Anasayfa / Makaleler / Bir dünya sorunu olarak göçmenler

Bir dünya sorunu olarak göçmenler




AB ile göçmen geri kabul anlaşması imzalandı. Göçmenler, sadece AB’nin değil tüm dünyanın sorunu. Türkiye, hem göç veren hem de alan bir geçiş ülkesi olarak kritik bir konumda…

TÜRKİYE 16 Aralık’ta Avrupa Birliği (AB) ile geri kabul anlaşmasını imzaladı. Böylece AB’ye Türkiye üzerinden gittiği farz edilen kaçaklar Türkiye’ye geri gönderilecek. 18 Aralık tarihi de Dünya Göçmenler Günü’ydü. izinsiz gidilirse kaçak, izinli gidilirse göçmen!..

AB ile gocmen geri kabul anlasmasi

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun küresel göçmen hakları savunucularının verdiği uzun mücadelenin sonucu olarak 1990’da Uluslararası Göçmen işçiler ve Ailelerinin Haklarını Koruma Konvansiyonu’nu imzaladığı gün olan 18 Aralık, ilk defa 1997’de Filipinli ve Asyalı göçmen organizasyonları tarafından Uluslararası Göçmen Dayanışma Günü olarak kutlanmaya başladı. 18 Aralık, BM tarafından resmi olarak 2000’de “Uluslararası Göçmenler Günü” olarak kabul edildi.

EN YOĞUN GÖÇ AVRUPA’YA

Son 10 yılda özellikle artan göçmenlerin sayısı, 1990’da 154 milyon iken, 2000’de 175 milyon, 2013’te ise 232 milyona ulaştı. Geleneksel olarak en çok göç, dünyanın güneyinden kuzeyine doğru oluyor.

Uluslararası göçte genel eğilim Asya, Tatin Amerika ve Karayip kökenlilerin Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Almanya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık, Fransa, Kanada, Avustralya ve Ispanya gibi ülkelere göç etmesi yönünde.

Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (Mirekoç) uzmanlarına göre, bu 10 ülke, dünya göçmen nüfusunun yarısını barındırıyor. Mirekoç uzmanlarından Meriç Çağlar ve Deniz Karcı Kofralı, ayrıca en çok göç alan bölgenin Avrupa olduğunu ve 2004, 2007 yıllarındaki AB genişlemeleriyle Avrupa’da göçün yüzde 30 arttığını ve 2010, 2011 yıllarında dünya genelindeki göçün üçte birini bu bölgenin oluşturduğunu dile getiriyor.



Avrupa’yı, 71 milyonla Asya takip ediyor. Kuzey Amerika’da 1990’lı yıllardan beri göçmen sayısı 25 milyon arttı. Her yıl yaklaşık 1 milyon insan Kuzey Amerika’ya göç ediyor.

Mirekoç uzmanlarına göre, ülkelerindeki siyasi değişimler ve dengesizlikler, kabile savaşlarından iç savaşa birçok çeşitli silahlı çatışma, göçmenlerin zulümden kaçmasına neden olsa da sığınmacı ve mülteciler dünyadaki göçmenlerin küçük bir bölümünü oluşturuyor.

GÖÇ ALMAYA BAŞLADIK

Türkiye ise geleneksel olarak göç veren ülke olarak biliniyor. Ancak 1990’lardan beri Türkiye aynı zamanda göç alan ülke ve geçiş ülkesi haline geldi. Çağlar ve Kofralı’ya göre, Ortadoğu, Asya ve Avrupa arasındaki jeostratejik konumu sayesinde Avrupa’ya giden göçmenler için bir geçiş ülkesi olan Türkiye, aynı zamanda gelişmekte olan bir ekonomi olarak özellikle komşu bölgelerden göç almaya başladı.

OECD’nin 2011 verilerine göre, Türkiye’de yaklaşık 220 bin düzenli, 43 bin düzensiz göçmen var. Aynı kurumun 2013 Uluslararası Göç Raporu’na göre ise, 2011’de Suriye’deki krizle beraber 18 bin Suriyeli Türkiye’ye girdi. 2012’de Türkiye’deki toplam Suriyeli sayısı 140 bine yükseldi. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMYK) 2013 rakamlarına göre, Birleşmiş Milletler’e kayıtlı yaklaşık 540 bin Suriyeli göçmen bulunurken, resmi tahminlere göre Türkiye’deki Suriyeli göçmen nüfusun yaklaşık 700 bin olduğu tahmin ediliyor.

Türkiye Cumhuriyeti, taraf olduğu 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu çekince ile sadece Avrupa’dan gelen sığınmacılara mülteci statüsü veriyor. Bu nedenle Ortadoğu, Asya ve Afrika’dan dan gelen sığınmacılara sadece geçici, olarak sığınmacı statüsü veriliyor.

Göçmenlere ilişkin Cenevre Sözleşmesi’ni bugüne kadar Türkiye de dahil sadece 43 ülke onayladı. Fakat Türkiye, Sözleşme’nin 15, 45, 46, 76 ve 77. maddelerine bildirimde bulundu ve 40. maddesine çekince koydu.

Sözleşmenin en önemli maddelerinden biri de ‘non-refoulment’ (geri yollama yasağı) ilkesidir. Sözleşmenin ilgili 33/1 maddesi şöyle diyor : “Sınır dışı veya iade etme yasağı Madde 33/1: Hiçbir akid devlet bir mülteciyi, ırkı, dini, vatandaşlığı, muayyen bir içtimai zümreye mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyle hayat ve hürriyetinin tehdit edileceği ülkelerin hudutlarından her ne şekilde olursa olsun sınır dışı veya iade edemez.”

İlginçtir, işte bu sözleşmeyi hiçbir AB ülkesi imzalamadı.

DR. MURAT UĞUR AKSOY





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir