Anasayfa / İş Fikirleri ve Yeni İş Kurmak / Yatırım Yapılacak Meyveler

Yatırım Yapılacak Meyveler



Bu Meyvelere Yatırım Yapan Kazanacak

Dikim ayı marta sayılı günler kaldı. Birçok meyve grubunda lider olan ya da liderliğe oynayan Türkiye, meyvecilik yatırımında cazip fırsatlar sunuyor. Uzmanlar en çok ceviz, armut, nektarin, kiraz, vişne, üzüm, narenciye, muz, elma, kivi, kayısı ve Zeytin Üretimini Öneriyor…

MEYVE üretiminde dünyanın en şanslı ülkelerinden biriyiz. Dört mevsimi de hakkıyla yaşıyor ve hemen her bölgemizde her çeşit meyveyi üretebiliyoruz. Kayısı, kiraz ve vişnede dünya lideriyiz. Nar ve elmada üçüncü, şeftalide ise altıncı sıradayız.

Dünya çapında yenilebilir 150 meyve çeşidinin 90’ı Türkiye’de yetişiyor. Yıllık meyve üretimimiz 17 milyon tonu aşmış durumda. Dünya meyve üretiminin yüzde 3’ünü karşılıyoruz. Bunun ekonomik olarak karşılığı, Türkiye ekonomisinin aldığı paydan 3 kat fazla…

Ülkemizdeki meyvecilik yatırımları hızla artıyor. Her geçen gün yeni bahçeler kuruluyor. Sadece geleneksel çiftçiler değil Anadolu Grubu, Öztürk Şirketler Grubu (OPET), Ramsey, Naksan, Bifa gibi birçok sanayi grubu da meyvecilik yatırımları yapıyor. Dünya ölçeğinde önemli plantasyon bahçeler kuruluyor.

Malum meyve yılın iki döneminde araziye dikilir. İlk dikim ayı kasımdır, ancak Türkiye iklim şartları için ideal dikim dönemi mart ve nisan ayları. Bu yüzden birçok girişimci şu sıralar hangi meyve ” türüne yatırım yapacağına karar vermeye çalışıyor; araştırmalar yapıp yeni dikim dönemine hazırlık yapıyor. Cazibesi hiç tükenmeyen, hatta her geçen gün daha da artan meyvecilik konusunu detaylı bir şekilde masaya yatıralım, girişimcilere seçenekler sunalım istedik. Meyveciliğin hem üretim hem de satış tarafında yer alan uzmanlara hangi meyve türlerinin yatırıma uygun olduğunu sorduk. Yaptığımız araştırmada kiraz, vişne, nektarin, şeftali, elma, kayısı, üzüm, ceviz, badem, muz, zeytin, kivi, armut, deveci armudu, ayva, erik, siyah incir, Trabzon hurması gibi meyvelerin ticari şansı daha yüksek görünüyor…

DEKAR BAŞINA 50-300 TL DESTEK

Meyvecilik için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın önemli destekleri var. Meyve çeşidine göre dekar başına 50 ile 300 TL arasında karşılıksız hibe veriliyor. Bakanlık, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üreticilere, tam veya yarı bodur meyve fidanlarıyla en az 5; diğer meyve fidanlarıyla ise en az 10 dekar alanda, sertifikalı veya standart meyve fidanı kullanarak yeni tesis ettikleri bağ ve bahçeler için alan bazlı, hibe şeklinde destekleme ödemesi yapıyor.

Organik tarım, iyi tarım uygulamaları (ITU), mazot, gübre, toprak analizi, kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi (depolama, ürün işleme paketleme ve ambalajlama, makine-ekipman) programı çerçevesinde yüzde 50 hibe, düşük faizli kredi uygulamaları ile basınçlı sulama sistemlerine “0” faizli kredi, Ar-Ge, tarım sigortası ve tarım danışmanlığı destekleri veriyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker meyvecilikle ilgili desteklerin aralıksız devam edeceğini vurguluyor:

“Öncelikli olarak ihracat potansiyeli yüksek, kendi kendimize yeterliliği düşük, daha çok ithal ettiğimiz türler ile birçok endüstri koluna hammadde sağlayan meyveler üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Bu meyve türlerinin tespitiyle ilgili saha çalışmalarının yapıldığı araştırma enstitülerinden ilgili meyve uzmanları, üniversitelerden öğretim görevlileri ve sektör temsilcileriyle toplantılar devam ediyor. Meyvecilikte üretim ve kalite artışı sağlanması, maliyetlerin azaltılması ve ihracat oranının artırılması, modern meyveciliğin geliştirilmesi amacıyla havza çalışması başlattık. Bu çalışmayla, belli bölgelerde sıkışıp kalan yetiştiriciliğin, elverişli arazi ve uygun ekolojik koşullarla daha geniş bir yelpazede verimlilikle beraber kalitenin de esas alındığı, gerek üretim gerekse pazarlama açısından istenilen oranda başarının sağlanabildiği meyve yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılmasını hedefledik. Havza çalışmalarında arz ve talep dengelerini gözeterek, iç ve dış pazar ihtiyacını karşılayabilecek, ekonomik ve ekolojik olarak en uygun meyve yetiştiriciliğini yerleştirmeyi amaçlıyoruz. Böylece taze tüketimin yanı sıra sanayi ihtiyacını da karşılayabilecek, belli havzalarda belli sayıda meyvenin yetiştirileceği bir yapıya kavuşacağız.”

100 BİN TON MEYVE SATTI

Türkiye’nin en büyük marketler zinciri Migros, aynı zamanda “iyi tarım uygulamaları”na öncülük eden bir kurum. Manav reyonunda 120 çeşit meyve bulunduran Migros, geçen yıl 100 bin ton satış gerçekleştirdi. Migros yetkililerinin verdiği bilgiye göre, geçen yıl en çok talep gören meyveler karpuz, muz, elma, kivi, portakal, nar, erik ve üzüm oldu. Migros, meyveleri ağırlıklı olarak Ege, Akdeniz, Karadeniz, Marmara ve İç Anadolu; üzüm, karpuz ve narı ise Güneydoğu Anadolu’dan alıyor. Bölgelere has meyveleri ise yerinden temin ediyor. Doğu Anadolu’nun İğdır kayısısı buna bir örnek…

CEVİZ ÖNE ÇIKIYOR

Meyvecilik yatırımlarında cevizin ağırlığı giderek artıyor. Halen Hakkari, Kastamonu, Çorum, Bursa, Denizli, Tokat, Kırşehir, Bingöl, Siirt, Sakarya, İzmit gibi illerde ciddi ceviz üretimi var ve sürekli yeni bahçeler kuruluyor. Naksan, Ramsey, Ataman gibi şirketler plantasyon ceviz bahçeleri kuruyor. Ceviz üretimine sadece Tarım Bakanlığı değil, Çevre ve Orman Bakanlığı da destekler veriyor. Çevre ve Orman Bakanlığı, ağaçlandırma projeleri çerçevesinde 49 yıllığına ücretsiz alan tahsis ediyor. Tarım Bakanlığı ise fidanların yarı ücretini ödüyor.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.

Dr. Yaşar Akça, ceviz aşığı bir bilim adamı. Zamanının önemli bir kısmını ceviz bahçelerinde geçiriyor. Büyük bahçelere danışmanlık yapıyor. Akça, son dönemlerde Türkiye’nin her yerinde ceviz bahçeleri kurulduğunu, büyük sermaye gruplarının bu alana yöneldiğini vurguluyor. Akça’nın bu işe girecek yatırımcılara önerileri ise şöyle: “Küçük çaplı tica-rt yatırımlara en az 50 dönümle girilmeli. Yoksa para kazanmak zor. Büyük yatırımcılarsa önce dönüm alanda antrenman yapmalı. Orta vadede 500 dönüm, uzun vadede 1.000 dönüme ulaşabilirler. Ancak entegre bir işletme haline gelip markalaşmaları şart. Ölçek ekonomisine göre hareket eden yatırımcı her zaman kazanır. Yatırım doğru yerde ve doğru cinsle yapılmalı. Sıcaklık 40 derecelere çıktığında cevizlerin içi kararabiliyor. Özellikle ilkbaharda geç don olaylarının görüldüğü yerler de uygun değil.”

Prof. Akça, cevizle iki bakanlığın ilgilenmesini hem şans hem de şansızlık olarak değerlendiriyor. Bu durumun bürokrasiyi artırdığını düşünen Akça, “iki bakanlık koordineli hareket etmeli. Hatta Kalkınma Bakanlığı da devreye girip koordinasyonu sağlamalı. Çeşitlere, hangi bölgelerin teşvik edileceğine, desteklere birlikte karar verilmeli. Türkiye’de halen yılda 80 bin ton ceviz üretiliyor. 60 bin ton da ithalat var. En az 25 bin ton da kaçak yollarla giriyor. Ceviz çok değerli bir meyve. Kullanım alanı yaygın. Geleceği parlak. Yatırım yapan kazanır” diyor.

NARENCİYENİN MODASI GEÇMEZ

Portakal, mandalina, limon ve greyfurttan oluşan narenciye pazarının yıllık hacmi 1.5 milyar doları buluyor. Yıllık ihracatı 750 milyon dolar civarında olan narenciye, kıyı şeridindeki girişimcilerin her zaman ilgi odağında.

Akdeniz Yaş Meyve Sebze ihracatçıları Birliği Başkanı ve Kavak Tarım Ürünleri’nin sahibi Ali Kavak, ihracat şansı olan narenciyenin üreticiye her zaman kazandırdığını vurguluyor.

KİRAZIN YILDIZI PARLADI

Kirazda dünya lideri olduğumuzu başta belirtmiştik. Ülkemizde yılda 500 bin tona yakın kiraz üretiliyor. Yıllık ihracat gelirimiz 150 milyon doları aşmış durumda. Kocaeli, Sakarya, Bursa, Bilecik, Kütahya, Ankara, Amasya, Tokat, Manisa, İzmir, Uşak, Afyon, Denizli, İsparta, Konya, Antalya, Karaman, Niğde, Mersin, Adana, Malatya, Elazığ ve Kahramanmaraş’ta kiraz üretilebilir. İhracat şansı yüksek bir ürün.

Türkiye’de kiraz deyince akla ilk gelenlerden biri kuşkusuz Alara Fidancılık ve Alanar Tarım’ın sahibi Yavuz Taner… Taner, Türkiye’deki büyük yatırımlarının yanı sıra Arjantin, Şili, Güney Afrika ve İngiltere’de bile kiraz bahçeleri kurmuş bir isim. Kiraz girişimcilerine yol gösteriyor, yatırımlara rehberlik ediyor…

Yavuz Taner, iyi ürün yetiştiren yatırımcının hiç kaybetmediğini hatırlatıyor ve “Pazar isteklerine göre üretim yapanlar her zaman kazanır” diyor. Babasının izinden giden Kerim Taner ise yeni yatırımcılara şu önerilerde bulunuyor:

“Her işte olduğu gibi yeni yatırımcılar başarı kriterlerini çok iyi analiz etmeli. Başlangıç ölçeğini çok iyi belirlemeli ve öğrene öğrene, tecrübe kazana kazana büyüme planları yapmalı. Ziraat için lokasyon da çok önemli. Tabiatın doğal olarak yatırımınızı destekleyici olması gerek. Seçtiğiniz arazi kaliteli olmalı; verimli ve sürdürülebilir üretimi desteklemeli. Seçtiğiniz çeşitler pazar taleplerini karşılayabilmen. Büyük bütçeli yatırım modellerinde farklı bölgelere orta ölçek yatırımlar, tek yere tüm yatırımı kanalize etmekten daha doğru olabilir. İklim riskini bu şekilde dağıtabilirsiniz.”

ELMA SUYU, ÜRETİMİ ARTIRDI

Elma, sağlıklı beslenme uzmanları tarafından en çok tavsiye edilen meyvelerin başında geliyor. Meyve suyu üreticilerinin de bu trendi takip ederek elma suyunun payını artırması elma bahçeciliğine ilgiyi artırdı. Elma deyince akla hemen Amasya ve İsparta geliyor. Ancak üretim miktarlarına bakınca Karaman’ın bu illerin önüne geçtiğini görüyoruz. Aslında Türkiye’nin hemen her bölgesi elma yetiştiriciliğine uygun. TOİK (Türkiye istatistik Kurumu) kayıtlarına göre 54 milyon 352 bin elma ağacımız var. Yılda 2.6 milyon ton elma üretimiyle dünya üçüncüsüyüz. Karaman, yıllık 500 bin ton üretimle toplam üretimin yüzde 20’sini karşılıyor. Karaman’da-ki 3 bin civarında üretici modern bahçelerde elma üretiyor.

Bu noktada, Karaman’daki bu atılıma Bifa Bisküvileri’nin sahibi Necati Baba-oğlu’nun bin 500 dönümlük örnek bir bahçeyle öncülük ettiğini belirtelim… Babaoğlu, “Tamamen hobi amaçlı başladığımız elma bahçemiz, adı gibi örnek bir bahçe oldu. Karamanlı hem-şerilerimiz bugün meyvecilikte iddialı hale geldiyse bu bahçenin katkısı büyüktür” diyor.

Karaman Ziraat Odası Başkanı Ercüment Yılmaz, ilde elma üretimi ve üretici sayısı hızlı artsa da bu üründe hala şans olduğunu düşünüyor. Buna gerekçe olarak elma tüketiminin her geçen gün artmasını gösteriyor.

Yine sanılanın aksine elma üretiminde ikinci sırada Denizli var. Bu ile bağlı Çivril ilçesinde yeni elma bahçeleri kuruluyor. Çivril Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özkul, elma üretiminde önemli mesafe aldıklarını söylüyor. Çivril’de 60 bin tonluk soğuk hava deposu bulunduğunu hatırlatan Özkul, meyve bahçeleriyle birlikte işleme tesislerinin de hızla arttığını vurguluyor.




NAR’IN PÜF NOKTASI

Nar, antioksidan özelliğiyle en çok tercih edilen meyvelerden biri. Yatırımcının de tüketicinin de ilgisinin yoğun olduğu bir meyve. Narda 100 bin tonu aşan yıllık üretimle dünya ikincisiyiz. Özellikle nar suyunun beğenilmesi ve meyve olarak da ciddi talep görmesiyle peş peşe nar bahçeleri kurulmaya başladı. Bu ilginin aynı hızla olmasa da halen devam ettiği-ni belirtelim. Ancak uzmanların nar konusunda önemli bir uyarısı var.

Kolay tanelenebilen türlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Aksi halde yaptığınız yatırım hüsran olabilir. Ayrıca sofraya mı meyve suyu şirketine mi üretim yapacaksınız ona göre fidan seçimi yapmalısınız. Geçmişte moda olan nara yatırım yapanların önemli bir kısmının bahçelerindeki ağaçları sökmek zorunda kaldığını belirtelim.

Türkiye’nin hemen her bölgesinde nar yetişebiliyor. Ancak her yerde aynı verim alınamıyor. Ticari üretim yapmak ve yüksek verim almak istiyorsanız incir ve zeytinin yetiştiği bölgelerde bu ürünü dikmelisiniz. Nar üreticisi Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara’nın bir bölümünde daha verimli ürün alabilir.

Bu arada, nar bolluğu meyve suyu üreticilerini de harekete geçirmiş durumda. Nar suyuna hem iç hem de dış ^ piyasadan ciddi talep var.

Aroma Genel Müdürü Mahmut Duruk, nar suyunun dünya genelinde kabul gören bir ürün haline geldiğini hatırlatıyor ve “Sağlık açısından yararlı olduğuna dair bilgiler tüketimi körükledi. Avrupa ve Amerika pazarlarında ciddi fırsatlar var. Üreticilere k ihracat şansı yüksek olan Hicaz ve Amerikan tipi nar dikmelerini öneriyorum” diyor.

KİVİ TÜKETİMİ ARTIYOR

C vitamini deposu kivi, tropikal bir meyve. Ancak Karadeniz ve Akdeniz’in nem açısından uygun bölgelerinde de üretilebiliyor. Nitekim özellikle Doğu Karadeniz’de çaya alternatif olarak oldukça yoğun ilgi gördü. Türkiye’nin yıllık kivi tüketimi henüz 50 bin ton civarında. Ülkemizdeki üretimse yakla şık 15 bin ton. Kalan kısım ithalatla karşılanıyor.

Kivi bahçesi kuracaklar için de ciddi fırsatlar var. Rize’de başlayan üretim, za-manla bu ilin ilçele-rine ve Karadeniz’in diğer bölgelerine de yayıldı. İç talebe bağlı olarak Ege ve Akdeniz kıyılarında da yaygınlaşıyor.

Önemli kivi tedarikçilerinden Kivi-ta’nın sahibi Yılmaz Çoruh, bu ürünü Karadeniz’de çay ve fındığa önemli bir alternatif olarak görüyor. Kivi’nin Türkiye için yükselen bir değer olduğunu düşünen Çoruh, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Halen üretim, tüketimin ancak dörtte birini karşılayabiliyor. Rize’nin ardından Trabzon, Ordu ve Giresun’da bahçeler kuruluyor. Ege ve Akdeniz’de de yeni bahçeler yapılıyor. 5 yıl sonra Türkiye ihracatçı konumuna bile gelebilir.”

Ancak Çoruh’un bu işe gireceklere bir de uyarısı var: “Geçmişte erken hasatlar yapıldı. Umduğu tadı bulamayan tüketici küstü. Erken toplanan meyve acımsı oluyor. İlk defa yiyen de bu meyveden soğuyor. Kendi bacağımıza kurşun sıkmayalım.”

Markalı meyveleriyle tanınan îdeal Tarım, Türkiye’nin ilk kivi markasını Veri-ta ismiyle 1996 yılında piyasaya sunmuştu. ideal Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Birincioğ-lu’nun bu meyveyle ilgili değerlendirmesi şöyle:

“Kivi, çay ve fındığın alternatifi olmaya başladı. Üretim sahaları sürekli genişliyor. Yakın zamanda kivide kendi kendimize yeten bir ülke olacağımızı düşünüyorum. Kivi fidanı 3 yılda meyve vermeye başlar. Fındığı kendin toplarsan kazanırsın. O da kendi çalıştığını yevmiyeye sayarsan. Kivi dönüm başına 4 bin 500 TL kazandırabilir. Ticari olarak satı-labilen tek kivi türü hayvvard. Türkiye’de de bu tip üretiliyor. Kivi üretimine girip de pişman olan yok.”

YERLİ MUZ ÖNE ÇIKTI

Türkiye’de muzun ticari olarak üretimi cumhuriyetin ilk yıllarına dayanıyor. Tropikal bir meyve olan bu meyve de sınırlı bir bölgede yetişiyor. Türkiye’nin iklim koşulları, muzun sadece Mersin’e bağlı Anamur ve Bozyazı ile Antalya’ya bağlı Alanya ve Gazipaşa ilçelerinde üretilmesine imkan tanıyor. Daha önce Antalya’nın Serik, Finike ve Kumluca ilçelerinde de deneme üretimleri yapılmış ama istenilen verim alınamamış.

Türkiye’nin yıllık muz üretimi 200 bin ton civarında. Toplam tüketimse yaklaşık 400 bin ton. Türkiye muz pazarının hacmi 1.2 milyar TL olarak hesaplanıyor.

Muzda ciddi bir ithalat olduğu için yerli üreticinin şansı yüksek. Ancak Anamur Muz Üreticileri Derneği Başkanı Niyazi Sinanoğlu, “Maliyeti yüksek olduğu için üretim artmıyor. Örtü altı dediğimiz sera yatırımları da yavaş gidiyor. Bu noktada kredi desteğine ve teşviklere ihtiyaç var” diyor.

Alanya Muz Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Güney ise üreticiyi bilinçlendirmek amacıyla eğitimler düzenlediklerini söylüyor: “Onları muz üreticisi ülkelere götürerek yerinde incelemeler yapıyoruz. Muz ülkemizde sınırlı bir bölgede yetişiyor. Bu yüzden metrekare başına üretimi artırmanın yollarına bakmalıyız.”

DEVECİ ARMUDU

“Armudun iyisini ayılar yer” demiş atalarımız. Bursa’nın Ağaköy’ü ise “Armudun iyisi zengin eder” deyişinin bir örneği olsa gerek… Aslında deveci armudu, Samsunlu girişimci Lütfi Deveci tarafından geliştirilmiş. Kış aylarında dayanıklı bir tür. Görüntüsü, iriliği ve lezzetiyle tüm diğer armut çeşitlerinden farklı. Tanesi 200-350 gram geliyor. En irisi 2 kilo 867 gram olarak literatüre girmiş. Uzmanlar, armut yatırımı yapacaklara önce Ağaköy’ü görmelerini tavsiye ediyor. Bir meyvenin bir köyü nasıl zenginleştirdiğini gördüğünüzde sanırız kafanızdaki soru işaretleri büyük ölçüde yok olacak.

Yetişkin bir santa maria ağacı, yılda 200-300 kilo armut verirken, deveci armudunda bu miktar 350-400 kiloya kadar çıkabiliyor. Bir dönüm araziye 40 deveci armudu dikilebiliyor. Yetişkin bir bahçeden ağaç başına 150 kilodan 6 ton armut alınabiliyor. Ancak deveci armudu her yerde yetişmiyor. Yetişse de belirgin özelliklerini ortaya çıkaramıyor. Bu meyvede en iyi sonuç Samsun ve Bursa ovalarında alınabiliyor. Ekim ayında hasat ediliyor ve 7 ay depolama ömrü olduğu için çok makbul sayılıyor.

KAYISIDA LİDERİZ

Dünya kayısı üretiminde açık ara lider konumundayız. 2.5 milyon tonluk dünya üretiminin 580 bin tonunu Türkiye karşılıyor. Yaş kayısıda yüzde 20, kuru kayısıda ise yüzde 90 pazar payına sahibiz. Kurutmalık kayısıda Malatya dışında Elazığ, Niğde ve Nevşehir de söz sahibi. Sofralık kayısıda ise Mut, İğdır ve Kars, Malatya’yla birlikte önemli üretim merkezleri olarak dikkat çekiyor.

Türkiye kayısı üretiminde söz sahibi herkesin bildiği gibi Malatya. Şehir halkı ‘mışmış’ ya da ‘mişmiş’ olarak adlandırdığı bu meyve seyesiııde önemli bir ekonomik güce hükmediyor. Bu sözcük Arapça-da kayısı anlamına geliyor. Kayısı pazarının yıllık büyüklüğü 350 milyon dolar olarak hesaplanıyor.

Malatya’da 35 bin aile bu işten geçimini sağlıyor. İlde 7 milyona yakın kayısı ağacı var. Her yıl buna 100 bin ağaç ekleniyor.

Kayısı ağacı dikecekler için halen fırsat var. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasaıı Erkoç, kayısının bir ihracat ürünü olduğunu vurguluyor ve “Hem içeride hem de dış piyasada ilgi gören bir meyve. Üretimin yüzde 20’si iç piyasada tüketiliyor. 300 milyon dolarlık İhracat söz konusu. Yeni ağaçların gelmesi pazarı büyütür” diyor.

KIRMIZISI DAHA CAZİP

Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine hemen her ilimizde yetişen bir meyve üzüm. TÜÎK verilerine göre, 2011 sezonunda 4 milyon 500 bin ton üzüm üretilmiş. Geçen sezon üretilen üzümlerin 2.3 milyon tonu sofralık, 1.5 milyon tonu kurutmalık, 700 bin tonu da şaraplık olarak değerlendirilmiş. Yaş üzümün yüzde 30’unun da pekmez üretiminde kullanıldığını belirtelim.

Türkiye üzüm piyasasının 3 milyar TL’yi bulduğu tahmin ediliyor. Türkiye bu rakamlarla dünya üzüm üretiminde beşinci sırada yer alıyor. Sofralarımızda artık sadece siyah ve yeşil üzüm görmüyoruz. Koyu mor, açık mor gibi rengarenk türler de sofralarımızı süslüyor. Ülkemizde özellikle sofralık ve kurutmalık türleri yaygın olsa da son dönemlerde kaliteli şarap bağları da hızla artıyor. Bu alanda doğru üzüm seçimi yapılırsa fırsatlar söz konusu. Diren Şarapçılık Yönetim Kurulu Üyesi Erol Diren, şu tavsiyelerde bulunuyor:

“Anadolu’nun her yerinde farklı isimlerle çeşitli kalitelerde üzümler yetişebiliyor. Son dönemde kırmızı üzüm ve kırmızı şarap trendi var. Bazı kırmızı üzüm çeşitlerinin kıymetli şarap verdiğini ve sofralık olarak da değerli olduğunu biliyoruz. Üzüme, bağcılığa girmek isteyenler bunlara dikkat etmeli. Bağ kurmak isteyenler bölge şartlarını göz önünde bulundurup iklime, bölgeye uyumlu, kolay adapte olabilen üzüm çeşitlerini tercih etmeli.Sanayiye yönelik çeşitlere gitmekte fayda var. Sadece sofralık çeşit üretenler satış ve pazarlamada güçlük çekebiliyor. Pazarlama sıkıntısı yaşamamak adına önce şaraplık kırmızı üzümün tercih edilmesi avantajlı olabilir.”

ŞEFTALİ VE NEKTARİN

Yılda 550 bin ton şeftali ve nektarin üretimiyle dünya altıncısı konumundayız. Genelde diğer ülkelerde şeftali ve ‘tüysüz şeftali’ olarak da bilinen nektarin yarı yarıya üretiliyor. Türkiye’de ise halen üretimin yüzde 95’i şeftali, yüzde 5’i jise nektarinden oluşuyor. Ancak son zamanlarda bizde de nektarin bahçelerinin alanı hızla artıyor. Bursa, Çanakkale, İzmir gibi illerde ciddi bahçeler kuruluyor. Bu konuda en ciddi hareketlilik Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde görülüyor. Elmasıyla da ünlü olan ilçe, son yıllarda nektarin üretimine ağırlık vermeye başlamış. Hatta Bayramiç Ziraat Odası bölgeye haS özel bir tadı olan nektarini ‘Bayramiç Beyazı’ diye tescillemiş. Bayramiç Ziraat Odası Başkanı İsmail Pehlivan’ın bu meyveyle ilgili değerlendirmesi şu şekilde:

“İlçemizde ciddi bir elma üretimi var. Türkiye üretiminin yüzde 6’sını karşılıyoruz. Ancak son dönemlerde nektarine yoğunlaştık. Bayramiç Beyazı diye de ismini tescilledik. Diğer bölgelerde yetişenlerden farklı. 11 bin tonluk üretime ulaştık. Halen 6 bin dekarda üretim yapıyoruz. Nektarin karlı bir meyve. Ancak bu işe gireceklere en az 30 dekarla başlamalarını tavsiye ediyoruz. Bir dekar bahçeye 50-65 fidan dikilebilir. Arsa hariç bir dekar bahçenin maliyeti 2 bin 500 TL’yi geçmez. 1 dekardan 3 ton ürün alınabilir. Kilosu 3-4 TL’den satılıyor.”

ZEYTİNDE DOĞRU ÇEŞİT ÖNEMLİ

Deyim yerindeyse Anadolu’nun dağı taşı zeytin ağacı oldu. Çok değil 10 yıl önce 90 milyon civarında olan zeytin ağacı sayısı 180 milyona yaklaştı. Özellikle Mut, Tarsus, Osmaniye, Kilis ve Şanlıurfa’da muazzam bir atak var. Bu bölgeler çok değil önümüzdeki birkaç yıl içinde çok önemli zeytin merkezleri haline gelecek.

Söz konusu bölgelerdeki yeni üretim alanları asıl bu sezon devreye girecek. Bu yıldan itibaren hem yağlık hem de sofralık zeytinde bolluk yaşanabilir.

Peynirleriyle tanınan Kaan Gıda, aynı zamanda önemli bir zeytin üreticisi. Kaan Gıda’nm kurucularından Haşan Kaan, zeytin ağacı dikeceklere şu uyarıyı yapıyor: “Bu saatten sonra ancak sanayi tipi yeşil zeytin dikenler için fırsat olabilir. Tril-ye ve siyah zeytinde doyuma ulaşıldı.”

HER MEVSİM ÇİLEK VAR

Bitki türü meyveler arasında ise çilek ön plana çıkıyor. Ülkemizde kış başlarında bile artık çilek bulmak mümkün. Bahar ayında açık alanda yapılan çilek üretimi, kış aylarında seralara taşınıyor. Hem yurtiçi hem de yurtdışında çok talep gören bir meyve olduğu için yatırımcılara ciddi fırsatlar sunuyor. Pazar sıkıntısı yaşanmıyor.

Çilek üretiminde Silifke ve Anamur öne çıkıyor. Türkiye çilek üretiminin neredeyse yarısını bu ilçeler karşılıyor. Silifke Çilek Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Özmen, aynı zamanda büyük çilek üreticilerinden biri… Acem Tarım’ın ortaklarından olan Özmen, halen 2 bin dönüm arazide çilek yetiştiriyor. Ahmet Özmen, “Silifke’nin ova köylerinin yüzde 80’i bu işten geçimini sağlıyor. 2004 yılından itibaren üretim arttı ve bütün köyler bu alana yöneldi. Ürettiğimiz çileğin 25 bin tonu ihracata gidiyor. Çilek, üreticisinin yüzünü güldürüyor” diyor.

Tarım Bakanlığının meyvecilik destekleri

■    Sertifikalı fidan desteği: AB içindeki rekabet gücünü artırmak ve modern bahçeler tesis etmek amacıyla, yurtiçinde üretilip sertifikalandırman fidanlarla bahçe tesis eden üreticilere dekar başına olmak üzere uygulanan destekleme çalışmalarına ilk defa 2005 yılında başlandı. Halen dekar başına 50-300 TL arasında destek veriliyor.

■    Mazot desteği: 2003 yılından itibaren üreticilere dekar başına mazot desteği yapılıyor. 2009’da ÇKS’ye (Çiftçi Kayıt Sistemi] kayıtlı üreticilere 2.93, geçen yıl ise 3.25 TL/dekar mazot destekleme ödemesi yapıldı. Bu yılki destekler henüz açıklanmadı.

■    Gübre desteği: Çiftçilere kimyevi gübre desteklemesi, ürün grupları üzerinden yapılıyor. 2009’da ÇKS’ye kayıtlı üreticilere 3.83, geçen yıl ise 4.25 TL/dekar kimyevi gübre destekleme ödemesi yapıldı. Bu yılki destekler henüz açıklanmadı.

■    Organik tarım ve iyi tarım uygulamaları desteklemeleri: 2005’te doğrudan gelir desteğine (DGD] ek olarak, organik tarım üreticilerine dekar başına 3 TL ek destek verildi. Geçen yıl da organik tarım uygulamaları yapan çiftçilere 20, iyi tarım uygulamaları yapanlar ise 15 TL/dekar ödemesi yapıldı. Bu yılki destekler henüz açıklanmadı.

■    İndirimli faizli kredi destekleri (yüzde 25-100 faiz indirimi]: Kırsal kalkınma yatırım destekleri yüzde 50 hibe olarak veriliyor. İşleme, paketleme, ambalajlama, soğuk hava depolan, soğuk taşımacılık gibi yatırımlarda kullanılabiliyor.

■    Sigorta desteği: Tarım üreticilerinin poliçe bedelinin yüzde 50’si bakanlık tarafından karşılanıyor.

ÎDRIZ ÇOKAL





Bu Konularda İlginizi Çekebilir

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir