Girişimcilik

Alternatif Terapilerde Yepyeni İş Kolları ve Girişimler

Alternatif terapi yöntemleri

YOĞUN hayat temposu içerisinde kendimize yeterince vakit ayıramıyor, hem ruhsal hem de fiziksel sağlığımızı ikinci plana atabiliyoruz. Eğer daha sağlıklı yaşamak, bedenin ve zihnin derinliklerine ulaşmak, sürekli zinde ve dinamik olmak istiyorsanız, farklı terapi yöntemleriyle tanışmaya ne dersiniz? Alternatif terapi yöntemleri konvansiyon el tıptan farklı olarak vücut ile ruhu bir bütün olarak ele alıyor. Günümüzde herhangi bir rahatsızlık durumunda hemen ilaç alıp rutinimize geri dönmek fikri ve uygulaması çok cazip görünse de uzun süreçte vücudumuzu yorduğumuzun farkına varmıyoruz. Günümüzde alternatif tıp yöntemleri çokça tercih edilmeye başlandı. Birçok sıra dışı yöntem insanların ilgisini çekiyor. Kahkaha yogasından ses terapisine, su terapisinden at terapisine farklı yöntemler insanlara pozitif bir yaşam sağlarken pek çok kişi için de yeni bir iş kolu olmuş durumda.

KAHKAHA YOGASI
“GİDEREK YAYGINLAŞIYOR”

Farklı terapilerden birisi, kahkaha yogası. Bu aktivite, herhangi bir komik olaydan etkilenmeden, nedensiz kahkaha atmayı öğreten, pranayama nefes teknikleri ve kahkaha egzersizlerinin birleşmesi ile gerçek kahkahayı açığa çıkaran teknik olarak açıklanıyor. 2011’de İsviçre’de kahkaha yogası eğitmeni sertifikası alarak bu işe başladığını söyleyen Kahkaha Yogası Eğitmeni Eser Mutlu, 1’de Türkiye’ye gelerek yaymaya çalıştığım kahkaha yogası artık birçok kişi tarafından talep edilen bir teknik ve hızla yayılıyor” diyor. Başta kurumların motivasyon amaçlı çalışanları için tercih ettiğini söyleyen Mutlu, “Tıp kongrelerinde de son yıllarda talep almaya başladık, sağlık sektöründe özellikle hemşireler, üniversitelerde öğrenciler sınav dönemlerinde sınav stresine karşı, hastane çalışanları, kişisel gelişimciler bu yöntemi sıklıkla tercih ediyor. Hemşirelik fakültesi öğrencileri doktora tezlerinde ve araştırmalarında kullanıyorlar” diyor.



Kahkaha yogasının grup dinamizmi ile yapıldığını söyleyen Mutlu, “Terapilerin sonunda başta endorfin ve serotonin olmak üzere vücut kimyamız değişiyor. Ardından ruh durumumuz olumlu anlamda değişiklik gösteriyor” açıklamasını yapıyor. Seansların bir saat sürdüğünü aktaran Mutlu, seans ücretlerinin uygulanan yere ve kişi sayısına göre değiştiğini belirtiyor. Bu hizmeti talep eden kurum veya kişiler teklif alabiliyor. Geçen yıl faaliyete geçirdikleri Kahkaha Yogası Derneği ile sosyal sorumluluk projeleri yaparak daha geniş kitlelere ulaşmayı hedeflediklerini ifade eden Mutlu sözlerini şöyle tamamlıyor: “Faydası bilimsel olarak kanıtlanmış kahkaha yogasının sonuçları ve faydaları ile daha çok yayılmasını istiyorum. Verdiğim sertifika programları ile daha fazla kişinin bu tekniği uygulamasına çabalıyorum” diyor. 2018’de master eğitmen sertifikası alan Mutlu, verdiği eğitimlerle bu işte ilerlemek isteyenlere sertifika programları düzenliyor.

İletişim: kahkahaterapisti@gmail.com / 0531 270 09 83

MEDİTATİF DANS
“DOGU VE BATININ BULUŞMASI”

Meditatif dans, doğu ve batı vücut eğitimi tekniklerinin sentezi olarak karşımıza çıkan bir faaliyet. Sentez noktası, tasavvuf felsefesinin açıklığına ve sınırsızlığına dayanıyor. Doğu teknikleri yoga ve meditasyon, batı teknikleri Aleksander tekniği, bale ve çağdaş tekniklerle birleşiyor. Böylece hem güç ve esneklik, hem de koordinasyon ve konsantrasyon kazanmak mümkün oluyor. Yöntemin özellikle orta yaş ve çalışan kesim tarafından tercih edildiğini söyleyen Meditatif Dans Eğitmeni Sinan Temizalp, “Duruş sorunları yaşayan, bu nedenle yaşam kalitesi bozulanlar, ciddi sağlık sorunları yaşadıkları için bize geliyorlar. Aslında meditatif dans, kendini aşmak, sürekli gençlik enerjisine sahip olmak ve algıları açmak için tasarlandı” diyor. Meditatif dansta öncelikle mükemmel duruşun hedeflendiğini söyleyen Temizalp, “Duruş için kasların doğru yapılanması ve güçlendirilmesi ilk adımdır. Omurga esnekliği sağlayan çalışmalar ise ikinci adımdır. Ayrıca motivasyon ve konsantrasyon geliştiren çalışmaları da içerir. Duygusal denge kazanmak için nefes ve odaklanma teknikleri kullanılır. Meditatif dansı sürekli uygulayan kişi, fiziksel ve ruhsal hastalıkların birçoğundan korunur. Enerji seviyesi hep yüksek olur ve yaşam kalitesi gelişir. Çalışma, duygusal ve zihinsel açıklık ve esneklik sağlar” açıklamasını yapıyor.

Profesyonel jimnastik eğitimi alarak bu işe başladığı bilgisini veren Temizalp, “Klasik bale eğilimi aldım, ayrıca modern dansa yönelerek pek çok yerli ve yabancı eğitmen ve koreografla çalışma fırsatı buldum. Daha sonra ODTÜ’lü bir araştırma grubu ile bu tekniği geliştirmeye başladık. Meditatif dans, kendi topraklarımızın sentezine dayanır ve öz bilincimiz için önemli bir farkındalık çalışmasıdır, Meditatif dans, 4-5 sene içinde Avrupa’dan ve ABD’den davetler aldı ve Avrupa’nın otuz ülkesinde ve ABD’de eğitimler verdik” açıklamalarını yapıyor. Meditatif dansın grup çalışması olarak yapıldığını söyleyen Temizalp, “Haftada bir saat sürüyor ve üç aylık bir süreçten sonra orta seviyeye geçiliyor” şeklinde konuşuyor.

Program, aylık 500 TL, tek ders 200 TL olarak ücrellen-diriliyor. Eğer katılımcının duruş sorunu, sinir sıkışmaları, skolyoz ya da diğer kas, eklem problemlerine yol açacak kadar ilerlediyse, özel seanslar ya da özel gruplar ile çalışmaya başlanıyor. Özel seanslarla sorun aşılınca grup çalışmasına geçiş yapılıyor. Özel seanslar 350 lira olarak ücretlendiriliyor ve soruna göre 8 ya da 16 scanslık programlar halinde alınıyor.

İletişim Bilgileri

Telefon: 545 788 77 89 – 541 921 05 88
e-posta: meditatifdans@gmail.com

SOSYAL MEDYA:

https://www.facebook.com/groups/54696026106/
https://www.facebook.com/hareketerapisi/

SES TERAPİSİ
“STRESLE BAŞ ET”

Ses masajı son yıllarda giderek yaygınlaşan terapi türlerinden. Yönetimi uygulayan isimlerden birisi Sırma Belin, “Bu yöntem, ses çanaklarına ucu keçe bir tokmakla vurulması yolu ile çıkan ses titreşimlerinin hem kulak içindeki sinir uçları hem de deri üzerindeki sinir uçları ile beyne iletilmesi, beyin dalgasının düşmesi, mutluluk hormonlarının aktive olması yolu ile derin gevşemeyi sağlayan holistik bir yöntemdir. Özellikle stresle baş etme yöntemi olarak kullanıyor” diyerek yöntemi tanımlıyor. Kullanılan ses çanaklarının şifalı frekanslar yayan, hurda olmayan temiz metallerden üretildi-. ğini söyleyen Belin, “Ses çanakları Nepal ve Hindistan’da üretilen, 12 metalin kullanıldığı bronz alaşımı olan ürünler. Buradaki ses çanakları Peter Hess terapi ses çanaklarıdır” açıklamasını yapıyor.

Uygulamanın nasıl gerçekleştiğiyle ilgili açıklama yapan Belin, “Danışanla yapılan bir ön görüşmeden sonra, danışan üzerindeki kıyafetlerle rahat bir masaj yatağına uzanır ve sadece ayakkabılarını çıkarır. Danışan eğer yüzüstü yatabiliyorsa, önce yüzüstü sonra sırtüstü uzanır. Ayak tabanlarından başlayarak farklı boyutlardaki ses çanakları bel, kuyruk sokumu, karın, omuz ve boyun gibi bölgelere konup nazikçe vurulur. Ses çanaklarından çıkan ses titreşim-.leri beden sıvılarını harekete geçirerek hücre bazında bir hareket başlatır; böylece tansiyon dengelenir, ağrılar azalır, kaygı, korku, güven ve öz güven sorunları ortadan kalkar. Kişi kendini zinde, yaşam sevinci ile dolu ve rahatlamış hisseder. Seansın sonunda derin gevşemenin etkisi ile kişi genelde uyur; birkaç dakikalık sessizliğin ardından danışanla yapılan görüşmede geri bildirimler alınır ve bir sonraki seansın planlaması yapılır” şeklinde konuşuyor.

Bu uygulama için yaklaşık bir buçuk saat gibi bir süreyi planlamak gerektiğini söyleyen Belin, “Ön görüşmeden sonra ses çanakları ile gerçekleşen seans 45-50 dakika sürer, seans sonrası görüşme ile birlikte bir buçuk saati bulur” diyor. Bir seans için talep edilen ücret ise 250 TL.

“SES AĞIMIZ BÜYÜYOR”

Seansları çoğunlukla ofisinde gerçekleştiren Belin, “Davet edildiğim başka merkezlerde, kurumlarda matların üzerinde uzanarak gerçekleşen grup ses meditasyonları da yaptırıyorum. Ses ile ilk kez tanışacaklar ve grup içinde olmayı sevenler için bireysel ses masajı seansına bir alternatif oluşturuyor grup meditasyonları” diyor. Ses masajını genelde stres altında olan, rahatlamaya ihtiyacı olan, uykusuzluk sorunu çeken, duygusal olarak kendini iyi hissetmeyen, fibromiyalji ve migren gibi ağrıları olan, sınav stresi yaşayanların çoğunlukla tercih ettiğini ifade ediyor.

Merkezi Almanya’da bulunan ve Türkiye’de temsilcisi olduğu Peter Hess Enstitüsü’nde 2015’te ses masajı uygulayıcı eğitimi alan Belin, Türkiye’de eğitmen olabilmek için ayrıca bir programa katılmış. Bu konuda daha yetkin olabilmek için birçok eğitime katıldığım söyleyen Belin, “Ses masajının psikosomatik ve nörolojik vakalarda kullanımı, mcditasyonlarda ve konserlerde gong kullanımı, kendi sesimiz ve gong, ses meditasyon metinleri nasıl yazılır, ses meditasyonu, kişiye özel ses masajı, güven ve öz güven sorunu yaşayanlarda ses masajı eğitimlerini aldım. Şu an Türkiye’de bu işin eğitiminin öncülüğünü yapıyorum” diyor. 2017’de Peter Hess Academy Turkey’in kurulduğunu söyleyen Belin sözlerini şöyle tamamlıyor: “Bu akademi ile Türkiye’de ilk kez ses masajı eğitimleri başladı. Şu ana kadar mezun olmuş ve hala eğitimine devam edenlerin sayısı 45’i buldu. Mezun olan öğrencilerim sadece İstanbul’da değil

Türkiye’nin farklı şehirlerinde Peter Hess ses masajı yöntemini uyguluyorlar. Örneğin, İzmir, Alaçatı, Bodrum, Bursa, Adana, Antalya’da artık ses masajı yapanlar var. Ağımız günden güne büyüyor. Eğitime psikiyatrik tedavi altında olmayan ve ileri bir hamilelik döneminde olmayan herkes katılabilir. Beş modüllük bir eğitimi tamamlayıp sonunda sertifika alanlar ses masajı uygulayıcısı olabiliyor.”

İletişim Bilgileri

Asariye Caddesi, No: 27 D:6 Çırağan – Beşiktaş / İstanbul

0533 550 99 94
info@sirmabelin.com

SU TERAPİSİ (WATSU)
KLİNİK REHABİLİTASYONDA DA KULLANILIYOR




Watsu (su terapisi) göğüs hizasındaki ılık su havuzunda terapist tarafından ağız ve burnu sürekli suyun üzerinde tutulan alıcıya akıcı ve yumuşak bir şekilde uygulanıyor. İlk uygulamalarının başladığı tarihten bu yana dünyanın en faydalı su terapilerinden birisi haline geldiğini dile getiren Dr. Ertan Tüfekçioğlu, “Günümüzde birçok lüks otel, termal ve spa merkezi ve klinikteki rehabilitasyon programlarında uygulanıyor” diyor. Diğer terapi ve fizik tedavi yöntemlerinden farklı olarak 33-35 derecelik deri sıcaklığındaki suda, geniş hareketlere uygun bir havuzda terapist tarafından uygulandığı bilgisini veren Tüfekçioğlu, “Birçok terapi ve masaj yöntemlerinin iyileştirici unsurunu bir arada sunabilen watsu terapi strese bağlı rahatsızlıklara karşı oldukça etkili. Özellikle otono-mik sinir sistemini dengeler ve uyarıcı sempatik sinir sisteminin etkisini azaltarak organların toparlanmasını destekler” diyor.

Watsu, hem teknik çeşitlilik hem de terapistlerin kişiye özel seans oluşturma konusunda aldıkları yoğun eğitimlerle çok çeşitli ihtiyaç guruplarına hitap ediyor. Fizyolojik faydalarından ziyade bazılarının medi-tasyon deneyimi yaşattığı için bu terapiyi tercih ettiğini ifade eden Tüfekçioğlu, “Bu kişiler terapi sonrası stres ve sorunlar la daha kolay başa çıkabildiklerini ve duygusal durumlarını daha uzun süreli koruyabildiklerini belirtiyor” açıklamasını yapıyor.

Türkiye’de watsu’nun özellikle klinik rehabilitasyon alanında yoğun bir şekilde kullanıldığım ifade eden Tüfekçioğlu, “Özellikle kas kasılmalarını azaltıcı ve esnekliği artırıcı önemli bir rehabilitasyon aracıdır. Beyin felci olarak bilinen serebral palsi hastası çocuklarda edinilen kişisel deneyim lerimiz bu etkiyi belirgin olarak gösteriyor. Terapistin kendi elleri ile uyguladığı esnetmeler karada yapılanlara göre çok daha kolay ve sevilen bir yöntem sunuyor” diyor.

Seanslar 45-60 dakika sürüyor. Ancak kişilerin ihtiyaçlarına ve durumlarına göre sürenin 30 ile 90 dakika arasında değişebileceğini ifade eden Tüfekçioğlu, “Sağlıklı bireylerde haftada bir terapi uygulaması stresin etkilerini silmek ve yeni haftaya güzel başlangıçlar yapmak için tavsiye ediliyor. Uygulanma sıklığı isteğe bağlı olarak haftada üçe kadar çıkabilir” diyor. Seans fiyatları ise şöyle: 35 dakika 450 TL, 60 dakika 700 TL, 90 dakika 900 TL. 2020’de bin 200 saatlik eğitimini tamamlayarak ilk Türk watsu terapi eğitmeni olduğunu ifade eden Tüfekçioğlu sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Watsu terapisti olmak için WABA tarafından belirlenen yoğun eğitimlerin alınması ve başarıyla tamamlanması gerekiyor. Bu eğitimleri tamamlayanlara WABA onaylı sertifikalar veriliyor. WABA sertifikası olmayan ve aldığı eğitimleri www.watsu.com internet sitesi üzerinden gösteremeyenlerin Watsu terapisi uygulamaları riskleri beraberinde getirir. Uzman olmayan kişiler tarafından hareketlerin bilinçsizce uygulanması ciddi sorunlara ve yaralanmalara sebep olabilir. Hem kaliteli sonuç için hem de birçok.olası riskin önüne geçmek için terapistlerin WABA sertifikalarının olup olmadığını muhakkak kontrol etmelisiniz.”

AT TERAPİSİ (HİPOTERAPİ)
ÜCRETSİZ YAPILIYOR

Atların sağlığa olan faydalarının kayıtları M.ö. dönemlere dayanıyor. Terapinin temelleri ata binmenin çocuk felci hastalığının iyileşmesine yardım ettiğine inanan Liz Hartel tarafından atılmış. 1960’dan beri kuvvetlendirme, denge, postür ve motor fonksiyonları artırmak için kullanılıyor.

60’lı yıllarda Avrupa, Kanada ve ABD’de terapatik binicilik merkezleri kurulmaya başlamış. Terapistlerin atı bir tedavi materyali olarak kullanmaya başlamalarıyla ‘Hipoterapi’ terimi popüler hale gelmiş.

Atla terapi, fiziksel, zihinsel veya duygusal bozukluğu olan hasta gruplarında fonksiyonel açıdan iyileşme ve gelişme sağlamak amacıyla atın hareketlerinden yararlanılan bir terapi metodu. Atın yürüyüşündeki değişken, ritmik ve tekrar eden hareketler, biniciye etkili ve duyumsal girdiler sağlıyor.

Türkiye Jokey Kulübü’nün sosyal sorumluluk projelerinden olan ve farklı şehirlerde yer alan atla terapi merkezleri özel eğitim almış sakin atlar ve özel ekipmanlarla ücretsiz olarak yapılıyor. İstanbul’da yer alan Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi’nde atla terapi, atlı gezinti ve 8-10 yaş grubu çocuklara temel binicilik eğitimi hizmeti veriliyor. Merkezin Müdür Yardımcısı ve Psikolog Bercis Merdanoğlu, “Atın iyileştirici özel hareketleri ve sıcak derisi, engeli bulunan kişinin sinir alıcılarına duyusal uyaranların iletilmesini sağlar. Engelli binicinin atın hareketlerine uyum gösterme isteği ve gayri ihtiyari zorunluluğu onun kaybettiği ya da geliştiremediği duruş-sal reflekslerini ortaya çıkarır ya da artırır” diyor. Atın hareketleriyle birlikte gerçekleşen bu uyarılar, vücudunun birçok sistemini harekete geçiriyor. Merdanoğlu, atla terapideki amacın, denge, koordinasyon, duruş kontrolü, ince motorik gelişim, konuşmayı uyarmak ve iletişim becerilerini yükseltmek olduğunu belirtiyor.

DOKTOR RAPORU GEREKLİ

Doktor raporuyla atla terapinin uygunluğu belirtildiği çocukların merkeze kabul edildiğini ifade eden Merdanoğlu, “Yaygın olarak serebral palsi, musculer distrofi, Down sendromu, spina bifida, otizm, SMA, MS ve ruhsal bozuklukları olanlar tercih ediyor” açıklamasını yapıyor. Haftanın üç günü aktif atla terapi seansları düzenlediklerini belirten Merdanoğlu, “Randevu sistemiyle terapilere gelen çocuklarımız düzenli olarak 10 hafta devam ediyor ve doktorlarıyla gelişimleri izleniyor” diyor. Bu alanda dünyaca ünlü kuruluşlar olan PATH (Professional Association of Therapeutic Horsemans-hip), IAHAIO (International Association of Human Animal Interaction Organiza-tions) ve EAGALA’dan (Equine Assisted Growth & Learning Association) atla terapi eğitimleri alınarak bu işe başlanması gerektiğini belirten Berdanoğlu, “Engel gruplarına göre öğrenme stilleri ve terapi biçimlerini öğrenmek, atlarla bir arada olup, onların davranışlarıyla çocukların tepkilerini ölçümlemek önemli” diyor. Atla terapi yapmak için gerekli başvuru şartları ise şu şekilde:

“Türkiye Jokey Kulübü Genel Müdürlüğü’ne ya da Hipodrom Müdürlüklerine başvuru dilekçesi, engelli raporu, çocuğun ve velinin kimlik fotokopisi, doktor ya da fizyoterapistten Ata binebilir. Atla terapi görmesinde sakınca yoktur’ ibaresinin yer aldığı rapor.”

HİPNOZ
ALGILAR DEĞİŞTİRİLİYOR

Üsküdar Üniversitesi Klinik Hipnoz kursundan 200 saatlik eğitim alarak sertifika sahibi olan Aile Hekimi Fatih Güven, Clinica Dragos isimli terapi merkezinde hipnoz uygulamaları yapıyor. Hipnozu algıda seçiciliğin bilinçli farkmdalığı olarak ifade eden Güven, “Algılar yani beş duyumuz olan görme, duyma, koklama, dokunma, tatma artırılıp azaltılabilir ve bu kişiye fark ettirilip kodlanır” diyor. Bu açıklamasını örneklerle açıklayan Fatih Güven, “Örneğin sigara tadı veya kokusu çocukluğunda nefret ettiği bir koku ya da tatla değiştirilebilir. Ya da kişinin içtiği alkol kadehi dikenli bir kaktüse kodlanabilir. Veya yeme alışkanlığında vazgeçemediği bir yiyeceğin tadı sıradan tatsız tuzsuz bir yiyeceğe kodlanabilir, kişi bu sayede yediğinden zevk almaz” açıklamalarını yapıyor. Hipnoz uygulamasında bir rutin olmadığını söyleyen Güven, “Her kişiye ayrı teknik uygulanır. Kimi kişi saniyeler içinde şok hipnozla, kimisi bir hayale sürüklenerek, kimi ise sevdiği bir işi yaptığı hayal ettirilerek hipnoza alınır. Ancak hipnoz, gerçeği değerlendirme yetisi bozuk olan şizofreni gibi psikoz hastaları, bipolar hastalık denilen manik depresif hastalar ve paranoyak psikoz denilen patolojik şüpheci danışanlara uygun değildir” diyor. Hipnozun herhangi bir yan etkisi olmadığını ifade eden Güven, “Her uyuyan hipnoza girer, çünkü hemen uyku öncesi mahmur hâl hipnoz halidir” açıklamasını yapıyor. Terapiyi ise genelde panik atağı olanlar, geçmişindeki bir hatırayı veya kişiyi silip değiştirmek isteyenler, sigara, alkol uyuşturucu ve kumar bağımlısı olanlar, migren ve türlü kronik ağrısı olanlar, fobisi olanlar, titizlik hastaları, kilo vermek isteyenler, sınav başarısı isteyenler gibi pek çok danışan tercih ediyor.

TUZ TERAPİSİ
YILDA 3 KUR YETERLİ

Haloterapi veya Speleoterapi olarak da bilinen tuz odası terapisi, astım, nefes darlığı, KOAH, bronşit ve daha birçok solunum sistemi rahatsızlığının ilaçsız ve doğal yollar ile tedavisinde günümüzde yoğun olarak tercih ediliyor. Geçmişte kömür madenlerinde çalışan işçileri ve solunum problemi çeken insanları iyileştirmek için kullanılan doğal tuz madenlerinin yeni nesil bir kopyası olan tuz odasının, özel ısısı ve nem derecesi ile şifa dolu bir oda olma özelliği taşıdığını belirten The LifeCo yetkilileri, “Tuz terapisi misafirler için, iyileştirici etkilerinin yanı sıra sakinleştirici ve arındırıcı özelliğiyle detoks sürecinde destekleyici bir terapi olarak öneriliyor” diyor. Uygulama hakkında bilgi veren yetkili, “Duvarları tamamen doğal kaya tuzları ile kaplı bu odada kişinin 30-45 dakika aralığında vakit geçirmesi gerekiyor. Bu süre içinde odaya 1 ila 10 mikrometre büyüklüğünde tuzlu mikro parçacıklar yayılıyor.

https://www.youtube.com/watch?v=UMjjCz7PWbc

Kişi nefes almaya başladığında bu parçacıklar burun, boğaz ve akciğerlere doğru ilerliyor ve iyileşme süreci başlıyor” açıklamasını yapıyor. Tuz odası terapisi solunum sistemi hastalıklarının yanı sıra uykuda rahat nefes alamamaya bağlı yorgun uyanma durumlarında da yüksek fayda sağladığı bilgisi veriliyor. Terapi kulak enfeksiyonlarının ve türlü cilt hastalıklarının tedavisinde de kullanılıyor. Yetkililer, kişinin rahatsızlığına göre değişkenlik gösterecek şekilde bu terapiyi yılda 2 veya 3 kür olarak öneriyor. Tuz odası terapisinin faydaları ise şu şekilde: “Solunum yollarını temizliyor, astım, alerji, bronşit, sinüs tıkanıklığı, saman nezlesi ve KOAH gibi solunum rahatsızlıklarını iyileştiriyor. Akne, dermatit ve sedef hastalığı gibi dermatolojik sorunları iyileştiriyor. Polenlere karşı alerjik reaksiyonları azaltan bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Horlamayı azaltır ve uykuyu düzenler. Soğuk algınlığı ve grip gibi mevsimsel hastalıkları önlüyor ve tedavi ediyor.”

Bunlara dikkat edin

Sağlık Bakanlığı Geleneksel, Tamamlayıcı ve Fonksiyonel Tıp Uygulamaları Daire Başkanlığı çatısı altında kurulan merkezlerde çeşitli eğitimler veriliyor. Bu eğitimlere katılarak sertifika almak mümkün. Uygulamayı yapacak hekimin uygulama ile ilgili bakanlık tarafından imzalanıp onaylanmış sertifikasının olup olmadığına dikkat edilmeli. Uygulamanızı sadece bakanlık tarafından onaylanmış sertifikası olan hekimlere yaptırmalısınız. Ayrıca uygulama yaptıracağınız yerin bakanlık tarafından verilmiş izin belgesinin olup olmadığına dikkat etmelisiniz. Uygulamayı yapacak kişinin hekim olduğundan emin olmalısınız.

Prof. Dr. Şükrü TORUN / Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Öğretim Üyesi
“Müzik terapisi tedaviyi destekliyor”

Müziğin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri binlerce yıl önce fark edilmiş ve tedavi yaklaşımları arasında müziğe geniş yer verilmiş. Müzik terapisi çeşitli nedenlerle bozulmuş, kaybedilmiş ya da yeterince gelişmemiş olan işlev ve becerileri, müzik aracılığıyla geliştirmeye, kazandırmaya dönük bir terapi ve rehabilitasyon yaklaşımı olarak karşımıza çıkıyor. Eski dönemlerde birçok kültürde, müzik terapilerinin uygulandığı biliniyor. Günümüzde ise ğırlıklı olarak ruhsal bozukluklarda, kas, eklem, görme ve işitme bozuklukları gibi bazı fiziksel hastalıklarda uygulamalar yapılıyor. Herhangi bir ilaç veya madde kullanılmadığından, müzik terapi sağlık için önemli bir risk oluşturmuyor. Ancak bazı özel durumlarda dikkatli olunması gerekiyor. Örneğin işitme güçlüğü çeken hastalarda, belirgin mental-ruhsal bozukluğu veya madde bağımlılığı olan bireylerde daha dikkatli olunmalı. Müzik terapisi bütüncül anlayışla, hemen her türlü tedaviyle uyumu artırıcı ve rehabilitasyon süreçlerini destekleyici bir role sahip. Felç, Parkinson, Alzheimer, konuşma bozuklukları, MS gibi hastalıklarda, anksiyete, depresyon, kişilik bozuklukları, şizofreni gibi psikiyatrik sorunlarda ve diğer birçok alanda müzik terapisinin yararlı olduğunu ortaya koyan çok sayıda bilimsel araştırma mevcut. Müzik terapisi geçerli eğitimlerini tamamlamış ve uygulama yapma yetkisi verilmiş müzik terapistleri tarafından yapılmalıdır. Profesyonel müzik terapistleri bu alanda eğitimlerini ve sertifikalarını almış olmalılar. Hem yurtdışında hem Türkiye’de eğitim programları mevcut.

YEŞİM OKSAY



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu