Anasayfa / Sağlık / Biyoteknolojik ilaca 600 milyon dolar yatırım

Biyoteknolojik ilaca 600 milyon dolar yatırım




İlaç sektöründe biyoteknolojik ilaçlara kayış var. Global büyüklüğü 220 milyar dolar civarında olan biyoteknolojik ilaç pazarı Türkiye’de de hızlı büyüyor. Son üç yıldır Türkiye’de yüzde 20 büyüme gösteren biyoteknolojik ilaç sektörü 3,4 milyar TL’lik hacme ulaştı. Bu alandaki büyümenin yeni yatırımlarla sürmesi bekleniyor. Beş sektör oyuncusu 600 milyon dolarlık yatırım yapıyor.

Biyoteknolojik ilaçlar, canlı organizmalar kullanılarak üretilen moleküller olarak tanımlanıyor. Bu tür ilaçlar dünya genelinde 1990’ların sonundan başlayarak yükselen bir trend sergiliyor. Global ilaç pazarında en çok satılan 100 ilacın 48’i biyoteknolojik ilaçlar. Bu ilaçların global pazar büyüklüğü 220 milyar dolan buluyor. Bugün dünya ilaç pazarının yüzde 20’sini biyoteknolojik ilaçlar oluşturuyor. Bu alandaki pazar büyüklüğünün 2019 yılında 445 milyar dolara ulaşacağı, 2030 yılında ise biyoteknolojik ürünlerin tüm ilaç tanı ürünleri içerisindeki payının yüzde 80’i bulacağı tahmin ediliyor.

Toplam biyoteknolojik ilaç pazarı 3,4 milyar TL’lik büyüklüğe ulaşan Türkiye’de ise en çok satılan 100 ilacın 31’i biyoteknolojik ürünlerden oluşuyor. Bu ürünlerin Türkiye pazarından aldıkları pay yüzde 17’yi buluyor. Bu veriler de yeni yatmmlann yolunu açıyor. Son yıllarda Türkiye’de de bu alana yapılan yatırımlardaki artış dikkat çekiyor. Abdi İbrahim’den Koçak Farma’ya kadar birçok sektör oyuncusu biyoteknolojik ilaç yatırımına soyunmuş bulunuyor. Yaptığımız araştırmaya göre, beş sektör oyuncusu bu alanda 600 milyon dolarlık yatınm yapıyor.

Araştırmacı İlaç Firmaları Demeği (AİFD) Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, Türkiye’de biyoteknolojik ilaç sektörünün gelişmesinin, yıllık 140 milyar doları bulan global ilaç AR-GE bütçesinden ülkemizin daha büyük pay almasını sağlayacağını vurguluyor. Dereli, “Türkiye’nin başarılı bir üretim ve ihracat üssü haline gelmemesi için hiçbir neden yok” diyor.

200 HASTALIĞI TEDAVİ EDİYOR

Pek çok farklı tedavi grubunda biyoteknolojik ilacın mevcut olduğunu ifade eden İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) Genel Sekreteri Turgut Tokgöz ise biyoteknolojik ilaçlarla, kanser, alzheimer, kalp hastalıkları ve diyabeti de içeren 200 hastalığın tedavisinin yapıldığını söylüyor. Türkiye ilaç pazarındaki ithal ürünlerin yüzde 29’unu biyoteknolojik ilaçların oluşturduğunu da belirten Tokgöz, “Kısa vadede olmasa bile bu ürünlerin ülkemizde geliştirilmesi ve üretilmesiyle bu oran azalacak” diye ekliyor.

Türkiye’de faaliyet gösteren ilaç şirketleri küresel ilaç sanayimdeki bu gelişmelere kayıtsız kalmıyor. Abdi İbrahim, bu şirketlerin başında geliyor. Artık geçmişte tedavisi mümkün olmayan hastalıkları tedavi edebilecek bir biyoteknolojik ilaç sektöründen söz edildiğini belirten Abdi İbrahim CEO’su Süha Taşpolatoğlu, 2015’te Eseryurt’ta Türkiye’nin en büyük biyoteknolojik ilaç üretim tesisi nin temelini attıklarını söylüyor. 2017 yılı içinde üretime başlayacak olan şirket, 2018’den itibaren ise tüm üretim süreçlerini gerçekleştirecek. Biyoteknolojik ürünler şirketin faaliyet gösterdiği Bağımsız Devletler Topluluğu, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine de ihraç edilecek. 2020’de biyoteknolojik ilaçların şirketin yurtiçi satışlarının yüzde 10’unu oluşturması, toplam ihracatının da en az yüzde 20’si-nin biyoteknolojik ilaçlardan gelmesi hedefleniyor.



Koçak Farma da 2014 yılında Çerkezköy OSB’de bulunan üretim tesisinde bağımsız bir altyapıya sahip biyoteknolojik tesisinin temelini attı. Tamamlanarak faaliyete geçen tesiste analog insülin üretimine başlandı. AR-GE merkezlerindeki 70 bilim insanının faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Koçak Farma CEO’su Hakan Koçak, “2016 yılı ciromuz 531 milyon TL. Biyoteknolojik ilaç çeşidimiz arttıkça ciromuza etkisi de artacak” diyor.

ETKEN MADDE ÖNEMLİ

Türkiye’de biyoteknolojik ilaç pazarının geride kalan üç yılda her yıl ortalama yüzde 20’lik büyüme gösterdiğine dikkat çeken TR Pharm Genel Müdürü Mehmet Göker ise 10 yıllık dönemde bu büyümelerin daha yüksek yüzdelerle ifade edileceğini söylüyor. TR Pharm’m da bu alanda Çerkezköy OSB’de etken maddeden başlayarak biyoteknolojik ilaç üretmeye dönük olan fabrika yatırımları ve AR-GE faaliyetleri olduğunu ifade eden Mehmet Göker, şunlan anlatıyor: “AR-GE faaliyetlerine en az 20 milyon Eu-ro ayırmış durumdayız. Biyoteknolojik ilaç etken maddesinin medikal kıymetinin yanında çok ciddi bir finansal değeri var. Hatta yapılan çalışmalarda altının gramına kıyasla 30-40 kat daha yüksek bir piyasa değeri olduğunu gördük. Bütün bu yatırım ile üretim kapasitesi 150 kilogram ilaç etken maddesi olacak. Etken maddeden üretimine başlayarak bitmiş ilaç dozaj formlarını ulusal ve uluslararası tıbbın hizmetine sunacağız.”

İRAN-TÜRK ORTAKLI ŞİRKET

İran merkezli CinnaGen Group da ilk yurtdışı yatırımını Türkiye’de gerçekleştirdi. Şirket, Çerkezköy OSB’de fabrika kurup, sadece biyoteknolojik ürünlerin geliştirilmesine odaklı bir AR-GE merkezi yatırımına başladı.

CinnaGen İlaç Kurucu Ortağı ve CEO’su Ferhat Farşi, Türkiye’nin 1 milyar dolarlık biyoteknolojik ilaç ithalatı olduğunu, yapacakları yatırımın Türkiye’nin bu alandaki ithalatının yüzde 60’ını karşılayacak düzeyde olacağını ifade ediyor. Ferhat Far-şi, “2018 yılının son çeyreğinde faaliyete geçmeyi planlıyoruz. 2018’de de ilk üretimimizi gerçekleştireceğiz. Ciromuzun tamamı da biyoteknolojik ilaçlardan gelecek” diyor.

EK TESİS KURACAK

İlko İlaç da dört yıl önce Güney Kore merkezli biyoteknoloji firması Genexine ile bir ortaklık anlaşması imzaladı. Bu çerçevede, Türkiye’nin ilk biyoteknolojik ilaç AR-GE, üretim ve uluslararası pazarlama yatırımı olan İLKOGEN kuruldu. Şirketin 32,4 milyon dolarlık yatırım planladığını belirten İlko İlaç Genel Müdürü Hatice Öncel, 2015’te İstanbul Teknokent içerisinde İLKO ARGEM Biyoteknoloji AR-GE Merkezi’ni kurduklarını söylüyor. Öncel, şöyle devam ediyor: “Burası Türkiye’nin ilk biyoteknoloji AR-GE merkezi. İLKOGEN markalı ürünlerin üretimi İLKO İlaç’ın Konya’da bulunan üretim tesislerinde yapılacak. Bu nedenle biyoteknolojik ilaçlar için ek bir üretim tesisi kurulacak. İlk etapta 24 milyon dolarlık yatırım yapacağız. Biyoteknolojik ilaçların ciromuza yüzde 30 civarında ilave katkı sağlamasını planlıyoruz.”

BİYOTEKNOLOJİK İLAÇTA 6 ÖNGÖRÜ

Biyoteknolojik ilaçların dünyada 2020 yılında 600 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne ulaşması bekleniyor. Bu da gelecek dönemde konvansiyonel ilaçlara kıyasla en az iki kat fazla büyüme gerçekleştirmesi anlamına geliyor.

Türkiye’nin de kısa vadede konvansiyonel ilaçlarda olduğu gibi biyoteknolojik alanda da önemli bir üretim kapasitesine sahip olacağını tahmin ediliyor.

Konvansiyonel ilaçlardan daha yüksek oranda ihracatın gerçekleştirilmesi potansiyeli de var.

Türkiye’nin biyoteknolojik ilaç konusunda 1-2 milyar dolarlık iç pazarın dışında 600 milyar dolarlık global pazardan nasıl bir pay alabileceği kritik öneme sahip.

ilaç sektörü bugün cari açığa en fazla negatif katkı veren sektörlerden. Biyoteknolojik ilaçlar bu anlamda en çok negatif katkıyı veren alan. Türkiye’nin bu alanda gelişmesi, ekonomik anlamda da sektörün artıya geçmesini sağlayacak.

Türkiye’nin özel sektör ve kamu işbirliği içinde doğru adımları atması halinde, Güney Kore gibi önce bölgesel ardından da global bir oyuncu olabileceği öngörülüyor.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir