Anasayfa / Ekonomi-Finans / Yatırım Yapılacak Ülkeler ve Yatırım Teşvikleri

Yatırım Yapılacak Ülkeler ve Yatırım Teşvikleri




Ticaret Yapılacak Afrika Ülkeleri, İş Kurulacak Ülkeler, Yurtdışında İş Kurmak, Yatırım Teşviği Veren Ülkeler, Yatırım Yapılacak Ülkeler

Dünya ekonomisinin yakın dönem geleceğine, gelişmekte olan ülkeler damgasını vuracak. Özellikle talep yaratma açısından bakıldığında krizle boğuşan klasik pazarlar yerine alternatif pazarlar öne çıkıyor. Bu açıdan resesyondan çıkış için tüm gözler gelişmekte olan ülkelerin göstereceği performansta. Türk şirketleri de yıllardır ihracatçı olarak girdikleri yeni pazarlarda bu yüzden artık yatırımcı olarak da yer alıyor. Hedef, pazarlara yakın olmak ve rekabette avantajlı konuma yükselmek. Ekonomist olarak, hızlı büyüyen ve Türk şirketlerin yatırım atağında olduğu ülkelere yönelik bir araştırma yaptık. 5 yıllık gelecekte ekonomileri yüzde 30 ile 80’in üzerinde büyüyecek 12 ülkenin pazar koşullarını araştırdık. Önümüzdeki 5 yılda ekonomilerini 7 trilyon doların üzerinde büyütecek 12 ülkede iş yapan insanlardan kritik tavsiyeler aldık.

Yaşanan ve halen etkisi süren global kriz pek çok ülkenin canını yaktı, yakmaya da devam ediyor. Oysa durum Türkiye ve Türk şirketleri için biraz daha farklı. Dünya coğrafyasını derinden sarsan kriz ortamının Türk işadamına, kabuğunu kırma fırsatı yarattığı bir gerçek.

Yalnızca bu yıl AB dışına Türkiye’den gerçekleşen ihracat yüzde 34 oranında yükseldi ki, bıı rakamlar bile Türk özel sektörünün alternatif pazarlar bulmasındaki becerisini göstermeye yetiyor.

Artık Türk işadamı dünya pazarlarına açılmada kendine daha fazla güveniyor. Hem de mal satmak için gittiği pazarlarda, artık yatırımcı olarak da bulunuyor. Fabrika kuruyor, mağaza açıyor, otel yatırımı yapıyor.

Dünya rekabetinde öne geçebilmek için geleceğin yıldızı olarak gördüğü ülkelerde dev bütçeli sanayi yatırımları gerçekleştiriyor.

Türklerin bu ülkelerde yatırımcı olarak bulunmaları yakın gelecekte çok büyük avantajlar ortaya koyacak.

Çünkü Türk iş dünyasının yatının yaptığı bölgelerde yakın gelecekte dünya ekonomilerine yön verecek ülkeler var.

Her biri ekonomilerini 5 yıl içinde yüzde 30-80 oranında büyütecek olan bu ülkeler, yatırımcı olarak bulunan şirketlere çok şey vaad ediyor. Ekonomist farkı ile yaptığımız çalışma, bu ülkelerle ilişki kurulma yöntemlerini, ne tür teşvikler alınabileceğini, altın değerindeki önerileri içeriyor…



NİÇİN AFRİKA?

Ülkelere girmeden önce kısaca Türk iş dünyasının radarındaki bölgelerden söz edelim. İlk durağımız Afrika. Kuşkusuz Afrika sadece Türklerin değil tüm dünyadaki şirketlerin öncelikli pazarlarından birisi. 1 milyara yakın nüfusun yaşadığı Afrika, 15-24 yaş dilimindeki 200 milyon kişiyle en aynı zamanda dünyanın en genç nüfusuna sahip bölgesi. Sahip olduğu zengin doğal kaynaklar nedeniyle Afrika herkes tarafından çok önemli bir pazar olarak değerlendiriliyor. Üstelik, kıtanın genelindeki iç çatışma, savaş risklerine rağmen.

Türkiye’nin Afrika ile ticareti uzun yıllar daha çok Afrika’nın kuzeyiyle yani Libya, Tunus, Fas, Cezayir ve Mısır gibi ülkelerle sınırlı kaldı. Halbuki siyah Afrika olarak adlandırabileceğimiz Orta ve Güney Afrika ülkelerinde potansiyel çok daha büyük. Son yıllarda bu konularda da önemli adımlar atılmış durumda. Başta Güney Afrika Cumhuriyeti ve Nijerya olmak üzere Sudan, Etiyopya ve Cibuti, Güney Doğu Afrika’da Kenya ve Tanzanya, Batı Afrika’da Senegal ve Gana, Orta Afrika’da Kamerun, Güney Batı Afrika’da Angola Türk iş adamlarının ilgi gösterdiği yerler oldu.

GÖZLER ÇİNDİSTAN’DA

Çin ve Hindistan, dünyanın gözlerini diktiği iki önemli pazar olarak kabul ediliyor. Dünya nüfusunun yüzde 40’ını, küresel GSYlH’nin ise yüzde 25’ini oluşturan bu iki ülke, gelişen orta sınıfıyla, büyüyen ithalat hacmiyle uzun süredir tüm dünyadaki şirketlerin iştahını kabartıyor.

Türk şirketleri uzun yıllar tehdit olarak algıladığı bu dev pastadan pay alabilmek için son dönemde bu iki ülkeyi yatırım radarına almış dürümdalar. Başlayan yatırımlar dışında bu iki ülkeye yatırım düşünen birçok şirket de var.

Bu iki ülke önümüzdeki 5 yılda ekonomilerini 5.8 trilyon dolarbiiyütecek. Bu dev pastadan kim parça kopartmak istemez ki?

LATİN AMERİKA

Coğrafi olarak uzak olmasından ötürü Türk şirketlerin uzun süre ilgi göstermediği Latin Amerika pazarı, Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bölgeyi öncelikli yerler arasına almasıyla son yıllarda daha fazla gündemimize ginrıiş durumda.

Bilindiği gibi, ABD’nin güneyindeki tüm ülkeler Latin Amerika olarak adlandırılıyor. Bu yüzden de Fransızca, İspanyolca, Portekizce ve İngilizce konuşan tüm Karayip, Orta ve Latin Amerika ülkeleri de bu sınıflandırmada değerlendiriliyor. Coğrafi olarak bölge 20 ülkeden oluşsa da, Latin Amerika ekonomisinin Brezilya, Arjantin, Meksika, Venezüella ve Şili olmak üzere temelde beş ana ülke tarafından biçimlendiriliyor.

Latin Amerika, zengin doğal kaynakları, 600 milyonun üzerindeki nüfusu ve 2.5 trilyon dolara yaklaşan ticaret hacmi ile Türk şirketleri için ciddi bir potansiyel taşıyor.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir