Anasayfa / Ekonomi-Finans / Avrupa’nın korkulu rüyası olduk!

Avrupa’nın korkulu rüyası olduk!




Avrupa’nın korkulu rüyası olduk!

İspanyol, İtalyan, Alman ihracatçıların artan maliyetler nedeniyle güç kaybettiği pazarlarda boşluğu Türk firmaları dolduruyor. Ortadoğu ve Rusya’da zaten güçlüydük ama başta doğusu olmak üzere Avrupa’da da artık sesimiz daha gür çıkıyor…

DÜNYA piyasaları global kriz nedeniyle yangın yerine dönmüş durumda. Türk ihracatçıları ise her zorluğa rağmen ihracatını artırmayı başarıyor. Rekor üstüne rekor kıran ihracatımızın bu yıl 150 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Gerek global kriz gerekse yaşadıkları dönüşüm nedeniyle özellikle Avrupalı rakiplerimiz bazı alanlarda pazar payı kaybederken, onların boşluğunu Türk ihracatçıları dolduruyor.

Özellikle son 2-3 yıldır inşaat malzemeleri ihracatımızdaki artış dikkat çekiyor. Deriden yaş meyve sebzeye, seramikten mobilyaya daha birçok alanda da Avrupalı rakiplerimizin kan kaybetmesini lehimize çevirmiş görünüyoruz. İspanya, İtalya, Almanya gibi ülkelerin kaybettiği pazarları biz kazanıyoruz. Elbette bunda üretim kalitemiz ve tasarım gücümüzdeki artışın yanı sıra fiyatta da Avrupalı rakiplerimize göre daha avantajlı olmamızın rolü büyük.

İNŞAAT MALZEMELERİ COŞTU

inşaatta Çin’in ardından dünya İkincisi olan Türk müteahhitleri, inşaat malzemeleri sektörünün yurtdışına açılmasına da öncülük yapıyor. 2011’de boyadan cama, PVC kapı ve pencereden mermere tüm dünyaya 2ü milyar dolarlık inşaat malzemesi sattık. TİM İnşaat Komitesi Başkanı ve İstanbul Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Urfa-lılar, bu yıl inşaat malzemesi ihracatımızın 24 milyar doları bulacağını öngörüyor.

Urfalılar’ın verdiği bilgiye göre geçen yıl inşaat malzemeleri ihracatının yüzde 12.6’sı Irak’a, yüzde 4.86’sı Almanya’ya, yüzde 4.76’sı Birleşik Arap Emirlikleri’ne yapıldı. Son üç yıldır özellikle İrak, Türkmenistan, Azerbaycan gibi ülkelerde Avrupalı rakiplerimize göre daha hızlı büyümemiz dikkat çekiyor. AvrupalIların ‘Arap baharı’ndan sonra “flu” gördükleri bazı ülkelere tereddütle yaklaştıklarını belirten Urfalılar, “AvrupalI enerjisini daha garantili pazarlara yönlendirdi. Biz ödeme sistemleri oturmamış ülkelerle bile ticaret yapıyoruz” diyor.

Firmalarımız yurtdışına daha çok demir-çelik ürünleri, mermer, granit gibi işlenmiş taşlar, inşaat kabloları, PVC kapı pencere gibi plastik inşaat malzemeleri ve çimento satıyor. 2009-2011 döneminde inşaat malzemesi ihracatımız yüzde 22.6 arttı. Aynı dönemde Almanya’ya ihracatımız yüzde 31.8 artarak rekor kırdı. Kuşkusuz bunda en önemli faktör, daha kaliteli üretim yapıp AvrupalIlara göre daha uygun fiyatla satmamız oldu.

DOĞU AVRUPA’DA GÜÇLENDİK

Türkiye, çelik üretiminin yüzde 50’sini ihraç ediyor. Geçen yıl bu alandaki ihracatımız 15 milyar 353 milyon dolara ulaştı. Son yıllarda özellikle Romanya, Bulgaristan, Slovakya, Makedonya, Sırbistan gibi Doğu Avrupa ülkelerindeki gücümüz artıyor. Söz konusu bölgelerdeki birçok altyapı yatırımında artık Türk ürünleri tercih ediliyor. İstanbul Demir Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Yücel Boru Genel Müdürü Kemal Saraç, “Doğu Avrupa ülkelerine daha çok Almanya, İtalya, Polonya gibi ülkelerin üreticileri mal satıyordu. Ancak global krizden sonra onların gücü azaldı. Finansal sıkıntılar yüzünden üretimi kıstılar. Bizse aksine kapasite artırdık” diyor. Kemal Saraç, geçen yıl Yücel Boru’nun da Doğu Avrupa ülkelerine ihracatının yüzde 20 arttığını vurguluyor.

Türkiye seramik ve vitrifiye sektörünün yıllık ihracatı 1 milyar dolar civarında. Bu alanda da Avrupa’daki gücümüzü artırıyoruz. Bunun iki nedeni var. İlki, Avrupa Çin’in seramik ürünlerine geçen yılın haziran ayında anti-damping uygulamaya başladı. Böylece Çin’in boşluğunu biz doldurduk. İkincisi ise İspanya seramik sektörü son üç yıldır kan kaybediyor. Avrupa’daki büyük dağıtıcı ve toptancılar, artık İspanya yerine Türkiye’ye yönelmiş durumda. Özellikle İngiltere ve Fransa pazarına yönelik ihracatımızda ibre yukarı doğru gidiyor.

“RUSYA’NIN KURALLARINA UYDUK”

Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatı geçen yıl 2 milyar 339 milyon dolara ulaştı. Bu alandaki ihracatımız her yıl yüzde 20-25 artıyor. Bu yıl da aynı oranların yakalanması bekleniyor. Yılın ilk iki ayı havalar soğuk gittiği için iyi başlamasa da sektör önümüzdeki aylardan umutlu. Yaş meyve sebze ihracatında narenciye başı çekiyor. İhracat gelirimizin yaklaşık 1 milyar doları narenciye kaynaklı. Onu üzüm, kiraz, domates izliyor. Yaş meyve sebze ihracatının yüzde 40’ını Rusya pazarına yapıyoruz. Bu pazardaki en önemli rakiplerimizse İspanya, Yunanistan, Mısır ve Fas. Rusya’da özellikle İspanya ve Yunanistan’dan pazar kapıyoruz. İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Latif Ünal, bu durumu Rusların isteklerine hızlı uyum sağlayabilmemize bağlıyor. Ünal, Rusya’da rakiplere karşı sağladığımız rekabet üstünlüğünün gerekçesini şöyle açıklıyor:



“Rusya’ya artık yerleştik ve orada organize olduk. Rusları ciddiye alıyor, onların kurallarına uyma çabası gösteriyoruz. Bunu Rusya’daki ticari partnerlerimiz ve yetkili makamlar da görüyor, takdir ediyor. AvrupalIlar egoları nedeniyle müşterilerini biraz küçük görüyor.”

Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamullerinin son yıllardaki ihracat performansı da göz dolduruyor. Bu alanda geçen yıl yüzde 33 artışla 5.5 milyar dolarlık dış satışa ulaştık. Çikolata ve şekerleme, 1.5 milyar dolarla bu sektörün sürükleyicisi oldu.

AVRUPALILAR ÇEKİLDİ

Halen 190 ülkeye çikolata ve şekerleme ürünü satıyoruz. Ancak özellikle Ortadoğu ve Afrika ülkelerindeki payımızın artması dikkat çekiyor. İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamülleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Mete, “İrak ve Suudi Arabistan’ın yanı sıra “Arap baharı” yaşayan ülkelerde de ihracatımız artıyor. Bu ülkelerle hem milli hem de kültürel uyumumuz var. Bizi ve mallarımızı tanıdıkça AvrupalIları tercih etmemeye başlıyorlar. Türkiye zaten bu ülkelerin önünde önemli bir rol model. Bize ciddi bir sempati duyuyorlar” diyor.

Mobilya, karton, mukavva, MDF, sunta gibi ürünler “ağaç ve orman ürünleri” adı altında ihraç ediliyor. Bu alanda geçen yıl 3 milyar 400 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Sektörün sürükleyicisi ise 1.7 milyar dolarla mobilya oldu. İstanbul Ağaç ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Abdullah Tever, mobilyada Orta Asya, İrak ve Afrika ülkelerinde Avrupalı rakiplerimize karşı güç kazandığımızı vurguluyor:

“Eskiden İtalyanların, Almanların etkin olduğu pazarda şimdi biz güçlenmeye başladık. ltalyanlar tasarımda güçlü ama bizim hem Almanya hem de İtalya’ya karşı maliyet avantajımız var. ”

SÜS BİTKİLERİNDE DE AVANTAJLIYIZ

Süs bitkileri ihracatımız da son yıllarda hızla artıyor. Son 5 yılda bu alanda ortalama yüzde 20 artış hızı yakalandı. Geçen yıl süs bitkileri ihracatı 2010’a göre yüzde 46 artarak 76 milyon dolara ulaştı.

Süs bitkileri; kesme çiçek ve ağaçlı dış mekan bitkileri olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Diinya süs bitkileri ticareti 18 milyar doları bulmuş durumda. Rusya ve Almanya, 2’şer milyar dolarlık ithalatla en büyük pazarlar arasında. Ancak Türkiye henüz iç piyasasını doyuramadığı ve bu alanda yeterli üretim kapasitesine ulaşamadığı için ihracatta istediği rakamlara ulaşamadı. 76 milyon dolarlık ihracatın yüzde 60’ı Avrupa’ya, kalanı da Rusya ve Türk Cumhuriyetleri’ne gidiyor. Dış mekan ağaçlı bitkiler ihracatında Türkmenistan, Azerbaycan, Kazakistan gibi Türk müteahhitlik sektörünün kuvvetli olduğu bölgeler başı çekiyor.

Antalya Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğ-lu, kesme çiçekte Avrupa’da Ispanya ve İtalya’nın bıraktığı boşluktan pay almaya başladığımızı söylüyor. Ardından da sektörün rekabet şansını şöyle değerlendiriyor: “Süs bitkilerinde dünyanın en etkin ülkesi Hollanda. Onlarla rekabet etmemiz zor. Ancak son yıllarda İspanya ve İtalya’da işçilik maliyetleri arttı. Avrupa Birliği kanunları onları zorluyor. Son beş yılda Avrupa’ya ihracatımız yüzde 20 arttı.”

YENİ RAKİP BANGLADEŞ

90 milyar dolarlık dünya hazır giyim pastasından aldığımız pay 15 milyar dolar. Çin’in ardından Avrupa’nın en büyük hazır giyim tedarikçisiyiz. Avrupa’da Çin mallarına karşı uygulanan engeller, bir numaralı rakibimizin pazar kaybetmesine yol açıyor. Gerçi Avrupalılar Çin’in boşluğunu öncelikle Bangladeş ürünleriyle dolduruyor. Ancak biz de bu pastadan pay almayı başarıyoruz. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Kızılgü-neşler, “Çin’in kaybettiği pazar payından Bangladeş kadar olmasa da biz pay almayı başarıyoruz. Ancak asıl göz dikmemiz gereken yer Amerika. Vietnam, Sri Lanka ve Kamboçya’ya yönelen Amerika’ya biz kotalar nedeniyle sadece 300 milyon dolarlık ihracat yapabiliyoruz” diyor.

Türkiye, deride de önemli bir üretim üssü. Geçen yıl ihracat yüzde 22 artışla 1 milyar 440 milyon dolara ulaştı. İstanbul Deri ve Deri Mamülleri İhracatçıları Birliği Başkanı Lemi Tolunay, son yıllarda İtalya’nın üretimi bıraktığına dikkat çekiyor: “Tasarımda güçlü olan ltalyanlar artık daha çok Türkiye’de üretim yaptırmayı tercih ediyor. Çünkü İtalya’da üretim pahalandı. Ancak ana üretim üssü olarak Türkiye’yi seçtiler. Onların üretimi bırakması bizi dünyada daha da güçlendirdi.”

Tolunay, ayakkabıda ise Çin, Hindistan, Pakistan gibi ana üreticilere karşı tasarım ve kalite avantajımız olduğunu düşünüyor.

RAHİME BAŞ UÇAR






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir