Anasayfa / Makaleler / CV Her Şey Demek Değildir Ama CV’sizlik Hiçbir Şeydir

CV Her Şey Demek Değildir Ama CV’sizlik Hiçbir Şeydir




PERYÖN Genel Başkanı ve Superonline İş Destek Genel Müdür Yardımcısı Yiğit Oğuz Duman ile özel röportaj

İş hayatının değişen koşulları, çalışanlarda aranan özellikleri de değiştiriyor. Artık masa başında oturan, kendisinden isteneni yapan çalışanlar yerine, çağın değişimine ayak uyduran, kendini geliştiren ve yaptığı işte fark yaratan çalışanlar aranıyor. PERYÖN Genel Başkanı ve Superonline İş Destek Genel Müdür Yardımcısı Yiğit Oğuz Duman, gençlere üniversite yıllarında iş hayatına hazırlanmalarını, rakiplerinden farklı olarak bir şeyler yapmalarını ve önyargılarından kurtulup çalışmalarını tavsiye ediyor.

İş hayatının şartları her geçen gün değişiyor. Aynı şekilde şirketlerin çalışanlardan beklentileri de artıyor. Şirketler, değişime ayak uyduran, sürekli öğrenen ve kendini yenileyen çalışanların peşine düşüyor. Rekabet ortamında en doğru çalışanı bulmak için birbirleriyle kıyasıya mücadele ediyorlar. Üniversite mezunu gençler ise kendilerini bir CV ile en iyi şekilde anlatarak işe girmenin planını yapıyorlar. Ama bu hiç de kolay olmuyor. Çünkü çok sayıda üniversite mezunu genç var. Onlar arasından sıyrılmak için diğerlerinden farklı olmak ve iş hayatının aradığı özelliklere sahip olmak gerekiyor.

PERYÖN Genel Başkanı ve Superonline İş Destek Genel Müdür Yardımcısı Yiğit Oğuz Duman, iş hayatında değişime hazır ve açık olmanın en çok aranan özellikler olduğunu dile getiriyor. Şirketlerin her kademedeki çalışanlarından, inisiyatif sahibi olmalarını, birileri tarafından yönetilmeyi beklememelerini ve kendilerini yaptıkları işten sorumlu hissetmelerini beklediğini belirtiyor. Yani artık şirketler bireysel motivasyonu yüksek olan, enerjisini yüksek tutabilen ve şirkete bir şeyler katmaya çalışan kişileri işe alıyorlar.

Duman, üniversiteden mezun olacak gençlerin, iş hayatının şartlarına ayak uydurmak için öğrencilik yıllarında kendilerini iş hayatına hazırlamaları gerektiğini ifade ediyor. Gençlerin önyargılara kapılmamaları gerektiğini belirten Duman, “Dünyadaki misyonlarını bulup onun üzerine giderlerse, eminim kendilerine değer verecek bir şirket bulacaklardır. Umutsuz olmamalı, genel geçer düşüncelere kapılmamalılar. Şartları sonuna kadar zorlayıp istediklerini elde etmeliler. İstemeden, çabalamadan ve savaşmadan hiçbir şey olmuyor” diyor.

Gençlere iş hayatının kapılarını CV’ler açıyor. Duman, CV’nin her şey demek olmadığını, bir kişiyi anlatmaya yetmeyeceğini ifade ediyor. “Bir ya da iki sayfalık bir CV ile bir genci özetlemek mümkün değil” diyor. Ancak CV’nin gençlere iş hayatının kapılarını açan bir araç olduğunu, bu nedenle özenle hazırlanması gerektiğini de ekliyor. Adayın CV’de beklentilerini ve bugüne kadar neler yaptığını ifade etmesi gerektiğini belirten Duman, farklılığı olmayan CV’lerin elendiğini söylüyor.

Bugünün şirketleri işe alacakları çalışanlarda hangi özellikleri arıyor?
İş hayatı, inanılmaz hızla değişiyor. Hangi sektörde olursa olsun artık hiçbir şirketin, beş yıllık strateji yapma şansı yok. Stratejilerini sık sık gözden geçirip değerlendirmeleri gerekiyor. Hızla değişen yönetim tarzı ve iş hayatında, insanların değişime hazır ve açık olması en çok aranan özellikler oldu. Değişime açık olan çalışanlar aynı zamanda, hızlı öğrenme ve öğrendiğini hayata geçirme özelliğine de sahip oluyorlar. Yani şirketler her kademedeki çalışanlarından, inisiyatif sahibi olmalarını, birileri tarafından yönetilmeyi beklememelerini ve kendilerini yaptıkları işten sorumlu hissetmelerini bekliyor. Bireysel motivasyonu yüksek olan, enerjisini yüksek tutabilen ve şirkete bir şeyler katmaya çalışan kişiler aranıyor.

Şirketler nitelikli çalışanı nasıl tanımlıyorlar?
Nitelikli çalışan her şeyden önce işini iyi bilen ve değişen koşullara adapte olup işini büyütebilen çalışandır. Bugünün koşullarında işi bilmek güzel bir şeydir, ama koşullar sürekli değiştiği için değişime adapte olmak gerekiyor. Değişime yatkın olan ve işini sürekli geliştiren kişiler “iyi çalışanlar” olarak tanımlanıyorlar. Bu çalışanlar performans değerlendirmelerinde iyi notlar alıyorlar ve kariyerlerini de hızlı yönlendiriyorlar.

Nitelikli çalışanlar şirketlerine neler katıyorlar?
İki türlü karar vardır: Küçük ve büyük kararlar. İş hayatında küçük olarak adlandırılan kararların hepsi çalışanların kararlarıdır. Bu kararlar çok önemli kararlardır. Büyük kararlar sanki dünyayı değiştiren kararlarmış gibi gözükür, ancak küçük kararlar daha kritiktir. Çalışanın verilen kararı uygulayacak beceriye sahip olması önemlidir. Çalışanın yönetime katılması işine sahip çıkmasıyla olur. Birilerinin verdiği işi yapması fark yaratan bir unsur değildir. İş hayatında memuriyetteki gibi görevimizi yapıp geri kalanını yan masaya aktarma gibi bir durumumuz olamaz. Çünkü artık yan masa yok. Harekete ve gelişime yatkın olmak çok önemli. Zaten farkı yaratan da bu. Sonuçta her şirketin bütçesi ve teknolojisi var. Şirketler artık sadece çalışanlarıyla fark yaratabiliyorlar.

Şirketler aradıkları özelliklere sahip çalışanları bulmakta zorlanıyorlar mı? Neden?
Zorlanıyorlar. Çünkü sınırlı sayıda iyi yetişmiş iş gücümüz var. Üniversite ve lise mezunu çok sayıda genç var. Ama eğitim, işe göre olmadığı için işe alınan kişileri işe uygun hale getirmek gerekiyor. Bu da zaman, para ve emek kaybı anlamına geliyor. Emek verip sonunda istediğiniz sonucu elde edemeyebiliyorsunuz. Bu, yetişmiş bir ağacı yetiştiği yerden söküp başka yere dikmeye benziyor. Toprağını güzelleştirmek gerekiyor ki, orada tutunsun ve yeniden büyümeye devam etsin. Ama büyük ihtimalle tutmuyor. Çünkü belli bir yere kadar yetişmiş bir ağacı alıyorsunuz. Yeterince ilgilenmezseniz yeni yerinde tutması mümkün değil. Ağaç yaşken eğilir. Bu nedenle çocuklarımızı, daha küçük fidanken işe göre yetiştirmemiz gerekiyor.

Şirketler aradıkları çalışanları bulmak için hangi yöntemlere başvuruyorlar?
Genellikle iş ilanları veriyorlar. Adaylara çeşitli testler ve mülakatlar yapıyorlar. Değerlendirme merkezlerinde değerlendirme testleri yapıyor ve grup mülakatları düzenliyorlar. Değerlendirme merkezlerini özellikle yetiştirmek için yeni mezun gençleri işe alacaklarsa kullanıyorlar. Testler genellikle, işle ilgili bilgi testi, yabancı dil testi ve psikometrik testler oluyor. İnsanların potansiyeli ölçülmeye çalışılıyor. Bu kolay bir süreç değil. Çünkü bir insanı tanımak için birkaç saatlik mülakatlar yetersiz kalabiliyor. Çalışanın başarısı ancak performans gösterdikten sonra anlaşılıyor. Şirketler en doğru insanı seçmeye gayret ediyorlar. Ama, doğru insanı elde tutmak için daha fazla zaman harcıyorlar. Son dönemde dünya çapında şirketlerin nitelikli çalışanları elde tutma çabası gündemde.

Türkiye’de iş hayatının aradığı niteliklere sahip çalışanların sayısını arttırmak için neler yapmak gerekiyor?
Türkiye’de aranan nitelikte çalışan bulmak kolay değil. Çünkü iş hayatının aradığı nitelikleri veren bir eğitim sistemimiz yok. Şirketler yetişmiş insan gücünü rakiplerinden edinmeye çalışıyorlar ya da işe alıp onları kendileri yetiştirmeye çalışıyorlar. Bu sıkıntıyı gidermek için eğitim sistemimizi iş hayatıyla entegre bir sistem haline getirmemiz, iş hayatının ihtiyaç duyduğu insanları yetiştirecek eğitim kurumları kurmamız ve eğitmenler yetiştirmemiz gerekiyor. Böyle bir eğitim sisteminden çıkan gençler ne yapmak istediğini bilen, iş hayatının aradığı niteliklere sahip kişiler olacaklar ve bu durumda şirketler çalışan bulmakta sorun yaşamayacaklar.



Sizin de söylediğiniz gibi şirketler için nitelikli çalışan bulmak zor ama bu çalışanı elde tutmak daha zor. Şirketler bunun için neler yapıyorlar?
Her insanın bir gönlü, bir kalbi var. Şirketler çalışanlarının kalbini kazanmak zorunda. Bildiğiniz şeyi seversiniz. Bilmediğiniz, güvenmediğiniz ve emin olamadığınız hiçbir şeyi sevemezsiniz. İyi şirketler öncelikle vizyonlarını, neyi ve nasıl yapmak istediklerini çalışanlarıyla açık yüreklilikle paylaşıyorlar. Onları da vizyonlarına dahil ediyorlar. İkinci olarak adil olmaya çalışıyorlar. Çalışanların adaletten kuşku duyduğu bir şirkette bağlılık söz konusu olamaz. Çünkü adalet her şeyin önüne geçer. Yalnızca ücrette adaletten söz etmiyoruz. İşe alım sürecinden bütün çalışma hayatı boyunca çalışanlara adil davranmak, onların çıkarlarını göz etmeye çalışmak gerekiyor. Akıllı şirketler ve bağlılığı önemseyen şirketler bunları yapıyorlar. Bunun ötesinde çalışanlara gelişim fırsatı tanıyorlar. Akıllı şirketler çalışanlara, “Bu şirket bana güveniyor ve benim gelişmemi sağlıyor. Ben de bu şirkete bir şeyler katayım” dedirten şirketlerdir. İşten ayrılan yeni mezun gençlerin yüzde 80’i, ilk yöneticisiyle iyi bir elektrik kuramadığı için ayrılıyor. Bu nedenle akıllı şirketler iyi yöneticiler yetiştirmeye ve yönetim kültürünü geliştirmeye çalışıyorlar.

Şirkete bağlılığın öneminden söz ettiniz. Şirketler bağlılığı sağlamak dışında çalışanları elde tutmak için ne tür eğitim programları düzenliyorlar?
Bu, şirketin ihtiyaçları, gelecek vaatleri, planları ve çalışanların eksikleriyle ilgili bir konu. Değerlendirme görüşmeleri yapılıyor, bütün yıl boyunca çalışanın performansı takip ediliyor. Nerelerde eksikleri olduğu görülüyor. Bu doğrultuda hangi niteliklere sahip olması gerektiği tespit edilerek gelişim planı oluşturuluyor. Buna göre hangi eğitimi alacağı belirleniyor. Türkiye’de çalışanlarına çok iyi eğitim fırsatı sunan şirketler olduğu gibi, bu fırsatı veremeyen şirketler de var. Bunun maddi koşullara dayandığı söylenir, ancak ille de pahalı eğitimler vermek zorunda değilsiniz. Şirket içi eğitimcilerle bile çalışana değer verdiğinizi hissettirecek eğitimler düzenleyebilirsiniz. Yeter ki çalışana, “Seni geliştirmek istiyorum” mesajını verin.

Nitelikli çalışanları iş hayatında ne gibi fırsatlar bekliyor?
Her şeyden önce sevebilecekleri bir iş ve mutlu olacakları bir gelecek bekliyor. Ama iş bulduktan sonra rekabet başlıyor. Çünkü yalnızca işe girmek değil, o işte kalabilmek, o işle birlikte büyümek ya da başka işlere kendini hazırlamak önemli. İnsanın bir şirkette başarı kazandıktan sonra daha fazlasını elde edebilmesi için bu şart. Dolayısıyla iş hayatını sadece işe giriş olarak tanımlamamak gerekiyor. İş hayatını emeklilik, hatta emeklilik sonrası hayatta devam eden bir süreç olarak değerlendirmek gerekir. Sürekli gelişimi, çabayı ve çalışmayı gerektirir.

Üniversiteden mezun olacak gençlere, iş hayatına atılmadan önce neler yapmalarını tavsiye edersiniz?
Öğrencilik yıllarında iş hayatına hazırlanmak için çaba harcamaları gerekiyor. Öğrencilik dönemlerini sosyalleşmek kadar iş hayatına hazırlık olarak da kullanmalılar. Mezun olduktan sonra işi düşünürlerse, bu onlar için çok geç olabilir. Çünkü artık iş hayatında güçlü bir rekabet var. Bu rekabetin içinde öne çıkmaları için başkalarından daha farklı şeyler yapmaları gerekiyor. Bu nedenle üniversite yıllarında boş zamanlarını iyi değerlendirmeliler. İkinci olarak üniversiteye girmeden önce ne yapmak istediklerini belirlemeleri gerekiyor. Gençler arasında yaygın olan, “Benden bir şey olmaz. Kriz var, iş bulamam” gibi önyargılara kapılmamaları gerekiyor. Bu tür önyargılar onlara bir şey kazandırmıyor, aksine kaybettiriyor. “Yaparım” diyecekler ve işe girip yapacaklar. Herkesin bu dünyaya katabileceği bir şeyler var. Dünyadaki misyonlarını bulup onun üzerine giderlerse, eminim kendilerine değer verecek bir şirket bulacaklardır. Umutsuz olmamalı, genel geçer düşüncelere kapılmamalılar. Şartları sonuna kadar zorlayıp istediklerini elde etmeliler. İstemeden, çabalamadan ve savaşmadan hiçbir şey olmuyor.

CV iş bulmada ne kadar etkili? CV’deki hangi ayrıntılar işe alımda etkili oluyor?
CV, her şey demek değildir. Ama CV’nin olmaması hiçbir şey ifade etmez. CV’de kişi kendisini doğru anlatmalı ve basma kalıp formatlardan kaçınmalı. Adayın, CV’de beklentilerini ve bugüne kadar neler yaptığını yazması çok önemli. Standart bir CV’den farklılığı olmayan CV’ler eleniyor. CV, önemli bir araç olduğu için iyi ve özenli hazırlanması gerekiyor. İnsanlar çok farklı sektörlerden şirketlere iş başvurusunda bulunurken hep aynı CV’yi gönderiyorlar. Geçtiğimiz günlerde staj başvuru için bir CV’yi inceledim. CV’de üniversite ismi yazıyor, ancak bölüm yazmıyordu. Böyle bir CV’yi nasıl değerlendirirsiniz? “Ne istediğini bilmiyor” dersiniz. CV’de gerekli bilgileri yazmak işe alım sürecinde çok önemli. Adayın diğerlerinden farklı olarak neler yaptığına bakılıyor. Sürüden ayrılan tarafları tespit edilmeye çalışılıyor.

Monster.com.tr gençlere, bir CV’den daha fazlası oldukları mesajını veriyor. Size göre bir CV’den daha fazlası olmak nedir?
CV, kişiyle ilgili bir anı temsil eder. Eğitim durumunu ve bugüne kadar neler yapıldığını gösterir. Aslında o kişi üniversiteden mezun olmadan önce de vardı ve sonra da olacak. Anlık bir veriyi bir insanın her şeyi olarak görmek mümkün değil. Bugüne kadar yaşananları, duyguları, beklentileri, başarısızlıkları, başarıları, mutluluğu ve mutsuzluğu bir CV’ye sığdırmak mümkün değil. Aynı zamanda geleceği öngörmek de olanaksız. CV, o anı tanımlamak açısından önemli. Ancak bir ya da iki sayfalık bir CV ile bir genci özetlemek mümkün değil. Ama kişiye iş görüşmesi kapısını açan bir CV yazmak önemli.

Peki gençler bir CV’den daha fazlası olmak için neler yapmalılar?
Öncelikle çok çalışmaları gerekiyor. Mezun olduktan sonra resmi eğitim hayatlarının bittiğinin farkına varmalılar. Yazları tatil yaptıkları, kışları okula gittikleri düzen bir gün sona eriyor. İçinde yine gelişim ve eğitimin olduğu başka bir dünyaya adım atıyorlar. Bu zihinsel değişim ve dönüşümü öğrencilik yıllarında kafalarında oturtmaları gerekiyor. Bir işe girdiklerinde, “Ben bu şirkete ne katabilirim?” diye düşünmeleri gerekir. Böyle düşünen insanlar başarılı olurlar. Çünkü şirketler kendilerine bir şeyler katan çalışanlara, bir şey verir. Hangi şirkete ne katacaklarını tespit etmeli ve ona göre çalışmalılar.

Yiğit Oğuz Duman kimdir?
İlk ve orta öğrenimini Trabzon’da tamamladıktan sonra lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünde, İşletme Yüksek Lisans eğitimini Koç Üniversitesi’nde tamamladı. Üniversite eğitimi sırasında Kibar Holding A.Ş.’de başladığı iş yaşamına çeşitli görevlendirmeler sonrasında aynı grupta İnsan Kaynakları Müdürü olarak devam etti. Mart 2008’den bu yana Superonline İş Destek Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyor. 1996’da üyesi olduğu PERYÖN’ün, 2001’den itibaren yönetim kurullarında çeşitli görevler üstlendi. 2005’ten bu yana Genel Başkanlık görevini yürütüyor. Evli ve iki çocuk babası.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir