Ekonomi Haberleri

Büyüme Odaklı Yatırım Stratejisi: T. Rowe Price Büyüme Filtresi

Yatırım gurusunun yaklaşımı

BU hafta hisse senedi yatırımında değerlendirilebilecek, daha önceki haftalarda ele almadığımız bir yatırım gurusunun yaklaşımını tanıtacağız. Bu tarz yazılarda her zaman yaptığımız gibi öncelikle üzerinde duracağımız yaklaşıma ilişkin genel teorik çerçeveyi çizecek; sonrasında da bu teorinin pratikteki, yanrBorsa İstanbul’daki yansımasının nasıl olduğuna bakacağız.



Bu hafta büyüme odaklı hisse senedi yatırım stratejilerinin kurucuları arasında gösterilen ABD’li fon yöneticisi Thomas Röwe Price’ın yaklaşımını ele alıyoruz.

1920lerde hisse senedi yatırımlarına başlayan Rowe Price, 1937’de T. Rowe Price Associates şirketini kurar, ki bu şirketin yönettiği toplam varlık büyüklüğü ilerleyen yıllarda 300 milyar doların üzerine yükselmiştir. 1983’te ölen Rowe Price’m hisse senedi yatırımı konusundaki görüşlerini özetlediği bir kitabı bulunmasa da bir çok önemli yayın/dergide yer alan makaleleri bulunuyor. Rowe Price’in öne sürdüğü ana argüman hisselerin bir hayat döngüsü (büyüme, olgunlaşma ve gerileme) dahilinde hareket ettiğidir. Bu noktadan hareketle “büyümek için verimli alanların” aranmasını önermektedir.

UZUN VADELİ “AL VE TUT”

Rowe Price, bu stratejiye uygun bir şirketi, dikkatli bir araştırma sonrasında bir ekonomik evresinden diğerine geçerken, genel hayat pahalılığındaki artışa nazaran daha güçlü büyüyebileceğine yönelik sinyaller veren; uzun vadede kârını büyütmeyi sürdürmesi ve her yeni büyük döngü sonunda hisse başına kârını yeni bir zirveye ulaştırması değerledirilen olarak tanımlamakta. Aynı zamanda, büyüme potansiyeli olan şirketlerin yeni ortaya çıkan sanayi kollarında veya yeni teknolojik gelişmeler veya yeni ürünlerin ortaya çıktığı eski sanayi kollarında/sektörlerde aranması gerektiğini düşünmekte.

Rowe Price yaklaşımında büyüme ve değer yatırım stratejileri kapsamında değerlendirilen değişkenler bir arada kullanılmakta. Bu yaklaşımda özetle kârlılık, marj ve pozitif nakit akımıyla birlikte makul bir fiyat/kazanç oranına sahip olan hisselere odaklanılmakta. Bu yaklaşımda temel olarak amaçlanan, hisseler, piyasada “cazip”olarak değerlendirilmeye başlamadan çok daha erken safhalarda uzun vadeli potansiyel taşıyanları tespit edebilmek.

Price, uzun vadeli perspektifle “al ve tut” stratejisine inanmaktaydı. Öyle ki, 1970’lerde aldığı ve 60 katın üzerinde kazanç elde ettiği Xerox hissesini 12 yıl taşırken, 230 kat kazanç elde ettiği Merck hisseni 31 yıl taşımıştır. Price’a göre yatırım yapılan bir hisse için satış zamanı, bu şirkete dair cazip bir büyüme beklentisinin kalmadığı zamandır. Diğer taraftan, cazip bir büyümeye dair beklentiler canlı kaldıkça hisse fiyatında görülecek düşüşlerin yeni alımlar için fırsat olduğunu düşünmektedir. Yine de uzun vadeli bir yatırımcının her zaman için bilinmeyen gelecekte beklenmedik gelişmelerle karşılaşabileğini, fırtınalı süreçlere hazır olması gerektiğini ve koşullara göre inat etmek yerine taktik/beklenti güncelleme konusunda esnek olunması (akıntıya karşı yüzmemesi) gerektiğini belirmektedir. Risklerin yönetilebilmesi açısından farklı sektörlerden ve fazla sayıda hisse ile çeşitlendirilmeye gidilmesi sağlıklı bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.

YAKLAŞIMIN KRİTERLERİ

Gelelim bu yaklaşım kapsamında ele alman kriterlere:

Kâr Büyümesi: Bu yaklaşım kapsamında değerlendirilecek şirketlerin, istikrarlı bir şekilde piyasadaki ortalamanın ve/ veya enflasyonun üzerinde bir kâr büyümesi yakalaması arzu edilmekte. Bu doğrultuda, hem son finansal sonuç dönemi (yıllıklandırılmış rakamlarla) itibariyle, hem son üç ve beş yıllık bileşik büyüme oranları üzerinden piyasadaki medyan (ortanca) büyüme oranı üzerinde kâr büyümesi elde eden şirketleri filtreledik.




Makul Fiyat: Bu kapsamda temel ölçüt olarak Fiyat / Kazanç çarpanı dikkate alınmakta. Son Fiyat / Kazanç oranı son beş yıllık ortalamasının ve 40 seviyesinin altında olan hisseleri filtreledik.

Ölçek: Bu kapsamda önemli bir kısıtlama olmasa da (hatta küçük ölçekli hisseler büyüme için genelde daha uygun olsa da) biz bir miktar daha korumacı yaklaşarak piyasa değeri 1 milyar TL üzerinde olan hisseleri dikkate aldık.

Güçlü Finansal Durum: Bu kapsamda yıllıklandırılmış rakamlar itibariyle nakit akışı O’m üzerinde olan hisseleri ‘dikkate aldık.

Aktif Kârlılığı: Yıllıkandırılmış rakamlar itibariyle aktif kârlılık oranı yüzde 10’un üzerinde olanları dikkate aldık.

Olumlu ve artan marjlar: Yıllıklandırılmış güncel finansal sonuçlar üzerinden hem Faiz, Amortisman, Vergi Öncesi Kâr (FAVÖK) marjı hemde net kâr marjı son beş yıl ortalamasının üzerinde olan hisseleri dikkate aldık.

TABLO NE ANLATIYOR?

Bu kriterlerle yaptığımız filtreleme sonucunda ortaya çıkan hisseler aşağıdaki tabloda yer almaktadır. Tabloda hisse fiyatlarının mevcut seviyelerine ilişkin bir ön fikir vermesi amacıyla sene başından bu yana ve son bir aylık dönemdeki BIST-lOO’e göre rölatif getiri performansı ile Piyasa Değeri / Defter Değeri (PD/DD), Fiyat / Kazanç oranı (F/K) ve Firma Değeri / Faiz, Amortisman, Vergi öncesi Kâr (FD / FAVÖK) gibi bazı çarpanların son değerleri ile son üç yıldaki ortalama değerlerini karşılaştırmalı olarak gösterdik. Tablodaki hisseleri son F/K oranı küçükten büyüğe olacak şekilde sıraladık. Tabloya geçmeden önce hatırlatmamızı yapalım. Köşemizdeki yazılarda mümkün oldukça her hafta farklı bir yatırım stratejisi ya da bakış açısına yönelik çizdiğimiz teorik çerçevenin pratikte bir karşılığının olup olmadığını göstermeyi amaçlıyoruz. Her yatırımcının farklı risk algısı, beklentisi ve vade tercihi bulunduğunu, burada yer alan hisseler her yatırımcı için uygun olmayabileceğinin altını bir kez daha çizelim. Yazılarımızda yer alan bilgi/içerik genel yatırım tavsiyesi kapsamında olup kesinlikle birebir yatırım danışmanlığı niteliği taşımamakta olup yazılarımızın tek amacı hisse senedi yatırımı konusunda okuyucuları bilgilendirmek ve farklı bakış açıları sunabilmek.

EROL GÜRCAN



Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu