Anasayfa / Makaleler / Markaların olmadığı bir dünya

Markaların olmadığı bir dünya




The Edge Foundation, günümüzün öncü bilimadamı ve entelektüelleri tarafından 1988 yılında kurulmuş bir organizasyon. Amacı, “Dünya bilgisinin en uç sınırlarına erişmek, en gelişkin ve en sofistike zihinleri arayıp bulmak, onları bir araya getirmek ve kendilerine sordukları soruları birbirlerine de sormalarını sağlamak” şeklindeki mottosuyla çok açık bir şekilde belirlenmiş bir grup.

Aralarında Richard Dawkins, Jared Diamond, Daniel Dennett, Brian Greene, Matt Ridley, Howard Gardner gibi günümüzün seçkin bilimadamı ve düşünürlerinin de yer aldığı bu düşünce kuruluşu, iletişimini çoğunlukla www.edge.org sitesi üzerinden yürütüyor ve üretimlerini zaman zaman çeşitli kitaplarla kamuoyunun da dikkatine sunuyor.

Bunlardan biri olan ‘What is Your Dangerous Idea?’ adlı kitap, bilimi, teknolojiyi ve nihayet insanlığı ileri taşıyan büyük fikirlerin, ilk kez telaffuz edildiklerinde çoğunlukla “tehlikeli” fikirler olarak görüldüğü varsayımına dayanıyor. Bunun tarihteki klasik örneği Galileo’nun, kilisenin ürkütücü otoritesine karşı çıkmayı göze alarak, dünyanın yuvarlak olduğu şeklindeki “tehlikeli” fikrini ortaya atmasıdır herhalde.

Kitap, bu varsayımdan yola çıkarak, günümüzün çeşitli disiplinlerinden en parlak bilimadamı ve düşünürlerine bilimin, teknolojinin ve insanlığın geleceği konusunda ufuk açacak “tehlikeli” fikirlerinin ne olduğunu sormuş, aldığı yanıtları bir kitap haline getirmiş.

Yanıtlar arasında küresel ısınmaya karşı verdiğimiz savaşı çoktan kaybettiğimizden yaşamın kökenini beş yıl içinde çözeceğimize, beynin gövdeden bağımsız olarak zihin fonksiyonu göremeyeceğinden kişiliğimizi ilaçlarla tamamen değiştirebileceğimize, insan beyninin evreni hiçbir zaman kavrayamayacağından insan için her şeyi bilmemenin aslında iyi bir şey olduğuna, internetin kendi bilincine varacağı zamandan bilimin dini ortadan kaldıracağı zamana, bilimin gittikçe başka bir din olarak görüldüğünden ilahi bir bilimin şekillendiğine kadar birçok konuyla ilgili “tehlikeli” fikirler yer alıyor.

SİZİN TEHLİKELİ FİKRİNİZ NE?



Bu yıl Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali için hazırladığımız özel sayımızın kapak dosyasında, reklamcılar da dahil olmak üzere çeşitli alanlardan yaratıcılara ve fikir adamlarına şu soruyu yönelttik: Kendi alanınızla ya da genel olarak dünyayla ilgili en “tehlikeli” fikriniz ne? Ya da son zamanlarda keşfettiğiniz ve size en çok heyecan veren, yeni bir ufuk açan “tehlikeli” fikir hangisi?

Gelen yanıtlar gerçekten heyecan verici. Bunlardan reklamcılık ve markalar dünyasıyla ilgili olarak verilen en enteresan yanıtlardan biri ise John Grant’e ait. Grant, daha önce After Image kitabında temellendirdiği teoriden yola çıkarak, markalar çağının içinde yaşadığımız kültür için gelip geçici bir şey olduğunu iddia ediyor. Ona göre bugün bildiğimiz anlamda markalar, esasen, üreticilerle tüketiciler arasında sorunlu bir enformasyon akışına sebebiyet veren kitlesel medyanın, başka bir deyişle imaj çağının yarattığı yapay şeyler. Bu iletişim biçiminin aşama aşama sona ermesiyle bildiğimiz anlamda markaların da sonu gelecek. Grant’in sözleriyle ifade etmek gerekirse, gelecekte markalar gazoz markalarından çok şarap markalarına benzeyecek.

Grant’in bu fikri, temelde, bugünkü pazarlama iletişimi yaklaşımının ortadan kalkacağı, markaların neredeyse kendiliğinden gelişip serpileceği bir geleceği haber veriyor. Peki, bu mümkün mü?

Bu sorunun yanıtı çok basit aslında: İnsanlık yüzbinlerce yıl boyunca markalar olmadan üretti, tüketti, ticaret yaptı. Yani geçmişte böyle bir şey mümkün olabilmiş. Marka dediğimiz şey, belirli tarihsel koşulların sonucu ve bu koşullar ortadan kalkarsa bildiğimiz anlamda markalar döneminin sona ermesi işten değil.

Fikrin “tehlikesi” ise, bu tür şaşaalı markalar üretmek için global çapta örgütlenmiş, yüz binlerce (geniş anlamda düşününce belki de milyonlarca demeliyiz) insanın istihdam edildiği devasa bir reklam ve medya endüstrisinin var olmasından kaynaklanıyor. Çok uzaklara bakmaya gerek yok, reklam, medya ve pazarlama profesyonelleri olarak kendimize şu soruyu sormamız yeterli: Markaların olmadığı bir dünyada işimizi nasıl sürdürebiliriz?

Ben denedim, size de tavsiye ederim, çok verimli ve ufuk açıcı bir zihinsel egzersiz sizi bekliyor.

Aşkın Baysal






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir