Makaleler

Almanya, gerçekten nükleer enerjiyi bırakıyor mu?

nukleer enerjiHafta başında Almanya’da iktidarda bulunan Hıristiyan Birlik partileri ile Hür Demokrat Parti, nükleer santrallerin en geç 2022 yılı sonuna kadar tümüyle kapatılması yönünde bir karar aldı.

Alman hükümeti tarafından alınan karar, tüm dünyada tartışılmaya başlandı. Almanya’da 17 nükleer enerji santrali çalışmakta olup, bu santraller Almanya’nın ihtiyaç duyduğu elektriğin yüzde 26’sını karşılıyorlar. “Almanya gerçekten nükleer enerji santrallerini kapatarak, nükleer enerjiyi bırakacak mı?” sorusuna cevap verebilmek için öncelikli olarak Almanya’da çalışmakta olan nükleer santralleri analiz etmek uygun olacaktır.

Almanya’da ilk nükleer santral 1975’te başlatılmış. Şu anda Almanya’da çalışmakta olan 17 nükleer santralin 13’ü 1975-1985 yılları arasında işletmeye alınmış. En son nükleer santral ise 1989’da işletmeye girmiştir. 1989’dan günümüze kadar da, Almanya’nın yeni nükleer santral girişimi olmamıştır. Nükleer santrallerin ömrü 30-40 yıl arasında öngörülmektedir. Bu açıdan değerlendirme yapıldığında, 2022 yılına kadar Almanya’daki santrallerin neredeyse tamamı fiziki ve teknolojik ömürlerini doldurmuş olacaktır. Yeni nükleer santral yapılmadığı takdirde, Almanya’da nükleer enerjinin elektrikte kullanımı son bulmuş olacaktır. Almanya, kişi başına düşen enerji üretiminin yüksek, buna karşılık yıllık elektrik enerjisi talep artışları az olan sanayileşmiş ve nüfus artış hızı durmuş bir ülkedir. Bu nedenle Almanya’da enerji üretimindeki nükleer enerjinin payı kademeli olarak azaltılabilir. Almanya’da nükleer enerjinin payının azaltılmasının bize göre iki temel nedeni bulunmaktadır. Birincisi, gelişmiş olan Almanya’da sanayinin doyum noktasına ulaşması, ikincisi ise artan doğalgaz kullanımıdır.

Almanya dışındaki diğer gelişmiş ülkelerde, nükleer enerjinin kullanımı azalırken, gelişmekte olan ülkelerde bu enerji seçeneğine yöneliş artmaktadır. Özellikle Rusya, Çin, Hindistan, Güney Kore, Tayvan gibi Asya ülkelerinde yeni nükleer projeleri planlanmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 40’ına sahip Çin ve Hindistan daha iddialı nükleer enerji politikalarına sahipler. Çin ve Hindistan, 2050 yılına kadar 250 adet nükleer santrale sahip olmayı hedeflemişlerdir. Diğer bir önemli nokta da, bazı gelişmekte olan ülkelerin yıllık elektrik enerjisi talebi yüzde 5-10 arasında (Türkiye’de yaklaşık yüzde 10) değişirken, Almanya örneğinde olduğu gibi gelişmiş ülkelerde, talep artışının yüzde 1 seviyesinde kalmasıdır. Bu nedenle Türkiye gibi sanayileşmekte olan ülkelerin enerjiye gereksinimi yüksektir ve enerji üretim seçenekleri içerisinde nükleer enerjinin de değerlendirilmesi gereklidir. Dünyada, nükleer enerji santrallerinden ticari olarak elektrik üretimi 1950’li yıllarda başlamıştır. Uluslararası Atom Enerjisi (IAEA) tarafından yayınlanan Nisan 2011 verilerine göre dünyada 31 ülkede toplam 440 adet nükleer santral çalışmakta olup, bu nükleer santrallerin kurulu gücü 376 GW (GigaWatt)’a ulaşmıştır. Halen 61 adet nükleer santralin de inşası devam etmektedir.

Nükleer enerji kullanarak yapılan elektrik üretimiyle ilgili verilen bu değerlerin büyüklüklerini anlayabilmek için ülkemizin 2009 yılı kurulu elektrik gücüne bakmak yeterli olacaktır. Ülkemizin 2009 yılı itibarıyla elektrik üretimindeki toplam kurulu gücü 42 GW seviyesindedir. Dünyada çalışmakta olan ve inşası devam eden nükleer santrallerin kurulu gücü, ülkemizin toplam elektrik kurulu gücünün 10 katının üzerindedir. Nükleer enerji dünya elektrik talebinin yaklaşık yüzde 14’ünü karşılamaktadır. 2009 yılı itibarıyla elektrik üretiminde nükleer enerjinin payı ülkeler bazında incelendiğinde Fransa (yüzde 76), Litvanya (yüzde 73), Slovak Cumhuriyeti (yüzde 56), Belçika (yüzde 53), Ukrayna (yüzde 47) olmak üzere ilk beş ülke olarak görülmektedir. Almanya nükleer enerji santrallerini kapatırken, nükleer enerji konusunda lider ülkelerden biri olan Fransa’dan elektrik enerjisi ithalatı yapmaya devam edecektir. Fransa’da halen 58 nükleer santral çalışmaktadır. Bu nedenle Almanya’nın almış olduğu nükleer santralleri kapatma kararı en çok Fransa’yı sevindirmiştir.

Son olarak, 1980 yılında İsveç’te yapılan referandumda, ekonomik kabul edilebilir yenilenebilir enerji üretim seçeneklerinin uygulamaya geçirilmek kaydıyla, bütün nükleer santrallerin kapatılmasına karar verilmişti. Aynı yıl, parlamento, nükleer santrallerin kapatılmasının 2010 yılına kadar tamamlanmasını öngörmüştü. Fakat şu an, İsveç’te 10 nükleer santral halen çalışmaya devam etmektedir. Kişi başına düşen elektrik enerjisi tüketiminde dünya ortalamasının çok üzerinde olan İsveç’te (yaklaşık 17 MWsaat/kişi), çevre ve ekonomiklik göz önüne alındığında, nükleer enerjinin alternatifini bulmak mümkün olamamaktadır. Çevre koruma politikası yeni hidroelektrik santrallerin yapılmasına izin vermemekte ve bu durum da nükleer enerjinin alternatifini kullanmayı zorunlu kılmaktadır.

Serdar İskender

Hem indirmesi hemde kullanımı tamamen ücretsiz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu