Kariyer ve İş

Jokey Olmak Apranti Eğitim Merkezi

Jokey Nasıl Olunur

Hipodrom deyince akla ilk at yarışları, bahisler, iddia oyunları gelir. Oysa işin odak noktasında jokeyler ve yarış atları bulunuyor. Jokeyler, para kazanmanın ötesinde, daha çocukken bu işe başlayarak, eğlenmeyi bir kenara bırakarak sadece şampiyon olma ümidiyle yanıp tutuşan sporcular. Hepsinin yaşam hikayelerinde ortak bir nokta var; o da zorlu bir hayattan gelmeleri. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın At Yarışları Yönetmeliği’ne bağlı olan yapılan jokeylik, ne yazık ki hala kamuoyunda bir sporcu türü olarak görülmüyor. Ancak sporcuların başarıları dillere destan…

Jokey Olmak

Jokey olmanın şartları

  • İlkokul ve ortaokul eğitimini tamamlamış olmak  (4+4 sistemini bitirmek)
  • Açık liseye kayıt yaptırmak
  • 17 yaşından gün almamış olmak
  • 30-45 kg arasında olmak
  • Boy uzunluğu 1.30-1.65 cm arasında olmak

Jokey başvuru merkezleri

  • Adana Yeşiloba Hipodromu
  • Ankara 75. Yıl Hipodromu
  • Bursa Osmangazi Hipodromu
  • Elazığ Hipodromu
  • İstanbul Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi
  • İzmir Şirinyer Hipodromu
  • Kocaeli Kartepe Hipodromu
  • Şanlıurfa Hipodromu

Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi

HİPODROMDA BİR GÜN

Davut Akdi, Ekrem Kurt, Süleyman Akdi ve Halis Karataş… Atla yolu kesişen ya da ilgi duyan herkes bu isimleri duymuştur. Dört kuşak efsane jokeyler; bindikleri atlarla, başarılarıyla ve hayatlarıyla kendilerinden söz ettiren sporcular. Bu dört kuşaktan sonra yeni jokeyler yetişiyor mu sorusunun peşine düşerek bir günümüzü, Türkiye’de tek olan ve sadece jokey yetiştiren İstanbul Veliefendi  Hipodromu’ndaki Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi’nde geçirdik. Yaşları 14-15 olan sporcuların nasıl bir hayat yaşadığını, atlarla olan diyaloglarını ve hedeflerini dinledik. Bir tam günümüzü orada geçirdik ve eğitim süreçlerini birebir izledik. “İmparator” lakaplı şampiyon jokey Süleyman Akdi ile tanışma fırsatı da bulduk. Okulun tek hedefi iyi birer birey olan, örnek insanlar olan şampiyon jokeyler yetiştirmek. Çocukların istedikleri ise hem şampiyon olmak hem de ailelerine güzel bir yaşam sunmak…



Apranti Okulu

TÜRKİYE’NİN TEK JOKEY OKULU

Türkiye Jokey Kulübü bünyesinde kurulan ve 1985’te hizmete başlayan Apranti Eğitim Merkezi, 1998’de ünlü jokey Ekrem Kurt’un anısını yaşatmak amacıyla isim değişikliğine uğramış ve adı “Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi” olmuş.

Merkezdeki eğitimin süresi iki yıl ve yatılı olarak yapılıyor. Dersler At Yarışları Yönetmeliği’nde belirtilen program doğrultusunda gerçekleşiyor. Okulda İngilizce, davranış bilimleri, zaman yönetimi, medya önünde konuşma sanatı gibi pek çok ders var. Ayrıca çocuklar okulda açık öğretim derslerine yardımcı olabilecek ek dersler de alıyor. Okul, Türkiye’nin tek jokey yetiştiren eğitim merkezi olduğu için her ilden gelen gençleri barındırıyor. Okul Müdürü Zeynep Haldan Postalcı, “Eğitim merkezimizin yatılı olması sebebiyle, öğrencilerimize jokey yaşam alışkanlıklarını kazandırıyoruz” diyor ve eğitmenlerin yurtdışında öğrenim görmüş, bilgi ve birikimi yüksek kişiler olduğunu söylüyor. Eğitim merkezinde birinci sınıfı başarıyla bitiren öğrenciler, ikinci sınıfın başında Veliefendi Hipodromu’nda, talep eden at sahiplerinin yanında bir yıl süre ile ücretli staj eğitimi görüyor. Yatılı okuyan tüm öğrencilerin tüm masrafları Türkiye Jokey Kulübü tarafından karşılanıyor.

Eğitim merkezindeki çocukların hayali, gelecekte başarılı işlere imza atmak, iyi bir sporcu olmak ve maddi zorluklar yaşayan ailelerini rahatlatmak. Çocukların yaşları küçük olsa da her biri büyük hayaller kuruyor. Konuştuğumuz çocukların hepsi, kendilerinden önce ailelerini düşünüyor.

150 YARIŞ KAZANMAK ŞART

Eğitim Merkezi’ne başvurular haziranda başlıyor temmuzda son buluyor. Başvuran öğrenciler, öncelikle yazılı sınavlara giriyor ve sözlü mülakatlara tabi tutuluyor. Postalçı, bu yıl geçen seneye göre çok fazla başvuru aldıklarını ve başvuru sayısının 107 olduğunu belirtiyor. Bunlardan 32’si asil olarak seçilmiş. 1 Eylül ayı itibariyle dersler başlamış. İki yıllık eğitimi başarıyla bitiren sporcuların isimleri Tarım ve Orman Bakanlığı’na bildiriliyor. Daha sonra öğrencilere apranti, yani jokey yamağı lisansı veriliyor. Verilen uluslararası başarı belgesi ile sporcular dünyanın her yerinde ata binme ayrıcalığını yakalıyor. “Jokey yamağı apranti lisansını alan mezunlarımız, at çalıştırmaya ve yarışlara katılmaya başlıyor” diyen Postalcı, 150 yarışı kazanan aprantinin jokey olmaya hak kazandığını söylüyor. Eğitimi alanların sektörde iş bulma olasılığı oldukça yüksek. Okulun, eğitim dışında bir dizi sosyal sorumluluk projesi de bulunuyor. Bunlardan biri Atla Terapi Merkezleri diğeri ise Kadın Seyisler Yetişiyor projesi.

KENDİ KÜÇÜK, HEDEFİ BÜYÜK

Bir yıldır Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi’nde eğitim gören başarılı sporculardan Cem Yılmaz 15 yaşında. Jokey olmak için Balıkesir’den İstanbul’a gelmiş. Jokeylik eğitiminin yanı sıra açık öğretim programına da devam ediyor. Yılmaz, “Ailemde atla ilgilenen kimse bulunmuyor. Babamın Istanbul’daki bir arkadaşının yönlendirmesi üzerine bu okulla tanıştım. Babama beni bu okula yazdırmasını söyledim” diyor.

Okulda verilen eğitim çok disiplinli ve yoğun spor içerikli. Bunu, okulda geçirdiğimiz zaman diliminde yakından gördük. Çocuklar bir futbolcunun sarf ettiği efor kadar sahada ter döküyor. Okulda mesai sabah saat 4’te uyanarak başlıyor.

Yılmaz, okulda verilen spor, genel kültür dersleri ve sosyal olanaklardan çok memnun. “Burası diğer okullardan çok farklı. Türkiye Jokey Kulübü (TJK) tarafından ücretsiz eğitim alırken her türlü imkan sağlanıyor. En önemlisi atlarla iç içeyiz. Kültür gezileri ve diğer illerdeki hipodromları da görme şansımız oluyor. Atların bakımlarını, temizliklerini kendimiz yapıyoruz. Sürekli baktığımız atlar var. Biz onlara, onlar da bize alışıyor” diyen Yılmaz, atlara olan bakış açısının okulla birlikte ne kadar değiştiğini anlatıyor. Yılmaz’ın hayali, doğal olarak başarılı bir jokey olmak. Bunun ötesinde ailesine rahat bir hayat sunmak istiyor. “Bu okula yazılırken biraz da ailemi düşünerek adım attım” diyor.

Apranti Eğitim

AİLESİNİ VE GELECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR

Başarılı sporculardan biri de 15 yaşındaki Ulaş Kıçı. Apranti Eğitim Merkezi’ne İstanbul Küçükçekmece’den başvurmuş. Onun da ailesinde atla ilgilenen kimse bulunmazken, babasının tavsiyesi üzerine mülakatlara katılmış ve kazanmış. Eğitmenleri, iyi bir jokey olacağı konusunda kendisinden çok ümitli.

Kıçı, başta bu okula yazılırken çok tedirgin olduğunu, ailesinin desteği sayesinde bu tedirginliği aştığını söylüyor. Fiziğine, kabiliyetine ve yeteneğine uygun olduğunu anladığında ise kafasında pek soru işareti kalmamış. “Burası çok disiplinli bir okul. Akşam erken yatıyor, sabah çok erken kalkıyoruz. Eğitim merkezinden verilen harçlıkların bir kısmını aileme, bir kısmını ise kendime ayırıyorum” diyen Kıçı da ailesini ve geleceğini düşündüğü için yoğun programa titiz bir şekilde uyuyor. Kendisine ilk kazandığı parayla ne yapmak istediğini sorduğumuzda, 15 yaşındaki bir çocuktan duymaya alışık olmadığımız cevaplar alıyoruz. “İlk kazandığım parayla babama bir at almak istiyorum ve tabii kendime de. Annem içinse bir ev. Aileme olabildiğince destek olmak istiyorum” diyor. Kıcı’nın en sevdiği jokeylerden biri başarılı sporcu Halis Karataş.

“JOKEYLİK KABİLİYET İŞİ DEĞİL”

Apranti Eğitim Merkezi’nden mezun olmuş sporcular sadece jokey değil, idman jokeyliği, seyislik, antrenörlük gibi pek çok meslek yapabiliyor. Bu meslekleri yapanlardan birisi merkezde 2002-2003 yıllarında eğitim alan Ömercik Ay. Okul sonrası kariyerine İstanbul-İzmir arasındaki yarışlarda başlamış. 2004’te bu sporun ana vatanı olarak kabul edilen Avusturalya’ya giderek orada da eğitim almış. Ay’ın kariyerinin yüzde 80’in Avusturalya’da geçmiş. Şu anda da Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi’nde Binicilik Eğitmeni olarak çalışıyor. “Yurtdışında kalmamın en büyük avantajı, Avusturalya’daki jokeyliğin nasıl ilerlediğini görmek oldu. Bu da bana büyük tecrübe kazandırdı. Ve gördüm ki Türkiye apranti eğitiminde ileri seviyede olan ülkeler arasında. TJK’da her türlü eğitim ve olanak eksiksiz olarak sporculara sağlanıyor” diyor Ay. Yurtdışında edindiği bilgi ve birikimi buradaki çocuklarla paylaşmaya çalışıyor.




Çocuklar eğitim merkezinde sadece spor değil, kişisel gelişimlerine ve sosyal hayatlarına faydalı olacak eğitimler de alıyor. Ay, bu zorlu sporu yapmak için gereken özellikleri ve meslekte dikkat edilmesi zorunlu şeyleri şöyle anlatıyor:

“Jokeylerin kilosuna, beslenmesine çok dikkat etmesi gerekiyor. Bu meslek herkesin yapabileceği bir iş değil. Psikolojik olarak güçlü olmanız gerek. Öğrencilerimize, jokeylik, kabiliyetinize güvenerek yapabileceğiniz bir meslek değildir mottosunu anlatmaya çalışıyoruz. İfade gücünüz ve insani ilişkileriniz iyi olmalı. Hiç ummadığınız anda bu meslekte ciddi sıçrayışlar yapabilirsiniz.”

“ŞAMPİYON DA ATTAN DÜŞER”

Okuldan mezun olan bir sporcu, kariyerine jokey olarak devam etmese bile sahada iyi bir kazanç sağlayabiliyor, örneğin, idman jokeyliği (atların sahaya çıkmadan önce raporlamasını yapan kişi) ayda minimum 5 bin TL kazanıyor. Günde dört saat çalışma yeterli sayılıyor. Eğitmen Ay’a göre, okulda her yıl mezunlar arasından mutlaka bir yıldız jokey çıkıyor. “Eğer kendinize iyi bakarsanız jokeylik mesleğini 45 yaşına kadar yapabilirsiniz. Sonrasında iş, antrenörlük ve eğitimciliğe döner” diyen Ay, yurtdışında jokeyliğin ‘kralların sporu’ olarak adlandırıldığı bilgisini paylaşıyor.

Ay’ın en çok dikkat çektiği konulardan biri ise, sporcuların çok genç yaşta büyük para kazanmaları halinde davranışlarında ortaya çıkması muhtemel değişiklikler. “îki yıl önce cebinde 10 TL parası bulunmayan bir çocuk, 17-18 yaşına geldiğinde iyi bir jokeyse yüzbinlerce lira kazanabiliyor. Biz, kazandığı paranın değerini anlamasına imkan verecek eğitimler veriyoruz. Sonuçta şampiyon da olsan attan düşme riskin her zaman vardır” diyor Ay.

MEKANİK AT EĞİTİMİ

Eğitmenlerden Kıvanç Cemil Tüysüz de bu merkezden mezun. Jokeylik karilerinde istediği başarıları elde edemeyince işine eğitmen olarak devam etmiş.

Tüysüz eğitimler hakkında şunları anlatıyor: “Eğitim esnasında alanda çalıştırdığımız atların hepsi emekli yarış atları. Sahada çalışmayı bitirdikten sonra öğrenciler atların temizliğini, yıkamasını ve bakımlarını yapıyor. Bundan sonra mekanik at dershanesinde elektrikli atlara binip, at üzerinde müdahale edemediğimiz noktaları düzeltmeye çalışıyoruz. Eğitimlerde iki biniş stilimiz var. Biri canter (bir atın dörtnal ve süratli arasına denk gelen gidişi) diye tabir ettiğimiz haftada dört gün yaptığımız antrenman. Diğeri ise iki gün yapılan sprint çalışması. Sporcularımızın atlarla olan bağını kuvvetlendirmeye çalışıyoruz. Yoksa bu mesleği yapamazlar.”

İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda çekilen ve ünlü jokey Halis Karataş’ın hayatını konu alan ‘Şampiyon’ filmi, 2018’de vizyona girmişti. Filmde başrol oyuncusu Ekin Koç’a eğitim veren Tüysüz, yarış sahnelerinin birinde Alman jokey karakterini de canlandırmış.

ORTAK HAYALLERİ ŞAMPİYONLUK

Sporcuların başarısı, eğitim kadar psikolojisi, beslenmesi ve sağlığına da bağlı. Jokey olma yolunda büyük fedakarlıklar gösteren ve ailelerinden uzak olan çocukların psikolojisi çok önemli. Anadolu’nun farklı illerinden bir araya gelmiş çocukların tek bir ortak hayali var, şampiyon jokey olmak. Psikolojik danışman, rehber öğretmeni ve aynı zamanda Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi Genel Müdür Yardımcısı olan Bercis Merdanoğlu tam bu noktada devreye giriyor. Çocuklara psikolojik anlamda destek sağlıyor ve onların başarılarını, duyguları, üzüntü ve sevinçlerini düzgün ya-: şamaları için yol gösteriyor. Okuldaki tüm eğitimciler çocuklarla iyi diyalog kurmak ve onları anlamak için pedagojik formasyon eğitimi almış. Merdanoğlu, “Çocuklara eğitim dışında kültürel geziler düzenliyoruz. Onları tarihi yerlere götürüyoruz. Okulumuzun yatılı olmasının sebeplerinden biri, çocuklara jokey olmayı hayat alışkanlığı olarak sağlamak” diyor ve bu meslekte zamanı doğru kullanmanın çok önemli olduğunu vurguluyor. Atların bilimsel olarak kanıtlanmış psikolojik etkilerini ise şöyle anlatıyor:

“Sadece ata dokunmanın oksitosin hormonunun salgüadığı ve kortizol hormonunun düşürdüğü, yani stresi azaltıp mutluluk verdiği gözlenmiş. Bu çocuklar maksimum 45 kilo. Atlarımızın ağırlığı ise 500-600 kilogram civarında. Öğrencilerin ilk üç ay içerisinde kendilerine olan güvenlerinin çok geliştiğini görüyoruz. Çocukların fiziki özelliklerinin aynı olması onları mutlu ediyor. Birbiriyle eşit avantajları olduğunu görüyor ve bu nedenle bir aidiyet duygusu hissediyorlar.”

Efsane jokey

Türk at yarışçılığı tarihinin en önemli jokeylerinden biri olarak gösterilen ve ‘İmparator’ lakabıyla anılan 1949 doğumlu Süleyman Akdi bugüne kadar 12 bin 800 yarış binerek, 4 bin 350’sinden birinci olarak çıkmış. Jübilesini 2008’de yapan Akdi, şu anda Apranti Eğitim Merkezi’nin baş danışmanlığını yapıyor. Akdı’nın hayat hikayesi de diğer çocuklarmkine benziyor. Ama onun yaşadıkları daha zorlu. “Şimdiki çocuklar çok şanslı. Bizim dönemimizde hiçbir olanak yoktu” diyor.

Akdi, Manisa Salihli’de ailesinin sekiz çocuğundan biri olarak dünyaya gelmiş. Babası Davut Akdi, döneminin şampiyon jokeylerinden. İsmet İnönü ve Celal Bayar gibi siyasetçilerin atlarına binmiş. Kendisi de baba mesleğini devam ettirmiş. Sekiz yaşında babasının atıyla jokeyliğe adım atan Akdi, mesleğe başlangıcını ve zorluklarını şöyle anlatıyor:

“0 dönem altı kardeşime ben bakıyordum. 12 yaşında profesyonel hayata atıldım. 250 TL maaş alıyordum. 0 zamanlar seyisler de benimle aynı parayı alıyordu.” Türkiye’de 13 yaşında profesyonel yarışa katılan tek sporcu Süleyman Akdi olmuş. İlk yarışında üçüncülük elde etmiş. İzmir ve Ankara’dan sonra son durağı olan İstanbul’da jokeyliğe terfi etmiş. 1966’da serbest çalışmaya başladıktan sonra yıldızı parlamış ve jokey Ekrem Kurt’tan sonra en fazla yarış kazanan jokey olmuş.

Akdi hayat hikayesini anlatırken, ailesi ve kardeşlerinden bahsederken gözleri doluyor. “Ben ne çocukluğumu, ne de oyuncaklarla oynadığımı hatırlıyorum. Tek idealim şampiyon jokey olup anneme ve kardeşlerime bakmaktı” diyen Akdi, ilk 50 yarışında para kazanmadığının altını çiziyor. 19 yaşında Özdemir Atman’a jokey olan sporcu, annesine İstanbul Bakırköy’den o zamanın parasıyla 75 bin TL’ye bir ev almış. O yaşlarda Türkiye’yi temsilen Avustralya’ya da giden sporcu, Asya Atçılık Konferansı’nın yarışında üçüncü olmuş. Bunun dışında Almanya, Singapur, Japonya’da da yarışlara katılmış. Akdi, “Bir jokeyin her zaman formunda olması gerekir. Apranti okulunda çocuklar öğreniyor, spor yapıyor ve kondisyonlarını geliştiriyor. Eğitmenler çok donanımlı. Buradan çıkan sporcular, biliyoruz ki 4-5 yıl içerisinde çok iyi noktalarda olacaklar” diyor. Jokeylerin kazançları yarışların ikramiyesine göre değişiklik gösteriyor. Akdi, “Birincilikte ikramiyenin yüzde 10’u jokeye, yüzde 5’i aprantiye, yüzde 20’si vergiye gidiyor. 2000 senesinde ikramiyeler çok büyüktü. Biz de zaten o yıllardan sonra para kazanmaya başladık’1 diyor. İlk beşte yer alan jokey, yılda 4-5 milyon TL kazanabiliyor.

AYŞEGÜL KÜÇÜKKURT ZOR



Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu