Anasayfa / Makaleler / Panik atak nedir?

Panik atak nedir?




Panik atak nedir? Panik atak aniden ortaya çıkan endişe ve korku halidir. Kısaca bu şekilde belirtmişler. Peki bu endişeler ve korkular bizim kendimizi tetiklememizle ortaya çıkan duygular ve düşünceler değil midir? O zaman soruyu panik atak kimdir diye değiştirsek daha güzel olmaz mı? Panik atak benim. Panik atak benim kendi kendime kurduğum düşüncelerin tümüdür.

Bir çoğumuz psikolojik tedavi için bir doktora başvurmuşuzdur. Konuşmanın sonunda hepsinin söylediği ve ortak düşünceleri olan o söz : HERŞEY SENDE BİTER BUNU UNUTMA! Ve bir annenin söylediği o söz : PANİK OLMA KIZIM ATAK OL! Ne yapacakmışız atak olacakmışız. Dışarı çıkarsam başıma bir olay gelir mi diye korkmayacakmışız. Korkuların üstüne giderek kendimizle savaşacakmışız. O halde hadi dışarı çıkalım ve etrafımıza bakalım.

“Çok kalabalık. Herkes üstüme geliyor. Eve gitmek istiyorum. Orada daha mutluyum” Hayır değilsin. Evde olmaktan mutlu değilsin. Sende herkes gibi olmak istiyorsun. Bunun için yürümeye devam etmelisin.

“Saatlerdir yürüyorum artık yoruldum. Bir yerde oturalım en azından” Tamam hadi oturalım. Etrafına baksana insanların hepsi birşeyler için uğraşıyor ve koşturuyor. Evet dışarıda kötülükler var ama herkes kötü değil. Sana kimse birşey yapmayacak. Eminim şurada düşsen herkes olmasa bile içlerinden biri sana yardım etmek için elini uzatacaktır. Dinlendin artık hadi yürümeye devam edelim.



“Başım dönüyor. Düşebilirim. Sendelemeye başladım”
Hayır sendelemiyorsun. Düşmeyeceksin. Başın dönüyor ama bu hastalıkta hiç düşen birini görmedim henüz. Sadece başın dönüyor hepsi o. Bugüne kadar düşmedin bundan sonra da düşmeyeceksin.
“Köpek geliyor”
Gelsin. Isırmaz korkma. Zaten kuduzada benzemiyor. Sen ondan korkmazsan o sana zarar vermez. Bu hastalıkta öyle değil mi? Sen ondan korkmaz ve üstüne gidersen o senden vazgeçecek. Bak gördün mü köpek geçti gitti. “Titriyorum. Kalbim sıkışıyor. Nefesim daralmaya başladı”
Bir yere otur önce. Ölmeyeceksin. Nöbet geldiğinde kalp çarpıntısı hızlanır ve nefes alamazsın.
Nefes alamadığın zaman kalp çarpıntın daha da artar. Derin derin nefes al ve yavaş yavaş ver.
Nefesin düzene girdiğini ve çarpıntının yavaş yavaş geçtiğini göreceksin. Bir teyze yaklaşıyor gördün mü? Sana doğru geliyor ve sanırım yanına oturacak.
“İyimisin evladım?”
Cevap ver ve konuş onunla sakinleşeceksin. Hem zaten sen gayet iyisin. “İyiyim teyze. Sadece biraz rahatsızım hepsi o.”
Rahatsız değilsin. Sen kendini rahatsız ediyorsun. Gözlerini kapat. Doğduğun güne git.
Avaz avaz bağırıyordun ve yanında sadece annen ve doktorlar vardı. Korkmuyordun, çünkü biliyordun ki yada hissediyordun diyelim sıcak kolların arasına bırakacaklardı seni. Öyle de oldu. Şimdi gözlerini aç ve etrafına bak. Yanında kimse yok. Çünkü olmasını sen istemiyorsun.
Bu şekilde nereye kadar devam edebilirsin? Omzuna dayanabileceğin birileri olması gerekirken kendini ne kadar kapatacaksın?
Bu rahatsızlığın mı seni yenmesine izin vereceksin yoksa sen mi bu rahatsızlığı yeneceksin?
Düşün ve kararını ver. Bu kararı verirken SEN olmaktan çıkma. Aslında iyisin. Sadece kurduğun düşüncelerin esiri oluyorsun. Karşıya bak. İstanbul’un eşsiz güzelliğini görüyormusun?
İşte sende böyle güzelsin. Hadi bir kere daha kapatalım gözlerimizi ve olmak istediğimiz yere gidelim.
Karadeniz’in büyülü atmosferine doğru… Gülümsedin. Ne düşünüyorsun?
“Bir sigara yakabilirmiyim?”
Hayır yakamazsın. Bu sana iyi gelmiyor. Sigara, alkol, nikotin bulunduran herşey bu rahatsızlığını daha çok tetikleyecektir. Denemeye varmısın?
“Hayır!”
İşte böyle. Artık sende bu hastalığı istemediğini gösterdin. Farkındamısın saat 16.00 olmuş.
Tam olarak 4 saattir yollardayız ve kimse sana bir zarar vermedi. Ve sen ölmedin.
“Bunu yarın tekrarlayalım mı?”

Yıllar önceydi. Gene bir sıkıntılı anımda babam çok sevdiğim ayıcığımı yanıbaşıma koydu.
“Kızım hadi konuş onunla” dedi. Önce bir anlam veremedim. Ben delimiyim ki bir oyuncağa derdimi anlatıyım. Sonuçta o cansız bir nesneydi. Bana ne yardımı olabilirdi ki?
Babam kapıyı kapadı ve gitti. Konuşmaya başladım. O susuyordu. Ben konuştukça o daha çok susuyordu. O sustukça ben onun yerine geçmeye başladım ve başladım kendimle konuşmaya.
Sorularıma cevap vermeye başladım. Garipti ama biraz da olsa rahatlamıştım.

Yıllar geçti ve panik atak oldum. Hala kendimle konuşuyorum. İnandığım şey ise panik atak beni değil ben paniği atak edecektim. Evet hala nöbetlerim oluyor ve hala nefesimin kesildiği günleri  yaşıyorum ama en azından artık ne yapmam gerektiğini biliyorum. O beni sıktıkça ben onu rahat bırakıyorum.
Ben onu rahat bıraktıkça o benden vazgeçiyor. Çünkü o da biliyor ki BEN KENDİMİ SEVİYORUM. Ve ne olursa olsun kendimden vazgeçmeye hiç niyetim yok.
Hadi şimdi hep beraber derin bir nefes alalım ve doktorumuzun o sözlerini anımsayalım:
“HERŞEY SENDE BİTER UNUTMA!” Ve annemiz ne demişti “PANİK OLMA KIZIM ATAK OL!”

Ceyda Yaylacı





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir