Anasayfa / İş Fikirleri / Su Ürünleri Yetiştiriciliği İşi Yapabilirsiniz

Su Ürünleri Yetiştiriciliği İşi Yapabilirsiniz




Doğanın içinde sağlıklı bir yaşam ve yüksek kazanç fırsatı… Hazır pazarı, sorunsuz ihraç imkânlarıyla su ürünleri yetiştiriciliği tam size göre.

Su ürünleri yetiştiriciliği insan ömrünü uzatıyor!

su urunleri yetistirmekORTA ölçekli iş kurmak isteyen yatırımcılar soruyor: “Riski olmayan en kârlı iş sizce ne olabilir?” Hemen yanıt vereyim: Risksiz iş olmaz! Risk dediğimiz şey onlarca bilinmezin zaman, yer, rekabet, talep, para gibi değişkenlerle yaptığı karmaşık bir denklemdir. Tamamen ekonomik süreçlerle bağlantılı gibi görünse de işin içine sosyal, kültürel, politik ve psikolojik değişkenler girer. Bu nedenle yatırıma giderken diğer değişkenlere de geniş yer vermek gerekir.

Son yıllarda bazı girişim yazarları bu denkleme ‘fizyolojik boyut’u da ekliyor.

Her şeyden önce riskleri görebilmek için bedensel sağlık şart. Kent karmaşasından uzakta doğanın dingiliği içinde bir iş kurmayı düşünüyorsanız gerçekten çok şanslısınız. Son yıllarda klasik değişkenlerin içine ‘politik yönetişim’ ve ‘sosyal psikoloji’ karması da girdi. Neredeyse tablonun dörtte birini artık bu iki öğe teşkil ediyor.

Orta ölçekli bir iş yapmaya karar verdiğinizde seçenek çok. Sık sık öneriyoruz: Moda trendler bir tarafa, üç yanı denizlerle çevrili, akarsuları henüz kurumamış bu ülkede yapılacak ‘sağlıklı’ işlerden biri su ürünleri yetiştiriciliğidir.

Burada elbette risk değerlendirmesi yapacak değiliz. Birkaç rakamla araştırmanıza esin kaynağı olacak basit satırbaşlarını vermenin yeterli olacağını düşünüyoruz.

ÇEVRE KİRLİLİĞİ HEM RİSK HEM FIRSAT

Balık ve su ürünleri açısından deniz, göl ve akarsularda tarihte görülmedik ölçülerde kirlilik var. Risk her geçen artıyor. Her an on binlerce ton katı ve sıvı atık denizlere boşaltılıyor.

Gün gelecek bazı iç deniz ve göllerde canlı kalmayacak. Büyük balıklar son 50 yılda yüzde 90 oranında azaldı. Küçük balıklarda ve kabuklu deniz ürünlerindeki azalış ise yüzde 30 civarında. Okyanus ve denizlerdeki balık stokları aşırı avcılıktan etkileniyor. Dip taraması yapan ‘trol avcılığı’ denizlerde çölleşmeye yol açıyor. Gelişmiş elektronik araçlar hiçbir balığın kaçmasına izin vermiyor.

Küresel ısınma ve değişen ekolojik dengeler ise bir başka dert. Yakında gezginci balıkların göç yolları tamamen değişecek, bazı türler yok olacak.

İNSANLAR NASIL BESLENECEK?

Asıl sorun küresel nüfus artışı. Dünya 10 milyara doğru gidiyor. En fazla nüfus artışı Güneydoğu Asya’da… Çin, çiftliklerin sayısını arttırarak bu soruna çare bulma derdinde. Olası hayvansal protein açığını su ürünleri yetiştiriciliğiyle dengelemeye çalışıyor. Pahalı ürünleri ihraç ediyor, ucuz ürünleri iç pazara veriyor. Bugün 65 milyon tonluk dünya üretimin yarıdan fazlası Çin’e ait. Dünyada yakın gelecekte avcılık ve yetiştiricilik eşit düzeye gelecek. Halen 150 milyon ton su ürünü tüketimi var. Bunun büyük bölümü balık. Bugünkü küresel nüfus yoğunluğu dikkate alındığında kişi başına tüketilen balık 17 kilo civarında. Avrupa yılda 28 kilo balık tüketirken bizde kişi başına 6 kilo balık düşüyor. Diğer su ürünleri ise çok daha düşük düzeylerde…

TÜRKİYE GELECEĞİN LİDER ÜLKESİ



İspanya yetiştiricilikte şimdilik Avrupa lideri… Toplam üretimi 290 bin tona yakın. Onu 235 bin tonla Fransa takip ediyor. İki ülke üretiminin büyük bölümü kabuklular ve yumuşakçalardan oluşuyor.

Yetiştirilen balık açısından bakıldığında Türkiye aslında ilk sırada! Tamamı balık olmak üzere 190 bin ton civarında üretimimiz var.

Bunun yarısı iç sulardan temin ediliyor. Denizlerde çipura ve levrek yetiştirilirken, iç suların lideri alabalık. Bu balıklar dünyaya sorunsuz ihraç ettiğimiz tek tarımsal ürün konumunda.

Avrupa’da pazar payımız yüzde 30’lara doğru gidiyor. Peşimizde Yunanistan var. Aramızdaki fark Yunanlıların bizden daha fazla deniz balığı yetiştirmesinden kaynaklanıyor. Ağırlıklı olarak çipura ve levrek üretimi 110 bin ton civarında. Bize şimdilik 20 bin ton dolayında fark atıyorlar.

İHRACAT KOLAYLIĞI BÜYÜK GÜVENCE

İhracatımız giderek önem kazanıyor. Geçen ay sonunda Brüksel’de gerçekleşen Su Ürünleri Fuarı’na 15 firmayla katılan ülkemiz hayli ses getirdi.

Bu yıl Türkiye’nin su ürünleri ihracatı avcılık ve yetiştiricilik bir arada 500 milyon doları bulabilir. 65 ülkeye ihracatla lider konuma gelmek üzereyiz.

İhracat rakamlarının yarısı yetiştirilen balıklardan elde ediliyor.

Özellikle katma değeri yüksek işlenmiş balıklara büyük talep var. Avrupa’da 110 bin tonla lider konumda olduğumuz alabalığın satış şansı çok yüksek.

Asıl büyük koz ise Akdeniz’in 70 bin kilometreyi bulan sahili şeridi içinde en uzun kıyıya sahip olmamız. Karadeniz ve Marmara dâhil, Akdeniz havzasında 8 bin kilometreyi bulan kıyılarımızın büyük bölümü deniz balığı ve yumuşakça yetiştiriciliğine çok uygun.

RİSKİ EN AZ YATIRIMLARDAN BİRİ

Balık yetiştiriciliği çevreyi kirletmemek ve turizme zarar vermemek koşuluyla, Türkiye’de yapılabilecek riski en düşük işlerden biri. Pazarı ve ihracatı hazır… İşleme tesisleriyle kâr marjı oldukça yüksek. En büyük sorun ağ kafeslere bağlanacak para ve uygun yerin tespiti.

Kültür balıkçılığı ve su ürünleri yetiştiriciliği devlet tarafından destekleniyor, yatırımların bir bölümü önemli ölçüde sübvanse ediliyor. Üç tarafı denizlerle çevrili Anadolu yarımadasının uygun yerlerinde su ürünleri yetiştiriciliği yapmak yarınlar için en iyi yatırımlardan biri.

Ispanya’nın yetiştirdiği yaklaşık 300 bin tonluk su ürününün 225 bin tonu kabuklu ve yumuşakçalardan oluşuyor. Aynı şekilde Fransa bu yıl 250 bin ton üretiminin 200 bin tonunu yine kabuklu ve yumuşakçalardan elde edecek. Son yıllarda bu gerçeği bir rekabet meselesi haline getiren İtalya toplam üretiminin dörtte üçünü kabuklulardan oluşturmayı planlıyor.

Yetiştiricilik bizde balık ağırlıklı… Deniz ve iç sular dâhil yaklaşık 200 bin ton üretimin ancak yüzde 2’si kabuklu ve yumuşakçalardan oluşuyor. Oysa geçmişte tatlı su ıstakozu (kerevit) üreten nadir ülkelerden biri Türkiye idi.

Denizlerimiz karides yengeç, midye gibi ihraç sorunu olmayan ürünleri yetiştirmeye son derece müsait. Denizlerimizde mevcut yetiştiriciliğin iki ana eksenini teşkil eden ‘çipura’ ve ’levrek’in yanına Avrupa’da giderek popüler hale gelen başka türleri de katmak pek ala mümkün, iç sularda ise alabalık açık ara liderliğini koruyor. Anadolu’nun iç su rejimi, su sıcaklığı ve barajların konumu alabalık yetiştiriciliğinde dünyanın en büyük üreticilerinden biri olmamızı sağlayabilir. İç sularda yapılacak tesislerin maliyeti ise deniz endüstrisine göre çok daha düşük. Orta ölçekli iş kurmak isteyenlerin öncelikle iç sulardaki fırsatları gözden geçirmelerinde yarar var. Önemli ayrıntı, temiz ve kaliteli sularda yetiştiricilik yapmak ve bu konuda giderek kurumsallaşan sektörden yardım almak.

Nur Demirok / Para






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir