Haberler

Elektronik Atıkların Giderek Çoğalması

e-atıklar

KÜRESEL olarak ekonomik, toplumsal, kültürel işbirliği oluşturma ve güvenliği koruma amacıyla kurulmuş bir örgüt olan Birleşmiş Milletler, elektronik atıkların giderek çoğaldığını vurguladı ve her geçen gün daha büyük bir tehlike haline geldiği konusunda uyarıda bulundu.



2014 yılının istatistiklerine göre 41.8 milyon ton olan elektronik atıklar, geçen yıl 44 milyon tona ulaştı (44 milyon ton malzemeyle 4 bin 500 Eiffel Kulesi yapılabilir). 2050’de de bu rakamın 110 milyon tona ulaşması bekleniyor. Elektronik cihazların ömrünün kısa olması, çok çabuk demode hale gelmesi, tüketicinin yeni cihazlara olan ilgisi^mevcut cihazları tamir ettirmeyip yenisini almaya yönelmesi, e-atıkların çoğalmasının sebepleri arasında. Günümüzde bir kez kullanılıp çöpe atılan ekranlar bile var.

MUAZZAM BİR İSRAF

Geçen yıl sonunda, İngiltere’nin büyük süpermarketlerinden biri, yıl sonu satış kampanyası için Londra’nın en işlek iki metro istasyonunda yolculara ücretsiz beş bin mini reklam ekranı dağıtmıştı. Kullanıcılar, bu ekranı kendi cep telefonlarından 59 saniye boyunca izlemiş, reklamda anlatılmak istenen mesajı aldıktan sonra da ekranı çöpe atmıştı.

Benzer bir uygulama Singapur’da görüldü. Geçen yıl vizyona giren bilim kurgu Star Wars filminin en yenisi “The Rise of Skywalker”ın tanıtımı için düzenlenen reklam kampanyasında, üzerinde mini ışın kılıçları olan kolalı içecek şişeleri dağıtıldı. Filmdeki karakterlerin görüntüleri eşliğinde organik ışık veren diyotlarla (OLED teknolojisi) çalışan kılıçların bataryası 40 saat dayandığından sonrasında kılıçlı şişeler, çöp tenekelerini boyladı.

Daha önceleri önemsenmeyen e-atıklar, kamu sağlığı, kaynakların korunması ve çevre için daha büyük bir tehlike oluşturması açısından artık hem uluslararası çevre kuruluşlarının hem de hükümetlerin önemli sorunlarından biri haline gelmiş bulunuyor. Plastik ürünlerin bütün ülkelere baş ağrısı olması yetmiyormuş gibi, elektronik ürünlerin, içerdiği kimyasal maddeler nedeniyle daha büyük bir mesele haline gelmesi, çevre sorunlarının ağırlaşmasına neden oluyor. Bu arada plastik ürünlerin en fazla yüzde 30’unun yeniden dönüşüme girdiğini hatırlatalım.

“DAYANIKLI MALZEMELERDEN ÜRETİLMELİ”

Günlük yaşamlarımızın ayrılmaz parçaları olmakla birlikte elektronik cihazlar ve donanımlar, dünya çapında en büyük ve en hızlı atıklar olma özelliğini taşıyor. İngiltere’nin önde gelen geri dönüşüm uzmanlarından Federico Magalini, “Bu cihazları yeniden kullanamıyoruz. Çünkü kırılmış ve bozulmuş bir şekilde çöpe atılıyorlar. Her şeyden önce elektronik cihazları, kolay kınlamayan, uzun ömürlü, geri dönüşümü olan parçalardan yapmamız gerekir” diyor. Magalini’ye göre yeni elektronik cihazlara olan düşkünlüğümüz o kadar kontrol dışı kaldı ki, eski atıkların ağırlığı, bütün dünyada kullanılabilir uçakların toplam ağırlığından da daha fazla oldu.

Yine BM raporuna göre bu cihazlarda kullanılan değerli parçaların sadece yüzde 20’si yeniden çevrime girebiliyor.

Yüzde 80’i gelişigüzel çöp yığınlarına karışıyor. Parçaların yeniden kullanılabilir olanlarını ayırmak ise gelişmekte olan ülke işçilerine düşüyor. Sanayileşmiş ülkeler, e-atıklarını Uzakdoğu ve Afrika ülkelerine gönderiyor. Cihazların ayrıştırılması, sağlıklı bir iş değil. Elektronik cihazlarda cıva, kurşun, kadmiyum, berilyum, brom, kalay, plastik, cam elyafı, talyum, arsenik, kobalt, germanyum, manganez, platin, titanyum, selenyum gibi kimyasallar kullanılıyor. Bu cihazların bilinçsizce açılması, zaten çözümden uzak olan sağlık sorunlarını iyice körüklüyor.

Dünya Sağlık Teşkilatı WHO da, gelişmekte olan ülkelerde bu işin çocuklara yaptırıldığını, bilmeden zararlı maddelerle temasa geçen çocukların ileride sağlık sorunları yaşamasının kaçınılmaz olduğunu bildirdi. Eski bataryaların kısa devre yapıp patlama ya da yangın çıkarma tehlikesi de mevcut.

ATIKLAR BİLİNÇLİ DEĞERLENDİRİLMELİ

Magalini şöyle devam ediyor: “Elektronik cihazlar evimizdeyken son derece güvenlidir. Hiç bir tehlike arz etmez. Fakat bu cihazların parçalanıp ayıklanması, bütün zararlı maddeleri ortaya çıkarır. 700 farklı elektronik ürünün geri dönüştürülmeye çalışıldığı ülkeler gördüm. Sıradan bir elektrikli süpürgede veya buzdolabında, nasıl söküm yapılacağı, bir teknisyenin bileceği iştir. Herkesin, yüzlerce değişik cihazı nasıl güvenle sökeceğini ve yeniden dönüşüme sokacağını bilmesi mümkün değil. Dünyanın altın, gümüş, bakır, demir, alüminyum gibi metal zenginliklerinin yüzde 7’si, çöpe gitmiş eski elektronik cihazlarda bulunuyor.”




Magalini’ye göre eski bir telefonla, bir muz kabuğunun aynı çöp kutusuna atılması da tehlikeli. Tüketicinin çok azı, bu iki atığın aynı yerde olmaması gerektiğini biliyor. Muz kabuğu daha sonra ayrıştırılıp gübre yapılsa bile eski telefonun kimyasalları bulaştığından, gübre olarak atılan toprağı da zehirliyor.

DURUM KÖTÜ AMA UMUT VAR

Çin’in Şantu bölgesinin en büyük elektronik atık işleme kuruluşu Guiyu’nun yaptığı çevre araştırmasına göre havadaki dioksinler, ülkede kabul edilebilir seviyenin yüz kat üzerinde. Pirinç tarlalarına kurşun, kadmiyum gibi kanserojen maddeler karışıyor. Hem de kabul edilebilir uluslararası standartların oldukça üzerinde. Yol tozlarında bile normalin onlarca katı ağır metal bulunuyor (Dioksin; karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan zararlı bir bileşiktir. Tavuk yeminden kozmetik sektörüne kadar her alanda kullanılır. Geçtiğimiz yıllarda Almanya ve Belçika’da dioksin bulaşmış tavuk ürünleri ve yumurtalarının satışı yasaklanmış, on binlerce tavuk da itlaf edilmişti. Bilimsel olarak ispatlanmamış olmasına rağmen maydanoz en etkili panzehirdir).

Çevreci sivil toplum kuruluşu Greenpeace ise, başta mobil telefonlar ve bilgisayarlar olmak üzere elektronik atıkların en çok Çin’de toplandığını, bu atıkların toplam değerinin 14 milyar doları bulduğunu ileri sürüyor. Bu rakam 2030’da, yaklaşık iki katına çıkarak 25 milyar doları bulacak. Çin halen, dünyanın en büyük mobil telefon pazarı konumunda.

Greenpeace’den Elizabeth Jardim, “Elektronik cihazların çoğunun çizgisel bir ömrü vardır, döngüsel değil. Bu demektir ki, tekrar kullanılamazlar, çevrime giremezler, tekrar tüketiciye sunulamazlar. Bazı ülkelerde e-atıkları çevrime sokan şirketler var. Ama en büyük e-atık işleme tesisinin bile kapasitesi yıllık sekiz bin ton. Birleşmiş Milletler’in açıkladığı 44 milyon tonluk atığın yanında bu rakamlar, okyanusta bir damla gibi görünüyor. Yine de umut vaat edici” diyor.

Greenpeace’e göre elektronik cihazların üretimi de muazzam enerji tüketimi anlamına geliyor. 2012’de üretimde kullanılan enerji miktarı 75 terawat-saat iken bu rakam 2016’da, 250 tcrawat-saate çıkmış (1 teravvat = 1 trilyon wat).

Zararsız kabul edilen atıklar

  • Madde Kullanıldığı alanlar
  • Alüminyum Sadece birkaç wat’lık elektrik harcayan elektronik cihazlarda
  • Bakır Enerji iletim kablolarında ve baskılı devrelerde
  • Germanyum Transistörlerde (1950’ler ve 1960’lar)
  • Altın Bilgisayarlarda bağlantı elemanı olarak
  • Lityum Lityum-iyon bataryalarda
  • Nikel Nikel-kadmiyum bataryalarda
  • Silikon Baskılı devrelerde, transistörlerde
  • Kalay Tüm lehimlerde
  • Çinko Çelik parçaların kaplamasında

Alev Rigel

Türkiye’deki elektronik atıkların durumu





Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu