Dünyadan ve Türkiyeden Güncel Haberler

Eğitim iyi giderse her şey iyi gider

Eğitim sektöründe muazzam bir büyüme yaşanıyor. Öğrenci sayısı 18 milyona, yaygın eğitim kurumu sayısı 12 bine, okul öncesi 9 bine, ilkokul sayısı 25 bine, ortaokul 18 bine, üniversite sayısı da 175ye yükseldi…

ÜLKEMİZDE zorunlu eğitim süresinin 4+4+4 şeklinde 12 yıla çıkarılması, ortaöğretimde eğitim gören öğrenci sayısını ve okullaşma oranını artırdı. Okul sayısında da ciddi bir artış yaşandı. Türkiye’de 2016-17 eğitim, öğretim döneminde yaygın eğitim kurumu sayısı 12.737’ye, okul öncesi 8.719’a, ilkokul 25.479’a, ortaokul 17.878’e, ortaöğretim 11.075’e, yükseköğretim kurumu sayısı ise 175’e yükseldi.

Türkiye’de eğitim sektörü Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Yükseköğretim Kurumlan (YÖK) tarafmdan 65. Hükümet Programı, Onuncu Kalkınma Planı, 2018-20 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP), MEB 2015-19 Stratejik Planı ve 19. Milli Eğitim Şurası tavsiye kararları doğrultusunda alınan kararlar çerçevesinde yönetiliyor. Bu program kapsamında öğrenciler arasında fırsat eşitliğinin sağlanması hedefleniyor. Ayrıca süreçlerin iyileştirilmesi, öğretmen niteliklerinin artırılması hedefleniyor. Tüm bunlarm yanı sıra mesleki ve teknik eğitimin kanallarının güçlendirilmesine önem veriliyor. Tüm bunlara ek olarak üniversitelerin ihtisaslaşması hedefleniyor.

egitim
Eğitim

DÜŞÜNEN BİREYLER YETİŞTİRMEK

Eğitim sektörü “örgün” ve “yaygın” olmak üzere iki ana bölümden oluşuyor. Milli Eğitim Bakanlığı, örgün eğitimi şöyle tanımlıyor: Belirli yaş grubundaki ve aynı seviyedeki bireylere, amaca göre hazırlanmış programlarla, okul çatısı altında düzenli olarak yapılan eğitimdir. Örgün eğitim okul öncesi, ilk ve ortaokul, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarım kapsıyor. Yaygın eğitim kurumlan ise özel kurslar, etüt ve rehabilitasyon merkezlerinden oluşuyor. Öyle ya da böyle aslında eğitimle ilgili tüm kurumlarm tek bir hedefi var: Soru sorabilen, analitik ve yaratıcı düşünme yeteneğine sahip bireyler yetiştirebilmek.

Okul sayısı, öğretmen ve öğrenci sayısındaki artışla devasa bir büyüme içinde olan eğitim sektöründe büyük sorunlarından biri özellikle okul öncesi okullaşma oranı olarak ifade ediliyor. Okul öncesi eğitim alan öğrencilerin eğitim hayatlarında daha başarılı olduktan bir gerçek. Ancak bu alanda, yani 3-5 yaş okul öncesi öğrencilerin okullaşma oranı henüz yüzde 35 civarında.

Öğretmenlerin görece daha gelişmiş bölgelerde çalışma talebi eğitim hizmetlerinin bölgesel bazda eşit olarak dağılmasına engel olmaya devam ediyor. İş dünyası için arzu edilen teknolojik gelişmeleri sağlayacak insan kaynağı yaratmanın yolu tabii ki eğitim ile doğrudan ilişkili. Sanayinin ve diğer sektörlerin ihtiyaçlarına yanıt verebilecek nitelikte kişilerin yetiştirilmesi Türkiye’nin en önemli problemlerinden biri. İşte, bu sorunlara son verebilmek amacıyla eğitim sektöründe büyük bir dönüşüm yaşanıyor.

FRANCHISE MODELİ YAYGINLAŞTI

Özel sektöre verilen yatırım teşvikleri bu alana ivme kazandırdı. Pazar özellikle franchising modelini etkin kullanan şirketlerin hızlı şubeleşme çalışmalarıyla büyümesini sürdürüyor. Özel bir ilkokul, ortaokul için gerekli yatırım tutarı 10-30 milyon TL arasında değişiyor. Eğitim sektörü içerisinde özel okullar gün geçtikçe önem kazanıyor. Geçtiğimiz yıllarda yüzde 4 olan özel okullaşma oranı son bir yılda yüzde 8’e yükseldi. Bu hızlı gelişimde devletin sunduğu teşviklerin önemli etkisi oldu. Teşviklerin artması özel okullara olan ilgiyi artırdı.

2017-2018 eğitim öğretim yılında özel okullarda öğrenim görecek öğrenciler için verilecek desteğe ilişkin Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğe göre, 75 bin öğrenci ilk defa olmak üzere toplam 340 bin öğrenci teşvikten yararlanacak. Okul öncesi eğitim kurumların-daki 6 bin öğrenciye 3 bin 60 TL, ilkokuldaki 15 bin öğrenciye 3 bin 680 TL, ortaokuldaki 15 bin öğrenciye 4 bin 280 TL, lisedeki 15 bin öğrenciye 4 bin 280 TL, temel lisedeki 24 bin öğrenciye ise 3 bin 680 TL destek verildi. Özel eğitim kurumlarında 1.2 milyonu örgün, 2.2 milyonu yaygın eğitim kurumlarında olmak üzere toplam 3.4 milyon öğrenci bulunuyor.

İsmet YILMAZ / Millî Eğitim Bakanı
“Fırsat eşitliği temelinde eğitim hedefliyoruz”

Türkiye’de nerede başarı varsa arkasında eğitim vardır. Her ne eksiklik varsa onun da sebebi eğitimdir. Eksiklikleri gidermenin yolu da eğitimden geçiyor. Bakanlık olarak eğitim çağında herkese fırsat eşitliği temelinde eğitim vermeye çalışıyoruz. Öğrencilerimizin iletişim beklentisi yüksek, takım çalışmasına uyumlu, eleştirel ve analitik düşünceye sahip kişiler olmasını istiyoruz. Bu amaca uygun olarak bu eğitim ve öğretim yılında toplam 65 binin üzerindeki okulumuza, 1 milyondan fazla öğretmenimize, yaklaşık 18 milyon öğrencimize eğitim veriyoruz.

Eğitim bu hükümetin en önem verdiği konudur. Milli eğitime Avrupa ülkelerinin hemen hepsinden çok daha fazla pay ayırıyoruz. 1980’lerde, biz yüzde 1.2 pay ayırırken Almanya 4.8, İtalya 4.9 ayırırdı. 1980’li yıllarda 1.2,1990’lı yıllarda 2.2, biz iktidara geldiğimizde 2.9’du, şimdi 6.2’den fazla. Merkezi hükümet bütçesinden ayırdığımız miktar 134 milyar 700 milyon TL’nin üstünde.

2002’de 11 milyar TL bile değildi. 2002’de bütçeden ayrılan pay yüzde 10 civarında. Şimdi yüzde 18’den fazla. Dolayısıyla bu hükümet eğitime önem verdi. 2003’ten bugüne kadar tüm Türkiye’de eğitim altyapısına 64 milyar TL yatırım yapıldı. 2002-2003 eğitim ve öğretim yılında derslik sayımız 367 bindi. Bugün 754 binin üzerinde. 2003’ten bu yana kadar da 282 bin derslik yaptık. 2002’den 2017’ye kadar Türkiye genelinde derslik başına düşen öğrenci sayısını 36’dan 24’e düşürdük. Biz geldiğimizde 500 bin civarında öğretmen vardı.

Sadece bizim dönemimizde atadığımız öğretmen sayısı 584 bin. Bugün her gördüğünüz üç öğretmenden ikisi bizim dönemimizde atandı. 2002’de öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 28’di, şimdi 17’ye düştü. Eğitim iyi giderse her şey iyi gider, eğitimi ihmal ederseniz her şeyi de ihmal etmişsiniz demektir.

ERSAN ÇIPLAK

Hem indirmesi hemde kullanımı tamamen ücretsiz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu