV’de 13 yıl, internette 4 yıl, İpod ‘da 3 yıl, Facebook’ta 2 yıl gerekli. Dünyanın oluşumundan 2003’e kadar üretilen bilgi miktarı 5 exabyte iken şimdi aynı miktarı iki günde üretiyoruz. Ülkemiz Avrupa’nın en büyük 7. internet pazarı ve nette geçirilen zamanda dünya 5.’si, Avrupa 2.’siyiz. 2010 Yılında en çok eleman arayan meslek-

ler 2004’te yoktu. Facebook gibi sosyal medya uygulamalarında dünya 4.’süyüz.

ÖNGÖRÜLERİMİZ
YANLIŞ ÇIKABİLİYOR



Buradan vakfa gelecek olursak, Bilişim Vakfı bu 15. yılını kutluyor. 15 yıl içerisinde neler yaptı? Kurulduğu günle bugün arasında nasıl farklılıklar var?
15 yıl içinde vakıf da çok değişti. Vakfın kurulduğu dönemde ülke ekonomik kriz içindeydi. Türkiye’de interneti çok fazla bilen yoktu. Faydalı olduğunu biliyorduk ve bunu Ankara’ya anlatmamız lazımdı. Nisan 95’te vakıf kuruldu. Bugün kurulacak olsa belki de adı “Bilişim Vakfı” olmazdı. O günkü amaçta Türkiye’de bilişim teknolojilerinin gelişmesi çok önemliydi. Bugün o kadar çok şey değişti ki daha öncelikli konu araştırma-geliştirmenin ve bilişim yatırımlarının genel ekonomi içindeki payının Avrupa Birliği ülkelerinin ortalama düzeyine çıkması ve bu gelişmelerin eğitime uyarlanmasıdır.
Vakfa gelince… İlk beş yıl hiçbir şey yoktu. Ülkede internet bilinmiyordu, e-mail adresi sahibi olmak bile ayrıcalıktı. Sonraki beş yıl internet yaygınlaştı ama yine de sınırlıydı. Daktilonun yerini almış gibiydi. Son beş yılda ise çok şey değişti. Bundan beş sene önce Türkiye

bilgi toplumu stratejisi hazırladık. Epey sürdü. 2006 yılında sonunda elimize bir çocuk aldık. Ama bugün güncelliğini çoktan kaybetti. Dört yıl önce sosyal medyadan hiçbir bahis yoktu. Bugün yeniden yapılacak olsa işin içine bir çok şey girer. Eskiden kullanacağınız gereçlerle beş sene sonrasını görebilirdiniz ama bugün hız ve değişim o kadar yüksek ki beş sene sonrası için öngörüler yanlış, eksik çıkıyor. Bu da özellikle gençlerin sırtına çok önemli yük getiriyor. Bundan sonraki zaman dilimi içerisinde onlar, kendi geleceklerini alışmadıkları şekilde düzenlemek zorunda kalacaklar diye düşünüyorum.

Gençlerin işi zor yani;
Evet, her şey çok hızlı değişiyor artık. Ben artık deneyimlerimden yararlanmak isteyen, “ne yapacağız, nelere dikkat edeceğiz” diyen gençlere cevap vermekte güçlük çekiyorum. Çünkü benim deneyimlerimin ne kadar işlerine yarayacağı konusunda şüphelerim var. Benim çözümlerimin artık onlar için yeterli olmadığını düşünüyorum. Onların şartları çok farklı. Benim vazifem ne derseniz eğer, “onlara bunların yeterli olmadığını anlatabilmek” derim.

Teknolojinin tüketime değil üretime katkısı olmalı
Her yıl milyonlarca lirayı sırf teknoloji ürünleri için harcıyoruz. Tüketmekte üstümüze yok gibi geliyor bana…
Evet teknolojiyi çok hızlı satın alıyoruz. Tüketimin üretime dönmesi gerek. Ben teknolojinin tüketim açısından değil de üretime katkısını görmek istiyorum. Bunu vakıf olarak da zorlamamız gerekiyor. Teknoloji üretiminde rakamlara dayanarak konuştuğumuzda ve bütün dünya ülkelerini aynı sepete koyduğumuzda ülkemizin yeri orta sıralardadır. Geç başladık ama potansiyeli yüksek bir ülkeyiz. Türkiye’de teknolojiye yönelik şirketleri takip ettiğimizde dünya standartlarında iş yapan firmalarımız var. Onlara yeterli destek verebiliyor muyuz burası çok önemli.

WIkileaks bize s-devlet’in ne kadar önemli olduğunu gösterdi

Sizin s-devlet yaklaşımınız var.
Evet, dönem artık “saydamlık”ın demokrasi için elzem olduğu bir noktaya gidiyor. WikiLeaks’de bunu gösterdi. Demokrasi saydamlık olmadan işlemiyor. Saydamlık demokrasiyi besliyor. Yani biri olmadan öbürü olmuyor. Bunu başaramayan geride kalacak. Alfabenin tüm harflerini devlet için kullanır olduk. E-devlet dedik, m-devlet dedik. Biz de bir harf ekleyelim s-devlet olsun. S-devlet derken, saydam, samimi devleti kastediyorum. Kriz ortamları hesap vermeyi gerektiriyor. Saydam, samimi devletten benim anladığım bilginin üretildiği kaynağa doğrudan ulaşma sansına sahip olmamızdır.

Vakıf E-TR ödülleri veriyor.
“TÜSİAD’la birlikte 2003’te e-Türkiye Ödülleri’ni başlattık ve bu yıl 8’incisini gerçekleştirdik. Geçen yıl Sayın Cumhurbaşkanı, bu yıl ise Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı bu ödülü himayesine aldı. Diğer taraftan ülkemizin bilgi toplumuna ilerleyişini hızlandırmak amacıyla AB ülkelerindeki özel sektör ve bilişim STK’larıyla iş birlikleri yaptık, raporlar hazırladık. İnternete dayalı bir hayat için, gerekli yasal düzenlemelerin nasıl bir hukuksal alt yapısı olması gerektiğini anlatan bir “Beyaz Kitap” yayınladık. Daima sessiz ve derinden gitmeye çalıştık. Tüm bunların yanı sıra bilişimin hızlandırıcı gücünü kullanarak, inovasyonun ekonomik büyümeye katkısını anlatan “Bilgi Çağı” adını verdiğimiz aylık bir dergi çıkarmaya başladık. Bilgi Çağı, aylık dergiden, sosyal medyayı da kullanan çağdaş ve hızlı bir platforma dönüştü. Bizler gelişimin hızına alışık olmayan bir kuşak olarak yine de zaman dalgasının önünde gitmeye ve küresel gelişmelere uyumun önemini anlatmaya devam edeceğiz. Bütün bunların olabilmesi değişimi benimsemekten geçiyor elbette…

Bu yıl ödülü kim aldı?
“Kamudan vatandaşa e-Hizmetler” kategorisinde Emniyet genel Müdürlüğü “Araç Tescil ve Sürücü Belgesi İşlemlerinin Elektronik ortamda yapılması” adlı projesiyle; “Kamudan İş dünyasına e -Hizmetler” kategorisinde ise Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü “orman yangın Erken Uyarı Sistemi” adlı projesiyle ödüle layık görüldü. Bu kategorilerin dışında modern devlet anlayışını destekleyen, şeffaflık, sosyal sorumluluk gibi ilkeleri benimsemiş uygulamalar arasından Gaziantep Şahinbey İlçe Belediyesi’ne “Rehber Eşliğinde Sanal belediyecilik Projesi”; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Yayın Dairesi Başkanlığına da “Web Tarım TV Projesi ve Sakarya Serdivan Kentsel Otomasyon Projesi” sebebiyle Özel Ödül verildi.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir