Anasayfa / Makaleler / Yenilikçi Düşüncenin Önünü Kesen Engeller

Yenilikçi Düşüncenin Önünü Kesen Engeller




yenilikci dusunceHERHANGİ bir şirkette atılım için toplantı düzenlendiğinde herkes bol bol “değişim edebiyatı” yapar. Gündemdeki “yeni düşünceler ve çözüm önerileri” maddesine geçildiğinde ise sesler birden kesilir. Çünkü yenilikçiliğin bir okulu veya sihirli formülü yoktur. Yenilikçilik yaklaşımı zaman alan, ayrıca duygu yoğunluğu, hayal gücü ve sezgi gerektiren bir süreçtir. “Kutunun içinde” kalanlar, dünyaya ve topluma yeni bir gözle baka-mayanlar, değişimi fark edemedikleri gibi yeni bir düşünce veya çözüm de geliş-tiremez.

Aşağıdaki olgu, tutum ve davranışlar konusunda gerekli önlemler alınmadan, şirketin yenilikçi olması çok zordur:

■    Sistem eksikliği: Yenilik önerilerini değerlendiren bir süreç ve sistem yoksa insanlar, “Nasıl olsa bir işe yaramayacak” diye düşünüp zihnindeki çözümü açıklamaz. Bu tür işyerlerinde üstü toz bağlamış öneri kutuları çoğunlukla boş kalır.

■    Donanımsızlık: Dersini iyi çalışmadan ortaya düşünce atanların önerdikleri çözümler gerçekçilik sınavını geçemez.

■    Konforıniznı: Türkçeye “uymacılık” diye çevrilen bu tutum ve davranışın egemen olduğu işyerlerinde yeni fikirler fi-lizlenemez. Bu tür işyerlerinde kurulu düzenin, kazanılmış hakların ve alışkanlıkların diktatörlüğüne karşı çıkanlar baskı altına alınır.

■    “Tek düşünce” riski: Yenilik için yalnız tek bir düşüncenin ve çözümün peşine düşmek, verilen emeklerin boşa gitme riskini artırır. Alternatif çözüm yolları geliştirildiğinde ise en iyiyi bulmak kolaylaşır.

■    Düşünce yorgunluğu: Toplantılarda yeni çözümler için beyinlerin aşırı zorlanması çoğu kez bir işe yaramaz. İşe yarayan çözümler, bilinçaltı devreye girdiğinde ve içsel denetimin frenleri serbest bırakıldığında gün ışığına çıkar.

■    Küçümseme: İnsanların çoğunluğu, anlamadıkları düşünceleri küçümser ama ortaya atılan fikirlere dudak bükme ve burun kıvırma, yaratıcılığın düşmanıdır. Yaratıcılığı amaçlayan ve hedefleyen toplantılarda, her görüşe ve fikre hoşgörüyle yaklaşmak şarttır.



■    Eleştiri korkusu: Yöneticilerdeki küçümseme eğilimi, çalışanlarda

özgüven eksikliğine yol açar. Yanlış anlaşılma endişesi nedeniyle şirket yönetiminin özellikle orta ve alt kademedeki elemanları kendi kendilerine sansür uygular. Bazıları da önerdikleri çözüm kabul edildiğinde, “Bu işi sen yap öyleyse” denilmesini istemedikleri için susar.

■    Peşin hükümler: Yeni düşünceleri değerlendirirken, düşünce sahiplerinin makamlarına ve yaşlarına bakılması yanlış olur. Umutları, hayalleri, becerileri ve özlemleri olan her kişi potansiyel de olsa bir yaratıcılığa sahiptir.

YENİ DÜŞÜNCELER NASIL FİLİZLENİR?

Bugünün ve yarının sorunlarının dünün düşünceleri ile çözülmesi imkânsızdır. Yeni düşüncelerin ortaya çıkması ise aşağıdaki yaklaşımları gerekli kılar:

■    Fırtına yerine meltem: Bir zamanlar moda olan beyin fırtınasının (brainstorming) adı üstünde sert ve soğuk havası yenilikçiliği daha filizlenirken engeller. Yenilik için yapılan toplantılarda, gönülden ve içten söyleşilerin meltemi eserse daha iyi sonuç alınır. Deneyimli yöneticiler beyinlerini hemen bir hedefe yöneltebilir ama diğerlerinin beyinleri ancak ısınma hareketlerinden sonra bir şeyler üretmeye başlar. Duygu, sezgi, gözlem ve deneyimlerin harman edildiği sıcak bir ortam, toplantıları daha verimli kılar.

■    Önce meşk değil, aşk: Ruhunda yeni bir konsept ve ürün bulmanın heyecanını derinden duyamayan kişi yeni düşüncelere ulaşamaz. İşine tam anlamı ile sarılan kişinin zekâsı bilenir, sezgileri berraklaşır. Alman filozofu Immanuel Kant’ın, “Heyecan duymadan yapılan bir işte, başarı sağlanamaz” sözü ve bizim “Aşk olmadan, meşk olmaz ” atasözümüz, bu gerçeğin yüzyıllar öncesinde fark edildiğinin kanıtıdır.

■    Kural değil özgürlük: Sıkı kurallar, yaratıcılığı dar bir alana hapseder. Düşüncelerin özgürce daldan dala konabildiği bir ortamda ise çok sayıda yeni fikir ortaya çıkabilir. Toplantı sırasında biraz ham ve saçma gibi görünen bir fikir geliştirildiğinde ideal bir çözüm olabilir.

■    Problem yerine öykü: İnsanlar bir soruna kafa yorarken verileri ve olayları bir matematik probleminin unsurları gibi ele almak yerine, bir öykünün akışı içinde düşünmeyi tercih eder.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir