Teknoloji ve İnovasyon Haberleri

GPS teknolojisi olmasaydı hayatımız nasıl olurdu?

“DÜNYA, GPS olmadan ne yapardı?” diye de sorabiliriz.

Ingiliz yayın kuruluşu BBC, Uydu ile Küresel Konum Belirleme Sistemi olarak bildiğimiz GPS (Global Posi-tioning System) için bir araştırma yaptı. GPS yokken de dünyada işler yürüyordu. Ama bir kez bu sistemin kolaylıklarına alıştığımızda onsuz yapamaz olduk.



ABD’nin Austin kentindeki Teksas Üniversitesi’nden iletişim mühendisi Todd Humphreys’in görüşü şöyle:

“GPS’i korumak, güçlendirmek ve kullanım alanını genişletmek konusunda kamuoyunda büyük bir fikir birliği var. Sistem, günlük yaşantımızda o kadar büyük bir rol üstlendi ki, otomobillerimizde, cep telefonlarımızda bile var. O olmadan kendimizi güvende hissetmiyoruz. Kaybolduğumuz zaman bizi, istediğimiz noktaya kolaylıkla ulaştırabi-liyor. Gemileri, kaptanlarının daha önce cesaret edemediği dar ve kayalık kanallardan geçiriyor. Günümüzün modern deniz fenerleri gibi. Arama kurtarma birimleri, kazazedelere GPS sayesinde ulaşabiliyor.”

HAYATIMIZ ÇOK DAHA ZOR OLURDU

GPS olmasaydı, limanlar bugünkü kapasitelerinin yüzde 20’siyle çalışırdı. Bu da mal akışının çok yavaşlaması, marketlerin raflarının boşalması, fiyatların çok yüksek rakamlara çıkması anlamına gelirdi. Limanlarda vinç operatörleri bile gemiden hangi konteyneri indireceğini GPS ile belirliyor.

inşaat endüstrisi, hem inşaat sırasında hem inşaat sonrası denetimlerde GPS’i kullanıyor. Balıkçılar, kurallara uymak için limitleri, GPS sayesinde sonuna kadar zorlayabiliyor. Finansal kurumlar ve bankalar, para transferlerinin doğru ve zamanında yapıldığından emin olabiliyor. Her şey dünya çevresinde dönen 30 uydunun, eşzamanlı olarak çalışabilmesine bağlı. Eş zamanlı derken, saniyenin 100 milyarda biri gibi bir süreden bahsediyoruz. Sinyallerin senkronizasyonu için bu hassasiyet önemli. Bunu da sadece atom saatleri yapabiliyor.

BAŞKA SİSTEMLER DE VAR

Şimdi vereceğimiz rakamlar, GPS’in önemini daha iyi ortaya koyacak. London School of Economics’e göre, etrafımızda dönen uydulardan birinin kaybı, sadece beş gün içinde, Ingiltere’nin 5 milyar 100 milyon sterlinden (6.5 milyar ABD Doları) daha fazla para kaybına neden olacak. ABD ekonomisi ise bir günde tahminen bir milyar dolar kaybedecek. Çiftçinin ekim yaptığı nisan ve mayıs aylarında böyle bir arızanın ortaya çıkması kaybı, 1.5 milyar dolara çıkarabilecek.

Pekiyi GPS hiç mi aksamıyor? Tabii ki aksıyor. Teknik sorunlar, sistemin kapanmasına neden oluyor. Ama sadece birkaç dakikalığına. ABD hükümeti, askeri testler sırasında belli bölgelerin sinyallerini kapatabiliyor. Ne de olsa çeşmenin musluğu onların elinde. Bu nedenle Rusya, “Glonass”, Avrupa, “Gali-leo” ve Çin, “BeiDou” adlı kendi sistemlerini kullanıyor. Hepsinin çalışma prensibi GPS ile aynı. Bu alternatif sistemlerde de çıkarlar söz konusu olduğunda bazı bölgelerin şalterleri indiriliyor.

BÜTÜN BU İŞLER DURUR

“GPS olmazsa neler olur?” maddelerine biz de birkaç ek yapalım:

• Atmosferin gaz içeriklerinin yoğunluğu, su buharı, basınç, ısı, elektriklenme gibi araştırmaları yapılamaz.

• Astronomi çalışmaları aksar (GPS, amatör astronomların bile yeni gök cisimleri keşfetmesini sağlıyor).

• Sürücüsüz araçlar, yollarını ve destinasyonlarını bulamaz.

• Hem askeri hem sivil, detaylı haritalandırma yapılamaz.

• Cep telefonları çalışamaz (Bu cihazlar, GPS’in hassas saat senkronizasyonlarına bağımlıdır).




• Havayolu şirketleri, uçaklarını izleyemez (Uçuşla ilgili tüm bilgileri, pilotlar kadar yer kontrol merkezleri de görür. Bazen pilota tavsiyede bulunurlar. Hava durumu, yakıt, yükseklik bilgileri gibi).

• Doğa yürüyüşüne çıkanlar, kolaylıkla kaybolabilirler.

• Daha da önemlisi, Parkinson hastaları kaybolabilir. Çünkü bu hastalar, dışarı çıktıklarında evin yolunu tekrar bulamazlar (izleme işini elbette ki evlatları ya da torunları yapacak).

• Otonom robotlar, işlerini görmek için gerekli bilgileri alamaz.

TRAJİK BİR OLAY VESİLE OLDU

GPS, Pentagon (ABD Savunma Bakanlığı) tarafından geliştirilen bir sistem. Tamamen askeri amaçlıydı. Ama 269 kişinin ölümü, GPS’in sivil hayata geçirilmesini sağladı. 1 Eylül 1983 günü, Kore Havayolları’na ait 007 sefer sayılı Boeing 747 yolcu uçağı, New York’tan kalkıp Alaska/Anchorage’da ikmal yaptıktan sonra Güney Kore’nin başkenti Seul’e doğru uçarken yanlışlıkla Rusların üzerinde uçuşa yasak olan, Sahalin adası üzerindeki hava sahasına girdi. Rus savaş uçakları önce yolcu uçağına uyarı atışları yaptı. Çünkü sistem farklılığı nedeniyle haberleşme olmuyordu. Uçak rota değiştirmeyince de Kore uçağını düşürdüler. Olayda 269 kişi öldü. Bu felaket üzerine zamanın ABD başkanı Ronald Reagan, GPS’in sivil kullanıma da açılmasını emretti. Böylece yolcu uçakları, doğru bir rota izleyebilecekti (Kazadan sonra çok fazla iddia ortaya atıldı. ABD’nin, yolcu uçaklarıyla casusluk yaptığı ileri sürüldü.

Yolcu uçağının pilotlarının, uyarı atışlarını görmediği iddia edildi. Rusların, yolcu uçağını, ABD’nin casus uçağı zannettikleri söylendi ki olay gece karanlığında oldu.

Kore uçağının pilotlarının, yolu kısaltmak için yasak hava sahasına girdiği belirtildi.

Çünkü pilotlar, yakıt tasarruf ederek şirketten prim alabiliyordu. Ama olan, 269 masum yolcu ve mürettebata olmuştu).

GÜNEŞ, EN BÜYÜK TEHDİT

Aslında GPS de kırılgan bir sistem. ABD’de kötü niyetli kişiler, çaldıkları otomobilin bulunmaması için GPS sinyallerini bozabiliyorlar. Çevrelerinde GPS kullanan diğer kişilerin işini de bozmuş oluyorlar. Yetkililer, bu kişilerin daha da ileri giderek ülke ekonomisini tehlikeye atacak altyapı saldırıları yapmasından endişe ediyor. Ama çok daha büyük bir tehdit söz konusu: Güneş.

1859 yılında olduğu gibi güneş rüzgarları dünyayı süpürürse, GPS tamamen çökebilir. Buna “Carrington Olayı” adı veriliyor (İlk kez söz konusu yılda İngiliz gökbilimci Richard Christopher Carrington tarafından ortaya çıkarıldığı için bu adı almış). 1-2 Eylül tarihlerinde olan güneş fırtınası, dünyanın jeomanyetik dalgalarla dövülmesine neden olmuştu. O zamanlar telgraf haberleşmesinin aksamasından başka bir olumsuzluk yaşanmadı. Ama bu haberleşmenin kesilmesi bile o yıllar için çok önemliydi.

YENİ ALTERNATİFLER GELİŞTİRİLİYOR

Yine böyle bir olay olursa alternatifimiz var mı? Evet, var. İkinci Dünya Savaşı yıllarında geliştirilen Loran (Long Range Navigation – Uzun Menzilli Seyrüsefer) imdadımıza yetişecek. Her şeyi düzeltmeye gücü yetmeyecek ama yine de “hiç yoktan iyidir” dedirtecek. O yıllarda Atlantik Okyanusu’nu geçen müttefik gemileri, konumlarını bilmek için Loran’a bel bağlıyordu. Gemilerin sinyal alabilmesi için ABD ana karasında 200 metre yüksekliğinde antenler kurulması gerekiyordu. Sistemin yanılma payı, birkaç mildi.

ABD, İngiltere ve diğer müttefikler, GPS sonrası Loran antenlerini 2000’lerin başında söktü. Fakat sistem, tamamen çöpe atılmadı. eLo-ran adı verilen yeni sistem, GPS kadar hassas. Yanılma payı 15 metre olan eLoran, uyduya ihtiyaç duymadığı gibi sinyallerinin bozulması da çok zor. Ayrıca uzun tünellerde GPS sinyallerini kaybedebilirsiniz. eLoran’da böyle bir kayıp söz konusu olmaz. Teknoloji hızla ilerliyor. Bir gün GPS de tarih olacak. İsveç şirketi “Everdrone”, GPS kullanmadan hastaneler arasında drone’larla ilaç alışverişi yapan bir sistem geliştirdi. Ingiltere’de de mevcut radyo sinyallerini kullanarak konum belirleme çalışmaları yapılıyor. Sistem 2025’te devreye girdiğinde uydu kullanımına gerek kalmayacak. Kötü niyetli kişiler, siber saldırılar, teknik arızalar, kazalar, doğal felaketler, sistemi bozamayacak. Güneş bile…

ALEV RIGEL


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu