Makaleler

Çöp Uzmanı Olmak

Artık çöp uzmanı olmak zorundayız. Çünkü ürettiğimiz çöpler; çevremizi, günlük yaşantımızı, içtiğimiz suları, yediklerimizi, soluduğumuz havayı tehdit etmeye başladı. Bunun için “garboloji” adında bir bilim dalı bile oluştu.



PASİFİK Okyanusu’nda, üç Fransa büyüklüğünde bir çöp yığını olduğunu biliyor muydunuz? “Büyük Pasifik Çöp Yaması” olarak bilinen bu çöp alanının, önceki tahminlerden 16 kat daha büyük olduğu yeni anlaşıldı. Bu çöp yığınının sadece yüzde 1’ini temizlemek için 67 gemi seferber olmalı.

Hepimiz “garbolog”olalım

Bunun için “garboloji” adında bir bilim dalı bile oluştu. Adı, İngilizce çöp anlamına gelen “garbage”dan türetilmiş. Ama çöp demek olan “trash” kelimesi de var. Neden “garbage” seçilmiş? Çünkü her tür evsel atığa “garbage”, ev dışı atıklara “trash” deniyor.

Onun için her birimizin çöp yönetimini iyi bilmemiz gerekiyor. Ne var ki, her zamankinden daha çok çöp üretiyoruz. New York çöpçüleri, kurye yoluyla sipariş edilen ürünlerin atılan ambalajlarını, kutularını toplamaktan şikayetçi. Çünkü ambalaj atıkları, genel çöpün üçte ikisini oluşturuyor.

Eve getirdiğimiz her tür siparişin ambalajlarını atarak çöplerimizin çoğaldığını fark ediyor muyuz? En büyük çöp üretici ABD’den örnekler verelim. Bu ülkede her gün 63 bin çöp kamyonu çöp topluyor. Kamyonlar, bunun için günde 274 bin km yol kat ediyor.

Yine Amerikalılar yılda 275 milyon otomobil lastiğini, 67 ton kağıdı çöpe atıyor. Her yıl 5.7 milyon ton eski halı, çöpe gidiyor. Avrupa’ya geçelim. Bu kıtada her yıl 200 milyon kişiyi doyuracak kadar yiyecek çöpe atılıyor. Hele Afrika ve Latin Amerika’da israf edilen yiyecek ise toplam 600 milyon kişiyi hayata bağlayacak kadar fazla. Bir bebeğin bile, tuvalet eğitimi alacağı yaşa gelene kadar sekiz bin kez altı değiştiriliyor.

Çöp uzmanı olmak
Çöp uzmanı olmak

Çöpte Konser

Bugün pek çok ülkede belediyeler, okul kitaplarında, okul binalarında, kütüphanelerde, parklarda ve kamuya açık diğer yerlerde çöp yönetimiyle ilgili olarak halka yapabilecekleri basit uygulamaları öğretmeye çalışıyor.

2018’de Rus piyanist Pavel Andreev, bu soruna dikkat çekmek için Leningrad dışında bir çöplük üzerinde konser vermişti. Çöp yığını üzerine yerleştirilen piyanosunu çalarken üzerinde martılar uçuşuyordu. Ama dikkat çekemedi. Tam tersine yerel yöneticilerden ve halktan tepki gördü.

1970’lerde Doğdu

İnsanlar çöp üretiyor, yerel yetkililer topluyor, onları açık araziye atıyor, gömüyor, yakıyor ya da bir bölümünü geri dönüştüren tesislere aktarıyor. Hepimiz böyle biliyoruz. Ama ABD’de 1970’li yıllarda bazı aktivistler, ‘”garboloji” tanımlamasını ortaya attı ve çöp biliminin doğmasına neden oldu. Bu tanımı bilimsel düzeye taşıyan ilk kişi de antropolog William Rathje oldu.

Rathje, Tucson/Arizona’da bir çöp projesi başlattı. Açık araziye atılmış çöpleri gruplandırdı. Elde ettiği bilgilerden toplumların yeme-içme alışkanlıkları, kullandığı eşyalar, lüks tüketim maddelerinin ne sıklıkla kullanıldığı, sağlıklı beslenip beslenmemeleri, hastalıklara yatkın olup olmadıkları, “junk food” dedikleri ucuz ve sağlıksız yiyecek tüketme oranları gibi konularda veri topladı.

Başkaları İçin Bilgi Hazinesi

Şimdi biraz da işin casusluk tarafına girelim. “Birilerinin çöpü, başkaları için bilgi hâzinesidir” görüsünden yola çıkan pek çok araştırmacı, 2000’li yıllarda çöplerden, politik eylemler hakkında bile bilgi toplamaya başladı. Çin, en merak edilen ülkelerden biriydi. Bu ülkenin değişik kentlerinde araştırmacılar, bit pazarlarını dolaştı ve çöpe atılmış olan bu parçaları inceledi. Yerel hükümetlerin, halkı büyük kentlerden kırsal kesime yayma politikalarının, ekonomideki değişimlerini belirledi. Bu bilgiler, söz konusu ülkeyle yapılacak ithalat-ihracat bağlantıları için önemliydi.



Kuzey Kore’deki günlük yaşamla ilgili olarak bilgi toplamanın mümkün olmadığı aşikar. Ama Batı, bunu da başardı. Çöplerini inceleyerek. Dünyaya kapalı olan bu ülkeye gidip, çöp bidonlarını karıştıramazdınız. Araştırmacılar da denize atılan ve akıntılarla Güney Kore kıyılarına ulaşan, Kuzey Kore çöplerini incelediler. Bin 400’den fazla ürün paketi, dikkatle ve bütün ayrıntılarıyla incelendi. Ürün paketlerinin renkli ve göz alıcı olduğu, sofistike biçimde hazırlandığı anlaşıldı. Şaşırtıcı olan bu gelişme, günlük hayatın ağır bir şekilde kısıtlandığı Kuzey Kore’de ince bir kültürel değişim olduğunun habercisiydi. Bu bilgi, bizim için bir şey ifade etmiyor ama bazı ülkeler bunu titizlikle değerlendiriyor.

Bir başka örneğimiz Polonya. Arkeolog Grzegorz Kiarszys, artık terk edilmiş olan Sovyet taktik nükleer silahlar üssünü inceledi. Etrafındaki çöplerden, üste bir zamanlar nasıl bir yaşam olduğunu belirlemeye çalıştı. 1960’ların ve 70’lerin yetersiz uyduları, sadece bulanık fotoğraflar çekebilmişti. Bu fotoğraflardan birşey öğrenmek mümkün değildi.

Kiarszys, hava fotoğrafçılığından ve lazer tarama tekniklerinden yararlandı. Topladığı verilerle bir görüntü ortaya çıkarmayı başardı. Toz süt kutuları, tıraş bıçakları, makyaj malzemeleri, oyuncaklar vs. Lego taşları gibi pahalı oyuncaklar bile vardı. Bunlar o zamanm komünist Polonya’sında halkın bulabileceği ürünler değildi. Öyle görünüyordu ki Sovyet subayların dövize erişimleri vardı ve istediklerini ülke dışından getirtebiliyorlardı.

İş İnsanları da Yararlanıyor

Çöp, sadece hükümetler için veri kaynağı değil. Bu bilgilerden iş insanları da yararlanıyor. Birleşik Krallık’ta 1970’li yılların başında Ski marka yoğurtlar çok popülerdi. Yoğurt, ABD ve Avrupa ülkeleri için çok bilinen bir ürün değildi. Buna rağmen pek çok marka. Skiye rakip olmuş, pazar paylarını zorlamaya başlamıştı. Ski’nin kıdemli üretim müdürü Stephen Logue, rekabet ortamının kızıştığı yılları çok iyi hatırlıyor.

Ski’nin üst düzey yöneticileri, Audits of Great Britain (AGB) adlı bir araştırma şirketiyle anlaşıyor. AGB’nin işi, çöp tenekesi karıştırmak. Binlerce evin çöplerini inceliyor, tüketim alışkanlıklarını saptıyor ve bu bilgileri üretici şirketlere satıyor. On binlerce evin çöpleri tek tek inceleniyor. Hane halkından, anlaşmalı şirketlerin ürün paketlerini farklı kutulara atmasını istiyor. Bunun için ev halkına ücret ödüyor.

Belirli zaman aralıklarında bu kutular incelenerek hangi markaların daha çok satıldığı belirleniyor. Logue, “O zaman anladık ki, Ski marka yoğurtlarımız iyi satıyor. Rakipler, bizi zorlayamıyor” diyor (O zamanlar barkod yoktu. Barkodun ilk kez, ABD/Ohio’da bir süpermarkette Wrigley’s marka sakız paketinin üzerindeki çizgilerden okunması için dört yıl daha geçmesi gerekecekti).

Gözleyip Kokladı

Yine ABD’ye dönelim. Garboloji bilgisini, halk sağlığı için kullanan bir bilim insanından söz edeceğiz. San Francisco’daki Kaliforniya Üniversitesinden antropolog Jercmiah Mock, 2019’da bir araştırma yaptı. Çöp tenekelerini karıştırması gerekmiyordu. Sadece otopark alanlarını, okul, sinema, kültür merkezi, kütüphane, kafe gibi sık ziyaret edilen mekanların etrafındaki alanları gözlemledi ve “kokladı”.

Yerde bulduğu izmaritlerin ve e-sigaraların yere atılan uçlarını saydı. İzmarit kadar e-sigara ucu olduğunu dehşetle gördü. E-sigaraların zararsız olduğu söylenmişti. Okulların çevresinde bile atıkların alarm verici düzeyde olduğunu fark edince bir rapor hazırladı. E-sigaraların da formaldehid, arsenik ve kurşun başta olmak üzere çok miktarda toksik kimyasal içerdiğini gözler önüne serdi. Bunun üzerine Kaliforniya eyaleti, e-sigara satışını yasakladı.

Gördüğünüz gibi çöp, önemsiz biri sorun değil. Bu arada dünyada hiç mi temiz bir yer kalmadı? Kaldı. Antarktika.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu