Anasayfa / Haberler / A’dan Z’ye Tüm Tarım ve Hayvancılık Destekleri

A’dan Z’ye Tüm Tarım ve Hayvancılık Destekleri



Gelecek İyi Tarımda

TASARRUF tedbirleriyle dikkat çeken 2019 yılı bütçesinde tarımsal üretime verilen desteklerde kesintiye gidilmedi. Tarımsal destekleme bütçesi, 2019 yılında 2018’e göre yüzde 17.3 artışla 16 milyar 989 milyon TL’ye çıkarıldı. Tarımsal destekleme bütçesinin en büyük kalemini 5 milyar 268 milyon TL ile hayvancılık destek ödemeleri oluşturdu. Hayvancılığın gelişiminin desteklenmesi amacıyla 2019’da hayvancılık işletmelerine sağlanan desteklerde artışa gidilmesi, etçi tip sığır ve koyun yetiştiriciliğinin geliştirilmesine ağırlık verilmesi 2019 Yılı Programı’nda yerini aldı. 2019’da alan bazlı tarımsal destek ödemelerine 4.3 milyar TL kaynak ayrılırken, fark ödemesi olarak da adlandırılan prim desteklerine 3.7 milyar TL kaynak aktarılması öngörüldü. Mazot desteği bütçesinin 2.1 milyar TL olacağı 2019’da, kırsal kalkınma amaçlı tarımsal desteklemeye 1.9 milyar TL ayrıldı.

2019 yılı bütçesinden tarım sektörü yatırım ödenekleri için 5.1 milyar TL, tarımsal kredi sübvansiyonu, müdahale alımları, tanmsal KIT’lerin finansmanı, ihracat destekleri ve diğer tarımsal destekler için 5.3 milyar TL’lik bütçe öngörüldü. Böyle-ce 2019 yılında bütçeden tarıma ayrılan kaynak 26.5 milyar TL oldu.

DESTEKLER SADELEŞTİRİLECEK

Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programfna göre, tarımsal destekleme sistemine ilişkin halihazırda uygulanan tarımsal desteklerin incelenmesi, sadeleştirilmesi, tanmsal desteklerin etki analizlerinin yapılması, desteklenecek ürünler ve destekleme birim tutarlarının analiz sonuçlarına göre her yıl yeniden belirlenmesi öngörülüyor. Desteklemeden yararlanan üreticilerin sayısı ile birim üreticinin desteklerden aldıkları toplam payların göz önünde bulundurulması, Kırsal Kalkınma Planı doğrultusunda ticari işletmeciliği destekleyecek tarımsal ve kırsal kalkınma yardımlarının öncelik-lendirilmesi konularını dikkate alan yeni bir destekleme anlayışının benimsenmesinin faydalı olduğu vurgulanıyor. Tarım desteklerinin havza, ürün ve su kısıtı temelinde farklılaştırılarak bunların idare ve kontrolünün alan bazlı yapılması, çeşitli kurumlar tarafından uygulanan farklı destek programları arasında tamamlayıcılığın sağlanması ile üretici veya işletmelerin gelir seviyelerinin desteklemelerde dikkate alınması öncelikli görülüyor.

Bilindiği üzere Türkiye’de Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli çerçevesinde ilçe düzeyinde üretimi desteklenecek bitkisel ürün listeleri kapsamında destekleme sistemi uygulanıyor. Hayvancılıkta ise desteklerin il ve bölge bazında ayrıştırılmasıyla daha odaklı bir destekleme modeline geçiş yapılırken, söz konusu bölgelere özgü destekler artırılıyor. Su ürünlerinde ise kıyı balıkçılığının kayıt altına alınarak desteklenmesine başlanmış bulunuyor.

TARIMSAL DESTEKLERDE ARTIŞ

Tarımsal destek ödemelerinde 2017 yılı gerçekleşmesi ile 2018 yılı gerçekleşme tahmini ve 2019 yılı programı kıyaslandığında, ana kalemler itibarıyla nominal artış dikkat çekiyor. 2017 yılında tarımsal desteklemelere 12.7 milyar TL destek bütçesi kullandırılırken, 2018’de destek bütçesi geçen yıla göre yüzde 13.9 artışla 14.5 milyar TL’ye çıkarılmıştı. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri süren 2019 yılı bütçesinin aynen yasalaşması halinde ise 2019 yılında tarımsal destek bütçesinin 2018’e göre yüzde 17.3 oranında artması hedefleniyor.

Tarım Kanunu’na göre çiftçilere milli gelirin yüzde l’i oranında tarımsal destek verilmesi gerekiyor. Bütçe olanakları nedeniyle tarımsal destek ödemelerine ayrılan kaynak milli gelirin ancak yüzde 0.5’ine ulaştığına dikkat çeken sektör temsilcileri, tarımsal girdi fiyatlarındaki artışa dikkat çekerek, destek ödemelerinin artırılmasını ve desteklerin zamanında ödenmesini istiyor.

HAYVANCILIĞA 5.3 MİLYAR TL

2019 Yılı Programı’na göre hayvancılık destek ödemeleri 2019’da bir önceki yıla göre yüzde 28.4 artışla 5 milyar 268 milyon TL’ye yükseltildi. 2017 bütçesinden hayvancılık destek ödemelerine 3 milyar 848 milyon TL, 2018 bütçesinden 4.1 milyar TL kaynak ayrılmıştı. Hayvancılık destek ödemelerinin destekleme bütçesindeki payı ise 2017, 2018 ve 2019 yıllarında sırasıyla yüzde 30.3, yüzde 28.3 ve yüzde 31 oldu.

Programa göre 2019 yılında hayvancılık işletmelerine sağlanan desteklerde artış yapılacak. Hayvancılıkta etçi tip sığır ve koyun yetiştiriciliğinin geliştirilmesine ağırlık verilecek. Bölgesel programların uygulanmasına devam edilecek. Türkiye’nin canlı damızlık hayvan ihtiyacının yerli üretimle karşılanması için büyükbaş hayvancılıkta başlatılan destekleme politikasının küçükbaş hayvancılığa da yaygınlaştırılması, ithalata bağımlı olunan damızlık ve besilik canlı hayvanda ülke kaynaklarının geliştirilmesi yoluyla küçükbaş öncelikli olmak üzere hayvancılık işletmelerinin kapasitelerinin yükseltilmesi öngörülüyor.

MERA ISLAHI PROJELERİ

Çayır ve mera alanlarının tespit, tahdit, tasnif ve ıslah çalışmalarının hızlandırılarak daha etkin ve verimli kullanımı sağlanacak, yem bitkisi ihtiyacı üretim ve ürün çeşitliliğindeki artışla karşılanacak. Programa göre 2019 sonuna kadar hayvancılığın potansiyel arz ettiği bölgelerden başlamak üzere mera ıslahı ve etkin yönetimine yönelik projelerin hayata geçirilmesi, kaba yem üretiminin destekleme sisteminin etkinleştirilmesiyle artırılması, bunların işlenerek korunması için gerekli mekanizasyonun yaygınlaştırılması sağlanacak. Ayrıca atıl meralardan başlamak üzere hayvancılık yatırımlarının faydasına yönelik kiralanan mera alanlarında ticarete konu olmayacak şekilde mera bitkilerinin ekimi yapılacak. Mera, yaylak ve kışlakların dahil olduğu köy statüsü yeniden tanımlanarak ilgili mevzuat yeniden düzenlenecek.

Süt fiyatlarında dengenin üretici veya tüketici aleyhine bozulmasının önlenmesi amacıyla Et ve Süt Kurumu tarafından süt regülasyonu çalışmalarına devam edilecek. Balıkçılıkta kaynak yönetimi bilimsel verilere dayalı ve etkin bir biçimde gerçekleştirilecek, idari kapasite güçlendirilecek. Su ürünleri yetiştiriciliğinde, çevresel sürdürülebilirlik gözetilecek, ürün çeşitliliği ve markalaşma ile uluslararası pazarlarda rekabet edebilirliğin artırılması sağlanacak.

Programda halen yıllık olarak tespit edilen hayvancılık destekleme konularının ve destek tutarlarının, beş yıl gibi uzun dönemleri kapsayacak şekilde belirlenmesi, üretim kararlarının ve tercihlerinin istikrarlı şekilde uygulanmasının sağlanması önemine dikkat çekiliyor. Hayvancılık altyapısına bölgesel anlamda destek aktarmak üzere Bölge Kalkınma İdareleri tarafından çiğ sütte soğuk zincir altyapısının desteklenmesi, serbest sistem yumurta tavukçuluğunda iyi tarım ve organik tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması, canlı hayvan pazarı altyapısının sağlanması, mezbaha yapımı, arı kovanı ve sıvat dağıtımı ile hayvan içme suyu göletlerinin yapımına öncelik verilmesi gerektiğine işaret ediliyor.

KIRSAL KALKINMAYA 1.9 MİLYAR TL

Kırsal kalkınma amaçlı tarımsal desteklemelere 2019 yılında 1.9 milyar TL kaynak ayrılacak. 2017 yılında bu kalemde 795 milyon TL, 2018 yılında 1.7 milyar TL kaynak kullandırılmıştı. Bu kaynakların 2017 yılında 216 milyon TL’si, 2018 yılında 339 milyon TL’si Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu hibe karşılığı olarak bütçeye konulmuştu.

Genç çiftçi destekleri de artacak. Bilindiği üzere genç çiftçilerin tarımsal üretime kazandırılması, yeni iş imkânlarını desteklenmesi üzere genç çiftçilere 30 bin TL’ye kadar hibe desteği sağlanıyor. Bu kapsamda, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık başta olmak üzere çeşitli tarımsal üretim kollarında kullanılmak amacıyla Genç Çiftçi Programı için 2016 yılında 450 milyon TL, 2017 yılında 483 milyon TL tahsis edilmişti. 2019 yılında ise Genç Çiftçi Programı’na 503 milyon TL tahsis edilmesi öngörülüyor.

MAZOTA 2.1 MİLYAR TL

Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na göre, 2019 yılında alan bazlı tarımsal destekler 2018’e göre, yüzde 11 artışla 4.32 milyar TL’yi aşacak. En yaygın kullanılan destekler olarak bilinen alan bazlı desteklerin büyüklüğü 2017’de 3 milyar TL, 2018’de 3.89 milyar TL düzeyindeydi. Gelecek yıl alan bazlı tarımsal desteklerden mazot desteği ödemelerine 2.1 milyar TL, gübre desteği ödemelerine 554 milyon TL kaynak ayrılacak. Mazot desteğinde nominal bazda yüzde 10’luk bir artış yaşanırken, gübre desteğinde artış yüzde 0.2 ile sınırlı kalacak.




Bilindiği üzere 2018 yılında üreticiye yüzde 50 mazot desteği uygulamasına geçilmişti. 2019’da organik tarım, iyi tarım, toprak analizi, küçük işletme desteğinin de aralarında bulunduğu alan bazlı ek ödemeler yüzde 27.6 artışla 436 milyon TL’ye çıkarılırken, sertifikalı tohum ve fidan kullanımı desteği yüzde 26.1 artışla 212 milyon TL’ye yükseltildi. 2019’da alan bazlı tarımsal destek ödemeleri kapsamındaki fındık desteklerine 850 milyon TL, Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma (ÇATAK) Programı Desteği’ne 180 milyon TL, telafi edici ödemelere 215 milyon TL ayrılacak.

PRİM DESTEKLERİNE 3.7 MİLYAR TL

Fark ödemesi olarak da ifade edilen prim destekleri 2019 yılında, 2018’e göre yüzde 7.7 artışla 3.7 milyar TL olacak.

2017 yılında prim desteği ödemelerine 3.9 milyar TL, 2018 yılında 3.46 milyar TL kaynak ayrılmıştı. Bu kapsamda yer alan hububat ve bakliyata yönelik verilecek prim destek ödemeleri 2019’da yüzde 12.5 artışla 1.1 milyar TL olurken, çayda prim desteği bütçesi yüzde 4.4 azalışla 163 milyon TL olarak öngörüldü. Kütlü pamuk, zeytinyağı, ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola, aspir ve dane mısır gibi arz açığı olan ürünlere ayrılacak prim desteği bütçesi ise yüzde 6.5 artışla 2.4 milyar TL oldu.

Programa göre tarımsal destekler, tarım havzaları ve parselleri bazında, sosyal amaçlı ve üretim odaklı olarak düzenlenecek. Desteklerde çevre ile bitki, hayvan ve insan sağlığı dikkate alınacak. Tarımsal desteklemelerde ürün deseni ve su potansiyeli uyumu gözetilecek. Bitkisel üretim sektöründe yerel çeşitlerin ve bitki gen kaynakları korunacak, biyoteknoloji, ıslah, çeşit geliştirme, etkin piyasa denetimi, Ar-Ge politikaları geliştirilecek, sertifikalı tohumluk üretimi ve kullanımı yaygınlaştırılacak.

GIDA GÜVENLİĞİ

Programa göre gıda güvenliğini teminen ürün piyasalarında ve çiftçi gelirlerinde istikrar gözetilerek etkin stok yönetimi, üretim, pazarlama ve tüketim zincirinde kayıpların azaltılması, piyasaların düzenlenmesine ilişkin idari ve teknik kapasitenin güçlendirilmesi ve dış ticaret araçlarının etkin kullanılması sağlanacak. Üretici örgütlerinin pazara erişimi kolaylaştırılacak. Sözleşmeli üretim ve arazi kiralama gibi yöntemlerle tarımsal işletmelerde ölçeklerin büyütülmesi, arazi edinimi uygulamalarının geliştirilmesiyle arazi bankacılığı dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazileri üretime
kazandırılacak. Tarım sigortalarının kapsamı genişletilerek yaygınlaştırılacak. Tarım sigortası destekleme hizmetlerine bütçeden 2017 yılında 860 milyon TL, 2018 yılında 958 milyon TL ayrılırken, 2019 yılı bütçesinden tarım sigortası destekleme hizmetleri çerçevesinde 1.2 milyar TL kaynak aktarılacak. Böylece 2017’de tarımsal destek bütçesinde yüzde 1 pay alan tarım sigortası destekleme hizmetlerinin payı 2019:da yüzde 2’ye çıkarılmış olacak. 2019 yılında diğer tarımsal amaçlı destekler için 342 milyon TL’lik destek bütçesi kullandırılacak.

Tarımsal üretimde yavaşlama var

Ekonomide tarımın payı düşüyor. Başta buğday ve arpada olmak üzere olumsuz hava koşullarına bağlı rekolte kayıpları, ihracatta yaşanan daralma ve baz etkisiyle 2016 yılında yüzde 2.6 küçülen tarım sektörü, 2017 yılında toparlanarak yüzde 4.9 büyüdü. 2018 yılında ise tarımsal üretimde yavaşlama öngörülüyor ve sektörün yıl sonu büyüme oranının yüzde 1.3 olacağı tahmin ediliyor.

2019 Yılı Programı’na göre, tarımsal katma değerin GSYH içindeki ağırlığı 2017 yılında yüzde 6.1 seviyesine gerilemiş olup, 2018 yılında bu oranın yüzde 6 civarına düşmesi bekleniyor. Sektörün toplam istihdam içindeki payı 2017 yılında yüzde 19.4’e gerileyerek istihdam 5.5 milyon kişi olarak kaydedildi. 2018 yılında bu oranın yüzde 18.8’e gerilemesi bekleniyor.

Tarım ve gıda ürünlerindeki ihracat 2017’de bir önceki yıla göre yüzde 4.4 artarak 16.4 milyar dolar olurken, ithalat yüzde 16.8 artarak 14 milyar dolara ulaştı.

2018 Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre ithalatta ormancılık hariç tüm alt sektörlerde, ihracatta ise tüm alt sektörlerde artış yaşandı. Programa göre mevcut koşullar dikkate alındığında, tarım ve gıda ürünleri ihracat ve ithalatında 2018 yılı sonunda bir önceki yıla göre artış kaydedileceği tahmin ediliyor.

Ette ithalat çözüm değil

Enflasyon üzerinde önemli baskı oluşturan kırmızı et fiyatlarında yaşanan yükseliş ve çözüm önerileri de 2019 Yılı Programı’nda yerini aldı. Programa göre kırmızı et fiyatlarında yaşanan artışın önüne geçilmesi için kırmızı et arzı artırılacak. Büyükbaş ve küçükbaş canlı hayvan varlığı, talebi karşılayacak yeterli seviyeye ve süreklilik arz eden bir yapıya ulaştırılacak. Küçükbaş hayvan varlığında kırmızı et arz açığını telafi edecek bir artış yaşanmamasının önemli bir sorun olarak ifade edildiği Program’da, 2011-2017 döneminde damızlık, besilik ve kasaplık olmak üzere yaklaşık 2.8 milyon büyükbaş hayvan ithal edildiği vurgulanarak, söz konusu ithalatı ağırlıklı olarak besilik ve kasaplık canlı hayvanların oluşturduğu, damızlık hayvan ithalatının sınırlı bir düzeyde kaldığının altı çizildi. Buna karşılık tavuk eti ve yumurtasında ihracat artışının artarak sürdüğüne dikkat çekildi. Program’da, hayvancılık sektöründe kırmızı et üretiminin nitelik ve nicelik olarak artırılmasına yönelik önemli dönüşüm ihtiyacı bulunduğuna dikkat çekilirken, bu kapsamda büyükbaş hayvan varlığının artırılması amacıyla kısa vadeli çözüm olan ithalat yerine yurt içinde üretimin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi önemli görülüyor. Aynı zamanda hayvancılık işletme ölçeklerinin büyütülmesi ve uzmanlaşması yönünde destek modellerinin uygulanmasına ihtiyaç duyulduğu kaydediliyor.

 

Tarık TEZEL / Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı
“Destekler sektöre nefes veriyor”

Tarımsal desteklemelere et ve süt üretimi açısından baktığımızda her iki sektörümüz içinde yaşamsal bir argüman. Sektöre nefes veriyor. Süt, et ve et hayvancılığında sıkıntılarımız var. Üreticinin yaşadığı sıkıntılar domino etkisi yaratarak tüketiciye kadar varıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tüm bu sıkıntıları göz önünde bulundurarak hayvancılığın sürdürülebilir gelişimini teminat altına alabilmek için bu desteklemelerde aktif bir rol oynadı. 2019 bütçesinden hayvancılığa verilen destek ümit verici.

Sektörün oyuncuları olarak bu yaklaşımı çok olumlu buluyoruz. Yaşanan bu sıkıntıların tümünü aşarız. Hayvancılıkta üretimden vazgeçmeyiz. Bakanlığımız bu dönemdeki sıkıntıyı sektöre yansıtmamak için önceki hafta çiğ süt destek ödemeleri yaptı. Bu da üretici için önemli bir katkı oldu.

Bülent TUNÇ / Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) Başkanı
“Besi desteği en az 500 TL olmalı”

Tarımsal destekler konusunda hükümet üzerine düşeni yapıyor. Ancak bürokrasinin bu destekleri
verirken iyi kurgulayamadığını düşünüyorum. Destekler sadeleştirilmeli. Bugün 200 başa kadar hayvan başına verilen besi desteği 250 TL. 2017’de bu destek hiç verilmemişti. 2019 yılında bu desteğin en az 500 TL olmasını talep ediyoruz. Bugün 250 TL desteğin yüzde 2’si gelir vergisi olarak kesiliyor. Çiftçinin hesabına öyle ödeniyor. Bu desteği alabilmek için il müdürlüğünden bazı belgeler almanız, ruhsatlı mezbahaya kestirip makbuz almanız gerekiyor.

Dolayısıyla bunun için harcama yapıyorsunuz ve stopaj ödüyorsunuz. 250 TL destek için 120-130 TL harcama yapıyorsunuz. Üretici için cazip olmuyor. O nedenle de uğraşmak istemiyor. Bu destek verilmediği zaman, kayıt dışı kesimler artıyor. 15-20 hayvanı olan işletmeler hayvanlarını merdiven altında kestiriyor. Sürdürülebilir üretim için, üretici önünü görmeli. En azından üç yıllık bir yol haritamız olmalı. Dövizde yaşananlar tarım ve hayvancılığı da olumsuz etkiledi. Yem girdi maliyetleri, ithal hayvan maliyetleri arttı. Onun için ne pahasına olursa olsun kendi üretimimizi yapmalıyız.

Haşan KOZOGLU / Arsin Ziraat Odası Başkanı, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi
“Kivi üretimi de desteklensin”

Tarımsal destekler için şu anda bütçeden aktarılan kaynak yeterli değil. Geçen sene 3-3.5 TL civarında olan mazot şu anda 6 TL. Karadeniz Bölgesi’nde fındık ve çayda, gübre-mazot desteklerinin dekar başına 14 TL’den en az 20 TL’ye çıkarılması lazım.

Üreticinin daha iyi üretim yapabilmesi, maliyetlerini düşürebilmesi için tarımsal desteklerin artırılması gerekiyor. Karadeniz Bölgesi için baktığımızda dekara verilen alan bazlı destek 170 TL’de aynen kalıyor. Bunun en az 200 TL olması gerekiyordu. Fındıkla ilgili bir artış yok. Çayda verilen prim desteği ise yüzde 26 civarında artırılmış. Küçükbaş hayvanlar ruhsatlı mezbahalarda kesilmiyor. Bunun sağlanması için küçükbaşa destek verilmesi lazım. Hayvancılığa verilen desteklerin artırılmasını bekliyoruz.

Karadeniz Bölgesi’nin birçok ilinde yan ürün olarak kivi üretiliyor. Bunların kayıt ve destek kapsamına alınması lazım.

Mehmet Akın DOĞAN / Yüreğir Ziraat Odası Başkanı
“Soyaya verilen destek artırılmalı”

Tarımsal desteklemeler üreticiyi etkiliyor. Pamuk ekim alanları 2011-2017 yılları arasında yüzde 50 düşmüştü. 2017’de verilen 80 kuruşluk destekle pamuk ekim alanları yüzde 65 arttı. Son dönemde iyi tarım uygulamalarının kalkacağı yönünde duyumlar almıştık. Bu rahatsızlık yaratmıştı.

Tarım ve Orman Bakanımıza konuyu açtığımızda, ‘iyi tarımın kaldırılması değil, daha çok desteklenmesini istedikleri’ bilgisini aldık. Soyaya verilen 60 kuruşluk desteği eksik buluyoruz. Türkiye soya ihtiyacının yüzde 90’ını ithal ediyor. Ancak yüzde 10’u Akdeniz Bölgesi’nde, Adana ve Tarsus’ta üretiliyor.

Soyaya verilen desteğin en azından pamuk kadar olmasını istiyoruz. Narenciyede yurtdışına ürün gönderiyoruz. Narenciyede ihracat desteği ton başına 120 TL’den 50 TL’ye düştü.

Döviz kurları yükseldi, narenciye fiyatları yükselmedi. Paketleme tesislerinde kartona ve kasaya çok para harcanıyor. Şu anda Rusya’ya narenciye ihracatında sıkıntı var. 20 gündür Rusya bizden mal almıyor. 30 tır gidiyorsa, 10’u geri dönüyor. Bu sıkıntının bir an önce aşılmasını bekliyoruz.

Süleyman GİRMEN / Seyhan Ziraat Odası Başkanı
“Dengeleri koruyacak bir mekanizmaya ihtiyaç var”

Tarımsal destekleme ödemeleri, Tarım Kanunu’nda belirtilen miktarın çok altında. Bu desteklerin tamamı direkt olarak çiftçinin cebine girmiyor. Bizim için önemli olan desteğin miktarı değil, desteğin şekli ve üretimin sürdürülebilir olması önemli. Pamuk maliyetli bir üründür örneğin. Bu

sene pamuk üretip, seneye bu ürünü üretmekten vazgeçiyorsam üretim maliyetleri arttığındandır. Mısırda kilo başına prim 3 kuruş. Pamuk 80 kuruş. Pamuk fiyatları dünya borsalarının yüzde 25 altında seyrediyor.

Mısırda, özellikle soyada fiyatlar dünya borsalarının çok altında. Türkiye soya ihtiyacının yüzde 90-95’ini ithal ediyor. Örneğin Türk üreticisi soya yetiştirdiği zaman, dünya borsalarının neredeyse yüzde 50 altında bu ürünü satmak zorunda kalıyor. Primin bunları dengelemesi lazım. Tarımsal üretim sürdürülebilir olmalı.

Piyasa dengelerini koruyacak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Ben kendi ürettiğim pamuğu dünya fiyatlarında satabilsem, o desteğe zaten ihtiyacım kalmaz. Narenciyede üretici yıllardır aynı paralara ürünü değerlendirmek zorunda kalıyor. Dalında 60-70 kuruşa sattığımız ürün İstanbul, Ankara’da yaklaşık 10 katına satılıyor.

Hülya Genç Sertkaya




Bu Konularda İlginizi Çekebilir

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir