Anasayfa / Teknoloji / Ar-Ge Merkezi ve Tasarım Merkezi Olmak

Ar-Ge Merkezi ve Tasarım Merkezi Olmak



Nasıl Ar-Ge merkezi olabilirim?

Günlük faaliyetleri içerisinde zaten Ar-Ge ve tasarım faaliyeti olan firmalar Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na başvurarak bu faaliyetleri proje disiplini içinde ve belli sayıda personellerle yaptıklarını anlatarak ilgili bölümlerini Ar-Ge ya da Tasarım Merkezi olarak tescil ettirebilirler. Bu andan itibaren de firmalar artık bu faaliyetleri ile ilgili destek ve teşvikleri uygulamaya başlarlar. Gerek bu faaliyetlerde görevli personeller için sağlanacak ücrete bağlı vergi ve SGK teşvikleri gerekse kurumlar vergisine bağlı teşvikler yıllık bazda yaklaşık yüzde 41’lik bir avantaj sağlar. Ar-Ge Merkezi ve Tasarım Merkezi olmanın firma ölçeğinde yarattığı faydalardan biri, bu oluşumların firmaların proje kaslarını geliştirmesi ve katma değerli üretime geçişlerini hızlandırması. Firmalar Ar-Ge ve Tasarım Merkezi olmaları nedeniyle kazandıkları teşviklerden sağladıkları nakit akışlarını yine Ar-Ge ve tasarım faaliyetleri için harcarlarsa gerek ülke çapında gerek dünyada rekabet üstünlüğü sağlayacak ürünler ortaya koyabilir. Ar-Ge veya Tasarım Merkezi olmak KOBİ’lere teknolojiye ve dünyaya açılma olanağı sağlar.

İkı yıl once yürürlüğe giren Ar-Ge Reform Kanunu neler getirdi, kimlerin hayatım nasıl değiştirdi? Ar-Ge ile büyüyen, dünyaya açılan 12 firmanın kapısını çaldık. İşin uzmanlarından iki yılda nelerin değiştiğini dinledik…

AR-GE Reform Kanunu olarak bildiğimiz ve gerek teknoloji geliştirme bölgelerinde gerekse Ar-Ge merkezlerinde gerçekleştirilen Ar-Ge faaliyetleri ile ilgili yeni düzenlemeler getiren 6676 sayılı Kanun iki yıl önce yürürlüğe girmişti. Kanun ile tasarım faaliyetlerinin desteklemesi, Ar-Ge yatırımlarının ve Ar-Ge personeli istihdamının arttırılması, üniversite sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi gibi hususların yanı sıra, bilişim sektöründeki firmaların güvenli ve kaliteli yazılımlar geliştirmelerini sağlamaya yönelik standart belirleme sisteminin getirilmesi öngörülüyordu. Peki, söz konusu kanun Türkiye’de nelerin değişmesini sağladı? Katma değer üretme potansiyelini nasıl arttırdı? Ar-Ge ile hayatı değişen firmaları bir araya getirdik. Konunun danışmanlarından son iki yılda nelerin değiştiğini dinledik.

MERKEZ SAYISI ARTIYOR

Geçmişi 1996 yılma dayanan, son 12 yıldır da Ar-Ge merkezi kurmak isteyen kurumlara, teknopark firmalarına ve Tübitak fonlarından faydalanmak isteyen işletmelere danışmanlık hizmeti veren Sistem Global’in CEO’su Hüseyin Karslıoğlu, “Son iki yıl içerisinde Ar-Ge ekosistemi katlanarak büyüdü. Sadece 2017 yılında yaklaşık bin firmaya hizmet verdik” diyor. 2016 yılını 320 adet Ar-Ge merkezi ile bitiren Türkiye’nin, 2017 yılı sonunda bu sayıyı 770’e çıkarmış olduğuna işaret eden Karslıoğlu şunları aktarıyor:

“Yüzde 150’ye yakın oranda bir artış sağlandı. Destek mekanizmaları kapsamında Ar-Ge faaliyetleri ile birlikte artık tasarım faaliyetlerinin de desteklendiğini belirtmek isterim. Bu, tasarım faaliyetlerini uluslararası rekabette stratejik bir araç olarak kullanma yolunda atılan bir adımdır. Bu adım tasarım merkezlerine de ivme kazandırdı, Türkiye 2017’yi 130 tasarım merkezi ile kapattı.”

Reform paketiyle, Ar-Ge merkezi şartlarından biri olan tam zaman eş değer Ar-Ge personeli sayısının 30’dan 15’e düşürülmüş olduğuna işaret eden Karslıoğlu, bunun KOBİ statüsündeki pek çok firmayı bakanlığın teşvik radarına soktuğunu vurguluyor. “Ar-Ge faaliyetinde bulunmak uzaya gemi göndermek demek değil. O nedenle her firma ölçek olarak KOBİ niteliğinde de olsa iş süreçlerinde, ürün segmentinde, kullandığı yöntemlerde Ar-Ge yapabilir” diyen Karslıoğlu sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Çalıştığımız firmaların yüzde 70’i daha önce endüstri 4.0 konusuyla ilgilenmemiş ve bu alanda yatırım yapmayı hiç düşünmemiş. Bunun nedeni teknolojiyi önemsememeleri değil, kaynak bulmakta zorlanmaları. Dolayısıyla devlet teşvikleri arttıkça KOBİ’lerin hem Ar-Ge faaliyetleri artıyor, hem de bu teşviklerle yaratılan kaynaklar ileri teknoloji için harcanarak katma değer yaratılıyor.”

Peki, her Ar-Ge projesi başarıyla sonuçlanmak zorunda mı? Karslıoğlu’na göre, Ar-Ge ve tasarım merkezi çatısı altında gerçekleştirilen projelerin hepsi elbette başarıyla sonuçlanmak zorunda değil.

Bu projeler her zaman somut bir çıktı da sunamayabilir. Ancak proje yürütülürken kullanılan metodoloji, iş süreçlerinde karşılaşılan zorluklar ve aşılması mümkün olmayan teknik sıkıntılar firma içerisinde teknik bir bilgi zenginliğinin yani popüler deyimle ‘knowhow’m oluşmasına ve toplumda Ar-Ge kültürünün yerleşmesine sebep olacağı için, bu en az başarı kadar değerli bir hedef olarak görülmeli.

2018 HEDEFİ 1.350 MERKEZ

Dijital dönüşüm, Ar-Ge ve endüstri 4.0 danışmanlık firması ‘Ve Fark Yarat’ın kurucusu Dr. Verda Emiroğlu, Ar-Ge merkezi kurmanın bir şirketi ya da departmanı sadece Ar-Ge mevzuatına uygun hale getirmek demek olmadığını belirtiyor. “Ar-Ge merkezi yapılanması stratejik bir dönüşümdür. Global düşünen, araştıran, yenilikçi, rekabetçi, değerli, fark yaratan bir şirkete dönüşümün önemli bir anahtarıdır. Ar-Ge yetkinlik modelini ölçekten bağımsız düşünün. Yeni kurulan bir firma, bir girişim, küçük, orta ya da büyük ölçekli bir şirket olabilir” diyor. Ar-Ge yetkinlik modelinin bir süreç olduğuna işaret eden Emiroğlu, ilk günden hiçbir şirketin tüm aşamaları tamamlamış olmasının beklenmeyeceğine değinerek, her ölçeğe uygun yol haritası çizmenin mümkün olduğunu belirtiyor.

Ar-Ge merkezi yapılanması ile birlikte, devletin teşvik mekanizmaları çerçevesinde elde edilen avantajların, şirket, proje ve personel gelişimine aktarılmasının çok kritik olduğuna vurgu yapan Emiroğlu’na göre, lider Ar-Ge, inovasyon, teknoloji şirketi olmanın anahtarı, kaynağı doğru kullanmaktan, yatırımı doğru alanlara yapmaktan geçiyor, iki yıl içerisinde toplam Ar-Ge ve tasarım merkezi sayısının iki katından fazla artmış olmasının umut vaat eden bir gelişme olduğuna değmen Emiroğlu, resmi beklentilere göre merkez sayısının 2018’de 1.100 Ar-Ge merkezi ve 250 tasarım merkezi olmak üzere 1.350’ye ulaşılacağının öngörüldüğünü belirtiyor.

“BÜROKRASİ YÜKÜ KALDIRILDI”

Ar-Ge merkezi kurulumu ve yönetimi konusunda danışmanlık hizmetleri veren Experto’nun Genel Müdürü Jülide Birol, son kanunla birlikte tasarım yapan firmaların da Ar-Ge kanunu kapsamında teşviklerden faydalanır hale geldiğini belirterek, firmaların önünün açıldığına işaret ediyor. “Daha fazla firmanın Ar-Ge yatırımı yapıyor olması katma değeri yüksek ürünlerin ortaya çıkışında olumlu bir etki yaratarak, rekabet edebilir yerli ürünlerin artmasına zemin hazırladı. Üniversite-sanayi arasında yeni iş birliklerini doğurdu. Bunlara ek olarak, başvuru ve kabul sürecindeki yoğun bürokrasi azaltılarak firmaların iş yükü ortadan kaldırıldı” diyen Birol, son iki yılda 82 adet Ar-Ge ve tasarım merkezi kurduklarını söylüyor. Bunların ağırlıklı olarak kimya, makine, tekstil, mobilya, elektrik-elektronik, bilişim ve otomotiv sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar olduklarım belirten Birol, başı otomotiv sektörünün çektiğini belirtiyor.

“HARCAMALAR ÜÇ KAT OLMALI”

Global girişimcilik ağı Entrepreneurs Organization’m (EO- Dünya Girişimciler Organizasyonu) Türkiye Başkam Gül Gürer Alimgil, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Ar-Ge harcamalarına yönelik rakamları değerlendirerek

“Son yıllarda ekonomik gelişim anlamında çok büyük bir başarı hikayesi yazan Güney Kore’nin Ar-Ge harcamaları milli geliri içerisinde yüzde 4.3’lük paya sahip. Bu rakam Çin’de yüzde 2’yi geçmiş durumda, Almanya’da yüzde 3’e yakın, Japonya’da 3.3 civarında. OECD ortalaması ise yüzde 2.3. înovasyon ve girişimcilik alanında söz sahibi konumdaki bu ülkeleri referans aldığımızda, Türkiye’nin yüzde 1 seviyesinde seyreden harcamalarını oransal olarak en az üç katına çıkarması gerektiğini düşünüyoruz” diyor.

“BİLİŞİM GELECEĞİ KURTARIR”

2017 yılında Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ar-Ge merkezi olmaya hak kazanan teknoloji firması Medianova’nm CEO’su Serkan Sevim şunları aktarıyor:

“Geçtiğimiz 10 ay boyunca tüm yazılım ve sistem geliştirme süreçlerimizi daha da optimize ederek patentleme gibi çeşitli konularda eğitimler aldık. Patent avukatları ile yakın çalışmalara başladık. Tahmin ediyorum 2018 içinde bir veya iki tane global patent başvurumuz olacak. Eskiden bu tip Ar-Ge kanunları sadece büyük firmaları desteklerdi. Mesela kanun ilk çıktığında 500 ve üzeri Ar-Ge çalışanı olan şirketler için çıkmıştı. Artık 15 Ar-Ge personeli üzerinde başvuru yapılabildiği için daha çok firma yararlanmaya başladı. Kanunun bize en büyük artısı muhtasar ve SGK destekleri ile maliyetlerimizin azalması ve bizim de bu bütçeyi direkt olarak yatırıma dönüştürebilmemiz oldu. 2017 yılında toplam istihdam ettiğimiz mühendis sayısı yüzde 50 artarak insan kaynağında bizi daha etkin ve güçlü bir konuma getirdi. ITÜ ile ortak bir çalışma da başlattık. Mühendislik öğrencileriyle beraber proje geliştiriyoruz. Almanya’da çalışan Türk bir Ar-Ge mühendisi ile de görüşme aşamasındayız. Tersine beyin göçü yaparak onu Türkiye’ye geri getirmek istiyoruz.”

Bilişim sektöründeki firmaların en büyük sorunlarından birinin ‘knowhow’ denen entelektüel sermayelerini bilanço üzerinde gösterememeleri olduğuna da işaret eden Sevim, “Bu anlamda hem bilançoları daha küçük görünüyor, hem de bankalar kredi vermeleri gerektiğinde gerçek resmi tam olarak göremiyorlardı. Yeni kanun ile Ar-Ge faaliyetleri sonrasında ortaya çıkan ürünlerin maliyetini gidere attıktan sonra varlık olarak göstermek ve bir daha amortisman yolu ile gidere atmanın yolu açıldı. Bu da hem bir teşvik oldu, hem de bilançoların yazılım ürünleri ile genişletilmesini sağladı” diyor. Her yasa gibi Ar-Ge kanununda da geliştirilmesi gereken noktalar olduğuna değinen Sevim sözlerini şöyle tamamlıyor:

“inşaat sektörü Türkiye’de günü kurtarırken teknoloji sektörünün geleceği kurtaracağı bilinci ile bu sektöre çok daha fazla destek verilmeli diye düşünüyorum. Teknoparklarda yıllardır uygulanan kurumlar vergisi istisnasının Ar-Ge merkezleri için de geçerli olması gerektiğini düşünüyorum. Sektörün hızlı büyümesini sağlamak için bugün gelecek vergilere değil, 10 sene sonra gelecek çok büyük vergilere odaklanılmalı. Kurumlar vergisi istinasının verilmesi bizleri son derece hızlandıracak, yatırımları kat ve kat arttıracaktır. Bizlerin ülkeye getirdiği döviz belki mutlak rakam anlamında görece ufak olabilir, ama tamamı hammadde tüketilmeden kazanıldığı için katma değerinin yüksekliği tartışılamaz. 10 yıl sonra Türkiye’den bir Apple çıkma ihtimalinin değerini herhalde tartışmamız mümkün değil.”

SEKTÖRLERİNE ÖNCÜLÜK EDİYORLAR

Ortak noktaları Ar-Ge’ye verdikleri önem. Araştırma şirketi Gartner’m dünya listesine giren de var, emlak sektörünün ilk Ar-Ge merkezini kuran da. Başarılarını ve büyümelerini Ar-Ge’ye verdikleri öneme borçlular…




MEDİANOVA
Gartner’ın raporuna girdi

Gartner, hazırladığı küresel CDN (içerik dağıtım ağı) raporunda dünyadan 17 şirket ile birlikte Türk teknoloji şirketi Medianova’ya da yer verdi. Raporda, Medianova’nın geleneksel CDN hizmetlerinden fazlasını sunduğu belirtildi. Medianova CEO’su Serkan Sevim şunları aktardı:

“Gartner raporunda yer almamızı, genç bir Türk şirketinin devler ligine kabul edilmesi olarak değerlendiriyoruz ve büyük bir gurur duyuyoruz. Avrupa ve MENA bölgesinde her gün 2 milyar görselin internet sitelerinde gösterilmesini, 9 milyon şarkının dinlenmesini ve 6 milyon videonun izlenmesini sağlıyoruz. Türkiye’nin en hızlısı olan CDN platformumuz Avrupa’da da ilk üçte yer alıyor. Küresel operasyonlarımızı genişletme hedeflerimiz doğrultusunda, şubat ayında Londra’da gerçekleştirilecek Streaming Forum 2018’in Platin Sponsoru olduk.”

2017’de Ar-Ge merkezi olmaya hak kazanan Ditaş’m Yönetim Kurulu Başkan Vekili Selim Baybaş, ulaşım endüstrisinin bir parçası ve çözüm ortağı olmak üzere sürdürülebilir çalışmalarının temellerini atmış olduklarını ifade ediyor. Ar-Ge merkezi olduktan sonra öncelikle insan kaynağı altyapısını güçlendirecek bir organizasyon kurarak işe başladıklarını aktaran Baybaş, “Ar-Ge merkezimiz bünyesinde 22 araştırmacı, 14 teknisyen ve 4 destek personeli çalışıyor. 14 makine mühendisi, iki metalürji mühendisi, üç endüstri mühendisi bir elektronik mühendisimiz var. 13 adet de meslek lisesi mezunu personelimiz bulunuyor. Otomotiv, savunma-havacılık, :arım ve raylı sistemler olmak üzere dört konu taşlığı altında çalışıyoruz” diyor. Stratejilerinin na odağının gelecek trendlerini öngörmek ve inovatif ürünler geliştirmek olduğunu belirten “7 ga-ybas Baybaş sözlerini şöyle sürdürüyor:

 “Yenilikçi ürünlerimizin ilk meyvelerini de almaya başladık. îki olan patent sayımızı, yediye çıkardık. Patenlerimizin üç adedi ise ticarileşerek seri üretime başladı. Özellikle tüm araçlara monte edilebilen direksiyon rotkolu tasarımı ile sektörde pazar payımızı arttırdık. Endüstri 4.0 çalışmaları kapsamında özelleşmiş otomasyon sistemleri oluşturmayı hedefliyoruz. Geleceğe yönelik yeni malzeme projeleri de yürütüyoruz. Alüminyum ve kompozit odağında çalışıyoruz. 54 yeni ürün çalışmamız devam ediyor. Savunma ve havacılık sektöründe helikopter için uçuş kontrol rotları tasarımı projesi için sekiz yeni ürün geliştiriyoruz. Fabrikamızın Niğde’de olması sebebiyle özellikle çevre illerdeki üniversiteler ile yakın iş birliğimiz var. Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Kayseri Abdullah Gül Üniversitesi ve Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi işbirliği programlan yürütüyoruz. Üniversitelerle beraber, ‘yapay zeka karar mekanizmasına sahip robotik sistemli imalat hücresi’ gibi 4.0 konseptinde projeler yürütüyoruz.”

ERETEAM
Hedefi dış bağımlılığı azaltmak

Türk Telekom, Akbank ve Turkcell gibi devlerle çalışan, iş zekası alanında faaliyet gösteren yazılım danışmanlığı firması Ereteam de 2017 içerisinde Ar-Ge merkezi olmaya hak kazananlardan. Şirketin CEO’su Kutlay Şimşek, Ar-Ge merkezi olarak 17 yıllık birikimlerini daha doğru kullanmayı hedeflediklerini belirterek, “Veri konusunda yurtdışma bağımlılığı azaltacak ürünleri geliştirmeye hız verdik. Ar-Ge merkezi olan şirketlerin yeni ürünler ve teknolojiler üretmesinin maddi açıdan daha kolay hale geldiğini söyleyebiliriz. Vergiden sosyal güvenliğe kadar birçok alanda destekler Kutlaymevcut. Bunların yanında Ar-Ge merkezi olmak, müşterilerin size bakış açısını değiştiriyor. Yaratılan bu pozitif etkileşim şirketin gelişmesinde oldukça önemli” diyor.

HEPSİBURADA.COM
Güncelleme hızı 480 kat arttı

Hepsiburada.com da 2017 yılında Ar-Ge merkezi olan şirketlerden. Firmanın Teknoloji Bölüm Başkanı Önder Kaplancık, Ar-Ge merkezi olduktan sonra üniversiteler ile işbirlikleri yapmaya başladıklarını belirterek, “Hepsiburada, e-ticaret alanında hızla büyüyen müşteri potansiyeli ve iş ortaklarıyla büyük miktarda veriyi yönetmek ve işlemek zorunda. Bu doğrultuda büyük veri yönetimi, büyük veri işleme altyapıları, büyük veri analitiği, hadoop teknolojileriyle ilgili Ar-Ge projeleri geliştiriyoruz. Manuel yönetilmesi mümkün olmayan konularda yapay öğrenme ve derin öğrenme projeleri üzerinde çalışıyoruz. Ayrıca bulut teknolojileri ile depo ve stok yönetimi gibi op-timizasyon algoritmaları içeren kaynak yönetimi projelerimiz de var” diyor. Ar-Ge merkezi olduktan sonra tamamen kendi kaynaklarıyla Mordor isimli bir arama motoru geliştirdiklerim ifade eden Kaplancık şunları aktarıyor:

“Bu dönemde Ar-Ge kadromuz 59 kişiden 103’e çıktı. Mordor sayesinde güncelleme hızımız 480 kat arttı. 1 dakikada 480 bin ürün güncellenmesi yapılabiliyor. Sistem ayrıca stok bilgilerini de güncel tutarak, tüketicilerin stokta olmayan ürünle karşılaşması gibi durumları ortadan kaldırıyor.”

Ar-Ge merkezi olmanın avantajlarında da değinen Kaplancık sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Avantajlardan bahsedecek olursak, KOBİ’lerin e-ticaret ortamına entegrasyonunun ve küresel pazara açılmalarının sağlanması, kadın girişimcilerin küresel ekonomiye kazandırılması, zaman içinde artan e-ticaret hacminin ve farklı altyapı gereksiniminin karşılanması ve dönüşümü, büyük verinin canlı ortamda işlenmesini gerektiren altyapıların oluşturulması, Türk yazılım endüstrisine katkıda bulunulması, özgün yazılımların ulusal ve uluslararası kullanıma sunulması şeklinde sıralayabiliriz. Ar-Ge merkezimizle birlikte yapay zeka, büyük veri, mikro servisler ve sınırsız ölçekli bulut tabanlı altyapılar gibi en son dijital teknolojilerden yararlanarak dünyadaki gelişmeleri sistemimize adapte etmeye başladık. Bu yöntemler aynı zamanda Türkiye’de söz konusu teknolojilerin bu denli büyük bir ölçekte uygulanması bakımından da bir ilk olma özelliği taşıyor. Bilkent, Boğaziçi, Bahçeşehir, Bilgi, Sabancı, ITÜ, Koç gibi üniversitelerle, yüksek lisans ve doktora programlarında yer alınması, çeşitli zirveler, yarışmalar, sponsorluk destekleri gibi muhtelif konularda da iş birlikleri gerçekleştiriyoruz.”

ZINGAT.COM
Emlak sektöründe öncü

Gayrimenkul ve bilgi pazarlama şirketi Zingat.com, emlak sektöründe Ar-Ge sertifikası alan ilk firma oldu. Amaçlarının sektörde dönüşüm yaratmak olduğunu belirten firmanın CTO’su Mehmet Erkek, “Sektördeki en temel sorunlardan biri olan bilgi eksikliğini ve güven sorununu giderecek araştırma ve geliştirmeler yapıyoruz. Bu bağlamda özellikle kullanıcının emlak arama sürecinde sağlıklı kararlar vermesini sağlayacak projeler ürettik.

Bu projelerden biri de İş Bankası Konut Kredi seçim sürecine entegre edilen Ya-şamSkoru uygulamamız oldu” diyor. Çalışmaları arasında Zingat Akademi’yi kurmak olduğunu da belirten Erkek şunları aktarıyor:

“Dünyadaki önemli üniversiteler, halihazırda birçok sektörde kritik dönüşümlere öncülük ediyor. Özellikle bilişim alanında önemli başarılara tanıklık ediyoruz. Biz de Zingat.com olarak benzer iş birliğini ülkemizde emlak sektörüne taşımayı hedefliyoruz. Bünyemizde yapay zeka, makine öğrenmesi ve derin öğrenme gibi alanlarda Ar-Ge projeleri üretiyoruz. Ortaya koyduğumuz bu çalışmaları uluslararası konferanslarda duyurmayı planlıyoruz.”

IMAŞ MAKİNE
Bu yıl 1.5 milyon TL harcayacak

Üretiminin yüzde 90’mı ihraç eden Imaş Makine, Ar-Ge merkezi için yaptığı başvurunun Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından sektörünün ilk Ar-Ge merkezi oldu. İttifak Holding’in iştiraki olan Imaş Makine, Ar-Ge çalışmaları kapsamında 21 adet tasarım ve patent almış bulunuyor. Değirmen tesisleri ve değirmen makineleri, metal kesiminde kullanılan şeritli testere tezgahları, çelik konstrüksiyon yem tesisleri ve yem makineleri gibi makine teçhizat sektöründe üretim yapan îmaş Makine Genel Müdürü Mustafa Özdemir “Bu yıl Ar-Ge harcamalarımızın yaklaşık 1.5 milyon TL seviyesinde gerçekleşmesini hedefliyoruz. Yaptığımız bu yatırımlar ürün kalitemizi geliştirmemizde kısa sürede çok etkili oldu.

3D metal yazıcı üretti

Ar-Ge merkezi olduktan sonra Türkiye’nin ilk yerli ve milli çipi ile lazer rezonatörünü üreten Ermaksan, 3D metal yazıcı ve hammaddesi olan titanyum tozunu üretmeyi başardı. Bu üretimlerin Türkiye’de bir ilk, dünyada da sayılı olduğuna işaret eden Ermaksan Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Ahmet Özkayan, “Titanyumdan sonra nikel alaşım tozları, krom kobalt, paslanmaz çelik tozu gibi diğer metallerin tozlarını da üretmeyi planlıyoruz” diyor. 2018’de ürünü küresel piyasalara ihraç etmeyi hedeflediklerini aktaran Özkayan sözlerini şöyle sürdürüyor:

“3D yazıcımız altı ülke tarafından (Fransa, İtalya, Romanya, Belçika, İngiltere ve Türkiye) Horizon 2020 projesinde, seramik tozlarının lazer ile etkileşimini araştırıp fonksiyonel parçaların üretilmesinde kullanılacak. Endüstri 4.0 kapsamında geliştirdiğimiz ER 4.0 yazılımımız da bu yıl, müşterilerimizle buluşmaya başladı. İlk zamanlarda 65 kişilik olan Ar-Ge kadromuz bugün 120’yi aşmış durumda.”

İnsan-makine etkileşimini geliştirecek

Ses teknolojileri, yapay zeka ve müşteri hizmetleri otomasyonu alanlarında faaliyet gösteren Sestek’in İstanbul Ofisi, 2018’in ilk ayında Ar-Ge merkezi olmaya hak kazandı. Şu an 36 Ar-Ge personeliyle çalıştıklarını aktaran Sestek Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Levent Arslan, “Boğaziçi ve Bilkent Üniversiteleri ile işbirliği içerisindeyiz. Bununla birlikte önümüzdeki yıldan itibaren Ar-Ge’ye ayırdığımız bütçeyi ciromuza paralel arttırmayı planlıyoruz” diyor. Yapay zekaya dayalı ses teknolojileri ile insan-makine etkileşimini geliştirmeyi hedeflediklerini ifade eden Arslan, bu doğrultuda Ar-Ge projelerinin ve patent başvurularının artarak devam edeceğini belirtiyor. Ayrıca Ar-Ge personelinin bu süreçte daha aktif rol alması için teşvik edici ödül sistemi geliştirdiklerini de vurgulayan Arslan, iş birliklerine açık olduklarının altını çiziyor.

Emre İYİBİLİR / İdea Teknoloji Genel Müdürü
“19 ülkeye ihracat yapıyoruz”

Ar-Ge merkezi yetki belgemizi 2014’te almıştık. Bundan sonra vergi teknolojileri alanına girerek faaliyet alanımızı genişlettik. E-Fatura ve e-Defter uygulamalarının Türkiye’deki tesis ve yaygınlaşma sürecinde öncü rol üstlendik. Platform bağımsız ilk e-Defter çözümü üreticisi ve e-Arşiv Faturası hizmet izni alan entegratör olduk.

Vergi teknolojileri alanında ilk ve tek olan e-Defter dijital denetim aracı VisionPlus VerDE çözümünü 2016’da piyasaya sunduk. VisionPlus e-İhracat Fatura portalı ise 2017’de açıldı. 2017 sonunda e-İrsaliye özel entegrasyon izni alan ilk grubun içinde yer aldık. 2017 yılı TÜRKONFED ve Londra Borsası işbirliğiyle hazırlanıp yayımlanan Türkiye’nin Yükselen Liderleri’ araştırmasında ‘Türkiye’nin İlham Veren Bilişim Şirketleri’ arasında yer aldık. Özetle Ar-Ge merkezi ile birlikte rakiplerimiz arasında farklılaşmamızı sağlayan katma değerli çözümler üretmeye başladık. Çözümlerimiz 19 ülkede 3 binden fazla işletmede, 40 bini aşkın kullanıcı tarafından kullanılıyor. 2016’da Türkiye’nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı’ndan biri olduk.

2017 ile birlikte, dünyada hızla gelişen biyoinformatik alanında da araştırmalarımızı genişlettik. 2017 başında İdea Technology Solutions LLC’yi, Boston’da faaliyete geçirdik. Ar-Ge merkezimizde şu an 70 personelimiz bulunuyor. İkisi tescillenmiş, ikisi başvuru aşamasında olan dört patentimiz var. Ar-Ge merkezimiz projelerinden 60’ın üzerinde uluslararası akademik yayın çıkarılmıştır. 2013-2016 arasında yüzde 141 büyüdük, Ar-Ge’ye ayırdığımız bütçe sekiz kat arttı, ihracatımız ise 7 katına ulaştı.

Mehmet BALABAN / Repkon Makine İdari İşler Direktörü
”Hedefimiz ithaö edilen teknolojileri geliştirmek”

2015 yılında Ar-Ge merkezi olduk. 0 zaman personel sayımız 30 iken 2017 yılı sonunda bu rakam 50’ye yükseldi. Ar-Ge merkezi olmadan önce 2005-2014 yılları arasında 7 TEYDEB projemiz mevcut iken, Ar-Ge merkezi olduğumuz 2015 yılından 2017 yılı sonuna kadar üçü desteklenen ikisi de başvuru sürecinde olan toplam beş TEYDEB projemiz mevcuttur. Ciro ve ihracat rakamlarımız da istikrarlı bir biçimde yükseldi. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu ve yurtdışından ithal edilen ürün, proses ve teknolojileri geliştirmek öncelikli hedefimiz.

60 Ar-Ge mühendisi yetişti

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği [OİBİ ve Bursa Sanayicileri ve İş adamları Derneği [BUSİAD] işbirliğiyle Türkiye’deki Ar-Ge personeli ihtiyacını karşılamak üzere hayata geçirilen Ar-Ge Mühendisi Yetiştirme Programı, 2017 yılında 60 kişiyi mezun etti. OİB Başkanı Orhan Sabuncu, “Ar-Ge harcamalarının GSYİH’deki yüzde 1 olan payını hızla yüzde 3’e çıkarmalıyız. Bunun için katma değeri yüksek, ileri teknoloji ürünlere yönelmeli, Ar-Ge harcamalarımızı artırmalı, inovasyona ağırlık vermeli, markalaymaya ve tasarıma odaklanmalıyız” diyor.

 

ÜRÜN DİRİER





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.