Sağlık Haberleri

Yüzlerce şirket, kuru buz yapımı için yarışa girdi

Kuru buz kavgası

KORONAVlRÜS, dünya imalat sektöründe bambaşka bir kapışmaya neden oldu. Yüzlerce şirket, kuru buz yapımı için kıyasıya bir rekabetin içine girdi. Çünkü bulunduğu belirtilen korona aşısını, sıfırın altında 70 derecede saklamak gerekiyor. Bu ısıyı temin edebilecek tek kaynak ise kuru buz.



Aşılar genelde soğuk ortamlarda korunuyor. Amerikan çok uluslu ilaç firması Pfizer’in geliştirdiği korona aşısının da farklı bir yönü bulunmuyor. Üretiminden son kullanıcıya ulaşana kadar “soğuk zincir” içinde kalmak zorunda olan aşının küresel dağıtımı, en büyük sıkıntı. Yüzde 95 oranında etkili olduğu bildirilen Covid-19 aşısının dağıtımı ayrı bir sorun, bu aşıların güvenli olduğuna dair hükümetlerin yapacağı halkla ilişkiler çalışmaları ayrı bir sorun. Aşı için kimler öncelikli olacak, ücreti ne olacak, bir yıl mı etkili olacak, ömür boyu mu, yan etkileri olacak mı, birkaç hafta ara ile iki doz yapılacağından bu sıra nasıl takip edilecek?

2021’DE BU BELADAN KURTULACAK MIYIZ?

Pfizer ve Alman ortağı BioNTech’in birlikte ürettiği aşının, bozulmaması için nakli sırasında -70 derecede sabit tutulması gerekiyor (Pfizer de ABD’ye göç eden bir Alman olan Charles Pfizer’in 170 yıl önce kurduğu bir şirket). Bu ısı, diğer aşıların korunması gereken ısıdan 50 derece daha düşük.

Sadece on yıllık bir biyoteknoloji şirketi olan yine ABD’li Moderna, geliştirdiği aşının eczanelerdeki buzdolaplarında 30 gün boyunca saklanabileceğini iddia ediyor. Üstelik daha az dozun etkili olacağını söylüyor. Ancak henüz resmi kurumlar, sonuçların kesinliğini onaylamış değil.

BioNTech firmasının CEO’su (İcra Kurulu Başkanı) Uğur Şahin, “Aşının oda sıcaklığında nakledilebilmesi için formül geliştirmeye çalışıyoruz” diyor. Mainz Üniversitesi’nde onkoloji profesörü olan ve eşi özlem Türeci ile şirketin kurucu ortakları arasında bulunan Türk asıllı Alman vatandaşı, 55 yaşındaki Şahin, 2021’in ikinci yarısında aşıyı herkese ulaşacak hale getirebileceklerini kaydediyor. ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Alex Azar ise, Moderna’nın aşısının daha esnek olduğunu ve kısa zamanda Amerikan eczanelerinde yerini alabileceğini ifade ediyor.

ÇOK SOĞUK VE TEHLİKELİ

Buna karşılık Pfizer’in planları ise gelecek yıl, 1.5 milyar doz aşının piyasaya sürülebileceği yönünde. Ancak bunun için çok miktarda kuru buz ve çok sayıda izotermik (ısının sabit kaldığı) kutu gerekiyor. Neyse ki her ikisinin de üretimi kolay. Özellikle kuru buz. Evde bile yapılabilir. Ama tarifini vermeyeceğiz. Çünkü çok tehlikeli. Kuru buz, karbondioksitin katı hali. Erimiyor, doğrudan süblimleşiyor (buharlaşıyor). Korunması gereken ürünü -78 dereceye kadar donduruyor. Ama çıplak elle dokunursanız, soğuk ısırığı denen bir yanma hissedersiniz. Acılı bir yanma. Bu yanma, kor ateşi tutmaktan farksız (Mutlaka kalın bir koruyucu eldiven giyilerek tutulmalı). Katı karbondioksit, direkt gaz haline geçtiğinden solunması da tehlikeli olan bir madde. Bulunduğu ortam, çok iyi havalandırılmalı (Karbondioksit havada yüzde 0.03 oranında bulunur. Bu oran yüzde 5’i geçerse zehirli hale gelir. İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre geçtiğimiz mart ayında Moskova’da bir doğum günü partisinde, yüzme havuzuna 25 kilo kuru buz atılmış, üç kişi karbondioksit zehirlenmesinden hayatını kaybetmişti. Kuru buz buharlaşırken sis yapar ve bu da fotoğrafçılarla eğlence mekanı sahipleri için estetik bir görüntü oluşturur).

BELİRSİZLİKLER VE BEKLENTİLER

Kuru buz, yiyecek maddeleriyle ilaçların korunmasında da kullanılıyor. Pfizer’in sözünü ettiği izotermik kutular, 975 vial (küçük şişe) aşı depolayabiliyor. Bu da 4 bin 875 doz aşı demek. 15 günlük bir koruma sağlanıyor. Pfizer’in CEO’su Albert Bourla, “Soğuk zincir gereksinimleri için endişem sıfır” diyor. Çünkü, şu sıralarda kuru buz ve izotermik kutu imalatı son hızıyla sürüyor. Fakat sorun, yok değil. Ülkelerin hem kentsel bölgelerinde hem de kırsal kesimlerinde aşıyı doğru biçimde kullanabilecek, yeterli bilgi sahibi sağlık personeli var mı? Pan Amerikan Sağlık Teşkilatı direktör yardımcısı Doktor Jarbas Barbosa’nın cevabı hazır: “Dünyada kim buna hazırlıklı? Hiç kimse.”




ABD ve Kanada’nın birlikte günlük kuru buz üretimi 30 bin ton. Bunun yüzde 5’inin, aşının korunması için yeterli olduğu hesaplanıyor. Ancak kırsal kesimlere gönderilen kutularda 15 günlük sürenin geçirilmesi halinde takviye olarak kuru buz temin edilmesi şart. Pandemi nedeniyle daha az motorlu aracın yollarda olduğu ABD’de kuru buz gibi tehlikeli bir maddenin naklinde sorunlar çıkması kaçınılmaz gibi görünüyor. Paket teslimat ve tedarik zinciri yöneticisi (UPS, FedEx, DHL, TNT gibi) şirketler, her ne kadar kuru buz teslimatı yapabileceklerini söyleseler de bunun için personelin eğitilmesi ve araçların da kuru buz taşımaya uygun hale getirilmesi gerekiyor. Kuru buz o kadar tehlikeli ki, Amerikan Federal Havacılık Dairesi, kuru buzu, kargo uçaklarında bile taşınması tehlikeli maddelerden sayıyor ve uçağın boyutuna göre 500-1000 kilodan daha fazlasını kabul etmiyor.

Aşı, pandemiyi hemen bitirmeyecek

ABD’de kâr amacı gütmeyen tıp organizasyonlarından Mayo Clinic ve Avrupa İlaç Kurumu’nun (European Medicines Agency-EMA) ilginç bulgularından birkaç örnek sunuyoruz:

• Covid-19 aşısını bulmak, dünyanın hemen normale döneceği anlamına gelmiyor. Aşının bir fark yaratması için belli bir süre geçmesi gerekecek. Bu sürenin ne kadar olacağını kimse bilmiyor. Aşıların kısa vadeli bir bağışıklık sağlayacağına, üretim, dağıtım ve insanların koluna gelene kadar her aşamada çok fazla lojistik sorun yaşanacağına ve hata yapılacağına kesin gözüyle bakılıyor.

• Küresel Aşı Girişimi COVAX, ilk aşamada, iki milyar doz güvenli ve etkili aşı kullandırmayı amaçlıyor. Dünya Sağlık Teşkilatı’nın (WHO) bu yıl kurduğu bu girişim, dünya nüfusunun yüzde 60’tan fazlasını oluşturan ülkelerden aşı talebi aldı. Bunlar arasında Çin, Rusya ve ABD bulunmuyor. Sebebi, bu ülkelerin kendi aşılarını geliştiriyor olması.

Ayrıca ABD, Dünya Sağlık Teşkilatı’nı, salgını bildiği halde zamanında uyarıda bulunmadığı gerekçesiyle şiddetle eleştirmişti. Ancak girişimin yöneticisi Doktor Richard Hatchett, “Bir ülkenin tek başına Covid-19’dan kurtulması mümkün değil. Ya beraber yüzeceğiz ya da beraber batacağız” diyor. Hatchett, “Şimdiye kadar 3 milyar dolarlık fon oluşturuldu. Oysa 15 milyar dolara ihtiyaç var” şeklinde konuşuyor.

• Zengin ülkeler, aşıların yarısını satın aldı bile. İngiltere merkezli, kâr amacı gütmeyen uluslararası yardım kuruluşu Oxfam’a göre, dünya nüfusunun yüzde 61’i, 2022 yılına kadar aşıdan mahrum kalacak. Oxfam, İngiltere’de kişi başına beş doz aşı sipariş edilirken, Bangladeş’te her dokuz kişiye bir doz aşı düştüğünü ileri sürüyor. Aşıya ulaşmanın, nerede yaşadığına ve ne kadar paran olduğuna bağlı olmaması gerektiğini savunan “Oxfam America” yöneticisi Robert Silverman, aşının dünyadaki 172 ülkenin her bireyi için hazır tutulmasının ve her bireyin ödeyebileceği fiyat aralığında olmasının zorunluluğuna işaret ediyor.

• At nalı yengeci (Horseshoe Crab) kanının Covid-19 aşısı yapılmasında kullanıldığının öğrenilmesi, pek çok Avrupa ülkesinde hayvanseverleri ayağa kaldırdı. Bu hayvanın kanı, uzun zamandır aşı araştırmalarında kullanılıyordu. Korona aşısı elde edilmesinde de yararlı olabileceği fikri, tıp çevrelerini heyecanlandırmıştı. Yengeç kanında, moleküllere karşı ölçülebilir bir reaksiyon olduğu 1980’lerden beri biliniyor. Hayvanseverler, yengeçlerin rahat bırakılıp, kanları yerine sentetik alternatifler bulunması konusunda tıp çevrelerine baskı yapmaya başladı. At nalı yengeçleri, dünyada 450 milyon yıldır mevcut. Başta dinozorlar olmak üzere beş türün yok oluşundan sağ çıkan bu hayvanların nesillerinin nasıl tükenmeden günümüze kadar geldiği merak konusu olmuştu.

• Korona aşısının önündeki en büyük engellerden birinin de aşı aleyhtarları olduğu vurgulanıyor. ABD’de George Washington Üniversitesi’nden bir ekip, aleyhtarların, sosyal medyayı kullanarak aşının bulunmasına karşı çıktığını saptadı. Ülkede korona öncesi, aşı olarak hayatı kurtulmasına rağmen aşı aleyhtarlığından vazgeçmeyen yüzbinlerce kişinin varlığına işaret eden ekip, bu insanların “sürü bağışıklığı” yöntemini savunduğunu belirtti. Oysa İsveç, korona için sorunun çözümünü sürü bağışıklığına bırakmış, başarılı olamamıştı.

Alev Rigel


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu