Anasayfa / Ekonomi-Finans / Enerjide Büyük Atılım Başladı

Enerjide Büyük Atılım Başladı



Türkiye 2023’e ve 2050’ye doğru ilerlerken enerjisine sahip çıkıyor. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için yerli kaynaklara ağırlık veriliyor ve bu alanlara yaygın teşvik sağlanıyor. Hedef, 2050’de enerjide kendi kendine yetmek…

“BAĞIMSIZ enerji, Güçlü Türkiye” sloganıyla enerjide kurallar yeniden yazılıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan yol haritasına göre Türkiye’nin yerli üretimi ve teknolojileri artıran yatırımlarla enerjide kendi kendine yeten bir ülke konumuna gelmesi. Milli Enerji ve Maden Politikası stratejisi ile enerjide arz güvenliği ve yerlilik konuları öne çıkıyor. Yenilenebilirde verilen teşvikler devam ederken, özel sektör bu alanlara oldukça büyük ilgi gösteriyor. Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) projeleriyle güneş ve rüzgar enerjilerinde rekabet artıyor.

Maden sektöründe yapılan düzenlemelerle 2050 dünyasına doğru giderken temiz kömür teknolojileri geliştiriliyor. Doğalgazda arz güvenliği en önemli konu olarak dururken, Tuz Gölü gibi depolama tesisinin hayata geçirilmesiyle depolamada yeni gelişmeler yaşanıyor. Devlet tarafmdan verilen teşvikler ve özel sektörün yatırım iştahıyla Türkiye her açıdan kendine yeten bir ülke olmak için enerjide büyük adımlar atıyor.

Enerji

“DEPOLAMA CAN ALICI NOKTA”

Dünyada 1 trilyon metreküp civannda doğalgaz tüketimi yapılıyor. Bunun yüzde 30’u LNG, diğer yüzde 70’i ise borugazı. Türkiye doğalgazla 1988 yılında tanıştı. Halen nüfusu 20 binin üzerinde olan ilçeleri doğalgaz ile buluşturma hedefi var. 30 senede 280 ilçeye doğalgaz taşındı. Son bir yılda ise 101 ilçeye gaz götürülerek tüm zamanların rekoru kırıldı. Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ)

Genel Müdürü Burhan Özcan, 2018 ve 2019 itibariyle 223 ilçe hedeflerinin 200 tanesini gerçekleştireceklerini belirtiyor. Doğalgazda geçmiş yıllarda kapasitemiz 190 milyon metreküpken son üç yılda bu kapasite 300 milyonlara çıktı. Önümüzdeki yıllarda bu rakamın 500 milyona çıkması hedefleniyor. LNG piyasasına dair de bilgi veren özcan şunları söylüyor:

“2016 yılında 34 milyon metreküp gazlaştırma yaptık. Bugün BOTAŞ’ın LNG kapasitesi 117 milyon metreküp. Depolar arz güvenliğinin en can alıcı noktalarından birisi. Deponuz varsa gazın ekonomik olduğu dönemde doldurma imkanınız oluyor. Rekor bir sürede 2200 metrelik bir iskele inşa ettik. Bir sene gibi bir süre içerisinde LNG tedarik mekanizmalarındaki tüketim artışına rağmen yüzde 20’lik oranları yakaladık. 2016 yılında 500 milyon euro yatırım gerçekleştirdik. 2017’de de hızlı bir ivme yakalayarak bu oranı yüzde 97’ye taşıdık ve 1.4 milyar TL yatırım yaptık. 2018 yılında 50 milyar metreküp tüketim tahmin ediyoruz.

2015 ile 2030 yılları arasında küresel gaz talebindeki büyümenin yüzde 45’i elektrik üretimi kaynaklı olurken, kalan kısmın sanayi, konut, ticari ve yeni gelişmeye başlayan taşımacılık kaynaklı olacağı öngörülüyor. Özellikle 2050 yılından sonra dünyadaki enerji tüketiminin büyük bölümü elektrikten olacak. Shell Türkiye Başkanı Ahmet Erdem, Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılamasında hidrokarbon gerektiren sektörlerin önemli yer tutacağını belirterek LNG piyasasındaki gelişmeler hakkında şunları kaydediyor; “Doğalgaz tüketimi içerisinde LNG’nin payı 2016 yılında yüzde 30 oldu. 2040 ve sonraki yıllarda ise bu oranın yüzde 50’lerin üzerine çıkacağını öngörüyoruz.”

LOKOMOTİF SEKTÖR

Her geçen sene yeni birleşmeler, satın almalar ve yatırımların olduğu akaryakıt sektörü oldukça hareketli. Bugün 100’ün üzerinde dağıtım şirketi ve yaklaşık 13 bin akaryakıt bayisi bulunuyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 28-30 milyon ton petrol ürünü tüketiliyor. Türkiye’de akaryakıt sektörünün büyüklüğü 2017 yılında 140 milyar TL’ye ulaştı.

Türkiye’de toplam akaryakıt ürünleri satışı son beş yılda her yıl ortalama yüzde 7 büyüyerek 35 milyon tona ulaştı. Bu artışı özellikle yüzde 9 büyüme ile motorin ve yüzde 7 büyüme ile havacılık yakıtları sağladı. Petrol Sanayi Derneği Genel Sekreteri Niyazi İlter, Türkiye’de bin kişi başına düşen araç sayısının 150 olduğunu ve bunun diğer Avrupa ülkelerinin çok gerisinde olduğunu belirtiyor. İlter, “Genç nüfus ve kişi başına düşen gelir dikkate alındığında sektörümüzün büyümesi için önemli bir potansiyel var.

Dünyada ve Türkiye’de enerjiye olan talebin artacağını, ülkemizde petrol piyasasının Türkiye ekonomisini takip ederek büyümeye devam edeceğini öngörüyoruz. Türkiye otomotiv yakıtları pazarı büyümeye devam ederken rekabet, dünya ham petrol ve ürün fiyatları, düzenlemeler, vergiler ve döviz kuru tüketim dengelerindeki belirleyici unsur olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

YÜZDE 5 BÜYÜME BEKLENİYOR

Kadooğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu 2018 yılında sektörde yüzde 4-5 oranında büyüme beklediklerini belirtiyor. Kadooğlu Holding akaryakıt, otogaz, enerji, gıda, inşaat iç ve dış ticaret olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteriyor. Toplamda 7 bin kişiye istihdam sağlayan şirket önümüzdeki dönemlerdeki yatırımlarıyla bu rakamı artırmayı hedefliyor. Tarkan Kadooğlu, 2018’de yüzde 8-10 oranında büyüme hedefi ile şirketlerinin cirosunun yaklaşık 3 milyar TL olarak gerçeklemesini hedefliyor. Önümüzdeki dönemlerde yurt genelindeki 500’ün üzerindeki bayi sayısını artırmayı hedeflediklerini belirtiyor.

Kadooğlu, 2021 yılma kadar Türkiye’de yüzde 2 pazar payı oluşturarak, beş yıl içinde otogaz sektöründe faaliyet gösteren ilk 10 marka içinde yer almayı hedeflediklerini belirtiyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin enerji sektöründeki stratejik öneminin artacağını belirten Kadooğlu sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Dünya çapında eneıji talebinin 2050 yılına kadar üç katma çıkacağı öngörülüyor. Türkiye zengin doğal kaynaklara sahip Ortadoğu, Orta Asya, Hazar Bölgesi, Rusya Federasyonu ile enerji ithalat gereksinimi hızla artan Avrupa başta olmak üzere birçok ülke arasmda bir köprü durumunda. Bu nedenle Türkiye’nin enerji politikası bu bölgeler ve tüketici ülkeler arasmda enerji koridorunu pekiştirmek yönünde şekilleniyor. Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin iyi değerlendirilmesi Türkiye’nin bölgesel bir lider olma yolunda önünü açacaktır.”

YENİLENEBİLİR ENERJİDE BÜYÜME

Türkiye enerjide dışa bağımlılığını azaltmak için yenilenebilir enerjide her geçen yıl yatırımlarını artırıyor. Yenilenebilir enerjide kurulu güç 2017 sonunda 38 bin 908 MW oldu. Bunun içerisinde güneş enerjisi 2016 sonunda 833 megavattan 2017 itibariyle 3 bin 421 MW’a ulaştı. Rüzgarda 6 bin 516 MW kurulu güç var. Hidroelektrikte 7 bin 273 MW, jeoter-malde ise 1.161 MW’a ulaşıldı.

Yatırımlar noktasında da yenilenebilir enerjide teknolojinin ilerlemesiyle büyük aşamalar kaydediliyor.

2016 itibariyle enerji sektöründeki tüm 1.7 trilyon dolarlık yatırrm içerisinde ilk defa elektrik yatırımları diğer enerji yatırımlarının önüne geçti. Bu yatırımlarda kullanılan teknolojilerin yedilikleri her geçen yıl artıyor. Yenilenebilir enerjide 2012 yılında yerlilik yüzde 20’yi geçmezken, şu anda yerlilik oram yüzde 65’lere çıkmış durumda.

Güneş enerjisi

DAHA ÇOK “GÜNEŞLENECEĞİZ”

Diğer enerji kaynakları itibariyle Türkiye’de en hızlı gelişen yatırımlardan bir tanesi güneş oldu. Güneş enerjisi artık petrol ve doğalgaz çıkaran ülkeler için bile pahalı bir alternatif olmaktan çıktı. Türkiye’de 2012 yılında başlayan güneş yolculuğu 2017 yılında tüm zamanların rekoru kırıldı. Türkiye 2017 yılında toplamda 3.4 GW kurulum yapılarak, Avrupa’nın en çok yatırım yapılan ülkesi oldu. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nm (IRENA) 2017 raporuna göre, fotovoltaik kurulu gücü bakımından 2016’da dünya ülkeleri arasmda 844 MW ile 25‘inci sırada olan Türkiye, 2017 sonunda ulaştığı 3.422 MW’lık kapasite ile aynı sıralamada 13’üncü sıraya yükseldi. Türkiye, Avrupa ülkeleri sıralamasında ise 2016’da 15’inci iken, 2017’de yedinci sıraya çıktı.

GÜNDER Genel Sekreteri Faruk Telemcioğlu, güneş enerjisi sektöründe hızlı bir süreç yaşadığımızı belirtiyor. Telemcioğlu, “Bir önceki yıl 16 bin kişi sektörde çalışırken 2017 yılında bu rakam 60 bini geçti. 2018 yılında yaklaşık 1500 MW’lık bir kurulum ve 30-35 bin kişilik bir istihdam bekliyoruz” diyerek güneş enerjisinin ekonomiye doğrudan katkısını vurguluyor.

2020’DE 350 MİLYON DOLAR YATIRIM

Güneşte verilen teşvikler yatırımcıların iştahını kabartmış durumda. Sektöre yeni giren şirketler olduğu gibi bu alanda daha da büyümeyi hedefleyen firmaların sayısı da sürekli artıyor. SU-OZ Enerji Grup Türkiye’de güneş enerjisine yönelik 2018 yılında 130 milyon dolar, 2020’de ise 350 milyon dolar yatırım yapmayı hedefliyor.

SUOZ Enerji Grup CEO’su Berk Uçuran Çiller, enerjide doğru yatırım hamleleriyle Türkiye’nin yaklaşık 87 milyar dolar olan fosil yakıta dayalı enerji ithalatı dış borcunun 10 yıl gibi bir sürede silinebileceğini ifade ediyor. Çiller, “Toplamda 20 milyon hane sayısına sahip olan Türkiye, kuruluma uygun 400 milyon metrekare çatı alanı ile 3 bin 400 MW kurulu güç elde edebilir. Bu da yılda 2 milyon 300 bin konutun elektrik ihtiyacının karşılanması demektir. Firma olarak yılda 204 MW ile 138 bin konuta PV sistemi kurulumu gerçekleştirerek bu pazarın yüzde 30’una hakim olmayı hedefliyoruz” diye konuşuyor.

Firma yakın zamanda Yunanistan’da ingot üretimi gerçekleştiren Piritium fabrikası ile hücre üretim teknolojisine sahip Silcio fabrikasını satın aldı ve hücre üretimi konusunda ileri teknolojiye sahip makineleri Türkiye’ye getirdi. Çiller, “ Sektöre girişimiz ile birlikte kısa sürede gerçekleştirdiğimiz GES ve panel üretimine yönelik fabrika yatırımları, global firmalarla distribütörlük anlaşmaları, Ar-Ge çalışmaları ve bireysel kullanıma yönelik geliştirdiğimiz Çatı Pili projemiz ile Türkiye’de hızlı bir büyüme hedefliyoruz” diye konuşuyor.

2023’TE HEDEF 25 BİN MW




Güneş enerjisinde son 10 yılda geldiğimiz noktada teknolojiler tamamen değişti. Kalyon Holding Enerji Grubu Başkanı Mur-taza Ata, gelecek beş yıl içerisinde Türkiye’nin teknoloji konusunda önemli bir aşama kaydedeceğini belirtiyor. Ata, “Depolama teknolojilerinde orta vadede 200-300 megavatlık bir ^urtaza^ta | depolama kapasitesi kurarak üretimdeki dengesizliği ortadan kaldırmayı planlıyoruz. 2040 yılında YEKA kapsamında kurulacak olan enerji depolama sistemleri bizi çok daha bağımsız ve güçlü bir ülke yapacak. 2023 yılında güneş enerjisinden 25 bin MW elektrik elde ediyor olacağız. 2040 yılına geldiğimizde elektriğinin büyük bölümünü güneşten karşılayacağız” ifadelerini kullandı.

RÜZGARIN ÖNÜ AÇIK

Türkiye’de rüzgar sektöründe hızlı bir gelişme var. Türkiye, 2017 sonu itibariyle yaklaşık 7 bin MW’a yakın rüzgar santralini işletmeye aldı. Bu da 10 milyar dolarlık yatırım anlamına geliyor. Enerji Bakanlığı’nın geliştirdiği modellerle sürdürülebilir, öngörülebilir ve yerli saç ayağına oturan bir politika izleniyor. Rüzgarda geçtiğimiz yıl yarışmaları gerçekleşen yaklaşık 4 bin MW’lık projeler, izin süreçleri nedeniyle 2020-2021 döneminde hayata geçebilecek.

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı Mustafa Serdar Ataseven bu süre içerinde rüzgar sektöründeki hareketliliğin azalmaması için kapasite artış taleplerinin karşılanmasını beklediklerini ifade ediyor. Ataseven, “Her yıl bin MW’lık santrali işletmeye almayı hedefliyoruz. Kapasite artış talepleri değerlendirilemezse bu yılın sonunda 500-550 MW’lık bir kapasiteyi hayata geçirebileceğimizi öngörüyoruz. Bu takdirde 2018 sonunda 7.400 MW civarında bir kurulu güce ulaşacağımızı söyleyebiliriz” diye konuştu. Ataseven Türkiye’de yeni projelerin sektöre sunulmasıyla yatırımcıların yatırım iştahının arttığını ifade ediyor. Ataseven, “Ağustos ayında bin MW’lık YEKA yarışması, aralık sonunda ise 2 bin 110 MW’lık kapasite tahsis yarışmaları yapıldı. Yatırım değeri 5 milyar dolar olan yaklaşık 4 bin MW’hk kapasite, birkaç yıl içinde hayata geçirilecek. Bunun yanında Bakanlığımızın açıkladığı YEKA’la-ra ilişkin yarışmalar bu yılsonuna doğru offshore (de-nizüstü) ve onshore (karasal) olarak devam edecek. 2009 yılında yayınlanan enerji strateji belgesine göre, rüzgar sektörünün 2023 yılı için hedefi 20 bin MW idi. Daha sonra bu hedef revize edildi ve her yıl bin MW’lık projenin işletmeye alınması öngörüldü. Bu da rüzgarda her yıl bir milyar dolardan fazla bir yatırımın yapılacağı anlamına geliyor. Son dönemde hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler ışığı altında, rüzgar potansiyelimize ve çalışma azmimize dayanarak, Türkiye olarak 2050 yılında 60 bin MW’ın üstünde rüzgar kurulu gücüne ulaşacağımıza inanıyorum” dedi.

Siemens Türkiye Yenilenebilir Enerji CEO’su Hakan Yıldırım ise Türkiye’nin sahip olduğu doğal enerji kaynaklarıyla enerji dönüşümün hızlı olacağım işaret ederek şunları kaydetti: “YEKA projeleriyle rüzgardan orta vadede 15 bin MW enerji üreteceğiz. Kapasitemiz 48 bin MW’larda. Türkiye’de rüzgarın önü açık.”

JEOTERMALDE REKORLAR KIRILACAK

Jeotermal enerjinin Türkiye’de doğrudan kullanımı 1960’larda Batı Anadolu grabenlerinde başladı. İlk etapta ısıtma amaçlı kullanılan jeotermal enerjiyle 2000 yılında 25 bin konut ısıtılırken bu rakam 2017 yılında 114 bini aştı. 2000 yılında jeotermal enerji ile ısıtılan sera alanı yaklaşık 500 dönümdü. Bugün 3 binden fazla sera jeotermal ile ısıtılıyor. Elektrik üretiminde 2000 yılında jeotermal kaynaklardan üretilen elektrik miktarı 15 MW iken bugün yatırımlar 1.161 MW’ı geçti.

3S Kale Holding Genel Müdürü Alp Gürün jeote mal enerji potansiyelinin 31 bin 500 MW olduğunu ancak bugün için devreye alman jeotermal enerji miktarının ülkemizdeki toplam kurulu enerji gücü içerisindeki payı çok düşük olduğunu belirtiyor. Gürün, “Son yıllarda yapılmış olan enerji teşvikleri sayesinde jeotermal elektrik üretimi konusunda yapılan hamleler ülkemizi dünya sıralamasında dördüncü sıraya taşıdı. Ülkemizin jeotermal enerji sektörünün 2023 ve sonrası için en önemli hedefleri jeotermal enerji kaynaklarının Türkiye ölçeğinde aranıp bulunması ve en ekonomik şekilde kullanılması. 2023 yılı hedefi elektrik üretimini 1000 MW üzerine taşımak olarak belirlenmişti. Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derne-ği’nin (JESDER) verilerine göre bu hedef şimdiden aşıldı. 2017’de jeotermal enerji sektörü yüzde 70’lik bir büyüme ile elektrik üretimini 690 MVV’den 1.161 MW’e yükselterek konulan hedefi geçti. Ülkemiz bu dönemde 4.2 milyar dolar yatırım yaptı. 2020 yılından sonra jeotermal enerji sektörüne verilmiş olan alım garantisi ve teşvikler devam ettiği takdirde sektör yatırımcılarının kısa bir zaman içerisinde ülkemizi jeotermal enerji üretimi konusunda dünyada ilk sıralara taşıması bekleniyor” ifadelerini kullandı.

“BİR NUMARA OLMAK MÜMKÜN”

Türkiye’nin jeolojik yapısından kaynaklı jeotermal potansiyeli ülkemizin enerji ithalatını azaltmasma katkı sağlayacak. Gürün, Türkiye’nin jeotermal enerji alanında dünyada birinci sırada olmasının olası bir senaryo olduğunu belirtiyor ve “Yılda 55 milyar dolar enerji ve maden ithalatı yapan bir ülke olarak bu konudaki bağımlılığı azaltma noktasında devletin önemli hedefleri bulunuyor. Bunun için de eneıji alanında çok önemli yatırımlar ve teşvikler hayata geçirilmeye devam ediyor. 2050 yılında çok planlı ve ileri teknolojiler kullanılarak jeotermal kaynak aramalarının yapılacağını, yeraltında bulunan bu temiz ve çevre dostu enerji kaynağının yeryüzüne çıkartılarak insanlarımızın hizmetine sunulacağını hayal ediyoruz. Türkiye’nin enerji açığının kapatılmasında jeotermal enerji kaynağının önemli rol oynamasını arzu ediyoruz” diyor.

“MADENDE ÜRETİM ARTMALI”

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Dinçer, yerüstü ve yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesi ve kullanımı konusunda hatırı sayılır bir mesafe kaydettiğimize dikkat çekerek, “Madenlerimizi sadece yer üstüne çıkarmakla kalmıyor, işliyor, katma değeri yüksek ürünler halinde tüm dünyanın kullanımına sunuyoruz. Tüm dünyaya hem ham haliyle hem de katma değeri yüksek, tasarımlı ürünler satıyoruz” diyor.

Türkiye maden sektörü bu yıl üretim ve ihracat atağına geçti. Geçen yıla göre bu yılın ilk çeyreğinde maden ihracatı 1.1 milyar doları yakaladı. Bu yılki maden ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre değer bazında yüzde 8.1, miktar bazında ise yüzde 11 artışla 1 milyar 102 milyon dolar oldu. Dinçer, 2018 için toplam 6 milyar dolarlık ihracat hedefi koyduklarını belirtiyor ve “Bu hedefe ulaşabilmemiz için önce üretimin artması şart. Daha fazla üretim için de bekleyen maden izinlerinin bir an önce hayata geçmesi gerekiyor. Bunun gerçekleşmesi halinde 2018 için 6 milyar dolarlık ihracat hedefimize rahatlıkla ulaşabiliriz” diyor.

KÖMÜRDE TEŞVİK ZAMANI

Dünyadaki kömür rezervinin yaklaşık yüzde 3.2’si Türkiye’de. Linyit rezervinin yaklaşık yüzde 46’sı Af-şin-Elbistan havzasında bulunurken, taşkömürü rezervleri ise Zonguldak ve çevresinde yer alıyor. Türkiye’deki mevcut kömür rezervimiz ortalama 17.5 ise milyar ton. Kömür ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 70’ni yerli kömürden karşılıyoruz. Buna karşılık her yıl ortalama 30-40 milyon ton kömür ithal ediyoruz. Eneıji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak ve enerji üretiminde yerli kaynaklara öncelik vermek amacıyla yerli kömür hamlesi başlattı. Yerli ve temiz kömüre Hükümet tarafından teşvik verilmesi de bekleniyor. Söz konusu teşvik paketinin 2018 yılı içerisinde çıkması öngörülüyor. Teşviklerde faydalanmak için yerli kömürden elektrik enerjisi yatırımı veya kömür madeni yatırımlarında çevre ve insan odaklı teknolojilerle üretim yapılması şartı aranacak.

Türkiye nükleer güç oluyor

Türkiye enerjide kendi kendine yetebilir olmak için dev projelere imza atıyor. Bu yıl içerisinde temeli atılan Akkuyu Nükleer Santral bunlardan biri. Santral devreye girdiğinde tek başına İstanbul’un enerji ihtiyacını karşılayacak. Projenin temelleri geçen günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in katılımıyla atıldı. Santral Rusya Devlet Nükleer Enerji Kurumu Rosatom tarafından inşa edilecek. Toplamda dört evreden oluşan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ilk güç ünitesi 2023 yılında devreye alınacak. Diğer evreler de birer yıl arayla çalışmaya başlayacak. Akkuyu ve Sinop’ta toplam sekiz reaktör kurmayı hedefleyen Türkiye, 2025 sonuna kadar toplam elektrik ihtiyacının en az yüzde 5’ini nükleer güç ile sağlamayı hedefliyor. Akkuyu Santrali, Türkiye’de tek kalemde yapılan en büyük yatırım olma özelliğini taşıyor. Proje 4 bin 800 MW ile tam kapasite devreye girdiğinde, ortalama 35 milyar kWh elektrik üretecek. Proje bölgedeki istihdamı da artıracak. En yoğun dönemde 10 bin kişinin çalışacağı santralde, işletme esnasında 3 bin 500 kişi çalışacak. Maliyeti yaklaşık 20 milyar dolar olan projenin yüzde 35-40’lık kısmında Türk şirketler yer alacak.

Dr. Berat ALBAYRAK / Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
“Enerjide önemli gelişmeler olacak”

Şubat ayında Turkuvaz Medya tarafından, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı himayelerinde düzenlenen 1. Türkiye Enerji ve Maden Forumu’nda bir konuşma yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. Berat Albayrak, 2017’yi değerlendirdi ve önümüzdeki yıllara dair çok önemli açıklamalarda bulundu. 2017’nin Türkiye açısından yenilenebilir enerjide “ses getiren bir yıl” olduğunu ifade eden Bakan Albayrak 2018’in bir atılım ve çok önemli gelişmelerin yaşanacağı bir yıl olacağını belirtti. Bakan Albayrak, Türkiye’yi 2023’lere 2030’lara hazırlamak için bakanlık olarak çıtayı yükseğe koyduklarını ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir de bakmışsınız Türkiye enerji ithal eden ülke değil ihraç eden ülke olmuş. Doğalgazda hedef 2023 yılı itibarıyla 11 milyar metreküplük depolama kapasitesine ulaşmak. Güneş ve rüzgarda 1000’er megavatlık yeni ihaleler için çalışmalara başladık. Rüzgarda dünyanın en büyük off-shore projesini hazırlıyoruz. Güneş YEKA’sına pil depolamasıyla ilgili düzenlemeyi de eklemeyi düşünüyoruz. Türkiye’nin depolamada da yeni bir noktaya geleceği çok başka bir sürece doğru gidiyoruz.”

Petrol aramaları için enerjide altyapıyı a’dan z’ye değiştirdiklerini aktaran Bakan Albayrak, “Sondajda başka bir yol izleyeceğiz. Doğru yoldayız ve önemli adımlar attık. 2020’lerde güzel haberler vereceğiz inşallah” ifadelerini kullandı.

Aydın DİNÇER / İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı
2023’te 15 milyar dolar ihracat

Ülkemizin 2023’e yönelik 500 milyar dolarlık ihracat hedeflerine uygun olarak sektör olarak bizler de 2023 için 15 milyar dolarlık ihracat hedefi koyduk. Sektörümüzün dinamik yapısı gereği mevcut pazarlardaki konumumuzu sağlamlaştırırken, yeni pazar arayışlarımız da sürüyor. Üretimden tasarıma yeni teknoloji ve trendleri yakından takip ediyoruz. Markalaşmaya büyük önem veriyoruz. Bunun için Turkish Stones markasını doğal taşın tüm dünyadakijenerik markası haline getirmek gibi bir iddiamız var. Enerji sektöründe ise ülke olarak hedefimiz, kendi kendine yeterlilik. Enerji olmazsa üretim olmaz. Bunun için de mevcut enerji kaynaklarının etkin değerlendirilmesinin yanında, kaynak çeşitlendirme ve dışa bağımlılığı azaltma çalışmaları da büyük önem taşıyor. Ülke olarak bugün bu konuda da büyük yol aldığımızı görüyor ve ülkemizin potansiyeline inanıyorum.

Türkiye’nin 2050 yılında teknolojisi ve üretimi, ihracatı, istihdamı ve güçlü yapısıyla dünyanın lider ekonomilerinden biri olması ülkemizin dinamik yapısı düşünüldüğünde ulaşılabileceğimiz bir hedef. Bu hedefe ulaşmada son dönemde yakaladığımız ivmeyi daha da büyütmek için hepimize, tüm sektörlere büyük görev düşüyor.

Şevket SARAÇOĞLU / Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı
“2050’de ilk 10’da oluruz”

Türkiye’nin güçlü potansiyeli sayesinde iyi bir geleceğe doğru ilerlediğini görüyoruz. Türkiye’nin 2050 yılına kadar ilk 10’u zorlaması ve Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olması bekleniyor. Biz de Mitsubishi Electric olarak Türkiye’nin genç nüfusu, stratejik konumu ve yeniliklere açık yapısı sayesinde hızla artan bir ivmeyle büyüyeceğine inanıyoruz. Çalışmalarını bu yönde planlayan firmamız, Manisa’da ev tipi klima fabrikası kurarak Türk ekonomisi ve istihdamına katkısını daha da artırmış durumda. Önümüzdeki dönemde de klimadan fabrika otomasyonuna, asansör ve yürüyen merdivenden ulaştırma bağlantılı altyapı projelerine kadar Türkiye’de faaliyet gösterdiğimiz her alanda yatırımlarımızı artırmaya devam edeceğiz.

Faruk TELEMCİOĞLU / GÜNDER Genel Sekreteri
“2050’de bölgenin en büyüğü olacağız”

Sektörel anlamda 2050 yılında silikon saflaştırmadan panel üretimine kadar yüzde 100 yerli üretimi başarmış olmayı hedefliyoruz. Ortadoğu, Afrika ve Avrupa çapında en büyük üretici ve ihracatçı olmayı başarmış bir sektör olacağımıza inancımız tam.

Ülke perspektifinden baktığımızda ise kullandığımız enerjinin yüzde 100’ünü yenilenebilir enerjiden sağlayan, tüm yenilenebilir enerji kaynaklarını değerlendirmiş ve enerji bağımsızlığını sağlamış bir Türkiye görmek istiyoruz.

EDA GEZMEK




Bu Konularda İlginizi Çekebilir

Yazımızı beğendiniz mi?

Size daha güzel hizmet sunabilmemiz için lütfen bize destek olun. Yazımızı aşağıdaki sosyal medya sitelerinde paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir