İş Fikirleri

Kendin topla kendin ye meyve sebze bahçeleri çok popüler

Doğayla iç içe özel tadım seansları

Bu haftaki yazımda sizleri değişik bir uygulamayla tanıştırmak istiyorum. Biraz olsun sosyal stresi azaltıp şu son günlerde olanları unutmak, biraz da doğayla bütünleşmenin yolunu açarak rahatlamanın yolunu göstermeyi amaçlıyorum. Bahsedeceğim uygulamaya yıllar önce İtalya’da şahit olmuş ve çok etkilenmiştim. Şimdi ABD başta olmak üzere çoğu ülkede bu alışkanlık adeta yeni bir sektör haline gelmiş durumda.

FARKLI BİR DENEYİM

Hafta içi ya da hafta sonu fark etmiyor. Hava yağışsız ve çok soğuk olmasın yeter. Önce yaşadığınız kentin kaosundan uzaklaşıyor, bahsedeceğim uygulamanın yapıldığı bölgeye geliyorsunuz. Hem temiz hava, hem de rahatlatıcı bir deneyim edineceğiniz kesin. Tek başınıza ya da ailenizle birlikte bu ‘tadım keyfini’ni yaşadığınızda ailece bir tutku oluşuyor ve her hafta bunu adeta birer rutin haline getiriyorsunuz.



Önce ABD’de giderek hızla yayılan bu uygulamalardan tipik örnekler vereyim: Şimdi tıpkı bir sektör haline gelen deneyim aynı zamanda kaygıları unutturuyor, çok alışık olmadığımız son derece sağlıklı bir dinlenme olanağı da sunuyor. Sebze ya da meyve bahçesi sahiplerince kırsal bölgede özel hazırlanmış alana arabanızı park ettikten sonra bu işe ayrılmış bahçeler size açılıyor. Giriş ve çıkış yerleri doğal güzelliği bozmadan işaretlenmiş durumda.

Tek başına ya da ailece bahçeye giriyor, bahçe sahibince elinize verilen özel mini sepet ya da torbalara tarladan, ağaçtan, topladığınız meyve ve sebzeleri koyuyorsunuz, iki tercih var: Mini sepetleri doldurmak ya da torbaya koymak. Her tadımlık orijinal sepetin ya da torbanın bir dolum fiyatı var. Torbaya ya da sepete konulanlar çıkışta tartılıyor, tarla ve bahçe düzenini bozmadan dilediğiniz meyve ve sebzelerin bedelini saat başına ödeyip çıkıyorsunuz. (Konunun bizde ‘Hal Yasası’nı ihlal etmemesi önemli. Tüm tadımlık satışlarda üst miktar limiti bulunması gerekiyor)

Bahçe içinde size yol gösteren kulvarlar ve yönlendirme levhaları var. Önemli ayrıcalığınız toplama sırasında özellikle organik sebze ve meyveleri dilediğiniz kadar tatmak, içeride kaldığınız süre içinde istediğiniz kadarını bedava yemek. Toplama sırasında yiyeceğiniz meyveleri yıkayıp temizlemeniz için şık çeşmeler de konmuş. Son noktada toplamış olduğunuz adet ya da kilogram limitli meyve ve sebzelerin bedelini ödeyip bu deneyimi tekrar tekrar yaşamak üzere evinize dönüyorsunuz.

HUZUR VEREN SAATLER

Sonuçta ‘Kendin topla, kendin ye’ metodu size zevkli dakikalar geçirtmekle kalmıyor, dalından ya da tarlasından topladığınız ürünleri en taze haliyle tüketebilme ayrıcalığını da sunuyor. Böyle bir uğraşı hem spor, hem eğlence, hem de lezzetleri tadarak harika bir dinlenme olanağı var ediyor. Üstelik insanlar eğitilmiş ve bilinçlendirilmiş oluyor. Dahası da var; doğum günü, toplama tarihiyle çakışanlar daha az para ödeyerek bunu unutulmaz hatıraları arasına da katabiliyorlar.

Kameralarla izlenen ‘toplama kulvarları’ için önceden bazı araç gereçler de bahçe sahipleri tarafından hazır tutuluyor. ABD’de en popüler ‘kendin topla, kendin ye’ ürünlerinin her yıl değişmekle birlikte hasat zamanına göre şöyle sıralandığı saptanmış: Çilek, yabanmersini, böğürtlen, elma, domates, şeftali, nektarin, avokado, üzüm, ananas, kavun, karpuz, salatalık ve bazı marul türleri…

Son yıllarda daha spesifik ürün yetiştirip bunları ‘kendin topla’ yöntemiyle sınırsızca sunanlar da var: Kekik, kuşdili, maydanoz, su teresi, nane… Bunlar için belli bir zaman tanınıyor ve bir yardımcı gözetmen eşliğinde toplanıyor. Benzer gözetimli yöntem süs bitkileri ve bazı dekoratif kaktüsler için de geçerli.

Süs bitkileri ve kaktüsler özel saksılarda satışa sunuluyor.

TÜKETİRKEN EĞİTİM ALIYORSUNUZ

Şimdi ABD dışında Kanada, Avrupa, Avustralya’ya da yayılan uygulama uluslararası literatürde ‘Farm to Table’ olarak anılıyor. Çiftlikten, tarladan, bahçeden masaya ifadesi taşıyan bu kısa tanım yepyeni bir pazarlama yöntemi. Bu yönteme İngilizcede kısaca ‘You-Pick’, ‘U-Pick’, ya da ‘Pick Your Own’ da deniyor. Bu tür bahçe ve tarlalarda genellikle organik tarım yapılıyor, gübre ve ilaç olarak toksik maddeler kullanılmamasına özen gösteriliyor.

Bu zevkli ve sağlıklı deneyimin bir başka özelliği de her şeyi anında tadıp doyuma ulaşmanız. Taşıma, paketleme gibi maliyet unsurlarının bulunmaması ve organik tüketim niteliği bulunması her geçen gün popülaritesinin artmasına neden oluyor. Daha da ilginci, her meyve ve sebzenin dalından koparılarak tüketilmesi insanın alt bilincinde olağanüstü bir tatmin ve haz duygusu oluşturuyor.

Aslında bu uygulama ABD’de 1980’lerde ortaya çıkıp bir anlamda kurumsallaşırken 90’larda hafif bir düşüşe geçmiş.




Şimdi ise yeniden önemsenmesi özellikle organik ürünlerin yetiştirilmesinde adeta bir talep patlamasına yol açmış. Sistem aynı frekansta Avrupa’da da yayılıyor. Son pandemi tehlikesini görenler bu metodu daha tercih edilebilir düzeye getiriyorlar. Hatta bunu ‘sağlık turizmi’ kapsamı içine alanların da hayli çoğaldığını söyleyebiliriz.

Son uygulamalardan biri ise ‘ikramların’ yapıldığı yerlerde insanlara yetiştiricilik, sağlıklı beslenme, enfeksiyonlardan ve salgınlardan korunma gibi mini konferans ve seminerlerin düzenlenmesi. Bu tür organizasyonlar yerel yönetimlerce destekleniyor, hem bilinçlenme, hem de sağlıklı beslenme adına mesajlar verilmesinin önünü açıyor. îlk ve orta dereceli okulların bu konuya ilgi göstermeleri ise eğitim açısından oldukça ilginç bir gelişme.

NUR DEMÎROK


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu