Anasayfa / İş Fikirleri / Lif Katkı Maddelerinin Üretim ve Ticaretini Yapmak

Lif Katkı Maddelerinin Üretim ve Ticaretini Yapmak




Sağlık Bakanlığının başlattığı kampanya gıda üreticileri için bir milat! Obezite gerçeğini fark eden üreticiler verilen mesajları birer fırsata dönüştürebilir

10.000 adımdan sonra nasıl beslenmeli?

BİRKAÇ hafta önce yayınlanan “Diyabetik ürünler pazarı çok büyüyecek” başlıklı yazıma olumlu tepkiler aldım. Satır aralarında özellikle ‘obezite’ üzerinde durmuş, aşırı şişmanlığın diyabeti tetiklediğini vurgulamıştım.

Tam da bir ay dolarken Sağlık Bakanlığı etkili bir kampanya başlattı. “Obezite Mücadele Hareketi Başlıyor” temalı bu kampanyanın iki önemli bileşeni var: “Günde 10 bin adım atmak” ve “yemek porsiyonlarını küçültmek”…

Hemen dikkatinizi çekmiştir; İstanbul’da metro durakları dahil duyarlı noktalar bu etkileyici ifadelerin yer aldığı ‘billboard’larla donatılmış durumda. Laf salatası içermeyen doğrudan konunun özüne inen ifadeler…

İlk kez bir bakanlığın özel sektör dinamizmine sahip bir kampanyaya imza attığını görmekten çok mutluyum! Malum, devletin ‘mehabeti’ (azamet ve kibir duygusu) bu türden basit (anlaşılır) ilanlara pek yer vermez bizde.

ÖZEL SEKTÖRÜN SÜRDÜRMESİ ŞART

Ben doğrudan halka inen, alışılmadık sözcükleri bir araya getiren Sağlık Bakanlığı’nı kutluyorum.

Ve belki tekrar gibi olacak ama bazı can alıcı noktalara vurgu yaparak bu kampanyayı ‘özel sektör’ün devam ettirmesini
diliyorum.

Bu gelişme toplumu yönlendirmekle kalmayacak, gıda endüstrisinin kendine bir misyon üstlenmesini de sağlayacaktır.

Kampanya bir bayrak yarışına dönüştüğünde başta ‘fonksiyonel gıdalar’ olmak üzere onlarca yeni ürün raflara çıkacak, gıda sektörü yeni bir evrimden geçecektir!

‘Obezite pazarı’na yatırım yapmak için şimdi en geniş fırsat kulvarı sektörün önüne açılmış durumda.

Peki obezite Türkiye için neden bu kadar önemli? Bakanlığın günde 10 bin adım önerisi yaklaşık 2 saate karşılık geliyor. İki saat hareket ve de porsiyonları küçültmek obeziteye çare olacak mı?

Tam da burada ince bir ayrıntı var: Bu yaklaşımlar gıda sektörünün davranışı ve yeni ürünleriyle şekillenecek.

Yani yürümek ve porsiyonları azaltmanın yanı başına özel hazırlanmış düşük kalorili besinleri koymak…

TÜRKİYE NEDEN HIZLA ŞİŞMANLIYOR?

Malum, vücutta yağ dokusu rezervinde aşırı artışa neden olan şişmanlığa tıp dilinde ‘obezite’ deniyor. Bir insanın ağırlık (kg) / boy (m2) şeklindeki formülle ifade edilen ‘vücut kitle endeksi’ 30’u geçti mi ‘obez’ (aşırı şişman) sayılıyor.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunu şişmanlık. Aşırı kiloların yol açtığı obezitenin hızla

arttığı ülkelerin başında Amerika geliyor. Halen 75 milyonu aşkın obez hastanın yaşadığı Amerika’da, bir o kadar da şişmanlığa meyilli nüfus var.



Ne yazık ki ülkemizde de neredeyse aynı eğilim mevcut. Sayılar henüz yüksek değil; ancak tehlike sinyalleri hayli korkutucu. Birçok soruna yol açan şişmanlığın en büyük riski, kalitesiz yaşamla birlikte kalp damar hastalıkları için tetikleyici rol oynaması. ‘Tip II’ diyabet hastalarının da yüzde 80’i oldukça şişman.

Bu kampanya öncesinde yapılan bir taramaya göre Türkiye’de erkeklerin yüzde 21’i obez sayılabilecek düzeyde şişman. Bu oran kadınlarda yüzde 42 ve tehlike sınırı aşılmış durumda. Türkiye’de düzenli fiziksel aktivite yapan kişi sayısı ise yok denecek kadar az. Aktif olanlar ise sadece yüzde 3.5!

Nüfusun yüzde 96.5’i fiziksel aktiviteden yoksun. Başta düzensiz beslenme olmak üzere; ofis yaşamı ve televizyon başında geçirilen saatler şişmanlığın görünürdeki en büyük nedeni! Orta yaş grubunda hareketsiz erkeklerin (özellikle de ofis ortamında çalışanların) kalp damar hastalıklarından ölüm riski diğerlerine göre tam 11 kat daha fazla. Kısacası Türkiye, yanlış beslenme ve hareketsiz bir yaşam sonucu bir sağlık felaketine doğru gidiyor.

ÇARE DOĞAL LİFLERLE BESLENMEDE

Obeziteye yol açan olaylar zincirinin başında doğal liflerden arındırılmış endüstriyel gıdalar var. Market raflarından aldığımız rafine ürünlerin çoğu (ekmek dâhil) ‘metaboiik sendrom’ olarak adlandırılan sürecin tetikleyicisi. Ağırlıklı olarak taze ürünle beslenmeye alışmış insanımızda hızlı kent yaşamıyla birlikte metabolizma yavaşlıyor, şişmanlık başlıyor. Bu süreç kırsal kesimde yaşayan kadınlarda da var. Bu ulusal tehlikenin çaresi ise tüm gıda mamullerine sonradan doğal lif eklemekte. Süreç, başta Amerika olmak üzere bazı batı ülkelerinde uygulamaya konmuş durumda. Bunun yakın bir gelecekte bizde de devreye gireceği söylenebilir. Çünkü 2030 yılında şişman sayısı ülkemizde iki kat artacak!

Doğal lifler birçok besinin içinde bulunan ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlayan maddeler. Kan yağlarını ve kan şekerini dengeliyor; metabolizmayı normalleştiriyor, kabızlığı önlüyor. Doğada meyve, sebze, tahıl ve baklagiller doğal lif içeriyor. Bu doğal lifler genel olarak çözünebilen ve çözünmeyen şeklinde ikiye ayrılıyor. Bağırsakta çözünenler yağ ve şeker metabolizması üzerinde etkiliyken, çözünmeyenler bağırsaklar üzerinde tesirli.

Doğal liflerin bir kısmı sindirim sisteminde bulunan bakterilerin de besin kaynağı. Bunlar yararlı bakteri sayısını artırarak bağırsak florasını normal düzeyde tutuyor.

Günümüzde 30 gram kadar lif alınması sağlıklı yaşam için neredeyse bir zorunluluk. Kısacası şu bildiğimiz normal porsiyonları görünürde değil de esasta küçültmenin çaresi endüstriyel ürünlerin tümünde doğal lif kullanmaktan geçiyor!

Yakın gelecekte lifli besin katkıları ve diyet ürünleri ayrı bir endüstri haline gelecek gibi görünüyor. Bu konuya dikkatle eğilenlerin şimdiden kazançlı çıkacağı söylenebilir. Bu yolu tercih edenlerin bir marka yaratmaları ve ara madde olarak tüketiciye sundukları lif çeşitlerini tescil ettirmeleri yeterli. Bu alanda büyük ihraç şansı da bulunuyor.

Yatırım için iki yol var: İlki doğal lifleri üreten bitkileri yetiştirmek suretiyle lif katkı maddelerinin üretim ve ticaretini yapmak. İkincisi ise doğal liflerle zenginleştirilmiş diyet ürünlerini imal ederek piyasaya sürmek. Bu konuda ekmekten meşrubata binlerce mamulün yeniden konumlandırılması ve ayrı bir segment yaratılması mümkün.

Nur Demirok / Para Dergi






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir